Sonunda ilk maçlarında dökülen, 3-2 mağlup olarak elimizden kaçırdığımız, Amerika’ya 1-3, G. Kore’ye hezimete uğrayarak 0-3 kaybeden, grubumuzda zar zor 4. olabilen, sayemizde (!) ilk sekiz dışında kalmaktan kurtulan Brezilya, finalde ezile büzüle 11-25 kaybettiği ilk setten sonra üzerine değen sihirli değnekle (!) süper bir geri dönüş yaparak 25-17, 25-20, 25-17 alarak Amerika’yı sahadan sildi, havalarını söndürdü, karizmalarına çizik attı, belki kendilerinin bile beklemediği (Özellikle grup maçlarında oynadıkları oyun ve aldıkları kötü sonuçlardan sonra…) tarihi bir başarıya imza attı……Olimpiyat Oyunlarda takımımızdan açıkçası en azından 3.lük bekliyordum… Kenar yönetimin zayıflığı ve pasifliği yüzünden kaybedilen Brezilya maçına gel de kahrolma ?...Küçük düşünenler, yanlış yapanlar, rakipleri cesur demeçlerine (!) karşın gözlerinde büyüterek korkanlar, basını, medyayı yanlarına almayıp, hiçe sayanlar, “Ben” diyenler yüzünden Brezilya ile ters/yüz olduk ?... Oysa kızlarımız istim üzerindeydi ve sadece motivasyona, iyi yönetilmeye ihtiyaçları vardı…Gene de kızlarımız dünya çapında takım olduklarını bir kez daha ispatladılar, çağdaş Türkiye’nin çağdaş kızları olarak da imajımızı yükselttiler… Onurlandırdılar… Tamam… Bunların hepsini kabul ediyorum… Kabul etmekte zorlandığım elimize gelen çok büyük, tarihi fırsatı kaçırmamız, kızdığım ise buna yol açanlar ?...Olan oldu… Zamanı geri alamayız… Yapılması gereken, önce “Biz” olabilmemiz ?... Sonrasında da Erol Unal Karabıyık’ın bir voleybol şurası yapması, burada darılmaca, gücenmece olmadan her şeyin konuşulması, tartışılması, gereken yol haritasının yeniden, en doğru ve etkin olarak çizilmesi…Milli takımlar hepimizin… Voleybol hepimizin…
Yönetenler ve yönetilenler arasında uyum kaçınılmazdır…
Yoksa 2050’ye kadar kendimizi kandırmaya devam ederiz ?...
Yönetenler ve yönetilenler arasında uyum kaçınılmazdır…
Yoksa 2050’ye kadar kendimizi kandırmaya devam ederiz ?...










