Sporda tesisin önemini tekrar tekrar anlatmaya gerek yok. Ancak, gençlere tatmadıkları bu eksikliği anlatma gereği duyuyorum. Bunun nedeni de geçtiğimiz günlerde Ankara’da açılışı yapılan Voleybol Kompleksi’nin asıl değerini vurgulamaktır.
Çok güzel bir spor tesisine kavuştuk. Bunu gerçekleştiren Türkiye Voleybol Federasyonu’na ve Başkan Erol Ünal Karabıyık’a, özerklik konusunda büyük çabaları ile bu yolu açan eski Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay’a, dolaylı katkıları nedeniyle kulüplerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Açılış gününde salonun kapı ve pencerelerinde, odalarında, asansörlerinde v.s. gibi eksiklikler, tören ve All Star gösterisindeki aksamalar işin tuzu biberi. Kalıcı olan eserdir ve aksamaların benim gözümde hiçbir önemi yok. Eksikler kısa zamanda tamamlanacaktır. Çünkü, bu tesisi oraya diken Erol Ünal Karabıyık’ın en ince noktaya kadar takip eden titizliğini biliyorum. Yeter ki koruyacak kadrolar seçilirken yakın titizlikteki kişiler bulunabilsin.
Nelere Şahit Olduk
Yarım asıra yaklaşan spor yaşamımda (gazetecilik-hakemlik-antrenörlük) tesis yokluğunu hep hissettim. Atletizm çalışması için gittiğim, o zamanki adıyla Mithatpaşa Stadyumu'nun (Şimdiki Beşiktaş İnönü Stadyumu) kapısından defalarca döndüm. Stadyumda çeşitli engeller oluyordu ve İstanbul gibi büyük şehirin başka atletizim pisti yoktu. Arada bir çalışabilen sporcunun ne kadar başarılı olabileceğini siz düşünün.
Okul ders programlarında haftada bir ders Beden Eğitimi bulunurdu ve onları da sınıflarımızda oturarak geçirirdik. Çünkü okullarda spor salonu yoktu.
Voleybol ligleri İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Gümüşsuyu Kampüsü Spor Salonu’nda oynanırdı. Eskiler bilir, bu salondaki voleybol filesinin germe ipleri zemine bağlıydı. Salonun iki sıralı tribünü, hakem iskemlesinin hemen üzerindeydi, gerisini siz düşünün. Spor Sergi Sarayı’na (şimdiki Lütfü Kırdar Kongre Sarayı) alınabilen maçlar çok şanslıydı. Onun zemini de bir süre asfalttı ve sonraları ahşap plato yapıldı.
Salonları, statları anlatmayı sürdürürsek sayfalar sürer. O şartlarda nasıl kaliteli spor yapılabilirdi? Tabii volaybolda güçlü yabancı takımlardan alabildiğimiz sayıların toplamı arttıkça teselli bulur, atletizmde bir tur geçmek, Avrupa basketbolunda ilk 10 takıma yaklaşabilmek, futbolda az gol yemek bizleri sevindirirdi. Futbolda İngiltere’den 2 defa, Polonya’dan da bir defa 8-0’lık yenilgiler almıştık.
Daha sonraları Avrupa’da ülkelerin imkanlarını gördükçe içimizin acısı artttı ve geri kalışımızın nedenlerini daha iyi anlar olduk. Türk gencinin yetenekleri değil, imkanları eksikti.
Daha İyi Anlamak
Ankara’da TVF Başkent Voleybol Kompleksi’nin açılışı ve All Star Voleybol Şöleni’ni izlerken, geçmişte yaşadıklarımız bir bir gözümün önünden geçti. İstediğiniz kadar iyi hocalarınız olsun, onlara ve sporcularımıza iyi imkanlar veremediğimiz taktirde sonuç alamayız. 10 ayda bu hale getirilebilen tesisi görürken, yapımı yıllardır süregelen ve tamamlanamadan çağ dışı kalan Ataköy’deki Olimpik Spor Salonuda aklıma geldi. Devamlı devlet egellerine karşı, özerk bir kuruluşun pratikliği tercih edilmez mi? Özerkliği getirenlere dua edilmez mi? Tabii bu özelliği kullanabilip avantaja çeviren kişiler olduğu sürece. Diğer Federasyonlarımızda Erol Ünal Karabıyık’ın becerisini henüz göremedik. Dileriz ki gelecekte onlarda da görelim. Bütün sporcularımız, bütün gençlerimiz rahat spor yapabilsin.
Sıra İstanbul’da
7600 seyirci kapasiteli spor salonu, federasyon idari bölümleri, performans ölçüm salonu, voleybol müzesi, 3 adet plaj voleybolu salonunu da taşıyan dev tesis, 70 yataklı voleybol oteli, voleybol ihtisas lisesi, 900 seyirci kapasiteli Beştepe Voleybol Salonu ekleri. Bunlar Ankara’da yapılanlar. Şimdi biz de İstanbul’da yapılacakları bekliyoruz. Burhan Felek Spor Salonu’ndaki büyük hafriyat devam ediyor. Başkan Karabıyık, Mart ayı başında temel atma töreninden 10 ay sonra bu tesislerin açılışını yapacağını söylüyor. “ Yapılanlar, yapılacakların teminatıdır” sözünü düşünüyor ve 50. Yıl Spor Salonu ile plaj voleybolu salonunun kısa sürelerd yapılışını da hatırlayarak Erol Ünal Karabıyık’a inanıyorum.
Özel olarak; gençlerimize, çok yabancısı oldukları spor tesisi eksikliğinin sporun gelişmesindeki önemini belirtiyor ve bu çok önemli atağı sistemli çalışmalarıyla değerlendirmelerini diliyorum. Çünkü yeteneği tam olan insanımızın önemli bir eksiğinin de sistemli ve sürekli çalışma olduğuna inanıyorum. O da daha sonra dertleşebileceğimiz diğer bir konu...