Voleybol oynamaya nasıl karar verdin? Seni teşvik eden unsurlar nelerdi?
İlkokuldayken üç sene boyunca yüzdüm. Fakat kulağımdan bir rahatsızlık geçirdiğim için başka bir spor yapmak istedim. Voleybol oynamayı istiyordum ve ailem de bunu onaylıyordu. İzmirspor’da antrenörlük yapan bir akrabamız da çağırınca önce spor okuluna yazıldım. Boyum uzun olduğu için çok ilgilendiler. Arkasından da lisansım çıktı. Daha sonra yine İzmir takımlarından Alternatif’e geçiş yaptım. İki sene orada oynadım ve Göztepe’ye transfer oldum. Bir sene sonra şimdiki antrenörüm Bülent Karslıoğlu başımıza geldi. Üç sene beraber çalıştık ve Türk Telekom’a geçtik. Ben daha sonra Ankaragücü’ne transfer oldum. Bu sezon da Beşiktaş’ta oynuyorum.
Orta oyuncu pozisyonuna nasıl yönlendin?
Antrenörlerim yönlendirdi. Smaçör de olabilirdim ama o pozisyona yerleştirildikten sonra hep onun için çalıştım. Seviyorum da... Özellikle blok yapmaktan inanılmaz zevk alıyorum. Zaten bir orta oyuncu için vazgeçilmez bir hareket. Onun dışında hızlı top vurmayı ve tek ayağı da çok seviyorum.
Beşiktaş’a geliş sürecin nasıl gelişti?
Geçen sene de teklif vardı ama kısmet olmadı. Bu sezon hem Beşiktaş gibi büyük bir kulüpte oynama isteğim hem Bülent Ağabey’in varlığı gelişimde etkili oldu. Çünkü o benim oyunculuğumu ben de onun antrenörlüğünü, disiplinini, kurallarını biliyorum. Bana özellikle teknik olarak çok şey katacağını düşünüyorum.
Peki İstanbul seni korkuttu mu?
Çok korkuttu! Aslında Beşiktaş’ta evimiz vardı ve eşimle birlikte orada yaşayacaktık. Ama İstanbul trafiği, eşimin Almanya’ya gitme durumu ortaya çıkınca beni tedirgin etti. Sonuçta çok fazla yer, yön bilmiyorum. Bu nedenle 4. Levent’te bir ev kiraladık. Şimdi takım arkadaşlarımın da yardımıyla yavaş yavaş alışıyorum. Zaten sosyal anlamda fazla aktif biri değilim. Antrenman dışında genellikle film izleyip sudoku çözüyorum.
Anladığım kadarıyla takım içindeki arkadaşlıklar gayet iyi gidiyor...
Evet, hiçbir sorunumuz yok. Hepimizin arası iyi. Ben buraya gelmeden önce Pınar’ı, Yeliz’i, Müge ve Banu ablayı tanıyordum. Dediğim gibi fazla dışarı çıkmıyorum ama alışveriş yapmak ya da hava almak istediğimde beraber oluyoruz.
Şimdiye kadarki izlenimlerine dayanarak; sence Beşiktaş’ın diğer kulüplerden farkı ne?
Öncelikle çok büyük bir camia. Hatta ilk geldiğimde bunun çekingenliği de vardı üstümde. Türk Telekom da önemli bir takım ama Beşiktaş çok farklı. Yöneticilerimiz çok yakından ilgileniyorlar. Formasından çorabına, ayakkabısına kadar destek oluyorlar. Salonumuz çok güzel ve inanılmaz imkanlar var. Burada olmaktan çok memnunum.
Lig öncesi hazırlıklarınız nasıl geçti?
Sormayın (gülüyor)! Açıkçası Ankaragücü’nde oynarken sezon öncesi hazırlıklarında kondisyon olarak fazla yükleme yapmazdık. Ama Bülent Ağabey bizi epey çalıştırdı. 73 kilodan 69 kiloya düştüm. Sabah 07.00, öğlen 15.00 arası çalıştık. Çok yorucuydu ama işimize yaradı. Ben kendimde fazlasıyla gelişme görüyorum. Umarım devam eder.
Uzun yıllardır onu tanıyan biri olarak Bülent Karslıoğlu’nu nasıl anlatırsın?
Hırslı, disiplinli ve kuralcı... Sürekli bize bir şeyler öğretmeye çalışıyor. Hiçbir antrenör, özellikle teknikle ilgili size bir şeyler anlatmaz. En azından ben öyle birini görmedim. Bülent Ağabey sürekli bir şeyler katmaya çalışıyor. Takım içindeki arkadaşlık da buna dahil. Antrenman süresince inanılmaz ciddidir. Onun takımındaysanız işinizi yapmak zorundasınız. Geyik yapmamıza izin vermez. Zaten halimiz de kalmıyor (gülüyor). Ama antrenman dışında sıcakkanlı bir insandır.
Peki ya kendini nasıl anlatırsın?
İnatçı, hırslı ve biraz agresifim. Çok çabuk parlıyorum. Bir şey yapmaya çalışıp da yapamadığım zaman etrafıma negatif elektrik saçıyorum. Bu özelliğimi pek sevdiğimi söylemem. Sevilecek gibi de değil zaten (gülüyor). Gerçi eskiden daha kötüydüm, şimdi kendime daha sabırlı olmayı öğretiyorum. Bunun dışında sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Söylenenleri çabuk kapıyorum. Sonuçta kaç senedir bu işi yapıyorum. Yetenekli olmasaydım buralara kadar gelemezdim.
Sıradan bir günün nasıl geçiyor?
Sabah erkenden kalkıyorum ve bir kek bir süt içip antrenmana gidiyorum. Eve döndüğümde güzel bir kahvaltı yapıyorum ki bu öğüne inanılmaz düşkünüm. Daha sonra 1-2 saat uyuyorum. Yoksa kendimi yorgun hissediyorum. Kalkıp tekrar antrenmana gidiyorum. Akşam da hemen yemeğimi yiyip battaniyeme sarılarak ya televizyon izliyorum ya sudoku çözüyorum ya da kitap okuyorum.
Takımın şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsun?
Henüz yabancı oyuncu eksiğimiz var ama buna rağmen mücadeleci bir ekibiz. Herkes hırslı ve elinden geleni yapmaya çalışıyor. Tabii bu hem bizim hem de antrenörümüzün hırsı. Aramızda bir sinerji var. Herkes birbirine yardımcı olmaya ve açıkları kapatmaya çalışıyor. İyi niyetli oyunculardan kurulu bir takımız.
Takımın hedefleri hakkında neler söyleyebilirsin?
Aslında şimdiden konuşmak doğru değil. Tabii ki her takım gibi başarı ve özelikle şampiyonluk isteğimiz üst düzeyde. Avrupa’da da başarılı sonuçlar almak istiyoruz. Ama değerlendirme yapmak için erken olduğunu düşünüyorum.
Kişisel hedeflerin neler?
Aslında birkaç senemi boşuna geçirmiş gibi oldum. Oynamaya devam ediyordum ama teknik ve taktik olarak kendime fazla bir şey katamadım. Daha doğrusu yardım edilmedi. Ama burada bana yardım edebilecek bir antrenör var. Hatta eşimle aynı şehirde olmama durumuna rağmen bu sebeple Beşiktaş’ta oynayacağım diye tutturdum. Üç aydır da bunun meyvelerini topladığımı düşünüyorum. Eğer böyle devam ederse hem uzun yıllar Beşiktaş formasını giymek hem de milli takımda yer almak istiyorum.
Eşini ikna etmek zor olmuştur...
Çok zor oldu. Aslında o evlendikten sonra voleybolu bırakmamı istiyordu. Ama benim devam etmeyi çok istediğimi bildiği için bir maçımı izlemeye geldi. O maçta ne kadar hırslı bir oyun sergilediğimi görünce, ertesi günü “Sen bu işi yapmalısın. Yeteneklisin ve bunu ne kadar istediğini gösteriyorsun. Ben sana engel olmayacağım” dedi. Beşiktaş gündeme geldiğinde yine “Ayrı kalacağız, iyi düşün” dedi ama sonunda ikna ettim.
Teşekkür ederim.
BEŞİKTAŞ DERGİSİ
RÖPORTAJ: SENEM GÜLKAR
FOTOĞRAFLAR: A. KÜRŞAD KAPLAN