Türkiye Voleybol Federasyonu’nun Olağan Genel Kurulunu 2 ekimde yapacağını açıklamasının hemen ardından hareketler başladı… Mevcut Başkan Erol Ünal Karabıyık her ne kadar düne kadar “Tek Adam” olarak gözüküyorduysa da, köşe yazımda belirttiğim o kımıldamayan yaprak bugün bazı esintilerle oynamaya başladı…“SEÇİME ÇEYREK VAR 1” köşe yazımın 2 günde 5000 üzerinde okuyucu kitlesi tarafından ziyaret edilmesi, voleybol severlerin konuya ilişkin ne kadar hassasiyet gösterdiklerini bir kez daha ortaya çıkardı…
Erol Ünal Karabıyık başarılı mıydı ?... Başarılı addedenlere göre ne kadar başarılı ?...Nazarı dikkate alınacak hatırı sayılır bir çoğunluk da Başkanın, benim ifade ettiğim gibi genelde öyle başarılı bir dönem geçirmediği iddiasında…
Köşe yazımı gelin tekrar gözden geçirelim ?...Yazıyı okumak için tıklayınız....Köşe yazımın altındaki yorumlar (Yayınlanabilir olarak görmediklerimiz fanatik aykırı yorumlar, yayınlananların 2 mislinden fazla) görüşlerimi pekiştirmekte…
Ayrıca Voleybol ailemizin ileri gelenleriyle yapmış olduğum görüşmelerde, Başkan ile ilgili bir çok konuda olumsuz görüşler aldım…Erkek voleybolunun dibe vurduğu, bayan voleybolunun ise başarıya giden trendinin önceki federasyon tarafından başlatıldığı, plaj voleybolunun yerlerde süründüğü, yüklenen maddi yükümlülüklerin kulüpleri çok zor durumda bıraktığı, bu yüzden bir çok şubenin kapanmak zorunda kaldığı, yabancı antrenör konusunda yapılan tercihlerin yanlış olduğu, Türk antrenörlerin sayılmadığı, MHK’nın başında bulunan kişinin o mevkiye yakışmadığı ve zayıf kaldığı (Son 2 yıl içerisinde hakem şikayetlerinin haddi hesabı yok…) menajerlik kavramının çok yetersiz olduğu, “Marketing” konusunda ise sınıfta kaldığı, basın ve medya ile gerekli saygın iletişimi kurmadığı, internet basınını ise dikkate bile almadığı vurgulanmakta, ötesinde Başkan Erol Ünal Karabıyık’ın her konuda kendisini ön plana çıkardığı, dediğini kabul ettirdiği, birinci tekil şahıs olarak hareket ettiği, bu yüzden voleybolun çekirdeğinden gelen yönetim kurulu üyeleriyle ters düştüğü, kurullarının çok etkisiz kaldığı, bazılarının bu süreç içerisinde bir kez bile doğru dürüst toplanmadığı, bir şey üretmediği konuşulmakta…Yazıma gelen yorumlardan birinde aynen şöyle deniliyor :
“Koca Türkiye'de EÜK'nın karşısına ikinci bir aday çıkamıyorsa zaten vaziyet vahimdir…”
Bu ilginç yorum beni sarstı…
Sağıma soluma bakındım…
“Kim olabilir Başkanlığa aday ?...” diye düşündüm…
Son günlerde adaylığını koyacağı beklenen önemli bir isim var… Sabah saatlerinde de onunla uzun uzun konuştum, dertleştim… Çok çarpıcı açıklamalar yaptı… İlginç saptamaları vardı… Önümüzdeki günlerde adaylığını koyarsa, onunla da dobra dobra konuşacak, sizlerle paylaşacağım…Benim bir başka adayım daha vardı…
Deneyimli, güçlü…
Prof Dr. Hüsnü Can…
Eski dostum, arkadaşım… Ama şunu açıkça ifade edeyim, hiçbir zamanda bu dostluk ve arkadaşlık resmi diyaloglarımıza yansımadı… Hiçbir dönemde yönetiminde yer almadım, bundan sonra da almam…
Şu andaki durumumdan son derece memnunum…
Yazıyorum, çiziyorum, kimseye gebeliğim yok…
Üstelik Plaj voleybolunda EPİRDEN BEACH VOLLEY grubumla mutluyum…
Prof Dr Hüsnü Can isminin heyecan getireceğinden ve taşları yerinden oynatacağından eminim…
Ayrıca kısa bir süre sonra Dekanlık görevinden emekli olacağını da biliyorum… Bunun voleybolumuza çok olumlu yansıyacağını düşünüyorum…
Beni Prof Dr Hüsnü Can Federasyonu döneminde en etkileyen unsur, tam 30 yıl sonra, rahmetli Sinan Erdem’den sonra Banu Can (Shürmann) ile CEV Asbaşkanlığına bir temsilcimizin seçilme onuruydu…Bayram tebriki vesilesiyle çalışma masama oturdum, çevirdim numarasını…
Karşılıklı kısa bir temenni paslaşmasından sonra bodoslama girdim konuya…
“2 Ekimde Olağan Genel Kurul var ?...” diye ortaya lafımı atıverdim…
“Biliyorum !...” dedi…
Konuşmaya başladı… Serzenişlerle, eleştirilerle doluydu cümleleri… Son yazımı okuduğunu, beğendiğini ifade etti…
Baktım iş başka mecralara gitmekte, araya gene giriverdim !...
“Altındaki yorumları da okudun mu ?...” dedim…
“Okumaz mıyım ?...” dedi, ekledi…
“Voleybol severler artık her şeyi çok iyi takip ediyorlar… Son derece de bilinçli ve de hassaslar…”
“Birisini sana tekrar okumak istiyorum ?...” diyerek gene nazikçe araya girdim… Başladım yorumu okumaya…
“Koca Türkiye'de EÜK'nın karşısına ikinci bir aday çıkamıyorsa zaten vaziyet vahimdir…”
Kısa bir sessizlik oldu…
Üzerine üzerine gittim… Haddimi biraz aştığımın farkındaydım…
“Bu konuyu birazcık üzerine almıyor musun ?...” diye düşüncelerini tetikledim…
İçini çekti…
“8 Yıl çok kıymetli arkadaşlarımla voleybolumuzun patronluğunu yaptım… Özerkliğe geçiş cesaret isterdi… İnandık, süreç bizle başladı… Sultanların temelleri bizim zamanımızda kuruldu… Hedef çıtamız zaten bu gün ulaşılan, hatta daha doğrusu Olimpiyat bazında ulaşılamayan yükseklikteydi… Erkeklerde bakıyorum durum vahim ?... Biz Avrupa 2. Liginde olan erkek Milli takımımızı 1. lige çıkardık… Avrupa Kupası hazırlıkları içerisinde görevi devrettik… Plaj voleybolu hala seninle anılıyor ?... Durumu açıkçası pek parlak görmüyorum… Ancak benim adaylığımı koymam için camianın hatırlı bireylerinden talep gelmesi gerek ?... Doğrusunun da bu olacağını düşünüyorum !... Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu’nu camianın seçmesini isterim…” dedi…
“O halde, elçiye zeval olmaz ?... Bu konuda, bir voleybol emekçisi ve neferi olarak senin adına düğmeye basıyorum !...” deyiverdim…
Sadece “Hayırlısı ?...” dedi…Benden bu kadar sevgili voleybol dostlarım…
Şimdi söz sırası sizde…
İster bu yazımın altında görüşlerinizi paylaşın, isterseniz, aramızda kalması kaydıyla epirden@yahoo.com adresime gönderiniz ?...
Sizleri etkilemek düşüncesinde değilim… En doğruyu siz biliyorsunuz ?...
Sadece bir iki yorum yapmak istiyorum…6 yıl sonra karşımda “Ben” değil, “Biz” diye konuşan bir Başkan çıktı…
Keşke futbolda olduğu gibi voleybolumuzda da “Kulüpler Birliği”nin kurulsa, voleybol antrenörleri derneklerinin birleşerek “Voleybol Antrenörleri Konfederasyonu”nu kurulsa, Başkanlık seçiminin daha etik ve doğru gerçekleşse ?…
Olağan Genel Kurul’un şimdiden Türk voleybolu için hayırlı olmasını diliyorum…Yazılarımı takip edin lütfen…
Erol Ünal Karabıyık başarılı mıydı ?... Başarılı addedenlere göre ne kadar başarılı ?...Nazarı dikkate alınacak hatırı sayılır bir çoğunluk da Başkanın, benim ifade ettiğim gibi genelde öyle başarılı bir dönem geçirmediği iddiasında…
Köşe yazımı gelin tekrar gözden geçirelim ?...Yazıyı okumak için tıklayınız....Köşe yazımın altındaki yorumlar (Yayınlanabilir olarak görmediklerimiz fanatik aykırı yorumlar, yayınlananların 2 mislinden fazla) görüşlerimi pekiştirmekte…
Ayrıca Voleybol ailemizin ileri gelenleriyle yapmış olduğum görüşmelerde, Başkan ile ilgili bir çok konuda olumsuz görüşler aldım…Erkek voleybolunun dibe vurduğu, bayan voleybolunun ise başarıya giden trendinin önceki federasyon tarafından başlatıldığı, plaj voleybolunun yerlerde süründüğü, yüklenen maddi yükümlülüklerin kulüpleri çok zor durumda bıraktığı, bu yüzden bir çok şubenin kapanmak zorunda kaldığı, yabancı antrenör konusunda yapılan tercihlerin yanlış olduğu, Türk antrenörlerin sayılmadığı, MHK’nın başında bulunan kişinin o mevkiye yakışmadığı ve zayıf kaldığı (Son 2 yıl içerisinde hakem şikayetlerinin haddi hesabı yok…) menajerlik kavramının çok yetersiz olduğu, “Marketing” konusunda ise sınıfta kaldığı, basın ve medya ile gerekli saygın iletişimi kurmadığı, internet basınını ise dikkate bile almadığı vurgulanmakta, ötesinde Başkan Erol Ünal Karabıyık’ın her konuda kendisini ön plana çıkardığı, dediğini kabul ettirdiği, birinci tekil şahıs olarak hareket ettiği, bu yüzden voleybolun çekirdeğinden gelen yönetim kurulu üyeleriyle ters düştüğü, kurullarının çok etkisiz kaldığı, bazılarının bu süreç içerisinde bir kez bile doğru dürüst toplanmadığı, bir şey üretmediği konuşulmakta…Yazıma gelen yorumlardan birinde aynen şöyle deniliyor :
“Koca Türkiye'de EÜK'nın karşısına ikinci bir aday çıkamıyorsa zaten vaziyet vahimdir…”
Bu ilginç yorum beni sarstı…
Sağıma soluma bakındım…
“Kim olabilir Başkanlığa aday ?...” diye düşündüm…
Son günlerde adaylığını koyacağı beklenen önemli bir isim var… Sabah saatlerinde de onunla uzun uzun konuştum, dertleştim… Çok çarpıcı açıklamalar yaptı… İlginç saptamaları vardı… Önümüzdeki günlerde adaylığını koyarsa, onunla da dobra dobra konuşacak, sizlerle paylaşacağım…Benim bir başka adayım daha vardı…
Deneyimli, güçlü…
Prof Dr. Hüsnü Can…
Eski dostum, arkadaşım… Ama şunu açıkça ifade edeyim, hiçbir zamanda bu dostluk ve arkadaşlık resmi diyaloglarımıza yansımadı… Hiçbir dönemde yönetiminde yer almadım, bundan sonra da almam…
Şu andaki durumumdan son derece memnunum…
Yazıyorum, çiziyorum, kimseye gebeliğim yok…
Üstelik Plaj voleybolunda EPİRDEN BEACH VOLLEY grubumla mutluyum…
Prof Dr Hüsnü Can isminin heyecan getireceğinden ve taşları yerinden oynatacağından eminim…
Ayrıca kısa bir süre sonra Dekanlık görevinden emekli olacağını da biliyorum… Bunun voleybolumuza çok olumlu yansıyacağını düşünüyorum…
Beni Prof Dr Hüsnü Can Federasyonu döneminde en etkileyen unsur, tam 30 yıl sonra, rahmetli Sinan Erdem’den sonra Banu Can (Shürmann) ile CEV Asbaşkanlığına bir temsilcimizin seçilme onuruydu…Bayram tebriki vesilesiyle çalışma masama oturdum, çevirdim numarasını…
Karşılıklı kısa bir temenni paslaşmasından sonra bodoslama girdim konuya…
“2 Ekimde Olağan Genel Kurul var ?...” diye ortaya lafımı atıverdim…
“Biliyorum !...” dedi…
Konuşmaya başladı… Serzenişlerle, eleştirilerle doluydu cümleleri… Son yazımı okuduğunu, beğendiğini ifade etti…
Baktım iş başka mecralara gitmekte, araya gene giriverdim !...
“Altındaki yorumları da okudun mu ?...” dedim…
“Okumaz mıyım ?...” dedi, ekledi…
“Voleybol severler artık her şeyi çok iyi takip ediyorlar… Son derece de bilinçli ve de hassaslar…”
“Birisini sana tekrar okumak istiyorum ?...” diyerek gene nazikçe araya girdim… Başladım yorumu okumaya…
“Koca Türkiye'de EÜK'nın karşısına ikinci bir aday çıkamıyorsa zaten vaziyet vahimdir…”
Kısa bir sessizlik oldu…
Üzerine üzerine gittim… Haddimi biraz aştığımın farkındaydım…
“Bu konuyu birazcık üzerine almıyor musun ?...” diye düşüncelerini tetikledim…
İçini çekti…
“8 Yıl çok kıymetli arkadaşlarımla voleybolumuzun patronluğunu yaptım… Özerkliğe geçiş cesaret isterdi… İnandık, süreç bizle başladı… Sultanların temelleri bizim zamanımızda kuruldu… Hedef çıtamız zaten bu gün ulaşılan, hatta daha doğrusu Olimpiyat bazında ulaşılamayan yükseklikteydi… Erkeklerde bakıyorum durum vahim ?... Biz Avrupa 2. Liginde olan erkek Milli takımımızı 1. lige çıkardık… Avrupa Kupası hazırlıkları içerisinde görevi devrettik… Plaj voleybolu hala seninle anılıyor ?... Durumu açıkçası pek parlak görmüyorum… Ancak benim adaylığımı koymam için camianın hatırlı bireylerinden talep gelmesi gerek ?... Doğrusunun da bu olacağını düşünüyorum !... Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu’nu camianın seçmesini isterim…” dedi…
“O halde, elçiye zeval olmaz ?... Bu konuda, bir voleybol emekçisi ve neferi olarak senin adına düğmeye basıyorum !...” deyiverdim…
Sadece “Hayırlısı ?...” dedi…Benden bu kadar sevgili voleybol dostlarım…
Şimdi söz sırası sizde…
İster bu yazımın altında görüşlerinizi paylaşın, isterseniz, aramızda kalması kaydıyla epirden@yahoo.com adresime gönderiniz ?...
Sizleri etkilemek düşüncesinde değilim… En doğruyu siz biliyorsunuz ?...
Sadece bir iki yorum yapmak istiyorum…6 yıl sonra karşımda “Ben” değil, “Biz” diye konuşan bir Başkan çıktı…
Keşke futbolda olduğu gibi voleybolumuzda da “Kulüpler Birliği”nin kurulsa, voleybol antrenörleri derneklerinin birleşerek “Voleybol Antrenörleri Konfederasyonu”nu kurulsa, Başkanlık seçiminin daha etik ve doğru gerçekleşse ?…
Olağan Genel Kurul’un şimdiden Türk voleybolu için hayırlı olmasını diliyorum…Yazılarımı takip edin lütfen…










