SEVİNÇ VE ÜZÜNTÜ
Reklam
Alev Anakok

Alev Anakok

SEVİNÇ VE ÜZÜNTÜ

17 Mart 2015 - 12:04

SEVİNÇ VE ÜZÜNTÜ

Avrupa kupalarında artık sona yaklaştığımız bu günlerde sevinç ve üzüntüyü birlikte yaşadık.

Haftaya 9 takımımızın mücadelesiyle başladık. Karşılaşmalardan biri Fenerbahçe Grundig ile Vakıfbank'ın arasında olduğu için zaten biri veda edecekti. Ama Eczacıbaşı VitrA, Galatasaray, Bursa Büyükşehir dışında kalan ekiplerimiz ne yazık ki beklenenin uzağında kaldılar.

Tabi ki ucu ucuna giden turlarda vardı. Şansızlık mı dersiniz, yoksa beceriksizlik mi? Bilemiyorum ne var ki yola devam edenlerin sayısı daha çok olmalıydı.

SEVİNENLER

Bu zorlu virajı aşarak yollarına devam eden ekiplere göz atarsak, doğal olarak önce Avrupa'nın voleybolda ki en büyük organizasyonu olan Denizbank Şampiyonlar Ligi'nden başlamamız gerekiyor.

Perşembe günü Fenerbahçe Grundig ile Vakıfbank, 1-3'ün rövanşı için sahaya çıktılar. Çoğunluğun beklentisi; ilk maçta olduğu gibi, yine çekişmeli, heyecan dozu yüksek, elenme korkusunun getirdiği  tedirginlik nedeniyle kalitesi belli seviyede kalan, sarı- siyahlıların kazanmaya daha yakın olduğu  bir müsabaka yaşanacağı doğrultusundaydı. 

Nitekim bunların hepsi sahaya yansıdı. Ancak ön görülemeyen tek şey, Fenerbahçe Grundig'in fırtına gibi girdiği maçta 2-0 öne geçip, sonra da turu rakibine kaptırmasıydı. 

Ben gazeteci arkadaşlarımla birlikte Zürih de olduğum için karşılaşmayı seyredemedim. Ama bazı bölümlerini bilgisayardan izlemeye çalıştım. Bir fikir sahibi olamadığım için hafta sonu salonda olanlara maçı sordum. 

Genel kanı; iki takımdan Vakıfbank'ın daha stresli olduğu, bununda oyununa fazlasıyla yansıdığı, bu yüzden çokça hata yapmaları nedeniyle 0-2 geriye düştükleri yönündeydi.

Oyuna dönüşlerini ise, antrenör Guidetti'nin sporcuları ateşlemek için yaptığı hareketlere sporcuların cevap vermesine, fizik olarak güçlü olmalarına, dışarıdan girenlerin katkı sağlamasına  bağlayanlar da vardı.  

Sarı- lacivertliler için söylenenler de şöyleydi: Rakibin tutuk oyununu iyi değerlendirdiler. Bu konuda Kim yine baş roldeydi. Montano ile Eda da ona destek oldular. Ama hepsi bu. Diğer oyuncular ortalarda yoktular. Özellikle Bosetti, ilk karşılaşmada olduğu gibi yine kayboldu. Her zaman belirli bir seviyede oynayan Bauer'in bekleneni verememesi de yenilgiyi getirdi.

İstatistikler ne diyor?

Fenerbahçe Grundig: Servise karşı manşet % 56. İyi manşet % 37. Hücum % 33. 12 blok.

Vakıfbank: Servise karşı manşet % 49. İyi manşet % 38. Hücum % 38. Blok 13. 

Görüldüğü gibi genel de aralarında fazla bir fark yok.

Farkı yaratan sporcuların performansları.

Oyuncuların aldıkları sayıları da vererek maçı noktalayayım.

Kim 27, Montano 16, Eda 14.

Sheilla 20, Gözde 18, Robin 11, Rasic 11.

VOLERO ZURİCH- ECZACIBAŞI VİTRA

Müsabaka öncesi, her ne kadar zor bir maç olacağı düşünülse de, oyuncu kalitesi farkı, ilk randevu da alınan sonuç, turu turuncu- beyazlıların geçeceği yönündeydi.

Bir adım önde olmanın rahatlığından mıdır? İlk karşılaşma da yapılan hataların getirdiği sorunlardan mıdır? Bilemiyorum. Ama ev sahibi olmanın avantajını özellikle hakemlerle çok iyi kullanan Volero, az daha hiç birimizin beklemediği bir sonuca imza atacaktı. 

ESKİYİ HATIRLAYALIM

İlk maçın değerlendirmesinden bir bölüm aktarayım. “Servislerimiz hedefe gitti ancak çoğu yine yumuşaktı. Rakip Mammadova'yı çizgiye yaklaştırarak genelde libero Popovic ve Rabadzhieva ile yani iki kişi ile servis karşıladı. Bu kadar geniş bir alanı 2 kişinin kontrolü çok zordu. Bundan daha iyi yararlanmalıydık. Aralarına, yan çizgilere daha çok topu yönlendirmeliydik. Genelde 7 metre civarında beklediler. Biraz kısa servis atarak işlerini iyice zorlaştırabilirdik (Rabadzhieva: 45 kez topla buluştu, 6 direk hata yaptı. Yüzdesi 69. İyi manşet % 47.

Libero Popovic: 15 manşet aldı, 1 hatası var. Yüzdesi 73. İyi manşet % 47). Görüldüğü gibi geniş alanda bu yüzdeler bir hayli yüksek.

Hücumlarda top öldürmekte zorlandık (başta Larson). Bu tür maçlarda birinci topu, bilemedin ikinci topu öldürmek gerekir. Yoksa başına iş alırsın. 1-2' yi bırakın bu sayı 4'lere çıktı.

Yine köşelerden, özellikle de De La Cruz ile çok oynadık. % 42 iyi manşetle ortaları daha çok devreye sokmalıydık (Poljak: 11, Fürst: 5 top aldı). Üstelikte bunların çoğu 2'ye tek ayağa atılan paslardı. Bu hücum şekli taktiğin önemli bir parçası olabilir. Ama kısa pasörün önde olduğu ve orta bloğa hiç yardım etmediği görülerek, ortadan 1'e yapılacak ataklarla çok daha kolay sayılar üretilebilirdik.”

BU MAÇTA NE YAPTIK?

Yukarı da yazdıklarımdan farklı bir şey olmadı. Ayni oyun tarzını benimsedik.

 Notlarım şöyle:

- Paslar 4'e uzamıyor. Bu yüzden paralele atak yapamıyoruz. Yani pasörün üstünde ki koridoru az kullanıyoruz.

- Ortaya pas ilk maça oranla biraz daha fazla ama genelde 2'ye dolaşıp hücum yapıyoruz. Bu da Mammadova'nın bloklarına takılmamıza yol açıyor (7 blok sayısı, yansıttığı top sayısını bilmiyorum). Zaman zaman Fürst'ü ortadan hatırlıyoruz ancak o da iyi hücum yapamıyor. Poljak'ı kullansak daha mı iyi olur acaba? İki oyuncumuz 27 pas aldı. Fürst % 38, Poljak % 21 ile hücum ettiler. Fürst 2, Poljak 4 kez blokta kaldı.    

- Yumuşak servisler attık. Volero % 70, iyi manşet % 43 ile oynadı. Servisi sertleştirdiğimiz zaman, pasın adresi belli oluyor. Bu da blokların iş yapmasını sağlıyor.  Defansı kolaylaştırıyor.   

-Servise karşı iyi manşette 12 direk hata yaptık. Yüzdemiz 28. Manşet sıkıntısı nedeniyle ataklardan sayı bulmakta zorlanıyoruz.

- Smaçörlerimiz bir set iyi, diğer set vasatın altına düşüyorlar. 23-25 kaybettiğimiz birinci sette 3 köşe oyuncumuzdan Neslihan ile De La Cruz % 50' yi yakaladılar. Larson 7 atakta bir sayı bile bulamadı. İkinci sette bu kez Amerikalı % 71 ile oynarken (7 pas, 5 sayı), Neslihan ile De La Cruz % 33 ile hücum ettiler.

ALTIN SET

Aslında diğer bölümleri unutup, Eczacıbaşı VitrA'yı hedefe götüren altın seti değerlendirmek daha doğru olacak.

Set, pasörleri Thomson'un servisleriyle başladı. Manşetlerde sıkıntı var. Rykhliuk paralelden kolay sayılar buluyor: 1-5. Hepimiz şoktayız. Son çare herkes uğur deniyor. Tabi ki bende.

Bu arada servis kaçtı. Servisi kulandık, avuta vurdular, derken 1 sayı daha ve ara kapandı: 4-5.

6-8 de saha değişimi. Hücum ve sayı: 7-8. Neslihan'ın servisi çıktı, atak yaptılar, Neslihan'dan güzel defans, De la Cruz: 8-8. Neslihan'ın servisi etkili, atak yok, Larson bitirdi: 9-8. Neslihan dan üçüncü servis, hücum yaptılar, De La Cruz defans, ortadan Poljak vurdu: 10-8. Neslihan'ın servisi, Poljak'dan blok: 11-8

Hepimiz rahatlıyoruz. Sadece biz değil oyuncular da: 12-12. Stres yine tavan yapıyor. Servisi kullandılar, top gidip geliyor, maçın yıldızı Rykhliuk dışarı vurdu: 13-12. Poljak'ın servisi etkili, De La Cruz sahnede: 14-12. Ve Poljak'ın ikinci servisi direk sayı: 15-12.

Tahmin ettiğiniz gibi sahada oyuncular, teknik kadro, tribünlerde Eczacıbaşı'nın ve kulübün yöneticileri, orada yaşayan seyirciler, özellikle de İstanbul dan gelen “Tigers” grubu sevinçten sarmaş dolaş...

Sonuçta, 2005 de ismi değişerek Şampiyonlar Ligi olan bu organizasyonun 4'lü Finalinde ilk kez 2006 da Vakıfbank Güneş Sigorta ile yer aldık. İki yıl ara verdik. 2009 dan bu yana da hep varız. Üstelikte 4. kez iki takımla...

Hatırlanacağı gibi Avrupa'nın bu en büyük kupasının 4'lü Finali'nde ilk kez 2011 de iki takımla mücadele etmiş ve en büyük başarıyı da Vakıfbank'ın şampiyonluğu, Fenerbahçe Acıbadem'in üçüncülüğüyle yakalamıştık.

Sonrasında yani 2013 de Vakıfbank birinci, Galatasaray Daikin dördüncü.

2014 de Azerbaycan da Vakıfbank ikinci, Eczacıbaşı VitrA dördüncü.

Şimdi Polonya da yapılacak 4'lü Final de yine iki takımımız Eczacıbaşı VitrA, Vakıfbank var. Bir aksilik yaşamazsak beklentimiz, 4 sene önce 2011 de olduğu gibi bir şampiyonluk, bir de üçüncülük...

GALATASARAY DAIKIN İLE BURSA BELEDİYE SEVİNDİRDİ

CEV Kupası'nda mücadele eden sarı- kırmızılılar, Rusya da 0-3 kaybettikleri Omichka Omsk'u rövanş da 3-1 yendi ve maçı turu geçenin belirleneceği altın sete uzattı. Bu kader setini de 15-12 alan Galatasaray Daikin adını yarı finale yazdırdı.

Eczacıbaşı VitrA'nın grubunda yer aldığı için tanıdığımız bu ekibin zorlu bir rakip olduğunu biliyorduk. Hele deplasmanda kaybedince endişeler iyice artmıştı. Ne var ki sarı- kırmızılılar son dönemlerde pek göremediğimiz bir performans ortaya koyunca her şey lehimize döndü.

İlk seti açık farkla aldık: 25-13.

2. seti ucu ucuna yitirdik: 25-27.

Büyük bir heyecanın yaşandığı, baştan sona kadar başa baş süren üçüncü seti 25-23 kazandık.

Bu moralle 4. sette 25-15 geldi.

Sonunda altın seti de 15-12 kazanan Galatasaray Daikin yarı finale yükselip alkışı fazlasıyla hak etti.

Genel baktığımızda yukarıda da değindiğim gibi sarı- kırmızılıların son dönemlerde ki en iyi maçlarından birini oynadıklarını düşünüyorum.

Altın setle birlikte 5 sette servisten alınan 7 direk sayı, servise karşı % 55, iyi manşet % 36'lık oran, % 41'lik hücum performansı, hele bloktan alınan 24 sayı (Aslı 6, Centoni 6, Melis 5), galibiyetin önemli noktalarıydı.

Bu arada Centoni 28 sayıyla bu yürüyüşün en önemli parçası olmayı bildi.

Şimdi yeni rakip Polonya temsilcisi Atomtrefl Sopot. Zor bir karşılaşma bizleri bekliyor.

BURSA B. BELEDİYESİ'NİN BAŞARISI

Challenge Kupası'nda ki temsilcimiz Bursa Büyükşehir Belediyesi ilk maçta deplasmanda 3-0 yendiği Rota Roben'i rövanşta da 3-1 ile geçerek yoluna devam etti. 

Mücadelenin istatistikleri dengede giden bir karşılaşma olduğunu gösteriyor.

Servisten ekibimiz 12 sayı aldı. Rakip de ayni 12.

Servise karşı manşetler:  Bizim % 42, iyi manşet % 33. Onların % 40' a % 34.

Hücum yüzdeleri de yakın; % 47- % 45.

Bloklar: 8 'e 6.

Yeni rakibimiz Alman Schweriner. Kolay bir karşılaşma olmayacak gibi dursa da, ben Bursa B. Belediyesi'nin tura yakın olduğunu düşünüyorum. Umarım yanılmam.

BİZİ ÜZEN MAÇLAR

Denizbank Şampiyonlar Ligi'ndeki temsilcimiz Halkbank, Rusya da 0-3 yitirdiği ilk müsabakanın rövanşında Zenit Kazan'ı 3-2 yendi. Ne var ki bu 4'lü Finale çıkmaya yetmedi.

Genelde elenmenin en büyük nedeni olarak, her iki karşılaşmada da sakatlığı nedeniyle yer alamayan Osmany Juantorena'yı gösterdik. Gerçekten de olsaydı işi altın sete götürüp, tarihi bir başarıyı yakalayabilirdik. Olmadı...

Sokolov'un 29 sayısı bize yetmedi. Bu takımın büyük bir olasılıkla şampiyon olacağı düşünüldüğünde, böyle bir ekibi noksan kadroyla dize getirmek tek tesellimiz olarak hanemize yazıldı.

Ayni şeyleri CEV Kupası'nda Fenerbahçe içinde söyleyebiliriz. Rusya da 0-3 kaybedilen mücadelesinin rövanşını kazanıp altın set avantajını kullanacağımızı umuyorduk. Gerçi Dinamo Moskova çok güçlü bir ekipti. Ama seyirci desteği, Miljkovic- Wijsmans ikilisinin sayıları bizi bir adım ileri atabilirdi. Nitekim 2-1 öne geçmeyi başardık, ancak sonunu getiremedik. Bu arada Miljkovic 22, Wijsmanda 16, Böhme 13 sayıyla maçı tamamladıklarını not olarak düşeyim. 

CHALLENGE KUPASI

Bu kupada mücadele eden Galatasaray FXTCR'nin ve Maliye Milli Piyango'nun rakiplerini aşarak yarı finalde eşleşmelerini bekliyorduk. Yanıldık.

Sarı- kırmızılılar İstanbul da 3-1 kazanırken bir hayli zorlanmışlardı. Genç oyuncuların çoğunlukta olduğu rakip fizik olarak bizden üstündü. Bu da gerek bloklarda, gerekse hücumlarda onlara avantaj sağlıyordu. Ancak teknik oyuncu fazlalığı bizdeydi. Buna güvenerek tura daha yakın olduğumuza inanıyordum. Önce 0-3 kaybettik. Sonra da Altın seti 11-15 vererek Avrupa'ya veda ettik. 

Dengede geçen mücadelede farkı yaratan bloklardı (Vojvodina 14 sayı bulurken biz 4 de kaldık).  Luburic 20 sayıyla karşılaşmanın en skorer oyuncu olurken, bizde 3 yabancı; Filip 14, Kamil Baranek 9, Samuel 9 sayı ürettiler.

Ayni şekilde Maliye Milli Piyango'nun Ankara'daki 3-0 galibiyetini avantaj olarak değerlendiriyorduk. Ancak Minsk de beklentimiz gerçekleşmedi. Ekibimiz 1-3 yenildi. Oynanan altın seti de 11-15 yitirdik.

Van Den Dries'in 18, Kapfer'in 15, Husaj'ın 14, Burak'ın 13 sayısı bizi yarı finale götürmedi.

LİG MAÇLARI

Türkiye Erkekler Ligin de Şahinbey- Palandöken Belediyesi'ni, Ziraat Bankası- Torul Gençliği set vermeden yendiler. Maliye Milli Piyango- Beşiktaş'ı, Galatasaray FXTCR deplasmanda İnegöl Belediye'yi 3-2, yine rakip sahada Arkas, İstanbul B. Belediyesi'ni 3-1 ile geçtiler. 

Seyretme şansını yakaladığım karşılaşmada Halkbank, Fenerbahçe'yi 3-1 yendi. Hafta arası Avrupa'ya veda etmesinin getirdiği psikolojik sıkıntı, oyuncuların yorgunluğu, ligde ki yerlerinin belli olması temposuz bir maçın ortaya çıkmasına yol açtı. Yakın biten setler heyecanı körüklese de hatalar bir hayli fazlaydı.

İki takımda bolca servis kaçırdı (15' e 16). Sarı- lacivertliler blokta eksik kaldılar (4' e 13), Miljkovic 28, Wijsmans 18 sayıyla oynadılar. Sırp oyuncu genelde blok autlarla sonuca gitti. Sakatlığı atlatan libero Serkan'ın % 68 ve % 53' lük servise karşı manşeti göze çarptı.

Halkbank da Sokolov 22 sayı üretirken,özellikle Avrupa maçlarında benden geçen not alamayan Kubiak'ın bu karşılaşmada % 59' luk hücum performansı ve 14 sayısı, yine ayni şekilde Mozdzonek'in ataklarda ki % 78' lik oranı beni şaşırtmadı dersem yalan olur. Bu yüzdelerin Fenerbahçe'nin bloktaki eksikliğinden kaynaklandığını düşünsem de başarılarını da es geçmemek gerekiyor.

BEŞİKTAŞ- FENERBAHÇE GRUNDİG

Pazar günü iki ezeli rakip Beşiktaş ile Fenerbahçe Grundig'in kozlarını paylaştığı maçtan galip çıkan beklenildiği sarı- lacivertliler oldular.

Siyah- beyazlılar güçlü rakipleri karşısında iyi oynadılar. Bu mücadeleye bakınca insanın içinden “daha önce neredeydiniz?” demek geliyor.

Beşiktaşlı sporcular karşılaşmaya iyi girdiler. Teknik molaları 8-6, 16-11 önde geçtiler. 6 sayılık bir fark da yakaladılar: 19-13. 17-11 de Kristin'in yerine giren Kim'in ortaya çıkması, Bauer'in atakları farkı azaltmaya başladı. Bu arada 22-19 da Eda'nın servisleri sarı- lacivertlileri ilk kez 22-23 öne geçirdi. 25-25'e kadar Fenerbahçe kaçtı, Beşiktaş yakaladı. Hatta Kim'in dışarı giden hücumuyla ev sahibi 26-25'lik avantaj yakaladı. Üstelikte seti getirecek hücumu da yaptılar ama topu öldüremediler. Böyle olunca da 27-29 ile sarı- lacivertliler 0-1 öne geçtiler.  

Diğer setlerin başında karşılıklı sayılar vardı. Ne var ki devamında daha kaliteli oyunculara sahip Fenerbahçe üstünlüğünü rakibine kabul ettirerek maçtan 0-3 galip ayrıldı.

Beşiktaş da Ana Starcevic 15, Elif 8, Sinem 8, Gabriela 7, sarı- lacivertlilerde Kim 15, Christina Bauer 13, Meliha 11, Polen 10 sayıyla oynadılar.

Diğer karşılaşmalarda Sürpriz yoktu. Favoriler kazandılar. İlbank'ın Sarıyer'i İstanbul da 3-2 yenmesi, Bursa derbisinden Belediye'nin 3-2 galip ayrılması haftanın renkli sonuçlarıydı.

 

Son Yazılar