Hafta sonu 2 acı haber yüreklerimizi dağladı…
Kendisini Kıbrıs'ın bağımsızlığına ve "Dünya Barışı"na adamış, büyük devlet adamı KKTC’nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanı RAUF DENKTAŞ'ı ve Türk futbolunun ordinaryüsü Lefter Küçükandonyadis’i kaybetmenin büyük üzüntüsü ve yası içerisindeyim... İçimdeki barışı simgeleme onurunu taşıyan, futbol tutkumu simgeleyen tüm bayraklar yarıda...
Başımız sağ olsun… Nur içinde yatsınlar, toprakları bol, mekanları cennet olsun !...
—
Galatasaray Ankara deplasmanında 3-0 (25-11), (25-18) ve (25-16) ile 1 saat 8 dakikada çok kolay bir galibiyet alırken neredeyse ter bile atamadı…
Maça Galatasaray Asterix maçı kadrosu ve dizilişiyle, 2+1’in getirdiği kısıtlama yüzünden Eric yerine Nilay ile, Selime’yi pasör çaprazı olarak bşladı…
Ankaragücü ise şansız bir sakatlık geçiren orta oyuncuları Zen’den yoksun sahada yer aldı…
Maça iyi başlayan konuk takımdı… İlk teknik molaya da 8-5 önde girdiler… Ancak yavaş yavaş oyuna giren Galatasaray Lo Bianco’nun Gökçen’den bol bol çalışması ve de gününde olan bu sporcunun tek ayak kısa hücumları ve bloklarıyla 2.ci teknik molaya rakibine 11 sayıya karşı sadece 2 sayı vererek 16-10 önde girdi…
Cılız hücumlarla sonuca gidemeyen ve mahkum oynayan Ankaragücü karşısında Calderon da devreye girince Galatasaray ilk seti çok rahatlıkla 25-11 aldı…
2. sete de aynı tempo ile giren ve üstünlüğünü sürdüren Galatasaray karşısında servise dayanan ve de blok yapmaya başlayan, defansta biraz daha gayret göstermeye başladı… Ankaragücü 15-8’lik skoru 17-13’e kadar getirdi ve 3 sayıya kadar düşürüp, Nesic’e mola aldırdı… Bu sette Lo Bianco pasları eşit dağıtmaya, diğer smaçörleri de devreye sokmaya çalıştı…Galatasaray seti gene çok rahat bir tempoda 25-18 aldı…
3. seti de fazla anlatmaya, sizlere vakit kaybettirmeye gerek yok ?... Sıkıcı, seyir zevki olmayan bir set daha seyrettik…
Ankaragücü için tehlike çanları çalmaya devam ediyor… Durumları oldukça kritik…
İnsan gerçekten üzülüyor… Ankaragücü gibi tarihi, köklü, cefakar seyircisi olan bir kulübün takımı bu olmamalı ?...
Galatasaray’ın taktik zenginliği, 4 numara smaçörlerinin, her an pasör çaprazı olarak oynayabilmeleri, kendi aralarında hücum ve blok anlayışında rakibe göre yer değiştirebilmeleri.. Ancak hemen belirtmemde yarar var, bu yıl Galatasaray, Dünya Şampiyonu İtalya’nın süper pasörü Lo Bianco’yu kazanmakla kalmadı onun sayesinde başta Gökçen olmak üzere Nilay, Selime ve Seray’a da bu sayede irtifa kazandırmış oldu…
Maçın bence en iyisi Gökçen’di… Calderon belki terlemedi ile… 4. kattan smaç vuran Kübalı kızımız, fazla tırmanma ihtiyacı bile duymadan 2.ci kattan yetindi… Galatasaray için tam bir antrenman maçı oldu… Çok kısa bir süre verilmesine rağmen, tecrübeli Deniz top öldüremedi…
Maçın skorerleri Gökçen (16), Calderon (15) ve Mariana (13) idi…
Bu arada bir konuya tekrar değinmek istiyorum…
Bir basın mensubu olarak “Bayan” tanımlaması yerine “Kadın” tanımlaması yapabilirsin, Erkek spiker olarak maçı u şekilde anlatabilirsin, hatta “Karı”, “Gacı”, “Avrat” tanımlamalarını bile kullanabilirsin ?... Bu senin kaliteni, nezaketini gösterir… Ama “Aroma Bayanlar Ligi” gibi resmi bir lig adını keyfen “Aroma Kadınlar Ligi” di-ye-mez-sin arkadaş !... Dersen yanlışlık yapmış, kabalık etmiş olursun…
Ben senin “Galatasaray TV”ni, “Galata TEVE” yanındaki aynı kaptan yiyenlerden “NTV Spor”u “ENTİVİ Spor” olarak tanımlasam, bunda da ısrar etsem bana kızmaz, bir çift laf etmez misiniz ?... İşte en de sizlere böylesine atıfta bulunuyorum…
Kızmaca yok ?...
Dikkatimi çeken bir başka konu da şu istatistikler konusu… Çok şikayet alıyorum… Özen gösterilmeden gelişigüzel tutulduğu ve paylaşıldığı iddia ediliyor… Ben en az 6 kişinin yalancısıyım…
Ancak bu maçın istatistiklerine bir göz atayım dedim, maçın tek bir hakemle yönetildiğini (!) gördüm… Maçı da Mehmet Bedestenlioğlu (!) yönetmiş meğerse ?... Şaka gibi ?...
Biraz ciddiyet beyler ?.. Ayıp oluyor ?...










