Dün voleybolunsesi internet sitesinde ayınlanan yazımda, her rakibin Brezilya gibi olmayacağını belirtmiştim.
Maalesef Çin, kendi fizik, teknik ve taktik kapasitesini ferdi ve takım olarak maksimumda kullanarak ve bizim servis karşılama ve blok zaaflarımızı en iyi şekilde kullanarak, 3.üncü setinde zorlandığı maçı 3-1'lik skorla kazandı ve ilk 4 yolunda dev bir adım attı.Brezilya maçına göre çok daha derli toplu oynadık!Şimdi burada çok fazla detaya girmeden, sadece Çin gibi süratli hücum filozofisiyle oynayan bir takımı nasıl yenersiniz sorusunun cevabına bakalım...
1-Teknik ve taktik olarak etkili servis atıp rakibin süratli hücum setleri ve kombinezonlar kurmasını engellersiniz.
( Milli takımımız zaman zaman sadece uzun servisler ile bunu başarabildi, fakat orta hücumlarını kesmek için kısa taktik servisler göremedik.)
2- Blokta grup bloku oluşturabilmek için bir çok kere risk ederek bir tarafı kuvvetli tutarken diğerini zayıf tutmak gerekir.
( Blok sistemi olarak adam adama-man to man ve okuma-read sistemi kullandık. Bu durumda da özellikle 3 numara ve 6 numaradan yapılan rakip hücumlara ve 3 numara kombinezonlarına karşı çare üretemedik).Ayrıca kısa liberomuzu Çin gibi çok nokta servis atabilen bir takıma karşı servis karşılamada kullanmamız, liberomuz geniş alan kaplayamadığından dolayı kendi yaptığı hatalar yanında, alan paylaşımında diğer servis karşılayıcılarımızı da zor durumda bıraktı. (aynı durum Brezilya maçında da yaşanmıştı).Ben ilk defa Sultanlarımızın time-out'larda Coach'larından ne dinlediklerini (taktik) bu Olimpiyatta anlayabildim.
www.eurovisionsports.tv/london2012/index.html?video_id=1311 adresinden izlediğim web TV; müsabakaları spiker sesi olmadan ve yorumsuz-anlatımsız veriyor. Tavsiye ederim .Benim gözlemim, bir çok verilen taktiğin oyuncularımız tarafından ingilizce yetersizlikleri nedeniyle anlaşılmadığı yönünde. Daha da üzücü olanı, Coach Motta'nın 3 yıl Eczacıbaşı ve 3 Yıl da milli takımda çalışmasına rağmen, hala Türkçe konuşamaması(!) .
Burada bir anımı aktarmak istiyorum: Sene 1993. Ankara'da bir milli takım müsabakasından sonra, o zamanki adıyla Stad Oteli'nden Atatürk Spor Salonuna yürürken, o yıllarda Türk Milli Takımı'nın başına yeni getirilmiş olan Vladimir Kouzoutgin'in yanına yaklaşıyorum. Rusça hitabımı duyduktan sonra bana verdiği cevap şu, 'Benimle lütfen Türkçe konuşunuz! ...' ve o Kouzoutgin, Rusya Milli takımını Dünya Şampiyonu yaptı.Yabancı bir antrenör için en önemli şey, çalıştığı memleketin lisanını konuşabilmesi, hayat mentalitesini anlayabilmesi ve özellikle psikolojik olarak sporcusunu motive edecek cümleleri araya tercüman sokmadan, mimik ve ruh kaybetmeyecek şekilde sporcusuna transfer edebilmesidir.Sahada maalesef kendi düşüncelerini doğru aktaramadığından dolayı, kırmızı kesilmiş bir yüz ve mutsuz oyuncular grubu izliyoruz.Bu arada, yazdığımız yazıların altına, yazıyı doğru düzgün okumadan ve anlamadan, sırf eleştirmek ve bizi güç duruma düşürmek için yorum yazan arkadaşlara söyleyeceğim şey şudur: Voleybolda; Aslanlar, Kaplanlar, Sultanlar dolduruşları ile bir noktaya kadar gidebilirsiniz. Şu anda oynadığımız platform artık bu tip yaklaşımların bittiği bir noktadır. Bu arkadaşlar, lütfen bugün Polen'in ve Büşra'nın niye sahaya giremediğini bize izah edebilirlerse, biz de onlardan birşeyler öğrenmiş oluruz.Ayrıca milli takımın bugünkü 12'si de çok tartışılabilecek bir 12'dir. Bu konuları Olimpiyat sonunda geniş olarak yazacak ve irdeleyeceğiz!Yine dünkü yazımdaki konuya dikkat çekmek istiyorum. Kore ve Sırbistan'a odaklanalım ve konsantre olalım. Bugün daha iyi oynadık ve Brezilya'dan aldığımız 1 puanımız var. Ayrıca, son güne 4 galibiyetle ve grup 1.inciliğini garantilemiş şekilde gelecek Amerika ile grubun son maçını oynayacak olmamız çok büyük bir avantajdır. Puan ve puanlar kazanabiliriz. (maça önem vermedikleri takdirde!).Sonuç olarak Çin, dünü (Brezilya maçını) anlamayanlar, anlamak istemeyenler, anlamakta güçlük çekenler için bir voleybol dersi verdi. Anlamak istemeyenler, Çince tercüman tutabilirler kendilerine!
Maalesef Çin, kendi fizik, teknik ve taktik kapasitesini ferdi ve takım olarak maksimumda kullanarak ve bizim servis karşılama ve blok zaaflarımızı en iyi şekilde kullanarak, 3.üncü setinde zorlandığı maçı 3-1'lik skorla kazandı ve ilk 4 yolunda dev bir adım attı.Brezilya maçına göre çok daha derli toplu oynadık!Şimdi burada çok fazla detaya girmeden, sadece Çin gibi süratli hücum filozofisiyle oynayan bir takımı nasıl yenersiniz sorusunun cevabına bakalım...
1-Teknik ve taktik olarak etkili servis atıp rakibin süratli hücum setleri ve kombinezonlar kurmasını engellersiniz.
( Milli takımımız zaman zaman sadece uzun servisler ile bunu başarabildi, fakat orta hücumlarını kesmek için kısa taktik servisler göremedik.)
2- Blokta grup bloku oluşturabilmek için bir çok kere risk ederek bir tarafı kuvvetli tutarken diğerini zayıf tutmak gerekir.
( Blok sistemi olarak adam adama-man to man ve okuma-read sistemi kullandık. Bu durumda da özellikle 3 numara ve 6 numaradan yapılan rakip hücumlara ve 3 numara kombinezonlarına karşı çare üretemedik).Ayrıca kısa liberomuzu Çin gibi çok nokta servis atabilen bir takıma karşı servis karşılamada kullanmamız, liberomuz geniş alan kaplayamadığından dolayı kendi yaptığı hatalar yanında, alan paylaşımında diğer servis karşılayıcılarımızı da zor durumda bıraktı. (aynı durum Brezilya maçında da yaşanmıştı).Ben ilk defa Sultanlarımızın time-out'larda Coach'larından ne dinlediklerini (taktik) bu Olimpiyatta anlayabildim.
www.eurovisionsports.tv/london2012/index.html?video_id=1311 adresinden izlediğim web TV; müsabakaları spiker sesi olmadan ve yorumsuz-anlatımsız veriyor. Tavsiye ederim .Benim gözlemim, bir çok verilen taktiğin oyuncularımız tarafından ingilizce yetersizlikleri nedeniyle anlaşılmadığı yönünde. Daha da üzücü olanı, Coach Motta'nın 3 yıl Eczacıbaşı ve 3 Yıl da milli takımda çalışmasına rağmen, hala Türkçe konuşamaması(!) .
Burada bir anımı aktarmak istiyorum: Sene 1993. Ankara'da bir milli takım müsabakasından sonra, o zamanki adıyla Stad Oteli'nden Atatürk Spor Salonuna yürürken, o yıllarda Türk Milli Takımı'nın başına yeni getirilmiş olan Vladimir Kouzoutgin'in yanına yaklaşıyorum. Rusça hitabımı duyduktan sonra bana verdiği cevap şu, 'Benimle lütfen Türkçe konuşunuz! ...' ve o Kouzoutgin, Rusya Milli takımını Dünya Şampiyonu yaptı.Yabancı bir antrenör için en önemli şey, çalıştığı memleketin lisanını konuşabilmesi, hayat mentalitesini anlayabilmesi ve özellikle psikolojik olarak sporcusunu motive edecek cümleleri araya tercüman sokmadan, mimik ve ruh kaybetmeyecek şekilde sporcusuna transfer edebilmesidir.Sahada maalesef kendi düşüncelerini doğru aktaramadığından dolayı, kırmızı kesilmiş bir yüz ve mutsuz oyuncular grubu izliyoruz.Bu arada, yazdığımız yazıların altına, yazıyı doğru düzgün okumadan ve anlamadan, sırf eleştirmek ve bizi güç duruma düşürmek için yorum yazan arkadaşlara söyleyeceğim şey şudur: Voleybolda; Aslanlar, Kaplanlar, Sultanlar dolduruşları ile bir noktaya kadar gidebilirsiniz. Şu anda oynadığımız platform artık bu tip yaklaşımların bittiği bir noktadır. Bu arkadaşlar, lütfen bugün Polen'in ve Büşra'nın niye sahaya giremediğini bize izah edebilirlerse, biz de onlardan birşeyler öğrenmiş oluruz.Ayrıca milli takımın bugünkü 12'si de çok tartışılabilecek bir 12'dir. Bu konuları Olimpiyat sonunda geniş olarak yazacak ve irdeleyeceğiz!Yine dünkü yazımdaki konuya dikkat çekmek istiyorum. Kore ve Sırbistan'a odaklanalım ve konsantre olalım. Bugün daha iyi oynadık ve Brezilya'dan aldığımız 1 puanımız var. Ayrıca, son güne 4 galibiyetle ve grup 1.inciliğini garantilemiş şekilde gelecek Amerika ile grubun son maçını oynayacak olmamız çok büyük bir avantajdır. Puan ve puanlar kazanabiliriz. (maça önem vermedikleri takdirde!).Sonuç olarak Çin, dünü (Brezilya maçını) anlamayanlar, anlamak istemeyenler, anlamakta güçlük çekenler için bir voleybol dersi verdi. Anlamak istemeyenler, Çince tercüman tutabilirler kendilerine!










