Cannes kumsalına paralel cadde, hiç bu kadar Türk’ü bir arada ağırlamamıştı. Kimler yoktu ki... Siyasetçi, sanatçı, sporcu, gazeteci -ki ekonomi yazarı da vardı. Siyaset, magazin ve spor yazarı da. Genel yönetmeni de vardı, televizyon ünlüleri de- orta direk, velhasıl her kesimden F.Bahçe’yi desteklemeye gelenler vardı. Üzerlerindeki sarı-lacivert forma ve atkılarla 3 gün boyunca caddeyi bir uçtan bir uca voltalayan bizimkiler, Cannes’lıların pek bir hoşuna gitti açıkçası. Çünkü onlar F.Bahçe’yi tam 10 gündür şehrin çeşitli yerlerine dağılmış 150 bilboardda izleyip yakından tanımışlardı.
5 özel uçak F.Bahçe’nin büyük başarısını izlemek üzere yüzlerce konuğu taşıdı Cannes’a. M.Ali Aydınlar’ın çabasına da değdi doğrusu. Çünkü ilk kez Şampiyonlar Ligi finali oynayan takımının elde ettiği başarı hiç de küçümsenecek bir başarı değil. Türkiye’nin kulüpler düzeyindeki en büyük başarısı. Ve görünen o ki M.Ali Aydınlar için bu daha başlangıç. 1 milyon dolarlık prim vaadi de bunun en güzel örneği olsa gerek.
3 günlük Cannes seyahatinde çok ilginç şeyler yaşadık aslında. Voleybol Federasyonu Başkanı’nın bu tarihi başarının ilk adımına tanıklık etmemesi, Aziz Yıldırım-Mahmut Özgener gerginliğinin Fransa’da da sürmesi, G.Saraylı ya da Beşiktaşlı bilinen birçok konuğun F.Bahçe forması giymesi ya da atkısı takması, Aydınlar’ın “Bu başarıda sayın Yıldırım Demirören’in de payı büyük. Çünkü bir ricamla Eda’yı bize vererek, güçlü takım olmamıza destek verdi” demesi. Bunların belli başlıcalarıydı.
‘AAA... AYAĞA ÇARPTI’
FINAL-FOUR’DA başka şaşırtıcı şeyler de vardı. Bunların en başında Fener destekçilerinin bir çoğunun voleybol sporundaki kural değişikliklerini bilmeyişleriydi. Öyle ki sporu yönetenlerin bile “Aaa.. ayağa çarptı hakem devam ettiriyor” ya da “Ya servis geçti, bu maç nasıl 25’te biter” demeleri içler acısıydı. Başka içler acısı şeyler de vardı ama onları ‘off the record’ sözümüz nedeniyle şimdilik dağarcığımızda tutalım.
KİM ne derse desin, F.Bahçe’nin elde ettiği sonuç büyük bir başarıdır. Ancak devamı gelmezse yazık olur. Mehmet Ali Aydınlar’ın yola devam edeceğinden kimsenin kuşkusu yok. Yeter ki voleybolu yönetenler kısır çekişmeler sonucu hevesleri kursakta bırakmasın. Cannes’da oynadığımız takımlar, F.Bahçe’ye göre çok daha fazla para harcanarak kurulmuş takımlar. Eğer bu kızlar ilk final-fourları’nda bu başarıyı sağlıyorlarsa devamı için çok bilenlerin yakalardan düşmesi gerekir. Onlar da kendini iyi bilir. Tayfun Bayındır - Vatan
5 özel uçak F.Bahçe’nin büyük başarısını izlemek üzere yüzlerce konuğu taşıdı Cannes’a. M.Ali Aydınlar’ın çabasına da değdi doğrusu. Çünkü ilk kez Şampiyonlar Ligi finali oynayan takımının elde ettiği başarı hiç de küçümsenecek bir başarı değil. Türkiye’nin kulüpler düzeyindeki en büyük başarısı. Ve görünen o ki M.Ali Aydınlar için bu daha başlangıç. 1 milyon dolarlık prim vaadi de bunun en güzel örneği olsa gerek.
3 günlük Cannes seyahatinde çok ilginç şeyler yaşadık aslında. Voleybol Federasyonu Başkanı’nın bu tarihi başarının ilk adımına tanıklık etmemesi, Aziz Yıldırım-Mahmut Özgener gerginliğinin Fransa’da da sürmesi, G.Saraylı ya da Beşiktaşlı bilinen birçok konuğun F.Bahçe forması giymesi ya da atkısı takması, Aydınlar’ın “Bu başarıda sayın Yıldırım Demirören’in de payı büyük. Çünkü bir ricamla Eda’yı bize vererek, güçlü takım olmamıza destek verdi” demesi. Bunların belli başlıcalarıydı.
‘AAA... AYAĞA ÇARPTI’
FINAL-FOUR’DA başka şaşırtıcı şeyler de vardı. Bunların en başında Fener destekçilerinin bir çoğunun voleybol sporundaki kural değişikliklerini bilmeyişleriydi. Öyle ki sporu yönetenlerin bile “Aaa.. ayağa çarptı hakem devam ettiriyor” ya da “Ya servis geçti, bu maç nasıl 25’te biter” demeleri içler acısıydı. Başka içler acısı şeyler de vardı ama onları ‘off the record’ sözümüz nedeniyle şimdilik dağarcığımızda tutalım.
KİM ne derse desin, F.Bahçe’nin elde ettiği sonuç büyük bir başarıdır. Ancak devamı gelmezse yazık olur. Mehmet Ali Aydınlar’ın yola devam edeceğinden kimsenin kuşkusu yok. Yeter ki voleybolu yönetenler kısır çekişmeler sonucu hevesleri kursakta bırakmasın. Cannes’da oynadığımız takımlar, F.Bahçe’ye göre çok daha fazla para harcanarak kurulmuş takımlar. Eğer bu kızlar ilk final-fourları’nda bu başarıyı sağlıyorlarsa devamı için çok bilenlerin yakalardan düşmesi gerekir. Onlar da kendini iyi bilir. Tayfun Bayındır - Vatan









