Fenerbahçe Acıbadem ile Bayanlar Voleybol Milli Takımı’nın oyuncusu Naz Aydemir (21), işte bu imkansızı başaranlardan. Aydemir, geçen günlerde İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü’nden diploma aldı. Şimdi yüksek lisansa hazırlanıyorVoleybolcu ailenin tek çocuğusunuz. Bu alanı seçerken ailenizin etkisi oldu mu?
- Tam tersi. Herkes voleybola başla dedikçe ben sporcu anne-babaların çocukları gibi onlara direniyordum. Annem ve babam eski milli voleybolcu. Basketbol oynuyor, atletizm yapıyordum. Voleybola hiç ilgim yoktu. Tam tersine tepkim vardı. Bir gün Eczacıbaşı’nın antrenmanına gittim. Ertesi gün bu sporun bana uygun olduğuna karar verdim.
Okul hayatınızda hep başarılı bir öğrenci miydiniz?
- İlkokulu Bahçeşehir Koleji’nde okudum. 9 yaşında da voleybola başlayınca ikisini beraber yürüttüm. Lisede birinci dönem sınıf birincisiydim. Ama ikinci dönem deplasmanlar başlayınca düşüşe geçtim. Sonra diğer oyuncular gibi ben de Yüzyıl Işıl Okulları’na geçtim. Orayı ikincilikle tamamladım. Lise son sınıfta Yıldızlar Koleji’ne geçtim ve liseyi üçüncülükle bitirdim.
Hem iyi bir eğitim hayatı hem başarılı bir sporculuk zor olmadı mı?
- Lisede sabah 9.00’da ders başlıyordu. Sabahın köründe kalkıp okula gidiyor, akşam üstü antrenmana koşuyordum. Okulum Bahçeşehir’de, antrenmanlarım Ayazağa’daydı. Her gün antrenmandan çıkıp 18.00-20.00 arası antrenman yapıyordum. Eve dönmem akşam 21.00’i buluyordu. Evde yemek yemem, ders çalışmam gerekiyordu. Pestilim çıkmış halde yatıyordum. Ama dersimi de yapıyordum. Bilgisayarımı açıp, müziğimi de dinleyerek çalışıyordum.
Üniversite sınavına nasıl hazırlandınız?
- Hiç çalışmadan hazırlandım. Dershaneye gitmedim, çok az özel ders aldım. Okulda devamsızlığım olduğu için bazı alanlarda takviye aldım. Ama haldur huldur bir tempoya girmedim. Giremezdim de çünkü A takımda oynuyordum. Eve gelip okuldaki sınavlara hazırlanmaya ancak vaktim buluyordum. Sanırım altyapım sağlam olduğu için çok çalışmaya gerek duymadım.
BİZİM KIZ TELEVİZYONDA YURTDIŞINDA MAÇTA OYNUYOR
Üniversitede daha rahat etmişsinizdir...
- Evet. Lisede kulüp tolerans gösteriyordu. Ama üniversitede toleransları yoktu. Muhakkak seçim yapmaya zorlanıyorduk. “Ya okul, ya spor” denmiyordu tabii ama bir seçim yapmak zorunda kalıyorduk. Çoğu arkadaş da sporu tercih ediyordu. Aralarında akademik alanda uzmanlaşanlar da vardı. Ama, üniversitede bana en büyük desteği hocalarım verdi. Üniversitede ilk sene sıkıntı yaşadım. Hocalar “Bizim kız televizyonda, yurt dışında maç oynuyor” diyerek başarımı görünce destek verdiler.
Önemli bir maçın ve ertesi gün de sınavınız var... Nasıl bir denge kuruyordunuz?
- Lisede rapor alıyordum. Üniversitede de hocalarım büyük anlayış gösteriyor. Ben yumurta kapıya gelince çalışanlardanım. O gün sabah kalkar çalışırım. Sınavdan hep kötü geçti diye çıkar, sonra 90-95 alırım. Üniversiteden 2.67 ile mezun oldum. Ama devamsızlıklarım çok oldu. İkinci sene 4.00 üzerinden notlarım yükseldi ama açığı kapatamadım.
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Reklamcılık Bölümü’nü bitirdiniz. Bundan sonra ne yapacaksınız?
- Mezun olmadan önce reklamcılık yaparım diye düşünüyordum. Ama spora devam etme kararı aldım. Bundan sonra da eğitimi bırakmayacağım. Marka yönetimi konusunda yüksek lisans yapacağım. Çünkü sporcuların markalaşması şart.
Ne zamana kadar sporu sürdüreceksiniz?
- Pasör pozisyonunda oynuyorum. Benim pozisyonumdaki oyuncular uzun süre oynayabilir. Ama heyecanımı koruduğum sürece oynamayı düşünüyorum. Formayı giydiğimde kalbim küt küt atmazsa, o iş daha fazla profesyonelleşecek. Halbuki ben amatör ruhla yapıyorum. Benim için daha çok maneviyat önemli.
UÇAKTA ÇIKIŞ KAPISI KOLTUĞUNDA YER BULAMAZSAM YANDIM
Boyum 1.81, ayak numaram 42. Benim gibi tüm takım arkadaşlarımın en büyük sıkıntısı fantezi kadın ayakkabısı. Ancak yurtdışında bulabiliyor ya da özel yaptırıyoruz. Oysa Türkiye’de kadınların ayakları büyümeye başladı. Gömlek kollarının boylarında da sıkıntı yaşıyorum. Çünkü kollarım uzun. Bazı arkadaşlarım pantolon boyunda sıkıntı yaşıyor. Uçakta çıkış kapısının oradaki koltukta yer bulamazsak yanıyoruz. Bazı uçaklarda dizimiz ağzımızda yolculuk ediyoruz. Ayaklarımız davul gibi oluyor.
BANA ARKADAŞLARIM ‘NAZO’ ANTRENÖRÜMÜZ ‘SAFİNAZ’ DİYOR
Maç öncesi müzik dinlerim. Heyecanım yatışsın diye yavaş şarkıları tercih ederim. Sıkıldığım zaman yazı yazarım. Herkese her şeyi anlatmayı sevmem. Ama yazıya her şeyi dökerim. Gazetemi alıp bir yerde oturup kahve içmekten hoşlanırım. Alışverişte kendi başıma zaman harcayabilirim. Sanırım takımda 20-30 kişi sürekli bir arada olduğumuz için kafamızı dinlemeye ihtiyaç duyuyoruz. Eskiden çok fazla uğurum vardı. Şimdiki uğurum hep aynı sırayla ısınma hareketlerini yaparak maça hazırlanmak. Bazen tokalarım uğurlu geliyor. Geçen sezon final serisinde hep aynı tokaları taktım. Birbirimizi de bu konuda uyarırız. Arkadaşlarım bana ‘Nazo’ der. Milli takım antrenörümüz zayıflığımdan dolayı ‘Safinaz” diyor.Hürriyet PAZAR - Nuran ÇAKMAKÇI
- Tam tersi. Herkes voleybola başla dedikçe ben sporcu anne-babaların çocukları gibi onlara direniyordum. Annem ve babam eski milli voleybolcu. Basketbol oynuyor, atletizm yapıyordum. Voleybola hiç ilgim yoktu. Tam tersine tepkim vardı. Bir gün Eczacıbaşı’nın antrenmanına gittim. Ertesi gün bu sporun bana uygun olduğuna karar verdim.
Okul hayatınızda hep başarılı bir öğrenci miydiniz?
- İlkokulu Bahçeşehir Koleji’nde okudum. 9 yaşında da voleybola başlayınca ikisini beraber yürüttüm. Lisede birinci dönem sınıf birincisiydim. Ama ikinci dönem deplasmanlar başlayınca düşüşe geçtim. Sonra diğer oyuncular gibi ben de Yüzyıl Işıl Okulları’na geçtim. Orayı ikincilikle tamamladım. Lise son sınıfta Yıldızlar Koleji’ne geçtim ve liseyi üçüncülükle bitirdim.
Hem iyi bir eğitim hayatı hem başarılı bir sporculuk zor olmadı mı?
- Lisede sabah 9.00’da ders başlıyordu. Sabahın köründe kalkıp okula gidiyor, akşam üstü antrenmana koşuyordum. Okulum Bahçeşehir’de, antrenmanlarım Ayazağa’daydı. Her gün antrenmandan çıkıp 18.00-20.00 arası antrenman yapıyordum. Eve dönmem akşam 21.00’i buluyordu. Evde yemek yemem, ders çalışmam gerekiyordu. Pestilim çıkmış halde yatıyordum. Ama dersimi de yapıyordum. Bilgisayarımı açıp, müziğimi de dinleyerek çalışıyordum.
Üniversite sınavına nasıl hazırlandınız?
- Hiç çalışmadan hazırlandım. Dershaneye gitmedim, çok az özel ders aldım. Okulda devamsızlığım olduğu için bazı alanlarda takviye aldım. Ama haldur huldur bir tempoya girmedim. Giremezdim de çünkü A takımda oynuyordum. Eve gelip okuldaki sınavlara hazırlanmaya ancak vaktim buluyordum. Sanırım altyapım sağlam olduğu için çok çalışmaya gerek duymadım.
BİZİM KIZ TELEVİZYONDA YURTDIŞINDA MAÇTA OYNUYOR
Üniversitede daha rahat etmişsinizdir...
- Evet. Lisede kulüp tolerans gösteriyordu. Ama üniversitede toleransları yoktu. Muhakkak seçim yapmaya zorlanıyorduk. “Ya okul, ya spor” denmiyordu tabii ama bir seçim yapmak zorunda kalıyorduk. Çoğu arkadaş da sporu tercih ediyordu. Aralarında akademik alanda uzmanlaşanlar da vardı. Ama, üniversitede bana en büyük desteği hocalarım verdi. Üniversitede ilk sene sıkıntı yaşadım. Hocalar “Bizim kız televizyonda, yurt dışında maç oynuyor” diyerek başarımı görünce destek verdiler.
Önemli bir maçın ve ertesi gün de sınavınız var... Nasıl bir denge kuruyordunuz?
- Lisede rapor alıyordum. Üniversitede de hocalarım büyük anlayış gösteriyor. Ben yumurta kapıya gelince çalışanlardanım. O gün sabah kalkar çalışırım. Sınavdan hep kötü geçti diye çıkar, sonra 90-95 alırım. Üniversiteden 2.67 ile mezun oldum. Ama devamsızlıklarım çok oldu. İkinci sene 4.00 üzerinden notlarım yükseldi ama açığı kapatamadım.
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Reklamcılık Bölümü’nü bitirdiniz. Bundan sonra ne yapacaksınız?
- Mezun olmadan önce reklamcılık yaparım diye düşünüyordum. Ama spora devam etme kararı aldım. Bundan sonra da eğitimi bırakmayacağım. Marka yönetimi konusunda yüksek lisans yapacağım. Çünkü sporcuların markalaşması şart.
Ne zamana kadar sporu sürdüreceksiniz?
- Pasör pozisyonunda oynuyorum. Benim pozisyonumdaki oyuncular uzun süre oynayabilir. Ama heyecanımı koruduğum sürece oynamayı düşünüyorum. Formayı giydiğimde kalbim küt küt atmazsa, o iş daha fazla profesyonelleşecek. Halbuki ben amatör ruhla yapıyorum. Benim için daha çok maneviyat önemli.
UÇAKTA ÇIKIŞ KAPISI KOLTUĞUNDA YER BULAMAZSAM YANDIM
Boyum 1.81, ayak numaram 42. Benim gibi tüm takım arkadaşlarımın en büyük sıkıntısı fantezi kadın ayakkabısı. Ancak yurtdışında bulabiliyor ya da özel yaptırıyoruz. Oysa Türkiye’de kadınların ayakları büyümeye başladı. Gömlek kollarının boylarında da sıkıntı yaşıyorum. Çünkü kollarım uzun. Bazı arkadaşlarım pantolon boyunda sıkıntı yaşıyor. Uçakta çıkış kapısının oradaki koltukta yer bulamazsak yanıyoruz. Bazı uçaklarda dizimiz ağzımızda yolculuk ediyoruz. Ayaklarımız davul gibi oluyor.
BANA ARKADAŞLARIM ‘NAZO’ ANTRENÖRÜMÜZ ‘SAFİNAZ’ DİYOR
Maç öncesi müzik dinlerim. Heyecanım yatışsın diye yavaş şarkıları tercih ederim. Sıkıldığım zaman yazı yazarım. Herkese her şeyi anlatmayı sevmem. Ama yazıya her şeyi dökerim. Gazetemi alıp bir yerde oturup kahve içmekten hoşlanırım. Alışverişte kendi başıma zaman harcayabilirim. Sanırım takımda 20-30 kişi sürekli bir arada olduğumuz için kafamızı dinlemeye ihtiyaç duyuyoruz. Eskiden çok fazla uğurum vardı. Şimdiki uğurum hep aynı sırayla ısınma hareketlerini yaparak maça hazırlanmak. Bazen tokalarım uğurlu geliyor. Geçen sezon final serisinde hep aynı tokaları taktım. Birbirimizi de bu konuda uyarırız. Arkadaşlarım bana ‘Nazo’ der. Milli takım antrenörümüz zayıflığımdan dolayı ‘Safinaz” diyor.Hürriyet PAZAR - Nuran ÇAKMAKÇI









turnuvanın son haftasına girilirken heyecan artıyor ve listelerde yerler azalıyor katılacakların acele etmelerini tavsiye ederim...