Voleybol Federasyonumuzun Genel Kurulu ve Başkanlık seçimi 2 ekimde Ankara’da yapılacak… Sadece 2 hafta kalmasına rağmen camiamızda henüz fazla bir heyecan görememekteyim…
Bunda, mevcut Başkan Erol Ünal Karabıyık’ın karşısına aday olarak geçmesi beklenen malum kişinin hala adaylığını resmen ilan etmemiş olmasının da büyük rolü var…
“Acaba adaylığı için geç mi kaldı ?...” sorularının hakim olduğu bugünlerde delegelerin de kafaları hayli karışık…
Ancak bugün (Pazar) gündeme yıldırım gibi düşen, Federasyondaki istifa olayı fırtına öncesindeki sessizliği bir anda birkaç desibel bozdu… Bu hafta içinde Öz kanlı Mutlu kişinin müthiş kurmay heyetiyle (!) adaylığını açıklamasına kesin gözüyle bakılıyor…
Bu arada, Başkan Erol Ünal Karabıyık’ın yolunu şaşırmış göçebe kuşlar misali, sanki Futbol Federasyonu Başkanlığı’na adaymış gibi (!) işini gücünü bırakıp,yolu voleybolumuzun uzağından bile geçmeyen Erman Toroğlu’na röportaj verip, Futbol Federasyonu’nu tesisleşme konusunda eleştirerek bilgiçlik tasladığını gördük ?... Toroğlu ise Uğur’a (!) filmi geri sardırma gereği duymadan ve Karabıyık’ın pozisyonlarını ağır çekim seyretmeden gaflete düştü, pozisyon hatalarını iyi yorumlayamadı, kendinden beklenmedik şekilde performans zafiyeti (!) göstererek sadece dinlemekle yetindi ?...
Karabıyık, sanki voleybolun tüm sorunlarını çözdü, sıra futbola geldi ?...
Tam seçim arifesinde doğru bulmadığım bu tutumu çevremdeki herkes gibi benim de garibime gitti…
Eğri otursak bile, dürüstçe doğruları irdelemeli, o doğrultuda fikir yürütmeli, konuşmalıyız ?...
Karabıyık, kendisine sırt çeviren voleybol basını ile tek bir röportaj şansı bulamayınca, herhalde bir şekilde ses getirmek için olacak, Erman Toroğlu’yla söyleşmiş diye düşünmedim değil ?... Röportajında liderliğini yaptığı voleybolu değil, futbol yönetimini eleştirmiş, o bütçelerle Futbol Federasyonundaki acemi kardeşlerine (!) yılda 3 stat yapılabileceğini vurgulamış, oturdukları binanın bile kira olduğunu eleştirmiş ?...
Tabii Futbol Federasyonu da kibarca (!) gereken cevabı anında yapıştırmış ?... Bunları mizahi eleştirilerim olarak yorumlayanlarınız olabilir ama, bugün camiada istifa haberi kadar konuşulanlar bunlardı…
Başkan çok akıllı vesselam ?... Yarın Hıncal Uluç ile de Magazin dedikodularını tartışırsa, şaşırmayalım ?... Maksat haber olsun, kendinden bahsedilsin ?... “Bakın ne önemli, bilgili, donanımlı, becerikli Başkan ?...” denilsin ?...
Ben hayatımda bu kadar ön plana çıkmaktan ve gündemde kalmaktan zevk alan ikinci bir üst düzey yöneticisi görmedim ?...
İşte onun içindir ki “Tek Adam” yakıştırmam sadece camiamızda değil, tüm spor kamuoyunda üzerine bir etiket olarak bu denli yakıştı ?...
“Birinci çoğul şahıs” yerine tüm konuşmalarında, açıklamalarında röportaj ve TV programlarında “Birinci tekil şahıs” olarak görünmekten, anılmaktan ve konuşmaktan büyük zevk alan Karabıyık’a göre, voleybol sporu sanki kendi başkanlığıyla başladı ?...
“Dediğim dedik, en iyi ben biliyorum !...” tavrında olan, kendi yol arkadaşlarını bile bu özelliğiyle bezdiren, küstüren, vazife yapmaktan soğutan, hatta kaçıran Karabıyık, iddia ediyorum, voleybolumuzun aktif olan çekirdek kadrosundan % 10 bile güven oyu alamaz durumdadır…
Ancak, ev sahipliği (!), Seçim Yönetmeliği’nin mevcut başkanlara tanıdığı avantajlar, yoğun resmi politik baskılar (!) metazori yönlendirmeler (!), birçok delegeye legal vaatler (!) onu seçimde şimdilik birkaç adım öne çıkarmakta…
Evet, her zaman vurguladığım gibi, Erol Ünal Karabıyık’ın başta tesisleşme olmak üzere bazı icraatlarını alkışladık !... Ancak artılarını gölgede bırakan eksileri olduğunu da yanı başındakiler bile kabul etmekteler… Yani karnesinde “Pekiyi”den fazla “Zayıf” notu bulunmakta… İşte bu yüzden not ortalaması “Orta”yı yani vasatı geçememektedir… Bu şartlarda, bu devlet ve sponsor desteğiyle ve de bu bütçeyle, o koltuğa oturan bir kişinin çok daha iyi bir karne getirmesi, hatta yüksek bir ortalama ile iftihara geçmesi beklenirdi…
Hoca sözü dinlememesi, derslerine yeterince çalışmaması, veya çalışmak istememesi, bundan sonrası için de kırıklarını düzeltme konusunda karamsarlık ve handikap yaratmaktadır… Voleybol okulumuzda “Seçim” yazılısı (!) sonunda belki “Kanaat notu” ile bir üst sınıfa devam ettirebiliriz ama önceki sınıftaki borçlu derslerinden de geçmesi gerekmektedir… İşte hocaların endişeleri de bu özelliklerinden (!) ve konumundan kaynaklanmakta…
Dediğim gibi seçime bugün itibarıyla 16 gün var…
Kimine göre seçim yarından da yakın, diğerlerine göre daha çooook var ?...
Kimileri Karabıyık’ın seçimde rahat kazanacağı görüşünde… Diğerleri zorlanacağı iddiasında…
Kazanan kim olursa olsun, büyük sözü dinlemek zorunda… Konunun içinde olmayanlar, neyin ne olduğunu bilmeyenler önlerine konulan tabaktakini yerler… Ama bizleri öyle zengin menüyle bile kandırmak kolay değildir… Menünün içindeki doymuş yağ oranlı mamulleri(!) yemeyiz ?...
Daha çooook yazacaklarım, paylaşacaklarım var…
Ama işin özü, yani temasını bir kez daha vurgulayarak hatırlatayım !...
Herkesin başkanı, hep doğruların imzası, gönüllerin fatihi olmak öyle kolay olmuyor ?...
“Yılın Spor Adamı” seçilmiş olunsa bile ?...







