Üç yıldır Şampiyonlar Ligi Kupası'nın peşinde olan Fenerbahçe Universal Bayan Voleybol Takımı, Fransız temsilcisi Cannes'ı 3-0 sıfır yenerek sonunda başarıyı yakaladı. 'Sarı Melekler' lakaplı Yağmur Koçyiğit, Naz Aydemir, Türk basınına ilk kez röportaj veren Tom Logan ve son anda söyleşiye katılan Lioubov Sokolova'yla kupa heyecanlarını konuştuk.
- Öncelikle şampiyonluk heyecanınızı dinleyelim mi?
Yağmur Koçyiğit: Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu çok önemli bir hedefti bizim için. Amacımıza ulaştık ama bu başarı grafiğini devam ettirmemiz gerekiyor. Çok da tarif edilemeyen bir duygu. Gördüğünüz gibi hala heyecanlıyım ve anlatamıyorum.
Naz Aydemir: Hem camiamız hem de takım açısından bu başarı çok önemliydi. Kupayı kazanmak kolay olmadı. Şimdi, istikrarlı bir şekilde çalışıp madalyalar almaya devam edeceğiz.
Tom Logan: Binlerce taraftarın gecenin bir yarısı havaalanına gelmeleri beni çok şaşırttı. Başarımız, kulüp tarihinde bir ilk. Bu başarının parçası olduğum için mutluyum.
FİNAL RÜYA GİBİYDİ
- O son atışlardaki duygunuzu hatırlıyor musunuz?
Y. Koçyiğit: Turnuvanın ilk sayısından itibaren son sayının heyecanını yaşıyor gibiydik. Eminim ki oynayan, oynamayan herkes son düdük çalındığında nasıl tepki verdiğini hatırlamıyor, heyecandan.
N. Aydemir: Özellikle maç hafızam çok güçlüdür. Üç, dört yıl önce oynadığımız maçların son sayılarına kadar hatırlarım. Ama bu kez, maça dair hiçbir şey yoktu hafızamda, sadece maç bittiği an bir rüyadan uyanmış gibiydim. Yıllardır o kupayı kazanmak için çalışıyorduk. Bu yüzden son düdük çaldığında mutluluktan çok bir rahatlama ve 'sonunda başardık' düşüncesi vardı.
T. Logan: Ben de o anlarda ne yaptığımı, ne hissettiğimi çok fazla hatırlamıyorum. Şok halindeydim. Şampiyonluğa çok yakın olduğumuzu biliyorduk ancak düdük çalınıp da herkesin sahaya girdiği anda bir şeyler oturmaya başladı.
UYKULARIMIZ KAÇTI
- Maçın bir gece öncesini nasıl geçirmiştiniz?
N. Aydemir: Baku'de ben de dahil birçok arkadaşımız uyku sorunu çekti. Final maçından önceki gece 03.00'ü bulmuştu uyumamız. Gözümü kapadığımda yapmam gerekenler bir türlü gözümün önünden gitmiyor ve uyumak mümkün olmuyordu. Kolay değil kafayı boşaltmak.
T. Logan: Aslında son güne geldiğinizde fiziksel anlamda yapılabilecek çok fazla bir şey yok. Takım olarak zaten en iyisi olduğunuzu ve o maçı kazanacağınızı biliyorsunuz. Geriye sadece duygusal hazırlık kalıyor.
- O gece bütün kızlar toplanıp da sohbet ediyor musunuz; yoksa yalnız kalmayı mı tercih ediyorsunuz?
Y. Koçyiğit: Maç içinde zaten fazlasıyla bir heyecan ve bağırış-çağırış olduğu için maç dışında herkes sakin kafayla tek başına düşünmeyi tercih ediyor.
- Şampiyonluk sonrası ailenizin tepkileri nasıl oldu? Herkes telefonlara mı sarıldı?
Y. Koçyiğit: Belli bir başarıya ulaştıktan sonra herkesin hayalinde 'bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu' oluyor. Ailelerimiz de bu hayallerin farkında ve hep destek oldular.
N. Aydemir: Annem ve babam da eski voleybolcu; sahada ben varsam zaten kendileri oynuyormuş gibi hissediyorlar. Onların desteğini hissetmek benim için büyük bir güç.
T. Logan: Ailem Los Angeles'ta yaşıyor, arada çok saat farkı var. İnternet üzerinden izlemek için saati kurmuş ve maç saati kalkıp izlemişler. Maç sonrasında konuştuk, çok heyecanlılardı.
- Aziz Yıldırım'ın Çağlayan'daki duruşmasına gittiniz, kupayı götürdünüz ancak içeri alınmadı; imzalı topunuzu hakime verdiniz. Bize o süreci anlatır mısınız?
Y. Koçyiğit: Mahkeme Başkanı'nın özel izniyle girdik duruşma salonuna. Aslında bu duyguları mahkeme salonunda değil, Başkanımızla doğrudan paylaşmayı çok isterdik. Kupayı ona götürebilmek bizim için tabii ki çok büyük bir gurur. O anı bir daha yaşamak istemiyorum çünkü çok çok üzüldüm... İnşallah yakın zamanda kavuşuruz, nice şampiyonlukları birlikte kutlarız.
N. Aydemir: Açıkçası hiçbirimiz konuşamadık çünkü hepimizin gözleri dolu doluydu. Böyle anlarda konuşmak çok zor oluyor; ellerimizi sıktı. Eğer dışarıda olsaydı bize neler söyleyeceğini ve kendi kızı gibi sırtımızı nasıl da sıvazlayacağını çok iyi biliyorduk. O yüzden dışarı çıktığında, bu şampiyonluğu onunla beraber yeniden kutlamak istiyoruz.
TARAFTAR ONURLANDIRDI
- Havaalanından dönerken taraftarların coşkulu karşılaması sırasında polisle çıkan çatışma konusunda ne söylemek istersiniz?
N. Aydemir: Sabaha karşı o saatte, bizimle sevincimizi paylaşmaya gelen taraftarların hepsi, ayrı ayrı alkışı hak ediyor. Bizi gerçekten çok mutlu ettiler. Kupayı kazanmak kadar taraftarın desteği de bizi çok onurlandırdı. Hoş olmayan görüntüler yaşadık ve bunlar maalesef medyada başarımızın önüne geçti. O sayfayı kapattık; bundan böyle inşallah ne biz böyle olaylar yaşarız ne de Türk sporu böyle olaylara şahit olur.
T. Logan: Olayların nasıl başlayıp nasıl geliştiğini fark etmedim bile. Çok yorgundum. Gecenin o saatinde taraftarlar geliyor, heyecanlı ve sevinçliler, böyle bir durumla karşılaşmamaları gerekiyordu.
- Sporda başarılı olmanın yolu hırslı olmaktan mı geçiyor?
Y. Koçyiğit: Hırs sadece sporda değil, hayatın her alanında amacınıza ulaşabilmeniz için gerekli. Başarıya ulaşmak için en büyük itici güç, hırs...
N. Aydemir: Bu seviyede bulunan bütün sporcular altyapıdan itibaren elenerek geliyor. O yüzden tabii ki hepimiz hırslıyız. Hırslı olmasak ne A takımına çıkabilirdik ne de bu noktalara gelebilirdik.
T. Logan: Sadece hırslı olmak yetmez. Hem takım hem de kişisel olarak çok çalışmayı sevmiyorsanız başarıyı yakalamanız kolay olmaz.Sarı formalar uğur getirdi
- Maça çıkmadan önce yanınızdan ayırmadığınız uğurunuz var mı?
Y. Koçyiğit: Normalde çubuklu formayı giymemize rağmen bu sene önemli maçlarımızda sarı formalarımızı giydik. 'Sarı Melekler' olarak bu formanın bize çok yakıştığını düşünüyoruz. Diğer formamızın yeri ayrı ama bu sene sarı forma bize uğur getirdi. Elbette hepimizin uğuru var ama totemin bozulmasını istemediğimiz için açıklamıyoruz.
T. Logan: Benim özel bir uğurum yok.
- Birbirinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Grubun neşelisi, sinirlisi kim? Naz için 'kitap kurdu' dendiğini duydum mesela...
N. Aydemir: Çok kitap okuduğum doğru. Herkesin grup içinde ayrı bir rolü var... Biri daha neşelidir, biri daha komiktir diye bir durum yok. Herkes bir şekilde birbirini dengeliyor; zaten başarımız da bundan kaynaklanıyor.Anneleri gibiyim
Son anda söyleşiye yetişen Lioubov Sokolova ile de Türkiye'yi konuştuk...
- Ayakkabı bulmanız zor mu?
Neredeyse imkansız. 42 numara giyiyorum; çok özel bir şey istiyorsam yaptırıyorum.
- Peki, bir sporcu aşkı nasıl yaşar? Belli bir disiplin içinde mi?
Çok kurallı değil tabii nasıl istersem öyle yaşarım. Aşk nasıl gelişiyorsa öyle yaşanıyor.
- Türk dizilerini izliyor musunuz?
İzlemiyorum çünkü Türkçe'm o kadar iyi değil.
- İstanbul'da en çok nereyi seviyorsunuz?
Kapalıçarşı... Genelde, Avrupa Yakası'nda Boğaz kenarında olmayı seviyorum.
- Takım arkadaşlarınız için ne söylersiniz?
Hepsi çok neşeli ve keyifli insanlar. Yaşım itibarıyla hepsini çocuğum gibi görüyorum.
Sibel Ateş Yengin
sibel.ates@aksam.com.tr
- Öncelikle şampiyonluk heyecanınızı dinleyelim mi?
Yağmur Koçyiğit: Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu çok önemli bir hedefti bizim için. Amacımıza ulaştık ama bu başarı grafiğini devam ettirmemiz gerekiyor. Çok da tarif edilemeyen bir duygu. Gördüğünüz gibi hala heyecanlıyım ve anlatamıyorum.
Naz Aydemir: Hem camiamız hem de takım açısından bu başarı çok önemliydi. Kupayı kazanmak kolay olmadı. Şimdi, istikrarlı bir şekilde çalışıp madalyalar almaya devam edeceğiz.
Tom Logan: Binlerce taraftarın gecenin bir yarısı havaalanına gelmeleri beni çok şaşırttı. Başarımız, kulüp tarihinde bir ilk. Bu başarının parçası olduğum için mutluyum.
FİNAL RÜYA GİBİYDİ
- O son atışlardaki duygunuzu hatırlıyor musunuz?
Y. Koçyiğit: Turnuvanın ilk sayısından itibaren son sayının heyecanını yaşıyor gibiydik. Eminim ki oynayan, oynamayan herkes son düdük çalındığında nasıl tepki verdiğini hatırlamıyor, heyecandan.
N. Aydemir: Özellikle maç hafızam çok güçlüdür. Üç, dört yıl önce oynadığımız maçların son sayılarına kadar hatırlarım. Ama bu kez, maça dair hiçbir şey yoktu hafızamda, sadece maç bittiği an bir rüyadan uyanmış gibiydim. Yıllardır o kupayı kazanmak için çalışıyorduk. Bu yüzden son düdük çaldığında mutluluktan çok bir rahatlama ve 'sonunda başardık' düşüncesi vardı.
T. Logan: Ben de o anlarda ne yaptığımı, ne hissettiğimi çok fazla hatırlamıyorum. Şok halindeydim. Şampiyonluğa çok yakın olduğumuzu biliyorduk ancak düdük çalınıp da herkesin sahaya girdiği anda bir şeyler oturmaya başladı.
UYKULARIMIZ KAÇTI
- Maçın bir gece öncesini nasıl geçirmiştiniz?
N. Aydemir: Baku'de ben de dahil birçok arkadaşımız uyku sorunu çekti. Final maçından önceki gece 03.00'ü bulmuştu uyumamız. Gözümü kapadığımda yapmam gerekenler bir türlü gözümün önünden gitmiyor ve uyumak mümkün olmuyordu. Kolay değil kafayı boşaltmak.
T. Logan: Aslında son güne geldiğinizde fiziksel anlamda yapılabilecek çok fazla bir şey yok. Takım olarak zaten en iyisi olduğunuzu ve o maçı kazanacağınızı biliyorsunuz. Geriye sadece duygusal hazırlık kalıyor.
- O gece bütün kızlar toplanıp da sohbet ediyor musunuz; yoksa yalnız kalmayı mı tercih ediyorsunuz?
Y. Koçyiğit: Maç içinde zaten fazlasıyla bir heyecan ve bağırış-çağırış olduğu için maç dışında herkes sakin kafayla tek başına düşünmeyi tercih ediyor.
- Şampiyonluk sonrası ailenizin tepkileri nasıl oldu? Herkes telefonlara mı sarıldı?
Y. Koçyiğit: Belli bir başarıya ulaştıktan sonra herkesin hayalinde 'bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu' oluyor. Ailelerimiz de bu hayallerin farkında ve hep destek oldular.
N. Aydemir: Annem ve babam da eski voleybolcu; sahada ben varsam zaten kendileri oynuyormuş gibi hissediyorlar. Onların desteğini hissetmek benim için büyük bir güç.
T. Logan: Ailem Los Angeles'ta yaşıyor, arada çok saat farkı var. İnternet üzerinden izlemek için saati kurmuş ve maç saati kalkıp izlemişler. Maç sonrasında konuştuk, çok heyecanlılardı.
- Aziz Yıldırım'ın Çağlayan'daki duruşmasına gittiniz, kupayı götürdünüz ancak içeri alınmadı; imzalı topunuzu hakime verdiniz. Bize o süreci anlatır mısınız?
Y. Koçyiğit: Mahkeme Başkanı'nın özel izniyle girdik duruşma salonuna. Aslında bu duyguları mahkeme salonunda değil, Başkanımızla doğrudan paylaşmayı çok isterdik. Kupayı ona götürebilmek bizim için tabii ki çok büyük bir gurur. O anı bir daha yaşamak istemiyorum çünkü çok çok üzüldüm... İnşallah yakın zamanda kavuşuruz, nice şampiyonlukları birlikte kutlarız.
N. Aydemir: Açıkçası hiçbirimiz konuşamadık çünkü hepimizin gözleri dolu doluydu. Böyle anlarda konuşmak çok zor oluyor; ellerimizi sıktı. Eğer dışarıda olsaydı bize neler söyleyeceğini ve kendi kızı gibi sırtımızı nasıl da sıvazlayacağını çok iyi biliyorduk. O yüzden dışarı çıktığında, bu şampiyonluğu onunla beraber yeniden kutlamak istiyoruz.
TARAFTAR ONURLANDIRDI
- Havaalanından dönerken taraftarların coşkulu karşılaması sırasında polisle çıkan çatışma konusunda ne söylemek istersiniz?
N. Aydemir: Sabaha karşı o saatte, bizimle sevincimizi paylaşmaya gelen taraftarların hepsi, ayrı ayrı alkışı hak ediyor. Bizi gerçekten çok mutlu ettiler. Kupayı kazanmak kadar taraftarın desteği de bizi çok onurlandırdı. Hoş olmayan görüntüler yaşadık ve bunlar maalesef medyada başarımızın önüne geçti. O sayfayı kapattık; bundan böyle inşallah ne biz böyle olaylar yaşarız ne de Türk sporu böyle olaylara şahit olur.
T. Logan: Olayların nasıl başlayıp nasıl geliştiğini fark etmedim bile. Çok yorgundum. Gecenin o saatinde taraftarlar geliyor, heyecanlı ve sevinçliler, böyle bir durumla karşılaşmamaları gerekiyordu.
- Sporda başarılı olmanın yolu hırslı olmaktan mı geçiyor?
Y. Koçyiğit: Hırs sadece sporda değil, hayatın her alanında amacınıza ulaşabilmeniz için gerekli. Başarıya ulaşmak için en büyük itici güç, hırs...
N. Aydemir: Bu seviyede bulunan bütün sporcular altyapıdan itibaren elenerek geliyor. O yüzden tabii ki hepimiz hırslıyız. Hırslı olmasak ne A takımına çıkabilirdik ne de bu noktalara gelebilirdik.
T. Logan: Sadece hırslı olmak yetmez. Hem takım hem de kişisel olarak çok çalışmayı sevmiyorsanız başarıyı yakalamanız kolay olmaz.Sarı formalar uğur getirdi
- Maça çıkmadan önce yanınızdan ayırmadığınız uğurunuz var mı?
Y. Koçyiğit: Normalde çubuklu formayı giymemize rağmen bu sene önemli maçlarımızda sarı formalarımızı giydik. 'Sarı Melekler' olarak bu formanın bize çok yakıştığını düşünüyoruz. Diğer formamızın yeri ayrı ama bu sene sarı forma bize uğur getirdi. Elbette hepimizin uğuru var ama totemin bozulmasını istemediğimiz için açıklamıyoruz.
T. Logan: Benim özel bir uğurum yok.
- Birbirinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Grubun neşelisi, sinirlisi kim? Naz için 'kitap kurdu' dendiğini duydum mesela...
N. Aydemir: Çok kitap okuduğum doğru. Herkesin grup içinde ayrı bir rolü var... Biri daha neşelidir, biri daha komiktir diye bir durum yok. Herkes bir şekilde birbirini dengeliyor; zaten başarımız da bundan kaynaklanıyor.Anneleri gibiyim
Son anda söyleşiye yetişen Lioubov Sokolova ile de Türkiye'yi konuştuk...
- Ayakkabı bulmanız zor mu?
Neredeyse imkansız. 42 numara giyiyorum; çok özel bir şey istiyorsam yaptırıyorum.
- Peki, bir sporcu aşkı nasıl yaşar? Belli bir disiplin içinde mi?
Çok kurallı değil tabii nasıl istersem öyle yaşarım. Aşk nasıl gelişiyorsa öyle yaşanıyor.
- Türk dizilerini izliyor musunuz?
İzlemiyorum çünkü Türkçe'm o kadar iyi değil.
- İstanbul'da en çok nereyi seviyorsunuz?
Kapalıçarşı... Genelde, Avrupa Yakası'nda Boğaz kenarında olmayı seviyorum.
- Takım arkadaşlarınız için ne söylersiniz?
Hepsi çok neşeli ve keyifli insanlar. Yaşım itibarıyla hepsini çocuğum gibi görüyorum.
Sibel Ateş Yengin
sibel.ates@aksam.com.tr








