Bugun...
KARABIYIK'TAN CEVAP


M. Korhan Gün
info@voleybolx.com
 
 

Geçtiğimiz günlerde 'Basketbol Federasyonu'nu kıskandım' başlığı ile bir yazı kaleme almıştım. Yazımda da 'Bir önceki Erol Ünal Karabıyık Federasyonu'da aynı hatayı yaptı. Motta ve Basic'e takımları emanet etti. Sonuç ortada. Demek ki son iki Federasyonumuz döneminde ısrarla takımları teslim ettiğimiz yabancı antrenörler Türkiye'ye başarı getirmemiştir. ' diye yazmıştım. Bu cümlem sonrasında Erol Ünal Karabıyık beni aradı ve dönemi hakkında beni eleştirerek birçok konuya değindi. Sonrasında da konuşmamızı bir yazı halinde bana gönderdi. Bende Karabıyık'tan yazıma gelen cevabı sizlerle paylaşıyorum. Aslında bu tarz bilinmesi gereken açıklamaları, şimdiki Federasyonumuz da aynı duyarlılıkta yapsa ve voleybol severleri merak edilen konular hakkında bilgilendirse, çok daha hoş ve güzel olacak.

 

İşte Erol Ünal Karabıyık'ın cevabı;

 

Sevgili Korhan,


7 Ekim 2014 tarihinde yayına giren "BASKETBOL FEDERASYONU'NU KISKANDIM"
başlıklı yazınızı okudum. Yazınızda ismimin geçtiği bölüme yönelik bazı görüşlerimi paylaşmak istiyor; yazdıklarımı dostça bazı ekleme ve hatırlatmalar olarak değerlendirmenizi rica ediyorum.


"Hafızayı beşer nisyan ile malüldür." ya da gençlerin anlayacağı şekli ile "İnsan hafızasının hastalığı unutkanlıktır. " özdeyişini de göz önünde bulundurarak unutulanları hatırlatmak, yanlış hatırlananlar için ise hafızaları tazelemek gerektiğini düşünüyorum. Bunun hem tarihe hem de voleybolseverlere karşı sorumluluğumuzun gereği olduğuna inanıyorum.


Yazınızın ismimin geçtiği bölümünde;
"Bir önceki Erol Ünal Karabıyık Federasyonu da aynı hatayı yaptı. Motta ve Basic'e takımları emanet etti. Sonuç ortada. Demek ki son iki Federasyonumuz döneminde ısrarla takımları teslim ettiğimiz yabancı antrenörler Türkiye'ye başarı getirmemiştir. Neden bu ısrar anlayamıyorum...

.....

Bakın en küçük örnekle, Hüsnü Can zamanında Reşat Yazıcıoğulları ve Nedim Özbey'in aldığı dereceler ortada." diyorsunuz. 


Türk voleyboluna önemli hizmet ve katkılar sunduğuna inandığım sitenizde aynı gün yayına giren Sayın Anakök'ün "OLMADI" başlıklı yazısında da benzer görüşler yer alıyor.


Federasyon Başkanı seçildiğim 2006 yılına kadar milli takım baş antrenörleri federasyonun kadrolu elemanı değildi. Bu gün de sürdürülen kadrolu milli takım başantrenörü uygulamasını başlatırken bu antrenörlerin bir başka kulüpte çalışmaması koşulunu getirmiştik. Kulüp bağlantısı olan bazı değerli antrenörlerimize, bu ilke kararı nedeniyle, görev sürem içerisinde milli takım başantrenörlüğü görevi verilemedi.


Başkanlık dönemimdeki ilk milli takım antrenörlerimizin Işık Menküer (erkek milli takımı) ve Reşat Yazıcıoğulları (bayan milli takımı) olduğunu, Reşat Hoca'nın 2006 Dünya Şampiyonası sonrası kendi isteği ile bu görevden ayrıldığını (Sayın Anakök'ün yazdığı gibi 2006'da 10. olan takımımızın antrenörünün Chiappini değil, Reşat Hoca olduğunu) hatırlatmak isterim.


Işık Menküer'in de 2007 Avrupa Şampiyonası sonrası Erkek Milli Takımı antrenörlüğünden ayrıldığını hatırlarsınız sanırım.


Daha sonra başlayan yabancı antrenörler döneminde, her ikisi de voleybolumuzun efsane isimleri ve 5. Kademe antrenör belgesi sahibi olan Sayın Cengiz Göllü (Bayan Milli Takımlar Koordinatörü olarak) ve Sayın Semih Oktay'ı (Erkek Milli Takımlar Koordinatörü olarak) görevlendirdiğimizi; milli takımlarımızın idari ve teknik açıdan en yetkili isimlerinin bu değerli antrenörler olduğunu da hatırlatmak isterim.


Herhangi bir meslekte başarılı olmanın ırk ya da milliyetle, yerli ya da yabancı oluşla ilişkili olduğunu düşünmemekle birlikte, görüldüğü gibi, yabancı antrenörler çok değerli iki antrenörümüzün kontrol ve koordinesi altında görevlendirilmişlerdir.


O dönemde, başarılı olup olmadığımız ise yine bazı hatırlatmalar sonrası daha iyi anlaşılacaktır.


Bugün küçümsediğimiz final grubuna kalmak, 3. olmak bir yana, katılma hayal ve arzusuyla yanıp tutuştuğumuz Grand Prix'e ilk kez 2007 yılında; sırasıyla Azerbaycan, Sırbistan, Rusya ve İtalya'yı yenerek Chiappini ile katıldık. 


Şimdi hatırlamakta zorlandığımız o turnuva sonrası, Grand Prix'e ilk kez katılma hakkı elde ettiğimiz için, adeta bayram ediyorduk. Dönemin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu, salon dışına da taşan kalabalık nedeni ile Atatürk Spor Salonunun protokol tribününe (on beş dakika yürüyerek) zar zor ulaşabilmişti.


2007 ve sonrasında aralıksız 4 kez katıldığımız, bu yıl ise elendiğimiz için sadece hakemlerimizle katılacağımız Erkekler Avrupa Şampiyonalarına, (2011 ve 2013) elemeleri Basiç ile geçerek katıldık. Yeterli bulmasak dahi Avrupa Şampiyonasında ilk kez bir üst tura da yine Basiç ile çıktık.


İlk Avrupa ve Dünya şampiyonluklarını yaşadığımız Yıldız ve Genç Milli takımlarımızın çatısını oluşturan TVF Spor Lisesi takımını, Federasyon binasındaki home-ofiste yaşayıp sabah 08.00'de giydiği eşofmanı akşam 21.00 de çıkararak çalıştıranın Marco Motta olduğunu, Velyo Basiç'in de Yıldız Erkek'lerimizi aynı şartlarda  çalıştırdığını unutmamalıyız.


Yıldız ve Genç Milli takımlarımızın o günlerde bizi mutluluktan ağlatan pek çok başarısını sayabiliriz. Ancak gerçekleşen bir rüyamız var ki (bugün umursamıyor ya da küçümsüyor görünsek de) unutmamız mümkün değil.
Olimpiyat Rüyamızdan bahsediyorum.


Avrupa'nın en iyi 8 takımının katıldığı 2012 Londra Olimpiyatları Avrupa Kıta elemelerinin son günü oynadığımız Rusya maçını da kazanınca mutluluktan ağladığımız Mayıs 2012'yi hatırlayalım.  Kim vardı, tarihimizde ilk kez Olimpiyata katılacak o takımın başında?


2010 Dünya şampiyonu Sokolova'lı, Gamova'lı Rusya'yı 2011 Avrupa Şampiyonası'nda ilk 6 dışına atan, İtalya'yı, İtalya ve Belgrad'da iki kez yenerek Avrupa 3.sü olan takımın başında kim vardı?


FIVB Dünya sıralamasında ulaştığımız en iyi derece olan 7.'liği hangi antrenör zamanında elde ettik?

Bu soruları artırabiliriz. Oysa önümüze bakmak, sürdürülebilir başarılar elde etmek zorundayız. Yerli ya da yabancı antrenörle olsun, önemli değil. Yeter ki giderek yükselen bir grafiğimiz olsun.  5-6 sıra öne arkaya savrulup durmayalım. Yeter ki istikrarlı bir süreç yakalayalım, tıpkı 2006-2012 döneminde olduğu gibi....


2006-2012 döneminden bazı hatırlatmalar yapmak gerekirse;


Yıldız Kızlar Dünya Şampiyonası; 2007 ikinci, 2009 dördüncü, 2011 şampiyon.
Yıldız Kızlar Avrupa Şampiyonası; 2007 altıncı, 2009 beşinci, 2011 şampiyon.


Genç Kızlar Dünya Şampiyonası; 2009 yedinci,
Genç Kızlar Avrupa Şampiyonası; 2006 beşinci, 2008 üçüncü, 2010 beşinci,2012 şampiyon.


A Bayanlar Dünya Şampiyonası; 2006 onuncu, 2010 altıncı.
A Bayanlar Avrupa Şampiyonası; 2007 onuncu, 2009 beşinci, 2011 üçüncü.


Yıldız Erkekler Avrupa Şampiyonası; 2007 dokuzunu, 2011 sekizinci.
Genç Erkekler Avrupa Şampiyonası; 2008 onbirinci, 2010 onikinci, 2012 dördüncü.
A Erkekler Avrupa Şampiyonası; 2007 onbeşinci, 2009 onüçüncü, 2011 onbirinci.


Sonuç olarak; her meslek mensubu gibi antrenörlerin de iyisi, başarılısı ya da başarısızı vardır. Başarıyı belirleyen de ırk, din, dil değil yeterliktir. Yaterlik ise eğitim, çalışma, yetenek ve deneyimle kazanılır. 


Kulağımızı ve ruhumuzu okşayan "yerli antrenör" söylemi, ne pahasına olursa olsun, nasıl olursa olsun, yeter ki yerli olsun anlamına gelmemeli; yerli antrenör arzumuz, elde edilen başarıları küçümseme, emeği geçenlere vefasızlık etme sonucunu doğurmamalıdır.


Takdir edersiniz ki marifet iltifata tabidir.  Yukarıdaki cümlelerinizin, başarısız olarak nitelendirdiğiniz dönemde milli takımlarımızda görav alan antrenörler kadar diğer görevliler ve sporcular için de bir haksızlık, üzüntü sebebi ve kadir bilmezlik algısı yaratabileceğini düşünüyorum.


Yaşadığımız pek çok ilkten birisi de, Işık Menküer'in antrenör olduğu Erkek Milli Takımımızla  2006 yılında elemeleri geçerek Avrupa Şampiyonası Finallerine katılma hakkı kazanmamızdı. İzleyen yıllarda 3 kez daha Avrupa Şampiyonası Finallerine katıldık. Buna benzer pek çok ilki gerçekleştiren, başarılar kazanan takımların teknik heyeti ve sporcularının hakkını teslim etmeyi siz de çok istersiniz sanırım. Bu takdir ve iltifatı da esirgersek; hele de elde edilen başarıları yok sayarsak; kendilerine, aileleriyle geçirecekleri tatile ayrılacakları zamanı milli takım kadrosunda geçiren sporcularımızı motive etmek daha da zor olacaktır.


Saygılarımla...


Erol Ünal KARABIYIK
ÜNER YAYINCILIK A.Ş
YÖNETİM KURULU BAŞKANI

 

 



 

Bu köşe yazısı aynı zamanda www.ajansspor.com ve www.turkiyehaberajansi.com sitelerinde de yayınlanmaktadır..





YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

21 Kasım 2016'da yapılacak olan Türkiye Voleybol Federasyonu başkanlık seçiminde, Mehmet Akif Üstündağ'ı destekliyor musunuz?


YUKARI