Yaklaşık 2 yıldır hakkında birçok iddia olan MHK Başkanı Aydın Öztürk sonunda suskunluğunu bozdu veya birileri tarafından bozduruldu, kardeşim M. Korhan Gün’ün başarıyla hazırlayıp, sunduğu, TİVİBU’daki SMAÇ-BLOK programının geçtiğimiz Cuma akşamı canlı yayınlanan bölümünün konuğu oldu !...
Aydın Öztürk bu güne kadar yurt genelindeki bölgeleri komite üyeleri olarak aralarında paylaştıklarını, Ankara’ya topladıkları eğitmenlerle 77 ilde aday hakem kursu açtıklarını anlattı… En başarılı MHK olduklarını iddia etti… Ama bulunduğu İzmit’ten onca yolu sadece icraatlarını mı anlatmak için tepti ?...Tabii ki hayır…Hakkındaki iddia ve eleştiri dolu yorum sağanağından ve de bu doğrultuda hakem ve gözlemcilerle ilgili yazılarımdan bunaldığı, artık konuşma zamanının geldiğini, bazı açıklamaları yapma zorunluluğunu ta içinde hissetmesindendi… BENİ SAVCILIĞA VERMİŞ ?... Aydın Öztürk beni yazılarımdan dolayı savcılığa verdiğini açıkladı…Hakaret ve aşağılama doluymuş ?...Ona tavsiyem bu ve bundan sonraki yazılarımı da o dosyaya eklemesi…Allah yolunu açık, başarılarını (!) daim etsin !... AYDIN ÖZTÜRK’TEN NADİDE İNCİLER… “Ben bir şey söylüyorum, Hasan Epirden farklı yazıyor !... Eğer böyle yazacaksan beni arama dedim, telefonu kapattım… Aynen böyle !...” “Hasan Epirden’i 1 nisanda İzmir’e Üniversite giriş imtihanım öncesi birlikte fotoğraf çektirmeye davet ediyorum !...” “Yazı yazan, yorum yapan arkadaşlar neden ceza aldıklarını da açıklasınlar !...” “Yanlışlarımız olabilir ama adil davranıyoruz !...” “Uluslar arası hakemlerin sınav sonuçlarını açıklamamalarının sebebi aralarındaki küçük farkların kendi aralarında bir kırıcılık yaşamamaları düşüncesidir…” “8 Kişiyle çoğu hakeme yetişmemiz, gözlememiz ve takip etmemiz mümkün değil…” “Sarmaşık’ın CEV görevi, kendi verdiği dilekçe doğrultusunda iptal edildi…” "Gözlemci sınavı sağlıksız geçtiği için Başkan tarafından iptal edildi…” “İzmir Bölgesi antrenörlerinden Cem Yalçın’a en iyi yerlerde görev vererek daima destekledim… O ise maçlarını yöneten hakemler için hakemler emeğimizi çalıyorlar dedi…” “Diyarbakırlı hakemlerin isyan dilekçelerindeki imzaları tek başına Kadir Girente atmış…” “Sınav ücreti olarak hakemlerden toplayamadığımız 450 lirayı aramızda topladık !...” “Buraya görev yapmak için geldik, Ahmet Mehmet için gelmedik !... Kimsenin demesiyle görevi bırakmayız… “ HEDEF BENDİM !... Evet açıkça görüldüğü ve anlaşıldığı gibi Aydın Öztürk’ün hedefi bendim Gözlerinde kin vardı… Sesi titriyor, lafları birbirine karışıyor, zor anlaşılıyordu… Buna bir de ilk kez canlı bir televizyon programında, ağır ithamların yükü altında olmanın da rolü de eklenmişti…Şahsımda o kin, dolaylı olarak, ona ithamlarda bulunan, tarafımdan da kaleme alınan iddiaları ortaya koyanlara da akıyordu besbelli ?...Oysa, ondan beklenen olgunluk, tüm hakem ve gözlemcileri karşısına alıp, bir ağabey olgunluğunda ve şevkatiyle dinlemek, sorunlarına yaklaşıp, eğilmek, paylaşmaktı… Bu çok mu zordu ?... Üstelik Marmaris’teki seminerde böylesine bir fırsatı varken ?... Ama bunu nedense yapmadı, yapamadı ?... Her zaman olan dilek ve temenniler bölümünü bile korkusundan pas geçmiş ?... Nazarında en büyük suçlu bendim, onlara sahip çıktığım, sorunlarını paylaşıp gündeme taşıdığım için ?... Başka ne yapabilirdim ?... Kimse kusura bakmasın ama yüzüme ikinci kez telefon kapatmasını göze alamazdım !... Hele hele insanların haysiyetlerine çomak sokan böylesine bir zihniyet karşısında…Evet, suçum, (!) Türk voleybolunda görev yapan yaklaşık 7000 hakemin çoğunun sıkıntılarını, şikayetlerini ve iddialarını gündeme taşımak, yaralarına bir nebze merhem olabilmek, bir çözüm zeminine vesile olmaktı…Ama her şeyden önce de bunu yaparken kişileri zan altında bırakmadan bir yol izlemekti…Bunu ilk yapmaya başladığım sırada, Aydın Öztürk’ün gözlemcilik yaptığı, İzmir’de oynanan Karşıyaka – Ereğli Belediyesi Bayan maçında yaşanan açık bir kural ihlali iddiası gündeme düştü… KURAL HATASINA GÖZ YUMMA İDDİASI… Maçta Karşıyaka koçu aynı ölü zamanda önce oyuncu değişikliği talebinde bulunmuş, arkasından mola almış, akabinde bir oyuncu değişikliği talebinde daha bulunmuştu… Hakemler de bu talepleri onamışlar, bu kural hatasının ardından maç birkaç sayı daha oynanmıştı… Durum bir anda misafir takım koçu Ata Onar tarafından fark edilmiş, oyun durmuş, o anda yapılması gereken olan, kural hatası sonrası Karşıyaka takımının aldığı sayıların silinmesi gerekirken silinmemiş, oyun Karşıyaka’nın galibiyle biterken de Ata Onar, kulüp Başkanı’nın talimatı üzerine itiraz hakkını kullanmamıştır… (O sebep de başka bir tartışma konusu ya ?...)İşte bu konuyu, yani işin tam doğrusunu öğrenmek için Aydın Öztürk’e ayrı zamanlarda 2 telefon açtım… İlkine aldığım cevabı kendi yorumumu katarak yazdım… (Yazımı ve görüşümü o yönlendirecek değildi ?...) İddialar gelişince ve direk olarak, hatayı örtbas etme suçlaması moduna (!) geçince, kendisini bir kez daha aramanın daha doğru olacağını düşündüm !... Vay sen misin bu konuyu eşeleyen ?... Utanmadan suratıma telefonu kapat ?...Telefonunu tekrar tekrar çevirmeme rağmen açma ?... O terbiye zafiyetinden sonra bir daha da kendisini aramadım, selamı sabahı kestim !...Zaten Aydın Öztürk de suratıma telefon kapatışını doğruladı…“Ben bir şey söylüyorum, farklı yazıyor !... Eğer böyle yazacaksan beni arama dedim, kapattım… Aynen böyle !...” dedi, ekledi… “Bu kapatmanın arkasından, bana küsmesini, hakaretler yağdırmasının ne gereği vardı, onu anlayamadım !...”Yahu insan bu kadar mantıksız nasıl kelam eder ?...Yüzüme telefon kapatan şahsına tekrar telefon açmamı, övgüler yağdırmamı mı bekliyordu ?...Farklı yazmam konusuna gelince… Ben ne yazacağımın metnini, yorumumu ondan mı öğreneceğim ?... Bu denli bir laf salatası dolu görüş olamaz ?... AYDIN ÖZTÜRK’ÜN ULUSLAR ARASI HAKEM OLUŞUNUN KISA HİKAYESİ… Şimdi dilerseniz filmi epey geri saralım, 1987’lere uzanalım…Dünyaca ünlü Macar hakem Holvay Uluslar arası hakem kursu için ülkemize geliyor… Ona tercümeler konusunda ben yardımcı oluyorum… Kursiyerlerden biri de Aydın Öztürk… Ancak 3 büyük sorunu var… Birincisi lisanı yok…İkincisi o yıl kursa 1947’li ve daha küçük adaylar katılabiliyor… Oysa onunki 1945… (Duyumlarına göre sonrası yaşını 2 yıl küçülterek 1947’li oldu ama sınava girdiği tarihte 1945’li olması dolayısıyla ortada gayri resmi bir durum var mı acaba ?...)Üçüncüsü ise tahsili müsait değil… (Gene duyumlarıma göre sonrasında dışarıdan sınava girerek Lise diploması almış, ancak o diploma tarihi de önemli…)Tüm bu konuları haftaya detaylarıyla paylaşacağım… İmtihana giren Öztürk başarılı oluyor…Uluslar arası FIVB diplomasını da 1989 yılında alıyor…Ancak akıllarda üstteki sorular var ?...İşte çok rahatsız olduğu ve ancak bu programda dolaylı olarak yuvarlayarak cevapladığı soru ortaokul terk olduğu hususundaki iddia ?... Aydın Öztürk bu iddiayı çürütürcesine bana ekrandan gönderme yaptı… AYDIN ÖZTÜRK ÜNİVERSİTE SINAVINA GİRİYOR !... Bana yaptığı gönderme, Üniversite sınavına gireceği yönünde…67 Yaşında bir kişi için gerçekten alkışlanacak bir olay !... “Okumanın yaşı yoktur !...” derler… Ne kadar doğru ?...Ancak Lise mezunu olduğunu ispatlamak içinse bu sınava yönleniş, gerçekten hiç gereği yoktu… Kendisinden, lise mezunu olduğunu anlatmaya çalıştığı lise diplomasını da göstermeye ?... Sadece işi uzatmadan, bunca zaman yersiz tartışmalara yol açmadan sadece “Yanılıyorsunuz beyler, bayanlar… Ben ortaokul terk değil, lise mezunuyum !...” demesi tüm seslerin kesilmesi ve tereddütlerin ortadan kalkması için yeterliydi… Aslında bu okul durumu asla aşağılama, özel hayatına girmek manasına girmemeli ?... Aydın Öztürk şu anda resmi bir görevde ve bu görevine gelene kadar ki aşamalar özele girmez, kamunun bilgisi içerisinde olur… Buna tahsil durumu da dahildir !...İnsanların tahsil dereceleri, kişiliklerini, kalitelerini ve hatta kültürlerini çoğu zaman yansıtmadığını çok iyi biliyoruz !... Nice ilkokul mezunlarının, çoğu üniversite mezununu ceplerinden çıkardıkları çok görülmüştür…Kimse Aydın Öztürk’ü küçük düşürmenin peşinde değil !... Hakemliğinin ve MHK üyeliğinin oluşumunda bazı tereddütler var o kadar ?... Merak da diyebiliriz ?...Aydın Öztürk beni televizyondan 1 nisanda Sınav yapacağı yerde ironi dolu bir ifadeyle birlikte fotoğraf çektirmeye İzmir’e davet edeceğine, tavsiyem, önce o yüzünü, bana yaptığı o yakışıksız hareket dolayısıyla özür dileyerek temizlesin, sonrası kolay !... Bu özür sonrası eski arkadaşımın bu mutlu ve onur dolu gününe koşa koşa giderim, bir değil, onlarca fotoğraf çektiririm, emin olsun !...Tabii “1 Nisan Şakası” yapmıyorsa ?... SON 2 MHK Erol Ünal Karabıyık Federasyonu’nun ilk kuruluş aşamasında, Oktar Tertemiz’in liderliğinde, Akın İra, Fahrettin Gerçeker, Uğur Karakaş, Kaya Paçacı ve Suat Koçer’den oluşan o görkemli MHK’yı niye yalan söyleyeyim, Türk Hakemlik müessesesini daha da yukarılara taşıyacak bir oluşum olarak görüp, sevinmiştim…Ancak bazı nedenlerden dolayı, sayın Erol Ünal Karabıyık Başkan ile yapamadılar… Kısacası doku uyuşmazlığı yaşandı ve hepsi de bu uyuşmazlığın “Hakemlik Müessesesi”ne zarar vereceğini düşünerek, onurlu bir şekilde, topluca istifa ettiler… Yerine, alel acele sürpriz bir MHK oluşturuldu…Sürpriz diyorum, zira başkan olarak atanan Aydın Öztürk, Ümit Sokullu’nun başkanlık yaptığı Prof. Dr. Hüsnü Can Federasyonu’nda MHK üyesi olarak görev yapmış, seçimde de Erol Ünal Karabıyık karşısında, Prof. Dr. Hüsnü Can yanında yer almıştı… HAKEM SINAVININ İPTAL SEBEBİ… Eleştiriler arasında yer alan, Ankara’daki “Gözlemci Sınavı”nın iptal sebebini açıklayan Öztürk, 31 gözlemci eşliğinde yapılan sınavda bazı gözlemcilerin kendilerini ikaz eden gözetmenlerle atıştıklarını, bunun üzerine, sağlıklı bir sınavın gerçekleşmediğini öne sürerek bu ortamı kabul etmeyen bu gözetmenlerin raporu doğrultusunda Başkan Erol Ünal Karabıyık’ın sınavı iptal ettiğini söyledi…Konuyla ilgili 5-6 gözlemciden savunmalarını aldıklarını da sözlerine ekleyen Öztürk, ancak konunun ceza ile çözülmeyeceğine kanaat getirdiklerini vurguladı… “%30 TAKDİR HAKKI ADİL Mİ ?...” SORUSU… M. Korhan Gün’ün çok tartışılan sorulardan biri olan, hakem klasmanlarını belirlenmesinde MHK’nın %30 takdir hakkının çok yüksek oluşuyla ilgili serzenişlere de değinen Öztürk, “8 Kişiyle çoğu hakeme yetişmemiz, gözlememiz ve takip etmemiz mümkün değil… Bunun için gözlemcilerden gelen raporları dikkate alıyoruz !... Yeterli ve sağlıklı mı ?... Tabii ki değil, tartışılır ?... Doğruyu söylemek gerekirse, MHK üyeleri bölgelerindeki gözlemcilere yetişemiyorlar !...” dedi… “SARMAŞIK DİLEKÇE VERDİ…” Yazılarımda yer alan bir başka konu olan, CEV tarafından görevlendirilen Özgür Evren Sarmaşık’ın, görevinin iptal edildiği bilgisi verilmemesi yüzünden, hava alanından döndüğü konusuna ise açıklık getiren Öztürk, Sarmaşık’ın kendilerine sezon başında bu sezon görev almak istemediğine dair dilekçe verdiğini, bu yüzden CEV tarafından görevinin iptal edildiğini ifade etti… “CEM YALÇIN’I KINIYORUM !...” Kendisini eleştiren İzmir Bölgesi antrenörlerinden Cem Yalçın’a en iyi yerlerde görev vererek daima desteklediğini, maçlarını yöneten hakemler için “Hakemler emeğimizi çalıyorlar !...” diye internet ortamında bir yazı yazdığını, ayrıca maçlarda seyirciye dönerek yaptığı hareketlerle hakemlere karşı tahrik ettiğini öne sürdü, “Onu kınıyorum !...” dedi… “KADİR GİRENTE’NİN YAPTIĞI DOĞRU DEĞİL !...” Yazılarımın altına gerçek imzasıyla yorumlarda bulunan Diyarbakır Bölgesi hakemlerinden Kadir Girente için de görüşlerini paylaşan Aydın Öztürk, kendisini 1-2 defa gördüğünü, ancak izlemediğini ifade etti, “Tanımadığım halde, şöyle tanıdım…” (Ne demekse ?...) dedi ve bir gün kendilerine Diyarbakır’dan, biri A, diğerleri B ve C klasmanı birçok hakemin “Niye bize dışarıdan hakem geliyor da biz dışarı gidemiyoruz. Federasyonun verdiği görevleri kabul etmiyoruz !...” şeklinde toplu imzalı bir dilekçenin geldiğini, bunun toplu bir isyan olduğunu, ancak isimleri yazılı hakemleri tek tek aramalarına ve savunma istemelerine karşın atılan imzaların kendilerine ait olmadığını, hepsinin Kadir Girente tarafından atıldığı gerçeğine vardıklarını ifade etti… Ayrıca Kadir Girente’nin Marmaris Semineri süresince şahsıma bilgi servisi yaptığını söyledi… Daha doğrusu kafadan attı… Bir kişinin beni oradan araması kadar doğal ne olabilir, sorarım ?... “EPİRDEN ARANMAZ !...” diye MHK tarafından bir yasak mı var, bileyim ?...Orada “Gizli servis” mi toplandı ?... Devlet sırları mı tartışıldı ?...Bu EPİRDEN saplantısı neden ?...Ancak şunu vurgulamak istiyorum, ne ben orada konuk olan birisinden bir haber alma çabasına girdim, ne de biri bana bilgi servisi yaptı… Kafası azıcık çalışan bir kimse biraz düşünür ?... Aydın Öztürk’ün itiraf ettiği, “Telekulaklık” (!) yaptığı bir telefon konuşması var ortada… MHK Genel Sekreteri Cemalettin Özmen’e bu seminerin hemen sonrası Aydın Öztürk’ün orada olup olmadığını sordum… Peki Aydın Öztürk’ün iddia ettiği gibi Marmaris ile en ufak bir irtibatım olsaydı, bu soruyu sorar mıydım ?... “450 LİRAYI ARAMIZDA TOPLADIK...” Sınav ücreti olarak beher hakemden 5’er TL toplanması hususunu kendisine hatırlatan M. Korhan Gün’e bunu doğrulayan Öztürk, bu parayı vermeyenlerin 450 TL’sini MHK olarak aralarında topladıklarını söyledi… “HAKEMLERİN ARKASINDAYIZ !...” Hakemlerin arkalarında (!) olduklarını, hakemler dahil herkesin kendilerini eleştirebileceklerini, telefonla kendilerini arayabileceklerini, bunları kaldırabildiklerini, ancak işin hakaret ve aşağılama boyutlarına gelmemesini vurgulayan Aydın Öztürk, “Buraya görev yapmak için geldik, Ahmet Mehmet için gelmedik !... Kimsenin demesiyle görevi bırakmayız… Ancak Başkan buyurur öyle gideriz !...” dedi…Dedi demesine de, yüze telefon kapatmanın hangi kategoriye girdiğini hiç düşünmediği belli oldu !... DEVAMI YAKINDA… Haftaya benden açıklamamı istediği 2 çok özel zannettiği soruya cevaplarım…Verdiği cevaplara yorumlarım ve ilave sorularım…Cevap vermediği iddiaların masaya tekrar yatırılması…Ve en önemlisi…Şu yaş, tahsil ve hakemlik geçmişi ile ilgili bilinmeyenler ve merak edilenlerle ilgili uzman sorular…Ve daha neler neler ?... Tekmili birden… Diğer Haberler
Yayınlanma: 11 Mart 2012 - 21:06
AYDIN ÖZTÜRK ÖZEL (1)
Sitemiz yazarlarından Hasan Uğur Epirden, MHK başkanı Aydın Öztürk'ün SMAÇ-BLOK programı sonrası doğan cevap haklarıyla beraber sitemize yorumlarda bulundu...
Diğer Haberler
11 Mart 2012 - 21:06








