TAKIM SAYISI VE SİSTEM
Reklam
Alev Anakok

Alev Anakok

TAKIM SAYISI VE SİSTEM

19 Mayıs 2015 - 02:32

Ligimizde mücadele eden takım sayısının yıllarca önce 12 ye düşürülme kararı verilmesinden sonra bunun voleybolumuzun önünü keseceğini, branşımızın Anadolu'ya kapılarını kapatacağını, ligimizin 3 büyük şehir eksenine oturacağını, yani  İstanbul- Ankara- İzmir ligine dönüşeceğini vurgulayıp durdum.

Sonuç olarak görüşüm havada kaldı. Ama ben yine de zaman zaman bu konuya değindim. Hatta 16 takımlı lig için sistem önerilerimi de yıllardır yazdım- söyledim.

Bu gün de ayni noktadayım. 5 Ağustos 2013 de yazı yazmaya başladığım Voleybolx de bazen bu konuyu gündeme getirdim. Ligin bitimiyle birlikte bir kez daha düşüncelerimi sizlerle paylaştım.

Geçen hafta “Eczacıbaşı VitrA Dünya Şampiyonu” başlıkla yazımın sonuna da “bu arada 15 gün sonra liglerimizin takım sayısıyla, lig sistemiyle ilgili düşüncelerimi daha önceki yazılarımdan alıntılar yaparak tekrar sizlerle paylaşmaya çalışacağım.” diye not düşmüştüm.

Ancak federasyonumuz “Türkiye 1. Voleybol Ligleri’nin (Bayan-Erkek) 2015-2016 sezonu ile izleyen sezonlara ilişkin görüş ve önerilerin paylaşılacağı 1. Lig Kulüpleri toplantısı, 21 Mayıs 2015 Perşembe günü İstanbul Burhan Felek Voleybol Kompleksi içerisinde bulunan Volley Hotel’de gerçekleştirilecektir.” diye bir duyuru yapınca bende yazımı öne almak zorunda kaldım.

ALINTILAR

Tarih sırasına göre yapacağım alıntılar nedeniyle yine uzun bir yazı sizleri bekliyor. Umarım sıkılmazsınız... 

Takım sayısıyla ilgili alınan karar sonrası 16-9-2006 da şunları söylemişim:

“Bu arada fikstür çekiminden sonra gündeme oturan küme düşecek ekip sayısı tartışmaları da sürüyor. Biliyorsunuz voleybolumuzun yoğun temposunu azaltmak için Prof. Dr. Hüsnü Can’ın başkanlığın da ki federasyonumuz çareyi ligde ki takım sayısını 12 düşürmekte bulmuş ve her yıl azalan bir sistem oluşturmuştu. 6 ay önce federasyon başkanlığını devralan Erol Ünal Karabıyık da bu görüşün arkasında durdu. Böylece 2009 da 12 ekipli lig hedefi, bu sezon bayanlarda 2, erkekler de 1 takımın ligden çekilmesi ve federasyonunda bu kulüpler dışında 4’er ekibin küme düşürüleceğini açıklamayla (Böylece erkeklerde 5, bayanlar da 6 takım 2. lige gidecek) daha da hızlanmış oldu.

Bu karar ekonomik koşullar nedeniyle iyi kadrolar oluşturamayan birçok kulübü de ayağa kaldırdı. Onlar daha önceki yıllarda olduğu gibi, çekilen takımların düşecek 4 ekibin içinde yer almasını istiyorlar. Ama tüm tepkilere ve girişimlere karşın, federasyonun hedeflediği sayıya bir an önce ulaşmak için bu fırsatı kaçırmaya hiç niyeti yok.

Aslında ben, ligin 12 takıma indirilmesi kararına başından beri karşıyım. Çok ekipli ligin zorluklarını, yarattığı yoğun maç trafiğinin oyuncuları hırpaladığını, hatta her hafta 2 müsabaka oynamaktan bazen antrenman yapacak zamanı bile zor bulduklarını, Avrupa Kupaları’nda mücadele eden kulüplerin yaşadıkları sıkıntıları biliyorum.

Ama 12 takımlı liglerin, İstanbul- Ankara- İzmir gibi 3 büyük kentin ekiplerinden oluşmasından endişeliyim.  Şu anda bile 16 takımlı bayanlar liginde 3 büyük şehir dışında kalan 4 kulüp var. Bunlar Gaziantep Şahinbey Belediyesi, Diyarbakır Dicle Üniversitesi, Yalova ve Polisan Değirmendere. Erkeklerde ise, 17 takımın 6’sı büyük şehirlerin dışından. Ancak bunların 4’ ü de bu sene düşmeye aday. Görüldüğü gibi 2 yıl sonra voleybolumuz Anadolu dan iyice uzaklaşmış olacak.

Ayrıca birçok sporsever, ligin üst düzey takımlarında ki hayran oldukları yıldızları artık şehirlerinde seyretme olanağını yitirecekler, voleybola gönül vermiş küçükler ise, örnek aldıkları starları ancak televizyonun verdiği maçlar da izlemek zorunda kalacaklar. Tüm bunların branşımıza olan ilgiyi azaltmasından korkuyorum. İşte 12 takımlı lige itirazım da bundan.”

TAKIM SAYISI (4 Mayıs 2014 de ki yazı)

“Biliyorsunuz, geride kalan ay içinde oynanan maçlar sonunda erkeklerde; Gaziantep Şahinbey Belediyesi, Beşiktaş, bayanlar da; Trabzon İdman Ocağı, Bursa Nilüfer Belediyesi, Acıbadem 1. Voleybol Ligi'nin yeni takımları oldular. Ayrıca baraj müsabakaları sonucunda Konak Belediyesi, İnegöl Belediyesi, Sarıyer Belediyesi, Çanakkale Belediyesi lige tutunmayı başardılar. Tokat Belediye Plevnespor, Çankaya Belediyesi Anka, bayan ekipler Halkbank ve Ereğli Belediyesi ise bir alt lige gittiler (Bu konuştuğumuz takımların büyük çoğunluğunun belediyeler olması ilginç değil mi?). 

Konu açılmışken “1. Liglerin takım sayılarının artırılması” düşüncemi bir kez dile getirmek istiyorum. Gerçi ligin iddialı ekiplerini yönetenler, Avrupa Kupaları'nı da öne sürerek takım sayısının fazlalaşmasını istemiyorlar. TVF de, FİVB ve CEV'in organizasyonları nedeniyle liglerin mayıs ayına kadar bitirmesi gerektiğini, şu anda bile program sıkışıklığı yaşanması nedeniyle bunun olanaksız olduğunu söylüyor.. 

Bu ileri sürülenleri düşündüğümüzde haklı olduklarını kabul ediyorsunuz. Ancak yıllardır voleybolun İstanbul- Ankara liglerine dönüşmesinin de önüne nasıl geçileceği sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyorum. Gerçi bu konu açıldığında hep “İkinci liglerin kalitesini yükselterek bu sorunu çözeceğiz” deniyor ama bu bir türlü gerçekleşmiyor.

Peki çözüm ne? Sorusuna farklı yanıtlar verilse de, bence lig sistemi tekrar gözden geçirilmeli ve ligin boyunu uzatmadan bir formül bulunmalı. Şu anda düşenlerle, çıkanlarla ele aldığımızda gelecek sezon İstanbul- Ankara dışında bayanlarda; Bursa Büyükşehir Belediyesi, Çanakkale Belediyesi, yeni çıkan iki takım Trabzon İdman Ocağı ve Bursa Nilüfer Belediyesi yer alacak. Yani 12 de 4. Tabi Bursa ile Çanakkale'yi Anadolu ili sayarsak.

Erkekler de Ankara- İstanbul gibi 2 büyük şehrin dışında geriye Gümüşhane Torul, İnegöl Belediye, Gaziantep Şahinbey Belediye ligde mücadele edecekler. 12'ye üç. Bu 3' lü den Marmara Bölgesi ekibi İnegöl'ü de saymazsak iki Anadolu takımımız lige renk katacak. Sonra da biz bu duruma eğer Acıbadem gibi yeni bir isim sponsoru bulamazsak, “1. Türkiye Ligleri” diyeceğiz. Üstelikte federasyonunun ilk hedefinin “voleybolu tüm ülkeye yaymak” olduğunu ileri sürerek...

Halbuki düşenlerin geri dönmesiyle, 2. ligde Play- Off' lar da 3. ve 4. olanlarında yukarı çekilmesiyle birlikte takım sayıyı 16'ya çıkarsa “Türkiye Ligi”  demeninde bir anlamı olacak.

Bu arada bayanlara gelecek Ereğli Belediyesi, Manisa Seramiksan, erkeklere eklenecek Tokat Belediyesi Plevnespor, Sivas 3 Eylül Belediyesi, Erzurum Palandöken Belediyesi ile lig daha da genişlemiş olacak. Özellikle Erzurum'dan bir ekibin olmasının ben dahil tüm camiayı mutlu edeceğine eminim. Bunun için “yeni bir sisteme ihtiyacımız var” diyorum.

15 gün sonraki yazım da 16 takımlı sistemleri sizlere açacağım.” 

15 GÜN SONRA Kİ YAZI VE SİSTEMLER (19-05-2014)

“Ben genelde iki devreli ligden yanayım. Onun için ilk önerim: 16 takım iki devreli ligde kozlarını paylaşsın. Bir sezona yansıyan 30 maçın sonucunda alınan puanlar şampiyonu da, sıralamayı da, düşenleri de belirlesin.

Bu sisteme yukarıdakilere dokunmadan biraz ilaveler yapabiliriz. Örneğin, son iki ekibi direk düşürür, 13 ve 14 olanlara ikinci ligde final grubunda mücadele eden ve 3. -4. olan takımlarla Play-Out oynatabiliriz. Veya bu günkü gibi gruplarında yine son iki sırayı alan ekipler baraj maçları oynarlar.   

Böylece alt sıradakilerin dışında kalanlar 30 müsabaka ile sezonu tamamlarlar. Sayının artmasını istemeyenlerin ilk tepkisi “30 maç çok fazla, ulusalların maçlarının mayısa kadar bitirilmesi gerektiği için biz 12 takımlı ligi bile sezona sığdırmakta zorlanıyoruz. Onun için olmaz” diyeceklerdir.

Biraz açalım. Biliyorsunuz, ulusal takımların oyuncuları genelde üst sıraları paylaşan ekiplerden seçiliyor. 16 takımlı iki devreli ligde üsttekilere dokunulmadığına göre bir sorun kalmıyor.

12 takımlı lig ve Play- Off' lu sistemde kaç maç yapılıyor?                                                              

İki devreli lig de her kulüp 22 maç oynuyor. En hızlı şekilde bittiğini düşünürsek, Play- Off Çeyrek Finali 2 + Yarı Final 2 + Final 3= 29 müsabaka. Hadi finalin 4 karşılaşmada sonuçlandığını düşünelim. Ne oldu? 30 maç. Görüldüğü gibi zaman ve müsabaka sayısında bir fark yok.

İKİNCİ ÖNERİM

Hala “Uzun- Olmaz” diyorsanız kısaltalım. 16 takımı bir önceki sezonun sıralaması göz önüne alınarak “serpanten sistemi”ne göre dağıtıp 8'erli iki gruba bölelim (bu şekilde daha önce liglerimiz oynanmıştı).

8 ekip iki devreli lig oynasın. 14 maç eder. Sonra zamana göre sistemi istediğimiz gibi genişletebiliriz.

Benim ikinci önerim şöyle:

Grupların ilk ikileri ayrılır. Bu 4 takım 4 etaplı final grubu maçları oynarlar.

Açalım: 1 hafta arayla 4 şehirde 3'er maç oynarlar: 14+3+3+3+3= 26 müsabaka. Bugünün en kısasından 3 eksik.

Şehir seçimleri: Her takımın evinde de oynanır. Yani 1 İstanbul, 1 İzmir, 2 Ankara ekibi varsa. Başkent de iki kez yapılır. 2 İstanbul, 1 Ankara, 1 İzmir varsa, İstanbul da iki kez yapılır.

Bir değişiklik daha yapabiliriz. Ayni şehirden 2 ekip varsa, 2 kez bu il de oynatmak yerine, ilk etap Anadolu'nun voleybolu seven bir yerinde başlayabilir.

Şehirlerin sırası ise, iki devreli liglerde en az puan alanın evinde başlamak, en çok puana ulaşanın şehrinde bitirmek esasına göre organize edilir.  

3-4' ler de, yukarıda ki gibi kozlarını paylaşırlar. İlk sırayı alan Challenge Kupası'na, ikinci olanda Balkan Kupası'na gider. 14+3+3+3+3= 26.

Son iki sırayı alanlar bugünkü gibi iki devreli baraj oynarlar. 14+3+3= 20.   

Ya da grupların son sıradaki ekipleri düşer, 7. ler, 2. Ligin final grubunda 3-4 olanlarla Play- Out mücadelesi yaparlar.

Bu sistemin bir başka önemi de; ulusal takım oyuncularının üst üste maç oynama alışkanlığını elde etmesidir. Çünkü Avrupa Şampiyonası Eleme Grupları, Avrupa Şampiyonası Finali, Dünya Ligi grupları, Grand Prix'in 3 ayağı, hep 4'er takımlı 3'er maç sistemiyle oynanıyor.

Ayrıca final grubu'nda, baraj da, ya da Play-Out da olan ekipler “iddaa” da yer alacakları için voleybol camiasının dışında kalan sporseverlerin de ilgisini çekebilecektir.          

İLLE DE PLAY- OFF OLSUN  

Bu konuda ısrar edenlere de 3 değişik önerim var.

A- Grupların ilk 4'leri çapraz sistemle Play-Off oynar.

14 maçın üstüne en uzun şekliyle ilave yapalım: 14+ Çeyrek Final 3+ Yarı Final 3+ Final 5= 25 müsabaka. Bugünün en kısası bile 4 karşılaşma fazla oluyor.

Alttakileri de ele alırsak; gruplarında son iki sırayı alanlar bugünkü gibi “baraj” ile son şanslarını kullanırlar. Hemde İddaa dan para kazanırlar.

B- İlk 2' ler yani 4 takım ile 3-4' ler ayrılırlar. Kendi aralarında Play- Off oynarlar. 3 kazanılmış maç üzerinden yapalım. En uzun şekliyle: 14+5+5= 24 müsabaka. Bu günün en kısasından 5 karşılaşma daha az.

İki devreli ligi 3-4 bitirenlere Play- Off oynatmanın amacı ise; hem Challenge ve Balkan Kupalarına gidecek ekipler belirlenir, hemde oyuncular daha çok maç oynama şansı yakalarlar. 

C- Grupların ilk ikileri çapraz sistemle 5' er maç üzerinden ve en uzun şekliyle Play-Off Yarı Final ve Finali oynar (5+5= 10). Toplamda 14+5+5= 24 müsabaka.

3-4-5-6' lar çapraz eşleşerek Play-Off oynar: 3+3+5=11 maç. 14 karşılaşma da gruplarda toplam 25 müsabaka. Böylece ilk iki sıra Avrupa'ya açılır.

Benim aklıma gelenler bunlar. 16 takımlı sistem için öneriniz varsa benimle paylaşabilirsiniz. 15 gün sonra ki yazım da, adınızı ve soyadınızı da vererek buradan yansıtırım. Bekliyorum...

Mail: alevanakok@gmail.com”

Ne yazık ki bu konuda hiç bir yazı ve öneri gelmedi

4'LÜ FİNAL GİBİ... (9.3.2015)

İki devreli ligimizin bitimine 2 hafta kaldı. Şimdi takımlar daha sonra oynanacak Play- Off, klasman ve baraj maçlarını düşünüyorlar. Düşünmenin de ötesinde işin içine hesaplarda giriyor.

Örneğin bu hafta sonu erkeklerde; Galatasaray FXTCR- Şahinbey Belediyesi ile Palandöken Belediyesi- İstanbul Büyükşehir Belediyesi karşılaşmalarında ilginç sonuçlar ortaya çıktı.

 Kazanan ekipler “biz hakkımızla galip geldik” diyerek sitem edebilirler ama ben kendilerine katılmıyorum.

Gerçi sarı- kırmızılılar “Şu anda Challenge Kupası'nda Vojvodina ile oynayacağımız rövanş maçı ligden daha önemli. Bunu düşünerek 3 genç oyuncumuzu sahaya sürdük, bu nedenle de kaybettik” diye kendilerini savunacaklardır. Bu düşünceye “hayır” diyecek halimiz yok ama bir başka ilginç sonuçta Erzurum dan gelince insanın aklına başka şeylerde geliyor.

Biliyorsunuz Play- Off da 1-8, 2-7, 3-6, 4-5 eşleşmesi var. Bir terslik olmazsa Ziraat Bankası üçüncü, Fenerbahçe de 4. bitirecek. Bana göre gerek Galatasaray, gerekse İstanbul B. Belediyesi sarı- lacivertlilerle eşleşmek yerine Ankara ekibini tercih ediyorlar. Böyle düşününce de sonuçlar da normal geliyor.

STATÜ VE AVRUPA'YA GİDİŞ

Aslında bu biraz da statünün yarattığı gerçek olarak görülmeli. Çünkü biliyorsunuz, bu sezon Avrupa'ya gidiş yolu geçen yıla oranla farklı. Geçen sezon sonuna kadar Play- Off vardı. Ve final oynayan iki ekip Şampiyonlar Ligi'ne gidiyordu. Diğer Avrupa yolcuları da ligde ki sıralamaya göre belirleniyordu.  

Bu yıl Play- Off da rakiplerini eleyen 4 takım, 4'lü Finale yükselecek. 2 ayrı şehirde lig usulü

oynanacak  müsabakalar sonunda en çok puana ulaşan ekip şampiyonluğunu ilan edecek. Ortaya çıkacak sıralamaya göre de diğerleri Avrupa da mücadele etme hakkını elde edecekler.

Play- Off da kaybedenler ise klasman grubunu oluşturacaklar. Onlarda 2 devreli lig usulü kozlarını paylaşacak. 5. olan Challenge Kupası'na 6. olan Balkan Kupası'na gidecek.

Görüldüğü gibi takımların eskisi gibi ligdeki sıralamalarının Avrupa için bir önemi yok. Her şey Play- Off ve Klasman karşılaşmaları sonucunda belli olacak.

Ben bu konuda ligde oynanan müsabakalarında bir değeri olsun görüşündeyim. En azından ligi ilk sırada bitiren ekibin de CEV hakkını elde etmesini daha doğru buluyorum. Gerçi güç dengelerine bakıldığında üst sıraya yerleşenler Halkbank ile Arkas bir sürpriz yaşanmazsa zaten Play- Off da rakiplerini eleyecekler. Asıl önemli olan, onun arkasından gelen ekiplerden birinin bu şansı elde etmesi. Bayanları bir yana bırakırsak, erkeklerde özellikle ligi 3. ve 4. bitirenlerin rakiplerine elenip, klasmanda da 5-6 sıranın dışına düşme olasılıkları var.

Gerçi sezon başında yapılan toplantıda kulüpler, bu sistemin uygulanmasını istediler. Yani kabul ettiler. Ancak sonunda büyük bir olasılıkla bu konuda olumsuzluk yaşayan kulüp dikenlerini çıkarmaktan kaçınmayacaktır. Umarım her şey beklenildiği gibi gelişir...    

15 GÜN SONRA Kİ YAZI (23.03.2015)

Yukarıda ki yazının arkasından yani 23 Mart da bu kez “Ligler bitti” başlığıyla konuya tekrar değinmişim...

“Hatırlarsanız 9 Mart da ki  yazımda lig statüsüyle ilgili görüşlerimi paylaşmıştım. Yaşadıklarımız bu konuyu bir kez daha gündeme almama neden oldu.

Lig sıralaması hesapları, üst sıraları hedefleyen ekiplerin rakipleri karşısına yedek oyuncularla çıkması bazı sıkıntılar yarattı. Bayanlarda fazla sorun yaşanmadı, ama erkeklerde özellikle baraj oynayacakların puanlarına etki eden sonuçlar alındı. Bu da haksızlığa neden oldu.

Tabi ki bu lig statüsünün ve Avrupa'ya açılımın değişmesinden kaynaklandı.

NE OLMALI?

Tabi ki bu konuda herkesin bir görüşü var. Bana göre bu sistem devam edecekse yukarıda da  sözünü ettiğim gibi Avrupa'ya açılımın yolunda ligin de önemi olmalı. Böylece takımların son haftalarda ki davranışlarının önü alınır.

Bir başka görüşümde şöyle: Lig bitiminde baraja giden takımlar puan taşıyorlar. Ya diğerleri?

Onlar Play- Off oynadıkları için böyle bir konu yok. O zaman sistem de değişiklik yapılmalı.

Bu statü gelirken şöyle bir düşüncenin de gündeme getirildiğini duymuştum.

“Play- Off olmasın. İlk 4 sırayı alanlar 4'lü Finale kalsınlar. 5-8 arasında kalanlar da direk 'Klasman' oynasınlar. Bu hem sıralamayı, hem de Avrupa'ya gidişi belirlesin.”

Bu görüşe eğer “ligde alınan puanlar, hem final, hemde klasman gruplarına taşınsın.” cümlesi de  eklenirse çok daha iyi ve gerçekçi olur. Böylece ligin son haftalarında yedeklerle oynama sıkıntısı, sıralama hesapları da ortadan kalkar. Her ekipte hak ettiğini alır...”

BAŞA GELDİ (28.04.2015)

28 Nisan'daki yazının içinde yukarıda değindiğim konuda ki paragraf şöyle:

“Gördüğünüz gibi daha önceden dile getirdiğim bu öngörü başımıza geldi. 22 maçını da kazanarak ligi domine eden ve en yakın rakibi Arkas'a 12 puan fark yapan (67.1- 55.1) Halkbank, Final Etabında ikinci oldu. Ligde 4 yenilgi alan İzmir ekibi ise favori rakibini geçip mutlu sona ulaştı.

Gelelim klasman etabına...

Ligi 4. sırada bitiren Fenerbahçe, Play- Off da Galatasaray'a yenildi ve 5-8 oynamak için klasmana gitti. Beklenen performansının uzağına düşünce de 8. oldu. Yani ligi dördüncü bitirmesine karşın gelecek sezon Avrupa Kupalarına katılamayacak.”

SONUÇ VE İSTEĞİM

Takım sayısı 16 olsun... Bu sezon ligden düşenler kalsın. 2. Ligden yükselen iki ekibin yanında final grubunda mücadele eden ama çıkamayan iki takım da lige gelsin. Böylece sayı 16 ya tamamlansın. Özellikle erkeklerde gerçek bir Türkiye Ligi oluşsun... Yani erkeklerde 3 büyük şehir dışından 3 ekip yerine toplam sayı 7 olsun (O zaman Gaziantep Şahinbey Belediye, İnegöl Belediye, Tokat Belediye'nin yanına ligde kalacak Erzurum palandöken Belediye, Gümüşhane Torul Gençlik ve 2. lig final grubunda mücadele eden Trabzonspor ve Afyon Karahisar Belediyesi.

Belediyesi ile lig iyice renklensin.                                                                                                      

Bayanları biraz daha farklı değerlendirmek olası. Çünkü takım sayısı 16 olsa bile Ankara dan öte sadece Trabzon İdman Ocağı var. Diğerleri Marmara ve Ege Bölgesinde... Onun için sayıdan daha çok (14 olabilir), Anadolu dan katılımın artırılması için çareler üretilmeli.                                                      

Buna göre doğal olarak sistemlerde de değişiklikler olacaktır. Kulüp yöneticileri de bu konuda umarım, sadece kendi ekiplerine yontmak yerine voleybolumuzun daha da yayılması için destek verip, güzel önerilerle yeni bir sistemin gelmesine yardımcı olurlar...                                                

Bu arada ben, sık sık tekrarladığım gibi 16 takımlı 2 devreli ligi yeğliyorum. Ulusal takımlarda yer alan oyuncular açısından önemli olan ve bu sezon uygulanan iki etaplı “Final Grubu” nun da eski adı Türkiye Kupası, şimdiki ismi Süper Kupa da son 4' e kalan ekiplerle yapılmasının iyi olacağını düşünüyorum.                                                                                                                                  

Eğer sistem değişmeyecekse daha önceden değindiğim gibi daha adaletli olması için ilk 4 sırayı alanlar 4'lü Finale kalsınlar. 5-8 arasında kalanlar da direk “Klasman” oynasınlar. Bu hem sıralamayı, hem de Avrupa'ya gidişi belirlesin.                                                                             

Ancak mutlaka ligde alınan puanlar, hem final, hemde klasman gruplarına taşınsın. Böylece ligin son haftalarında yedeklerle oynama sıkıntısı, sıralama hesapları da ortadan kalkar. Her ekipte hak ettiğini alır. Ayrıca ligin de bir değeri olur...                                                                                           

İKİ GÜZEL HABER                                                                                                                          

Takım sayısı ve sistemlere boğulan yazımı bizi mutlu eden iki haberle noktalayayım.Sırbistan'ın Ruma kentinde oynanan U 20 Bayanlar Dünya Şampiyonası Avrupa Elemeleri 2. Tur  maçları sonunda takımımız Dünya Şampiyonası'nda mücadele etme hakkını yakaladı. Grubunda önce Çek Cumhuriyeti'ni 3-1, sonra da Fransa'yı 3-0 yenen kızlarımız son maçında ev sahibi Sırbistan'a 0-3 kaybetti ve grubunu ikinci sırada tamamladı.Bu sonuçla Sırbistan doğrudan, biz ise statü gereği, Dünya sıralamasındaki en iyi dereceye sahip 3 ülke içinde yer almamız nedeniyle Porto Riko biletini aldık.                                              

ALKIŞLAR VOLKAN VE MURAT'A 

İsviçre de düzenlenen FIVB Luzern Open Plaj Voleybolu Turnuvası'nda, Volkan Göğtepe- Murat Giginoğlu ikilisinden oluşan Erkek Ulusal Plaj Voleybolu Takımımız üçüncü oldu ve bronz madalya kazandı.                             

Üçüncülük maçında İsviçre temsilcileri Nico Beeler- Alexei Strasser’ı 2-1 mağlup eden ekibimiz, bu sonuçla hem bronz madalyanın sahibi oldu, hem de FIVB Open Turnuvaları'nda bu başarıyı elde eden ilk oyuncularımız oldular.

Bu iki başarıyla bizleri sevindiren takımlarımızı ve oyuncularımızı tebrik ediyorum...

 

Son Yazılar