Haftanın çok konuşulan bir başka olayı da CEV'in Avrupa şampiyonu Fenerbahçe'yi, Şampiyonlar Ligi'ne almamasıydı. CEV'in Fenerbahçe'yi almama gerekçelerini yeterli buluyor musunuz?
CEV'in yaptığı açıklamalar tokat gibi ve Fenerbahçeli birtakım yöneticilerin Türkiye'de yaptıklarının aynası...
Hiç yadırgamadım. Burada 'Enel hak' diyorlar orada da 'Enel hak' demeye kalktılar! Burada 'Enel Hak' diyorsun yutturuyorsun. Kimse bir şey diyemiyor; ne medya bir şey diyebiliyor ne teşkilat bir şey diyebiliyor.
Çünkü 'Fenerbahçe' demek 'tiraj' demek, 'Fenerbahçe' demek 'reyting' demek, 'Fenerbahçe' demek 'tıklama' demek, 'Fenerbahçe' demek 'oy' demek. O zaman Türkiye'de herkesin boynu kıldan ince; Spor Bakanı'ndan başlayarak... Ama dışarıda bunu yemiyorlar arkadaş.
Bir tokat geldi Avrupa Futbol Birliği'nden...
Şimdi bir tokat daha geldi Avrupa Voleybol Birliği'nden... 'Ben istediğim formayı giyerim, ben istediğim otelde kalırım, ben istediğim gibi yaparım. Ben kupa törenine istediğim gibi çıkarım!' Yok arkadaş!..
Kazın ayağı öyle değil.
Fenerbahçe'nin her maçında protokol tribünün karşısında bir pankart açılıyor, boydan boya, 50 metre boyunda, 'Herkes haddini bilecek' diye...
O lafı önce tam karşılarında oturan Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun ezberlemesi lazım.
BÖYLE DEVAM ETSİNLER
* Fenerbahçe'nin hakkını savunmadığı gerekçesiyle Karabıyık federasyonu suçlanıyor.
Efendim Fenerbahçe'nin yöneticilerinin şöyle bir inancı vardır; bizden başka herkes suçludur. Şimdi kabak kendi kafalarına patladı; 'Evet biz hata ettik. Özür dileriz' bunların dilinde olmadığı için kimi suçlayacaklar; Mehmet Ali Aydınlar'ı suçlayacaklar!
Kimi suçlayacaklar; Voleybol Federasyonu Başkanı'nı!.. Kimi suçlayacaklar; yarın Basketbol Federasyonu Başkanı'nı!.. Kimi suçlayacaklar; yarın Yüzme Federasyonu Başkanı'nı!.. Bunlarda kusur yok çünkü!.. Bu kafayla devam etsinler!
* Galatasaray'ın 'Hak etmediği' gerekçesiyle Wild Card'ı kabul etmesine de tepkiler var.
Şimdi bunlar bir defa 'Wild Card nedir?' onu dahi bilmiyorlar. Bir turnuvaya iki türlü girilir.
1- Hak edersin. Onun koşulları bellidir. Türkiye liginde final oynamış iki takım otomatik giriyor.
2- O turnuvayı organize edenler tamamen kendi kişisel tercihleri ile kimseye hesap verme zorunluluğu olmadan istediklerini çağırır. 'Wild Card' dediğimiz kelimenin Türkçesi 'Joker.' San Marino takımını da çağırabilirler ve kimseye hesap vermek zorunda da değiller. Gelen de efendim 'Ben San Marino'yum. Sen koskoca İtalya'yı çağırmıyorsun da İtalya'nın içinde minnacık 50 bin kişilik San Marino'yu niye çağırıyorsun' demez.
Bu pek çok spor dalında var. Her yerde olması da isteniyor. Organizasyonun rengi açısından, zenginliği açısından...
Bir tenis turnuvasında dışarıda kalmış birilerini, listede kaçıncı sırada olursa olsun çağırabiliyorlar. Kız diyelim; sakat sekiz ay yarışamadı, 127. sıralamada... Ama organizatör biliyor ki o gelirse turnuva renkli olacak, davet ediliyor. O zaman 36. sıradaki 'Ya beni niye çağırmadın' diye kıyameti koparmıyor. Yani 127. 'Efendim ben gerilerdeyim. Bak siz otuz altıncıyı çağırmadınız. Onun için ben de gelmiyorum' demiyor. Joker bir tercih!
GALATASARAY GİDEBİLİR
Adamlar Türk takımlarının bu turnuvaya renk getireceğini düşünmüşler 'Wild Card' haklarını Türkiye için kullanmışlar. Kime kullanmışlar; geçen sene CEV'in turnuvasında final oynayan Galatasaray için kullanmışlar. Galatasaray da memnuniyetle gider. Niye gitmesin? Sen kafa tuttuğun için o turnuvaya çağrılmamışsın, ben kafa tutanın yanında olacağım; öyle mi! Yani Platini, Fenerbahçe'yi seneye Şampiyonlar Ligi'ne almıyorsa 'Vay sen Fener'i almadın ben de gelmiyorum mu!' diyecek Galatasaray? Fenerliler saldıracak yer ve kişi arayacaklarına kendilerine baksınlar; 'Biz nerede yanlış yapıyoruz' diye...
FOTOMAÇ
CEV'in yaptığı açıklamalar tokat gibi ve Fenerbahçeli birtakım yöneticilerin Türkiye'de yaptıklarının aynası...
Hiç yadırgamadım. Burada 'Enel hak' diyorlar orada da 'Enel hak' demeye kalktılar! Burada 'Enel Hak' diyorsun yutturuyorsun. Kimse bir şey diyemiyor; ne medya bir şey diyebiliyor ne teşkilat bir şey diyebiliyor.
Çünkü 'Fenerbahçe' demek 'tiraj' demek, 'Fenerbahçe' demek 'reyting' demek, 'Fenerbahçe' demek 'tıklama' demek, 'Fenerbahçe' demek 'oy' demek. O zaman Türkiye'de herkesin boynu kıldan ince; Spor Bakanı'ndan başlayarak... Ama dışarıda bunu yemiyorlar arkadaş.
Bir tokat geldi Avrupa Futbol Birliği'nden...
Şimdi bir tokat daha geldi Avrupa Voleybol Birliği'nden... 'Ben istediğim formayı giyerim, ben istediğim otelde kalırım, ben istediğim gibi yaparım. Ben kupa törenine istediğim gibi çıkarım!' Yok arkadaş!..
Kazın ayağı öyle değil.
Fenerbahçe'nin her maçında protokol tribünün karşısında bir pankart açılıyor, boydan boya, 50 metre boyunda, 'Herkes haddini bilecek' diye...
O lafı önce tam karşılarında oturan Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun ezberlemesi lazım.
BÖYLE DEVAM ETSİNLER
* Fenerbahçe'nin hakkını savunmadığı gerekçesiyle Karabıyık federasyonu suçlanıyor.
Efendim Fenerbahçe'nin yöneticilerinin şöyle bir inancı vardır; bizden başka herkes suçludur. Şimdi kabak kendi kafalarına patladı; 'Evet biz hata ettik. Özür dileriz' bunların dilinde olmadığı için kimi suçlayacaklar; Mehmet Ali Aydınlar'ı suçlayacaklar!
Kimi suçlayacaklar; Voleybol Federasyonu Başkanı'nı!.. Kimi suçlayacaklar; yarın Basketbol Federasyonu Başkanı'nı!.. Kimi suçlayacaklar; yarın Yüzme Federasyonu Başkanı'nı!.. Bunlarda kusur yok çünkü!.. Bu kafayla devam etsinler!
* Galatasaray'ın 'Hak etmediği' gerekçesiyle Wild Card'ı kabul etmesine de tepkiler var.
Şimdi bunlar bir defa 'Wild Card nedir?' onu dahi bilmiyorlar. Bir turnuvaya iki türlü girilir.
1- Hak edersin. Onun koşulları bellidir. Türkiye liginde final oynamış iki takım otomatik giriyor.
2- O turnuvayı organize edenler tamamen kendi kişisel tercihleri ile kimseye hesap verme zorunluluğu olmadan istediklerini çağırır. 'Wild Card' dediğimiz kelimenin Türkçesi 'Joker.' San Marino takımını da çağırabilirler ve kimseye hesap vermek zorunda da değiller. Gelen de efendim 'Ben San Marino'yum. Sen koskoca İtalya'yı çağırmıyorsun da İtalya'nın içinde minnacık 50 bin kişilik San Marino'yu niye çağırıyorsun' demez.
Bu pek çok spor dalında var. Her yerde olması da isteniyor. Organizasyonun rengi açısından, zenginliği açısından...
Bir tenis turnuvasında dışarıda kalmış birilerini, listede kaçıncı sırada olursa olsun çağırabiliyorlar. Kız diyelim; sakat sekiz ay yarışamadı, 127. sıralamada... Ama organizatör biliyor ki o gelirse turnuva renkli olacak, davet ediliyor. O zaman 36. sıradaki 'Ya beni niye çağırmadın' diye kıyameti koparmıyor. Yani 127. 'Efendim ben gerilerdeyim. Bak siz otuz altıncıyı çağırmadınız. Onun için ben de gelmiyorum' demiyor. Joker bir tercih!
GALATASARAY GİDEBİLİR
Adamlar Türk takımlarının bu turnuvaya renk getireceğini düşünmüşler 'Wild Card' haklarını Türkiye için kullanmışlar. Kime kullanmışlar; geçen sene CEV'in turnuvasında final oynayan Galatasaray için kullanmışlar. Galatasaray da memnuniyetle gider. Niye gitmesin? Sen kafa tuttuğun için o turnuvaya çağrılmamışsın, ben kafa tutanın yanında olacağım; öyle mi! Yani Platini, Fenerbahçe'yi seneye Şampiyonlar Ligi'ne almıyorsa 'Vay sen Fener'i almadın ben de gelmiyorum mu!' diyecek Galatasaray? Fenerliler saldıracak yer ve kişi arayacaklarına kendilerine baksınlar; 'Biz nerede yanlış yapıyoruz' diye...
FOTOMAÇ








