Fenerbahçe Opet’in yeni menajeri Pelin Çelik’ten açıklamalar

Fenerbahçe Opet Kadın Voleybol Takımı Menajeri Pelin Çelik, Fenerbahçe TV’de yayınlanan ‘Güncel’ programına konuk oldu ve açıklamalarda bulundu...


Fenerbahçe Opet’in yeni menajeri Pelin Çelik’ten açıklamalar

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün internet sitesinde yer alan haber şöyle:

Fenerbahçe Opet Kadın Voleybol Takımımızın Menajeri Pelin Çelik’ten açıklamalar

Fenerbahçe Opet Kadın Voleybol Takımımızın Menajeri Pelin Çelik, Fenerbahçe TV’de yayınlanan ‘Güncel’ programına konuk oldu ve açıklamalarda bulundu. Pelin Çelik’in açıklamalarından derlediklerimiz şu şekilde:

“İlk günkü gibi heyecanlıyım. Sanki 13 sene öncesine geri dönmüş gibiyim. Çok mutlu ve heyecanlıyım.

Fenerbahçe sevgisiyle büyüdüm. Doğuştan Fenerbahçeliliği yaşayarak hayata geçirdim. Babamla (Eski futbolcumuz Paşa Hüseyin) yıllarca gurur duyduk. Daha sonra onunla aynı takımda oynayabildiğim için çok mutluyum. Hayatın getirdiği şöyle bir acı gerçek var; ben Fenerbahçe’ye transfer olduğum sene babam vefat etmişti. O yüzden benim Fenerbahçe’de oynadığımı göremedi ama bunu hissettiğini biliyorum. Ben de bu formayı taşırken hep ondan miras kaldığını, Fenerbahçe’de oynamanın ne demek olduğunu ondan öğrendiğim gibi burada davranmaya çalıştım ve bu formaya layık olmaya çalıştım oynadığım dönemde. Şu anda bulunduğum görevde de bu öğrendiklerimle, burada yaşadıklarımla devam edeceğim.

Fenerbahçe camiası babamı ve bizi hiç unutmadı. Hastalığında, vefatında ve vefatından sonra hep yanımızdaydı, hala yanımızda. Ben de göstermiş oldukları vefadan dolayı bir kez daha herkese teşekkür etmek istiyorum.

Ben oynadıktan sonra kulüpte çok büyük başarılara imza atıldı, çok büyük şampiyonluklar kazanıldı. Fenerbahçe Opet’in dünyanın en büyük voleybol takımlarından biri olduğu gerçeği herkes tarafından biliniyor. Umarım benim görevde olduğum bu sürede müzedeki kupaların yanına yenileri eklenir.

Sayın Federasyon Başkanımız Mehmet Akif Üstündağ’a çok teşekkür ediyorum bana izin verdiği, Fenerbahçe Opet’te çalışmama müsaade ettiği için. Başkanımız Ali Koç’a, Yönetim Kurulu Üyemiz Simla Türker Bayazıt’a çok teşekkür ediyorum bana inandıkları, güvendikleri ve bu göreve layık gördükleri için. Benim için çok gurur verici bir serüven olacak hem milli takımda görevime devam edecek olmak hem de Fenerbahçe Opet’te menajerlik yapacak olmak. Çok yoğun bir mesai beni bekliyor. Çalışmayı, voleybolun içinde olmayı çok seviyorum. Sahadaki atmosferi yaşamayı çok seviyorum ve burayı nefes almak kadar önemsiyorum. O yüzden yapacağım bu görevden dolayı çok heyecanlıyım. Takıma bir katkım olsun, başarıda payım olsun istiyorum. Oyuncuların sahada neler yaşadığını çok iyi biliyorum, yıllarca aynı şeyleri hissettim. Onların yaşadıkları sorunları, stresi, antrenörle ve kulüple olan diyaloglarında neye ihtiyaçları olduğunu biliyorum. Bize doğru yollar gösterildiğinde neler başarılabileceğini çok net yaşadım. Bu tecrübelerimi aktarmak istiyorum. Bu takımın bir parçası olmaktan dolayı çok keyifliyim. Sporcu olmak ve yönetici olmak farklı kulvarlar. Bazı şeyleri yaşayarak öğreneceğim.

Milli takımda çok başarılı bir dönem yaşıyoruz. Başkanımız Akif Üstündağ’ın yapılanmasıyla, onun projeleriyle Filenin Sultanları harika şeyler başardı. Dünya sıralamasında 12.’likten 4.’lüğe yükseldi. Bu olağanüstü bir başarı. Olimpiyatlarda yaşadığımız 5.’lik, son 3 Avrupa Şampiyonası’nda kürsüde oluşumuz, Milletler Ligi’ndeki gümüş ve bronz madalyamız jenerasyonun değişimiyle birlikte ivme kazandı. Doğru yapılanmanın, doğru projenin ve doğru planın çok büyük bir etkisi var. Sadece takımın, antrenörün veya oyuncuların yapabileceği bir şey değil. Tüm dişliler aynı anda doğru şekilde çalıştığında bu büyük başarılar elde edilebiliyor. Başta Sayın Federasyon Başkanımız olmak üzere devamındaki herkes işini severek layıkıyla ve gönülden yaptığı için bu sonuçlara ulaştık. Umarım bundan sonra da buradan geriye gitmeyecek şekilde madalyanın rengini altın yaparak başarılar devam edecektir. Milli takımdaki hiçbir başarı tesadüf değil. Kulüpler bu kadar büyük yatırımlar yapmasa, oyuncularına ve takımlarına bu kadar değer vermese, sponsorlar destek olmasa bunların hiçbirisi olabilecek şeyler değil.

Çok büyük bir aileyiz, çok büyük bir camiayız. Ne kadar güzel bir yerde olduğumun farkındayım, evime döndüğümün farkındayım. Bunun kıymetini bilerek işime dört elle sarılacağım.

Fenerbahçe’de taraftarla oynamak gibi çok büyük bir lükse, güce sahipsiniz. Televizyonunuz, taraftarınız, kulübünüz, gücünüz, kıyafetleriniz hepsi birer marka. Çok büyük bir markanın temsilcisisiniz Fenerbahçe’de oynarken. Bunun sorumluluğu çok fazla. Kazanırken de kaybederken de çok fazla. Kazandığınızda ne kadar şok kişiyle kutluyorsanız kaybettiğinizde o kadar ok fazla kişiyle üzülüyorsunuz ve sorumluluğunuz artıyor. Burada yaşarken, çalışırken ve oynarken özellikle gelen yabancı oyunculara da anlatmaya özen gösteriyoruz. Ne kadar büyük bir yere geldiklerinin, ne kadar değerli olduklarının ve ne kadar göz önünde olduklarının farkında olmaları gerekiyor. Saha içinde ve saha dışında yaptıkları her harekete dikkat edip Fenerbahçe’ye yakışır şekilde davranmaları ve yaşamaları gerekiyor.

Kazansanız da kaybetseniz de mücadele ettiğinizde, savaştığınızda, bunu camia, taraftar, kulüp hissettiğinde aslında herkes başının tacı. Oyuncuların bunu bilmesi, takımın bunu anlaması, birlik ve bütünlük içinde bunu anlaması gerekiyor. Şu anda takımımız içerisinde bence ilk göz önüne çıkması gereken şeylerden biri takım olarak oynamak. Kazandığımızda hep birlikte sevinebilmek, kaybettiğimizde hep birlikte üzülebilmek. Eğer bunları biz yaşayabiliyorsak ve sizlere yaşattırabiliyorsak büyük bir başarıya imza atmış olacağız.

Çok zor bir yazdı bizim için. Bir sporcunun yaşayabileceği en zor yazı yaşadı diyebilirim oyuncularımız. Mayıstan son güne kadar neredeyse %90 aynı kadroyla mücadele ettik ve dünyanın 3 büyük zor organizasyonunda yer aldık. Milletler Ligi’ne gittik 37 gün fanusta kaldık. Otel ve salon arasında geçen, hiçbir yere çıkamadığımız ve her şeyin yasak olduğu bir düzende 19 maç oynadık. Ardından 1 hafta hazırlık sürecinin ardından Tokyo’ya gittik. Orada da pandemi koşulları sebebiyle zaten şartların zor olduğu olimpiyat gibi dünyanın en önemli organizasyonunu yaşadık. Tarihi bir başarıyla 5. olduk ama buna üzüldük. Çok daha iyisi olabilirdi. Devamında Avrupa Şampiyonası. En zor takımların olduğu şampiyona diyebiliriz. Avrupa’dan olimpiyata gitmek, olimpiyatı oynamaktan çok daha zor. Polonya, Hollanda, Rusya gibi devleri geride bırakarak alınan bir üçüncülük var. Sırbistan’la olan yarı finale baktığımız zaman final oynamamak işten değildi. Filenin Sultanları yazı başarılı, gururlu ve aslında Türkiye’de her eve girmişi herkesin kendinde bir şeyler bulabildiği bir şekilde kapattı. Herkesin takımı olduk. Bize bu dönemde dualarını, iyi dileklerini gönderen, bizimle üzülüp bizimle sevinen herkese teşekkür ediyorum.

Her şeyini bildiğim, ter döktüğüm ve mücadele ettiğim Fenerbahçe’me geri döndüm. Hiç yabancı hissetmedim. Hem takımı tanımam, düzeni anlayabilmemiz için, birbirimizi anlayabilmemiz için zamana ihtiyaç var. Onun dışında kaptanımla birlikte 4 yıldır milli takımda da çok güzel bir ilişkimiz var, iyi idare ediyoruz. Onun takımda olması benim çok büyük şansım.

Takımda çok değerli oyuncularımız var. Tecrübeli oyuncular ve gençlerden kurulu çok iyi bir kimya var. Umarım  bu da sahaya yansıyacaktır. Yabancı oyuncularımız da çok genç, çok yetenekli, çok kapasiteli, ileride yıllarca ismini duyacağımız, dünyanın zirvesinde olacak oyuncular hepsi. Yavaş yavaş kendilerini kanıtladılar. Teknik ekibimiz birbiriyle uyum içinde. Zoran Terzic’le 25 yıllık karşılıklı oynadığımız ve rakip olduğumuz bir serüven vardı. Şu an aynı takımdayız ve birlikte aynı başarı için mücadele edeceğiz. Birbirimizi saha dışında rakip olarak çok iyi tanıyoruz ama şu anda birlikte mücadele edeceğiz ve o hırsımızı sahaya yansıtacağız. Antrenmanlar sezon öncesi yoğun tempoda devam ediyor. Halterin, fitnessin yoğun olduğu, takım tamamlanmadığı için eksik kadroyla yapılan antrenmanlar. Umuyorum bu hafta sonunda ve eylülün sonunda takım tamamlanmış olacak. Şu an her şey planlandığı gibi gidiyor.

Dört kulvarda yarışacağız. Türkiye Ligi, Türkiye Kupası, Şampiyonlar Ligi ve FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Voleybol Şampiyonası oynayacağız. Hepsinde hedef zirvede olmak. Umarım sağlıklı sıhhatli, sakatlıksız güzel sezon olur.

(FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Voleybol Şampiyonası) Çok güzel olacak. Taraftarımızın önünde oynayacağız. Taraftarımızın desteğiyle, onların gücüyle… Ankara seyircisinin voleybola olan sevgisi ve ilgisi malum. Ankara voleybol için hep uğurlu bir şehirdir. Milli takımlarda hep öyle olmuştur. Dolu tribünlere karşı büyük bir destekle oynayacağımıza eminim. Çok güçlü takımlar olacak. Dünya devleri var orada. Umarım 2010’da Katar’daki tarih tekerrür eder.

Saha içinde yaşandığı kadar saha dışında da bir o kadar şey yaşanıyor. Her ne kadar profesyonel olduğumuzu söylesek de birbirini seven, destek olan, saha içinde ve dışında sorunlarını paylaşan takımlar çok daha başarılı oluyorlar çünkü saha içinde en zor anında yere düşen arkadaşına daha içten elini uzatıyorsun. Hepimiz profesyoneliz, kazanmak istiyoruz ama son 23-23’lerde küçük detaylar belirliyor sonucu. El ele tutmak, birlikte olmak lazım. Bu da günün ilk anından maçın son sayısına kadar her şeyi birlikte götürmek gerekiyor. Bu süreçte kendi açımdan payıma düşen şeyleri yapmak istiyorum. Çok heyecanlı ve keyifliyim. Zor bir süreç, zor bir mesai ama ben Fenerbahçe Opet’in çok güzel şeyler yapacağına inanıyorum.

(Taraftarlarımız) Onlar çok değerli. Her zaman yanımızdalar. Ben bunu hissediyorum ve bu sene de hissetmeye devam edeceğimi biliyorum. Takımım adına onlardan destek bekliyorum. Birlik olursak, düştüğümüzde bizi kaldırırlarsa, biraz sabrederlerse çok iyi işler yapacağımıza inanıyorum. Onlarla birlikte sahada olacak olmak çok büyük şans. Sahaya çıkacağımız o günü sabırsızlıkla bekliyorum. Çok uzun zaman oldu, onları da çok özledim. Oyuncularımız da çok özledi. Umuyorum ki güzel günlerde hep birlikte olacağız ve başarı şarkılarını hep birlikte söyleyeceğiz.”