Avrupa Şampiyonası dönüşü, Katar Doha'daki Dünya Kulüpler Şampiyonası'na gittiğim için yazım biraz gecikti.
İlk yazımda da belirttiğim gibi Avrupa Şampiyonası'ndaki izlenimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Son Avrupa Şampiyonası'nda gördüklerim, bana garip geldi. İlk grup maçları çok zayıf geçti. Sadece iki maç çok hoşuma gitti. Azerbaycan - İtalya ve Hollanda - Rusya maçları. Çok inanılmaz üst seviyede maçlar değillerdi fakat güzel oyunlardı.
Türkiye'ye değinirsek maçlar illerlerdikçe iyi oynamaya başladılar. Polonya'dan sonra Neriman'da çok gelişme gördüm. Polonya ona yaramış diyebilirim. Bahar Toksoy'da Orta oyuncu olarak git gide gelişiyor. Vakıfbank'ta Giovann'nin onu iyi çalıştırdığı bir gerçek. Naz'ın olmayısı takımı pek fazla etkilemedi diye düşünüyorum. Özge'ye gelince. Çok iyi pasör değil, ama iyi takım oyunu oynuyor.
Benim şampiyona başında favori olarak gördüğüm Rus takımına bakarsam. Rusya, stilini kybetmiş göründü, fiziksel olarak çok kötüydü ve maçlara konsantre olamadı. Sebebini bana soracak olursanız, bunun nedeni oyuncuların isteksizliğiydi. Takımda sadece 2 kişi Gamova ve Bardakova istekli olarak mücadele etti. Diğer oyuncular ise takım oyununa ayak uyduramadı. Antrenöre ise ilk alıyı dahi belirleyemediği gözüktü. Her maça ayrı kadro ile çıkması, oyuncularda da bir belirsizlik oluştu. Sonçta Ruslar yarı finle bile kalamadan elendi.
Bu arada Rusya – Türkiye maçı benim için çok zor oldu. İki takımıda maçta tuttum. Ama Rus olduğum için, gönlüm biraz daha fazla Rusya'dan yanaydı.
Türkiye'nin grup maçlarına bakacak olursak, Türkiye - İtalya maçında İtalya her zamanki eski oyuncuları ve aynı sitiliyle mücadele etti. Ama artık çok bilinen bu stil karşısında tüm takımlar, daha bilinçli ve daha istekli oynuyor. Bu sayede de Türkiye, az hatalı oyunun sonucunda maçı kazandı.
Yarı finalde ev sahibi Sırbistan ile oynadık. Bu maçın Sırbistan'da oynanmaması durumunda kazanacağımızı düşünüyorum. Seyirci desteği çok önemliydi. Bizim Rusya'da bir söz vardır, ' Evde olsam bana duvar bile yardım eder.' Buradan da anlaşıldığı gibi Sırbistan bütün maçlarını seyirciyi arkasına alarak ve Brakocevic'in muhteşem performansının yanı sıra takım olarak iyi blok yaparak kazandı.
3.'lük maçında yine İtalya karşımıza çıktı. Grupta kazandıktan sonra bu maçıda kazanmalıydık. Maçta teknik ve taktik olarak çok iyi oynadık. Neslihan'da bu maçta çok iyiydi. Gülden çok iyi manşet aldı. Esra'da gayet iyi kaptanlık yaptı. Çok güzel havayla çıktığımız maçı tüm takım olarak güzel oynayıp kazandık.
Final maçına bakarsak, Sırbistan Almanya ile oynadı. Almanya ilk iki set çok iyi performans gösterdi. Daha sonra Sırbistan aynı Harry Potter filmindeki sihirli kuş Fenix gibi yeniden ışıldadı ve ateşlendi. Bu maçta Brakoceviç ilk kez kötü oynadı. Bu kez de ortaya Molnar ve Malagurski çıktı. Bu iki oyuncu takımı aldı götürdü. Seyirci de takımı çok motive etti. Böylece şampiyonluk geldi.
Sonuç olarak bu turnuvada bir yıldız ve star yoktu. Tüm takımlar takım oyunu oynayarak birşeyler yapmaya çalıştı ve başarılı da oldu. Uzun zaman bir arada ve aynı antrenörlerle çalışan takımların başarılı olduğunu gördük. Sadece Türkiye'de antrenör yeni oyuncular aynıydı...
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşçakalın...