Bugun...
İLK KUPALAR HALKBANK VE VAKIFBANK'IN


Alev Anakok
alevanakok@gmail.com
 
 
 

Voleybol sezonu önce erkeklerde Spor- Toto Şampiyonlar Kupası ile açıldı. Ardından da Pazar günü 2014- 2015 sezonu Erkekler 1. Ligine “merhaba” dedik.

 

Salı günü bu kez sahaya bayanlarımız çıktı. Ankara da oynanan Spor- Toto Şampiyonlar Kupası heyecanı yaşadık. Hafta sonu da bu kez onların ligi başlayacak.

 

Bu girişten sonra yazıma önce sezonun ilk kupalarının sahiplerini bulduğu maçlardan söz ederek başlamak istiyorum.

 

SAMSUN DA KAZANAN HALKBANK OLDU

 

Salı günü federasyonun davetlisi olarak gazeteci arkadaşlarımla birlikte Samsun'un yolunu tuttuk. Aradan bir hafta geçti. Ancak ben yine de bu kupa müsabakasına değinmek istiyorum.

 

Geçen sezonun lig ve kupa şampiyonu Halkbank ile lig ve kupa finalisti Fenerbahçe'yi karşı karşıya getiren maçın sezon başı olmasına rağmen güzel bir mücadeleye sahne olduğunu düşünüyorum.

 

Yaptığı transferlerle ligin favorisi olarak gösterilen Halkbank'ı daha önce Galatasaray'ın düzenlediği Payidar Demir Turnuvası'nda izlemiştim. O günden bu yana tempoları biraz daha artmış. Gerçi daha işin başında gibi görünen Fenerbahçe karşısında zaman zaman sıkışsalar da ilerleyen günlerde yani Şampiyonlar Ligi'nin başlangıç dönemlerinde farklı olacaklar. Çünkü kadro gerçekten çok iyi.

 

Hele Sokolov, rakipler için tam anlamıyla bir bela. Çok sert hücum yapmasının yanında blok yerleşimini boşa çıkaracak kadar da akıllı.

 

Bir örnek vereyim: 2'den üst üste 3 kez keskin çapraza, yani 3 metre üstüne hücum yaptı. 3'ü de sayı oldu. Fenerbahçe bunun üzerine bloğu çapraza kurdu. Bu kez arka arkaya iki hücumu paralele yaptı. Bu 4 metre civarına giden ataklar defans yapan oyuncunun üstüne gitse de serliği fazla olduğu için oyunda kalmadı. Bu anlattığıma bakarak “her vurduğu top ölüyor” anlamı çıkmasın. Tabi ki blokta da yakalanıyor, hatada yapıyor ancak en kritik anlarda sayıyı buluyor. Ayrıca servisleri de çok sert (bu maçta 5 direk sayı buldu).

 

Juantorena bildiğiniz gibi. Blokta ki eksikliği dışında tam bir “joker”. İki orta oyuncu Emre (14 sayı. 10 hücum 9'u sayı, yüzdesi 90) ile Resul (9 sayı. 9 atak 8 sayı, yüzdesi 89) çok etkililer. Doğal olarak ortalar iyi olunca köşelerde rahatlıyorlar.

 

Orta oyuncuların bu kadar aktif olmalarının hiç şüphesiz ki en büyük nedeni pasör Ulaş. % 21 iyi manşet gelmesine karşın ortalara pas atıyor. Toplam 19 top attı ama ben bunun iyi manşet oranının yükselmesiyle daha da artacağını düşünüyorum.

 

Kubiak için fazla bir şey söylemek istemiyorum. İyi bir oyuncu. Şimdilik biraz yorgun ve henüz istenen uyumdan uzakta.

 

Libero Nuri'nin de biraz zamana ihtiyacı var.

 

Oyuncuların bu maçta bende bıraktıkları izlenimin, ligin ilk maçı olan Maliye Milli Piyango karşısında da tekrarlandığını arkadaşlarım bana fısıldadılar.

 

Bunun üzerine müsabakanın istatistiklerine göz atma ihtiyacı hissettim. Gerçekten de farklı bir durum yoktu. Sokolov yine sahnedeymiş (22 sayı. 4'ü servis, 1'i blok. Gerisi hücumdan. 24 pas almış, 17 sayı üretmiş, yüzdesi 71).

 

Bu kez iyi manşet oranı %17 gibi çok düşük olmasına rağmen, hücumda Juantorena da sahne almış (23 top 16 sayı, yüzdesi 70).

 

FENERBAHÇE

 

Sarı- lacivertlilere gelince; Genelde uyum sorunu yaşıyorlar. İki yeni transfer Nikic ile Wijsmans'ın hazır olması için zamana ihtiyaçları var. İki oyuncu da hücumda iyiler. Ne var ki servise karşı iyi manşet oranları şimdilik beklenildiği gibi değil (Nikic % 14- Wijsmans % 18). Bu durum da Arslan'ın ortaları az kullanma sorunu çıkıyor (Kemal'e 5, Emin'e 6 top).

 

Miljkovic sezon yeni başladığı için fizik olarak düşük. Bu gücünü tam kullanamamasına yol açıyor. Üst üste 2 top aldığında da yoruluyor. Onu yıllardır izliyoruz. Biliyoruz ki kritik maçlarda her zaman olduğu gibi yine farkını ortaya koyacaktır (39 pas aldı, 18 sayı buldu, yüzdesi 46).

 

Libero Serkan da, Nuri gibi henüz beklenen düzeye gelememiş.

 

ZİRAAT'E SET VERMEDİLER

 

Fenerbahçe hafta sonu ligin ilk karşılaşmasında, Ziraat Bankası'nı set vermeden yendiler ama Çarşamba günü Samsun da ortaya koydukları oyunun uzağında kaldılar.

 

Servise karşı manşetler de yine sorunlar vardı (% 45. İyi manşet % 31).

 

İyi manşet yüzdesi düşük olunca hücumda da çok etkili olamadılar (% 45). Bu arada Arslan'ın tercihleri yine köşeler oldu. 3 köşe oyuncu toplam 63 kez topla buluşurken (Miljkovic 26- Nikic 19- Wijsmans 15), iki orta oyuncu sadece 5 pas aldı (Kemal 4- Emin 1).

 

Aslında Ziraat Bankası da farklı değildi. Manşet sorunu (% 32, iyi manşet % 15) onlarında oyunu köşelere yıkmasına neden oldu. Bu da büyük sorun yarattı. 3 yabancı için henüz bir şeyler söylemek doğru değil ama bu maçta pek ortalarda görünmediler. En iyisi biraz beklemek.

 

BİZİM OYUNCULARA YAZIK OLUYOR

 

Henüz ligin ilk maçında böyle bir başlıkla olaya girmek, pek doğru olmasa da ilerleyen günlerde fazla bir değişim de olmayacak gibi duruyor.

 

Halkbank'a bakıyorum; Burutay dışarıda. Her set oyuna giriyor. Kupa maçında çabuk çıktı. Ligde de sonradan oyuna girip biraz daha fazla süre aldı.

 

Fenerbahçe de Metin oturuyor. O da sadece servise giriyor. Gerçi Halkbank maçında son iki set girip az bir süre oynama şansı yakaladı (ancak antrenörü onu her zaman ki yeri olan pasör çaprazında değil, 4'den oynattı).

 

Ziraat Bankası'nda geçen sezonun başarılı oyuncusu Burak (sakatlığı olup olmadığını bilmiyorum) hiç oyuna girmeden maçı tamamladı.

 

Bu durumun içimi fazlasıyla acıttığını şimdilik bir not olarak düşeyim...

 

VAKIFBANK- FENERBAHÇE GRUNDİG

 

Ankara da Spor- Toto Şampiyonlar Kupası maçı öncesi iki takımı çok merak ediyordum. Kafamda bir çok soru vardı. Oyuncuların çoğunun Dünya Şampiyonası'nda oynaması nedeniyle fiziki yönden sıkıntılı olacaklarını düşünüyordum. Buna uyum sorununu da eklediğimde vasat bir müsabaka izleyeceğim varsayımı ağırlık kazanıyordu. Ayrıca antrenörlerin hangi yabancı oyuncuları tercih edecekleri de merakımı katlıyordu.

 

Maç başladığında görüldü ki takımların oturması için zamana ihtiyaçları var. Ancak az da olsa keyifli anlarla da vardı. Bu arada sporcuların beceri dolu, göze hoş gelen hareketleri de karşılaşmaya renk kattı.

 

NOTLAR

 

Önce takımların sahada yer alan kadrolarını notlarıyla birlikte vereyim (Cumhuriyet Gazetesi'nde bu şekilde yayınlandı). Sonra açılımı ve müsabaka ile ilgili görüşlerimi aktaracağım.

 

HAKEMLER: Bayram Dikmentepe, Onur Hoşnut

VAKIFBANK: Gözde (8), Bahar (6), Sheilla (7), Elitza (6), Milena (6), Naz (7),Gizem (Libero 7), Güldeniz (6), Çağla (7), Ceren (5)

FENERBAHÇE GRUNDİG: Lo Bianco (6), Kristin (5), Dicle (5), Polen (6), Kim (6), Eda (7), Merve (Libero 6), Meliha (5), Ezgi (5), Elif (6), Gökçen (6)

SETLER: 25-20, 25-18, 25-23

NOT: Oyuncuların formalarının arkasında yazan isimlerini yazdım.

 

Gelelim detaylara...

 

Vakıfbank; yeni yabancılar henüz uyum sorunu yaşasalar da yine eskisi gibi iyi bir görüntü veriyorlar. Servis silahını iyi kullanıyorlar. Sheilla'nın oyunu gözü okşuyor (1 servis, 2 blok, hücumdan 13, toplam16 sayı. Atak yüzdesini de vereyim: 37).

 

Milana Rasic: En çok beğendiğim orta oyunlardan biri olan Sırp sporcu biraz tutuktu. 5 blok sayısı onu biraz öne çıkardı ama hücumda ortalarda görünmedi. Belki Naz ile uyum sorunu yaşıyorlar ancak yine de 17 pastan 2 sayı çıkarması (% 17) ona yakışmadı.

 

Elitza Vasileva: Henüz bir değerlendirme yapmak çok için erken olsa da, bana göre Milli takımda fırtına gibi esen Bulgar oyuncu bu takımın yumuşak karnı olacak gibi duruyor. Ataklarda belki yine iyi işler yapacak (% 40). Ne var ki özellikle servise karşı manşetlerde biraz daha üstüne gidilirse işler karışabilir (aslında bu müsabakada ki istatistikleri iyiydi. 14 manşet aldı, direk hata yapmadı, yüzdesi 57, iyi manşet % 50. Ancak ben bu verilere karşın yine de farklı düşünüyorum). Gerçi dışarı da Costagrande var. Ama bu kez sıkıntı hücumlarda ortaya çıkar.

 

Naz'ı fizik olarak da, kafa olarak da biraz yorgun buldum. Smaçörlerle uyumuna zaman gerekiyor.

 

Bahar da Naz gibi biraz isteksiz.

 

Gizem bildiğiniz gibi her zaman iş yapıyor (20 kez manşet aldı, 2 hata yaptı, yüzdesi 60. İyi manşet yüzdesi 50).

 

Gözde'yi sona özellikle bıraktım. Takımın en skoreri olurken, servise karşı manşetlerde çok yüksek bir değer yakaladı (13 kez manşet aldı. 1 hata yaptı, yüzdesi 77, iyi manşet % 77). Hücumda takımın en iyisi (31 pas aldı, 16' sı öldü, yüzdesi 52). Eksik olansa; daha önceden de yazdığım gibi taktik servis atma düşüncesi nedeniyle servisi yumuşatması (yine sayısı yok) ve bu güzel performansını elleri açık zıplayıp sonradan birleştirdiği için blok sayısını daha da fazlalaştıramaması (1 blok).

 

“O kadar da olsun” diyeceksiniz. Ben sizlere katılmıyorum. Hücumda, manşette, defansta bu kadar iyi olan bir voleybolcunun bu konularda da yukarılarda olmasını gönlüm istiyor.

 

Öte yandan Güldeniz'in yine her girdiğinde takıma yararlı olması, pasör Çağla'nın 3. sette 17-23 de servise gelip üst üste Kim ile buluşturduğu toplarla, gitti gözüyle bakılan setin kazanılmasında ki çok önemli rolü her halde uzun süre hatırlanacaktır.

 

Öte yandan Guidetti bu sezon bir hayli sıkıntılı olacak. Çünkü Bahar- Kübra tercihi hep tartışılacak.

 

FENERBAHÇE GRUNDİG

 

Sarı- Lacivertlilere gelince; Eda dışında (4'ü bloktan 11 sayı aldı. Hücumda yüzdesi 70) sivrilen başka bir oyuncusu yoktu. Vakıfbank'ın servisi yüklediği (37) Amerikalı Kristin yüzde 41 iyi manşet, % 13 gibi düşük hücumla (3 sayısı var) ortalarda görünmezken, 3 yıldır ekibin starı Kim de düşük bir performans sergiledi (1'i bloktan, 11 sayı. Servisten sayı yok. Servise karşı manşet yüzdesi 31, iyi manşet yine % 31. Ataklarda 32 toptan ancak 10 sayı bulabildi. Yüzdesi 31.

 

2'si servisten 10 sayı üreten Polen'in hücum yüzdesi 26'da kaldı.

 

2 set ilk 6 başlayan Dicle de 1'i bloktan 2 sayıyla kayıplardaydı.

 

Pasör Lo Bianco ile libero Merve de iyi günlerinde değillerdi.

 

Fenerbahçe için söylenecek önemli bazı notlara da değineyim. Montano sakatlığı nedeniyle kadroda yoktu (bazı kişiler onun için sakat derken, bazı kişiler sorunu yoktu, antrenör tercihini Lo Bianco'dan yana kullandı dediler. Biz iyi yönde düşünüp oynamamasını sakatlığa bağlayalım).

 

Aslında bence antrenörün Lo Bianco ile başlaması da hataydı. Onun yerine Elif oynamalıydı. Çünkü iyi hücum eden oyunculara sahip rakibi karşısında (ki İtalyan pasör öne geldiğinde Vakıfbank çoğunlukla onun koridorunu kullandı) daha yüksek ve aktif bloğa ihtiyacı vardı (en azından topu sektirebilirdi).

 

Böylece bu tür maçları oynayacak tecrübeye sahip olmayan Dicle yerine de Bauer takımda olurdu.

 

Uzun süre tartışılacak maçın asıl olayı ise hiç şüphesiz ki; 3. sette 23-16 öne geçilmesine karşın, Çağla'nın Kim ile buluşan ve onu hücumdan düşüren üst üste attığı 8 servise çare bulunamamasıydı. 25-23 yitirilen setin bu bölümünde Lo Bianco'nun önde olduğunu da özellikle vurgulayayım.

 

ECZACIBAŞI VİTRA - GALATASARAY DAIKIN HAZIRLIK MAÇI

 

Ankara dan dönüştü direk Eczacıbaşı Spor Salonu'na geçtik ve iki takımın 2-2 biten 4 setlik antrenman karşılaşmasını izledik. Ev sahibinde yeni geldikleri için Amerikalı Larson ile Dominikli De La Cruz oynamadı. Sarı- kırmızılılarda Centoni- Bosetti- Meijner forma giydiler.

 

İki ekibin kadrolarını da vereyim ki, daha iyi bir fikriniz olsun.

Eczacıbaşı VitrA: Asuman, Esra, Fürst, Neslihan, Şeyma, Poljak, Gülden (libero), Gözde, Büşra, Nilay, Ceylan, Dilara (libero).

Galatasaray Daikin: Gamze, Bosetti, Aslı, Centoni, Meijners, Melis, Nihan (libero), Nursevil, Özgenur, Bihter (libero), Ezgi.

SETLER: 20-25, 25-23, 25-21, 25-27

 

Hazırlık karşılaşması olduğu için fazla detaya girmek doğru olmaz. Ancak ortadan oynayan Aslı'yı, genelde beğenmesem de Bosetti'nin (18 sayı) takımın iyileri olduğunu söylemem gerekiyor.

 

Eczacıbaşı VitrA lı oyuncular isteksiz bir görüntü verdiler. Neslihan yumuşak vuruşlarla omuzunu zorlamadan hücum yaptı. Esra (15 sayı), Şeyma (11 sayı) ile oynadılar.

 

LİG BAŞLADI

 

2014-2015 sezonu pazar günü 6 maçla start aldı. Sonuçları biliyorsunuz. Ben Fenerbahçe- Ziraat Bankası mücadelesini salonda, Arkas- Galatasaray FXTCR maçının az bir bölümünü televizyondan izleyebildim.

 

Fenerbahçe- Ziraat Bankası maçına yukarıda kısaca değindim. Arkas- Galatasaray karşılaşmasında ise kısa süre için gözüme en çok batan ev sahibinde Schmitt ile Perrin, sarı- kırmızılılarda ise Samuel oldu.

 

Müsabaka sonrası istatistiklere göz attığımda; gerçekten de bu 3 oyuncu takımlarının skor yükünü sırtlanmışlar. Schmitt, 31 sayıyla maçın en skoreri olmuş (44 pas, 28 sayı, % 64. 1 servis- 2 blok).

 

Perrin: 16 sayı (29 top almış, 15 sayı bulmuş, % 52. Bu arada servise karşı iyi manşet yüzdesi de 59)

 

Samuel: Sarı- kırmızılıların starı, 1 servis, 1 blok, toplam 18 sayıyla maçı tamamlamış.

 

Bir 4 numara oyuncusunun % 55 ile hücum etmesinin yanında, servise karşı % 82, iyi manşet yüzdesi 65 gibi değerlere ulaşması da bence çok önemli.

 

 





YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

2016 - 2017 Voleybol Sezonu Vestel Venus Sultanlar Ligi'nde hangi takım şampiyon olur?


YUKARI