ALE ALE ( Bu şarkı sözüydü ama neyse)
Alessandro Chiappini istifa etti. İki sporcumuzla birlikte Polonya da bir takıma gittiği söyleniyor.
O sporcuların uzun yıllar antrenörlüğünü yapmış olan arkadaşımız Mehmet Bedestenlioğlu da Chiappini’n yardımcılığını yapıyordu. Ekip ekiptir, acaba Mehmet’te Polonya’ya mı gidiyor diye düşünmeden edemiyoruz.
Milli takımlarımızı, herzaman Türk antrenörünün çalıştırması gerektiğine inanmış biriyim, herzamanda bu fikrimi söylemekten çekinmedim.
Gökhan Edman’ın ilk Eczacıbaşı antrenörlüğünde ve Avrupa şampiyonu olduğu zaman yanında onu sonuna kadar destekleyen bir idareci olarak, Adnan Kıstak’la Milli takımlarda elde ettiği başarılarda, Rahmetli Deniz abi ile başlayıp Reşat Yazcıoğulları ile Filenin Sultanlarının doğuşunu yaşamış Federasyonda görevli olan bir koordinatör olarak, acizane düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ayrıca; Erkek Milli takımlarımızda görev yapan ve gerçekten çok başarılı olan degerli arkadaşlarım, Sevgili Nedim Hoca ve Işık kardeşim, ülkemize hak ettiği başarıları getiren arkadaşlarımdır.
Bu arkadaşlarım Türkiye’ye gerçek turnuvalarada, gerçek başarıları getirmiş arkadaşlarımızdır.
Eskiler kusura bakmasın ama bu arkadaşlar, Türk Voleyboluna sınıf atlatan arkadaşlardır. Kim nederse desin
Bayanlar Avrupa ikincisi olduktan sonra Türkiye fazlasıyla Voleybolla ilgilenmeye başladı.Bakmayın, Rahmetli Değer abimiz eskileri anlatırdı, çok doğru söylerdi ama bugün yönetimde yeralan hiçbir arkadaşımız Avrupa’da bir derece görmemiştir. Gene de bilmeyenler anlatırlar her neyse.
Hani şimdi Referandum yapılacak, oy vereceklerin çoğu 1980 Anayasa’sı yapıldığında dünya’da yoktular ya buda öyle birşey.
Milli takımlarda görev yapanlar için hep bir dedikodu çıkmıştır.Yardımcı antrenör oyuncularının peşinden gidiyorsa gibi. Ama o kadar servis arabasının bakımını yapanlar herhalde bugünleri bekliyordu.
Hocam; Voleybolumuz yalnızca teknik ve yapım eksikleri olan mabetlerimizle bir yere gitmez. Salonlar gerçekten çok başarılı ve de mutlaka olmalı, o başka. Amma;
Milli takımlarımızın mutlaka başarılı olması lazım.
Kulüp takımlarımız başarıları da peşinden gelir.
Çok basit, Milli takımlar tüm ülke birliğinde değer kazanır, kulüpler taraftalarla bağlıdır her ikiside olmazsa olmaz.
Bizde herkes spor işini çok çabuk öğrenir. Ona bağlı olarak baş antrenörü gönder, yardımcısı bu işi daha iyi yapar gibi boş bir bilgiye sahip olurlar.
Aman; sakalı kestik bıyık bıraktık görüntüyü değiştirdik diyerek aynı fikir yolunda olmasınlar, Başarı Olmaz ise Hayellerde Olmaz.
Biz Dünya Şampiyonasında sağlam bir gruptayız, elini vicdanına koyan herkes bunu görüyor, ama biz ulus olarakta bazı olmazları başaran bir milletiz ve yapabiliriz. Doğru ve akıllı seçimi yaparsak.
Bütün yönetimle ben top oynadım herşeyin en güzelini yaşadım diyenlerle biryere gidemeyiz.
Arkadaşlar bizim hedefler artık büyük, hiç birimiz buraları görmedik ama ulaşılmaz değil, kafaları ve danışmaları değiştirelim ufkumuzu teknik ve yapım eksiklikleri olan mabetlere gömmeden, aklı selim olarak düşünelim. Pardon ya, 72 Milyonluk ülkeyiz, yalandan 50 bin lisanslı spor dalında da başarı istiyoruz.
Onun adamı, bunun desteklisi demeden, içten pazarlıklı olmadan. Yeni insanlarla yeni fikirlerle cesaretle.
Korkmayın herşey para değil yazdan yaza enbüyük organizasyonu biz yaptık, en iyi yayını biz yaparız, en iyi binayı ben yaptım derdinden kurtulalım, merak etmeyin bu ülke, bu spor camisı bizim, kimse kimseyi unutmaz. Yeter ki imam sorduğunda gönülden “iyibiliriz” diyelim.
Eğer yabancı antrenörlere verdiğimiz haklar ve hukukları kadar bizim insanımıza da verir ve destek olursak,
Takımı getir bakalım kimi aldın kimi gönderdin,
Altıyı yaz bakalım şuraya denmiyecekse,
Makul isteklerini yerine getirmek için tüm görevliler uğraş verirse,
Tüm ekibini huzur içinde kurma hakkını tanırsak.
Yabancı arkadaşa tanıdığımız toleransıda tanımamız halinde.
Bizim Türk her arkadaşımızın bu görevi başarı ile yerine getireceğine inanıyorum.
Arzu ettiğimiz başarıları yakalamamamız için hiçbir engel yok yeterki gölge etmeyelim.