Maça iyi başlayan son haftaların flaş takımı Eczacıbaşı Vitra gittikçe yükselen formu ve oturmuş kadrosuyla Vakıfbank Türk Telekom’u mükemmel bir oyundan sonra çok rahat 3-0 yenerken“Şampiyonlukta tek rakibim Fenerbahçe Universal…” dedi…Hani bir laf vardır, “Şu benim olsun, bu kadar da borcum olsun !...”
Ben de diyorum ki, “Neslihan gibi voleybolcum olsun, her sete 5-0 geriden başlayayım !...”
Neslihan gibi bir dünya yıldızımızın yanına Poljak ve Mirka gibi 2 doğru seçim yabancıyı monte edip, tecrübesi ve komple oyunculuğuyla dümeni kaptan Esra’ya teslim eder, gitgide yükselen formu ve gelişen tecrübesiyle Büşra’yı ekleyip, oyun kurma görevini Elif’e verip, defansı da Gülden’e teslim edersen, koç olarak, bacak bacak üzerine atıp, maçı keyifle seyredersin ?...
Elif en iyi maçlarından birini oynadı… Mirka her geçen maç daha cesur ve etkili oynuyor…
Büşra bir yıldız olmaya doğru koşar adım gidiyor…
Gülden hala Türkiye’nin en iyi liberosu…
Poljak ideal bir orta oyuncu… File üstünde çok etkili…
Neslihan takımın sigortası… Maşallah hiç atmıyor, takımı karanlıkta bırakmıyor…
Esra’yüksek fondamantali ve istikrarlı çizgisiyle takımı gerçek bir kaptan olarak sırtlıyor…
Kenar yönetimi de çok kuvvetli…
11 Ocak Çarşamba deplasmanda karşılaşacağı RC Cannes’dan İstanbul’daki 3-1’lik yenilginin rövanşı alacağını düşünüyorum…Vakıfbank’ın Dünya Kulüpler arası finaliyle başlayan düşüşü sonrası, sık sık seyrettiğim kötü maçlarından biriydi… Servis karşılama ve defansta bu derece kötü olunca pasörler ne yapsın, smaçörler nasıl skor yaratsınlar ?... Özge’de bir düşüş var… Bugün üzerine servis atılarak oyundan düşürülen ve de oyun kurallarındaki bir eğreti kuraldan istifade edilerek, sakatlanmış gösterilerek 2. liberoyla değiştirilen Gizem de çok şansız bir günündeydi… Halbuki, bildiğimiz Gizem, savaşçı kimliğiyle takımı ateşleyen oyuncuydu… Yerine giren Songül daha derli toplu servis karşıladı, defans yaptı…
Takımın en iyileri Gözde ve Güldeniz’di… Glinka, Nikolic bir türlü oyuna giremediler… Son sette Furst elinden geleni yapmaya çalıştı ama o da yetersiz kaldı… Takım oyundan düşmüş, canlılığını yitirmişti… Oyuna giren Nilay’ın pas dağıtımını gene beğendim… Hele yaptığı defans mükemmeldi… Ama tüm bunlar Eczacıbaşı’yla baş etmeye yetmedi, yetmezdi de…
Ergül az oynamasına rağmen geçen maçta olduğu gibi ümit verdi… Melis de kullanılamadı…Daha önce söylediğimi tekrarlamak istiyorum…
İtalyan Guidetti’nin bu takıma katkısına inanmıyorum… Bu kadar zengin ve kuvvetli kadro bu oyunu oynamamalı, bu sonuçları almamalı ?...
Şampiyonlar Liginde işleri bayağı zor…
İnşallah bu dönemi başarıyla atlatırlar ?...3., yani kader seti oynanıyor… Setin ve dolayısıyla maçın tam kırılma anları, 20’li sayılarda, arka arkaya yapılan pozisyon hataları…
Hadi sporcular pozisyon hatası yapmak üzereler… Kenar yönetim orada bostan korkuluğu mu ?... Guidetti Efendi o sırada nerede ?...
O meşhur orta parmağını dikine kaldırıp da, “1 Numara, yanlış yerdesin, pozisyon hatası yapıyorsun ?...” demez mi insan ?...
Vakıfbank sana belki kredi açar ama…
Tekrar sınıfta kaldın Guidetti Efendi !…
Ben de diyorum ki, “Neslihan gibi voleybolcum olsun, her sete 5-0 geriden başlayayım !...”
Neslihan gibi bir dünya yıldızımızın yanına Poljak ve Mirka gibi 2 doğru seçim yabancıyı monte edip, tecrübesi ve komple oyunculuğuyla dümeni kaptan Esra’ya teslim eder, gitgide yükselen formu ve gelişen tecrübesiyle Büşra’yı ekleyip, oyun kurma görevini Elif’e verip, defansı da Gülden’e teslim edersen, koç olarak, bacak bacak üzerine atıp, maçı keyifle seyredersin ?...
Elif en iyi maçlarından birini oynadı… Mirka her geçen maç daha cesur ve etkili oynuyor…
Büşra bir yıldız olmaya doğru koşar adım gidiyor…
Gülden hala Türkiye’nin en iyi liberosu…
Poljak ideal bir orta oyuncu… File üstünde çok etkili…
Neslihan takımın sigortası… Maşallah hiç atmıyor, takımı karanlıkta bırakmıyor…
Esra’yüksek fondamantali ve istikrarlı çizgisiyle takımı gerçek bir kaptan olarak sırtlıyor…
Kenar yönetimi de çok kuvvetli…
11 Ocak Çarşamba deplasmanda karşılaşacağı RC Cannes’dan İstanbul’daki 3-1’lik yenilginin rövanşı alacağını düşünüyorum…Vakıfbank’ın Dünya Kulüpler arası finaliyle başlayan düşüşü sonrası, sık sık seyrettiğim kötü maçlarından biriydi… Servis karşılama ve defansta bu derece kötü olunca pasörler ne yapsın, smaçörler nasıl skor yaratsınlar ?... Özge’de bir düşüş var… Bugün üzerine servis atılarak oyundan düşürülen ve de oyun kurallarındaki bir eğreti kuraldan istifade edilerek, sakatlanmış gösterilerek 2. liberoyla değiştirilen Gizem de çok şansız bir günündeydi… Halbuki, bildiğimiz Gizem, savaşçı kimliğiyle takımı ateşleyen oyuncuydu… Yerine giren Songül daha derli toplu servis karşıladı, defans yaptı…
Takımın en iyileri Gözde ve Güldeniz’di… Glinka, Nikolic bir türlü oyuna giremediler… Son sette Furst elinden geleni yapmaya çalıştı ama o da yetersiz kaldı… Takım oyundan düşmüş, canlılığını yitirmişti… Oyuna giren Nilay’ın pas dağıtımını gene beğendim… Hele yaptığı defans mükemmeldi… Ama tüm bunlar Eczacıbaşı’yla baş etmeye yetmedi, yetmezdi de…
Ergül az oynamasına rağmen geçen maçta olduğu gibi ümit verdi… Melis de kullanılamadı…Daha önce söylediğimi tekrarlamak istiyorum…
İtalyan Guidetti’nin bu takıma katkısına inanmıyorum… Bu kadar zengin ve kuvvetli kadro bu oyunu oynamamalı, bu sonuçları almamalı ?...
Şampiyonlar Liginde işleri bayağı zor…
İnşallah bu dönemi başarıyla atlatırlar ?...3., yani kader seti oynanıyor… Setin ve dolayısıyla maçın tam kırılma anları, 20’li sayılarda, arka arkaya yapılan pozisyon hataları…
Hadi sporcular pozisyon hatası yapmak üzereler… Kenar yönetim orada bostan korkuluğu mu ?... Guidetti Efendi o sırada nerede ?...
O meşhur orta parmağını dikine kaldırıp da, “1 Numara, yanlış yerdesin, pozisyon hatası yapıyorsun ?...” demez mi insan ?...
Vakıfbank sana belki kredi açar ama…
Tekrar sınıfta kaldın Guidetti Efendi !…










