Bazı maçlar vardır… Sevindiğiniz kadar üzüntü duyarsınız ?...
İkisi de sizin takımınızdır… İkisini de defalarca alkışlamış, bağrınıza basmışınızdır… Hele voleybolda ülkemiz prestijini sadece Avrupa’da değil, dünya’da da yukarılara taşımış, Milli Takımlarımızı beslemiş, alt yapılarına verdikleri önemle temellerimizin sağlamlaşmasına vesile olmuş bu iki kulübümüzü gönül isterdi ki diğer tutkumuz Fenerbahçe Universal ile birlikte “Final Four”da görelim ?...
İşte bu karşılıklı 2 maç sonunda da tur atlayana sevineceğiz, elenene de üzüleceğiz…
Ülkemizin 2 çok önemli bayan takımı Şampiyonlar Ligi’nde eşleştiler…
Aslında ikisi de diğer tüm takımları eleyebilecek güçteydiler…
Kalan, yani yollarına devam eden 16 takımın içerisinde Fenerbahçe Universal de dahil 3 takımımız, diğer 13 takımın en az 10’nunu eleyecek güçteler… Ama şansızlık 2 takımımızı da bu turda karşı karşıya getirdi…
Niye yalan söyleyeyim, kağıt üzerinde ve benim terazimde Eczacıbaşı daha ağır basmaktaydı… Vakıfbank’ın zengin kadrosuyla bir türlü istenilen performansı gösterememesi, beklenen sonuçları alamaması bu düşüncemi şekillendiriyordu…
Geçen sene rakibini yarı finalde geçerek şampiyonluk kazandığı finale yükselen Vakıfbank, bu yıl rakibine ligde 2 kez 3-0 yenilmiş, hayal kırıklığı yaşatmıştı…İki takımın arasında bir diğer gizli çekişme sadece iki İtalyan antrenörünün aralarındaki prestij mücadelesiyle kalmamakta, Milli Takım seviyesinde, ilk 3 pasörden 2’si olan Özge ile Elif, 2 Libero’dan Gülden ile Gizem arasında da forma mücadelesi de yaşanmaktaydı…Maça çok iyi hazırlanan ve de bilenen Vakıfbank sezonun en iyi ve istikrarlı oyununu oynayarak Eczacıbaşı karşısında galibiyeti hak etti, alkışlandı ve güven tazeliyerek taraftarlarını her kulvarda ümitlendirdi…İlk sete çok iyi başlayan Vakıfbank Türk Telekom ilk teknik molaya attığı, 3’ü “Ace” olan, çok etkili servislerin de avantajıyla 8-2 girdi…
Eczacıbaşı oyunda dengeyi kurmakta gecikmedi… Esra’nın smaçları, Elif’in biri “Ace” etkili servisleri ile bir ara farkı 1 sayıya kadar indirdiyse de 2. teknik molaya Vakıfbank 16-13 ile ulaştı
Neslihan’ı 20’li sayılara kadar bir türlü kullanamayan Eczacıbaşı’ya karşı en kritik yerlerde file üstünde yerinde blok ve hücumlarla tekrar üstünlük kuran Vakıfbank seti 25-22 kazandı… Glinka ve Nikolic’in bu sette katkıları büyüktü…2. Sete de hız kesmeden iyi giren takım Vakıfbank’tı… Teknik molaya 8-5 önde giren de bu takımımız oldu… 10-9, 12-10, ve gene 2. molaya önde varan Vakıfbank oldu. 16-12…
Bu arada Eczacıbaşı yeni transferi Dragana’yı 12-14 gerideyken oyuna aldı…
19-14’e ulaşarak farkı 5’e çıkararak büyük avantaj sağlayan Vakıfbank karşısında Eczacıbaşı durumu 21-20’ye, 21-22’ye, 1 sayıya kadar indirse de çok kritik bir yerde Bahar’ın smaç sayısının hemen ardından servis karşılayan Eczacıbaşı’nda Mirka’nın topuna Sena manşetini sokunca Vakıfbank’a set sayısı hakkını kazandırdı… Maçın başından beri Neslihan’ı bir türlü kullanamayan Eczacıbaşı’nda Elif’in Neslihan’a verdiği ender topların birisinde, set sayısında da Neslihan Vakıfbank’ın tekrar bloğuna takılınca 2. seti de 25-21 kazanan Vakıfbank oldu…İlk 2 sette Vakıfbank’in istekli az hatalı ve file üzerinde çok etkili oyununun yanı sıra, servis karşılamalardaki büyük yüzde farkı da büyük rol oynadı… Defansından iyi top alamayan Elif de oyundan düştü…3.Sete Eczacıbaşı gene tutuk aşladı… 6-2 geriye düşünce Elif’in yerine Asuman’la oynama tercihinde bulundu… Rakibini 8-8’de yakalayan, 14-14’te kadar set skorunu başa baş taşıyan Eczacıbaşı ilk setin hemen başı hariç, ilk kez öne geçerek 2.ci teknik molaya 16-15 önde girdi, dahası farkı da Poljak’ın devreye girmesiyle açtı… 19-16, 22-17, 23-18, 24-20… Lena’nın kaçırdığı servisle set bu kez Eczacıbaşı’nın oldu…4. set büyük çekişmeyle başladı… Neslihan ve Poljak file üstünde, Gülden defansta Eczacıbaşı’nı ayakta tutmaya çalıştılar… Bu büyük çekişme içinde ilk teknik molaya Vakıfbank 8-7 önde girdi… Maçın kalitesi daha da yükseldi… Ama Sahnede Glinka vardı… Glinka’nın smaçları ve bir bloğunun yanı sıra Bahar da arka arkaya 2 blokla devreye girdi… Neslihan ise çok etkili servisleriyle skoru bir ara 14-12’ye taşımasına karşın, Furst parladı… Vakıfbank’ı 16-14 ile 2.ci teknik molaya taşımakla kalmadı, takımını 5-0’lık bir ara skora taşıdı… 17-14… Bu skor avantajını karşılıklı sayılarla set sonuna taşıyan Vakıfbank seti ve de maçı 3-1 kazanarak em ligdeki maçların rövanşını aldı, prestijini tekrar sağladı, hem de 2. maça avantaj, güven ve moral taşıdı…Çok üst düzeyde, seyir zevki yüksek bir maç oldu…
Vakıfbank Türk Telekom, yukarıda da belirttiğim gibi, sezonun en iyi oyununu oynarken, Glinka (23) yıldızlaştı, galibiyette başrol oynadı…
Poljak, Furst, Gizem, Özge, Gözde, Bahar, kısaca tümü görevlerini başarıyla yaptılar…
Oyuncular arasındaki o kopukluk yerinde, birbirlerine sıkı sıkı sarılmış, hırslı ve mücadeleci, er şeyden evvel istikrarlı bir takım seyrettik… Tıpkı geçen yıl, Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldukları o tabloyu yaşattılar bizlere… Bunda Gözde ve Özge kardeşlerin hırslarının rolü büyüktü…
Daima haklı olarak eleştirdiğim Guidetti'yi bu maçta ilk kez kutluyorum… Bunu bu sefer hak etti… Belli, takımı maça iyi konsantre etmiş, taktik açıdan iyi hazırlamış ?... Eminim blok ağırlıklı bir çalışma programı yapmış ?...Eczacıbaşı Vitra’ya gelince…
Neslihan’ın 22 sayıyla oynamasına rağmen rekor derecede blok yemesiyle, hata sayısının yani kaybettirdiği sayıların da çok olmasıyla başarılı bir günde olmadığı düşüncesini taşıyorum… İlk sette neredeyse unutuldu ?...
Mirka elinden geleni yapmaya çalıştı…
Poljak ve Gülden de…
Kötü manşetler, gününde olmayan Elif’in işini çok zorlaştırdı, oyundan düşürdü… Bu sebeple oyuna dahil edilen Asuman da sadece basit yüksek toplarla oynadı…
Poljak ve Büşra yeterince kullanılamadı…
Senna arzulu fakat kopuk kopuktu…
İlk kez görev alan yeni transfer Dragana için fazla yorum yapmak istemiyorum… Açıkça şimdilik fazla bir ışık göremedim…
Antrenör Lorenzo Michelli maç içinde bazı basit tedbirleri alamadı…
Bunların başında devamlı paralelden sayı alan Glinka’nın o hava koridorunu (!) bir türlü kapatamadı…2400 kişilik kalabalık bir seyirci kitlesi vardı ve taraftarlar centilmence takımlarını desteklediler, dünkü tribün tablosunun ardından “İşte voleybol seyircisi…” dedirtti……Maçın Azeri hakemi bu maçın hakemi değildi… Böyle hakemleri gördükten sonra bizim hakemlerin ne kadar değerli olduğunu çok daha iyi anlıyoruz… “Maçı keşke Türk hakemleri yönetseydi ?...” diye düşünmedim değil ?...Salonun bu dondurucu kış günlerinde, 2 gündür iyi ısıtıldığı söyleniyor… İyi tedbir alınmış, salon amiri Ramiz Kayın’ı kutluyorum… Ancak diğer maçlarda da bu hassasiyeti beklemek hakkımız ?...
Federasyonun, gerçek bir “Basın Tribünü” tahsis edene kadar, salonda basın mensuplarının görev yaptıkları bölüme “DİKKAT YABANCI CİSİM TEHLİKESİ… KASKSIZ GİRMEYİNİZ !...” diye kocaman bir levha asmasını rica ediyorum…Bu arada dünkü unutulmaz (!) maçta hasarın büyük olduğunu öğrendim… 150 civarında oturak kırılmış… Korkuluklarda, merdivenlerde ve şaşılacak şey duvarlarda inanılmaz tahrifat var… Bunu yapanlara soruyorum… “Tatmin oldunuz mu ?... Verdiğiniz zarar kendimize değil mi ?... Tuttuğunuz kulübe en büyük kötülüğü yaptığınızın farkında mısınız ?...”Gözler bu maçta da, dün olduğu gibi Başkanımız Erol Ünal Karabıyık’ı aradı… Her halde kar engeliyle karşılaştı ?...Son sözüm TRT’ye… Kameralar maçı çok iyi takip edemediler… Aktüel kameraların yetersizliğini hissettim… Kumanda masası sanki “Atari” oynuyor gibiydi ?... En önemlisi, pozisyon tekrarlarının çoğu verilmedi, verilenler ise çok geçti… İnsan, ister istemez, klas hareketlerin bu denli bol olduğu bir görsel şölende “Ağır çekim”ler bekliyor ?... Tabii ki yerinde yorumlarla daha iyi ve heyecanlı bir anlatım, yani sunum da ?...
İkisi de sizin takımınızdır… İkisini de defalarca alkışlamış, bağrınıza basmışınızdır… Hele voleybolda ülkemiz prestijini sadece Avrupa’da değil, dünya’da da yukarılara taşımış, Milli Takımlarımızı beslemiş, alt yapılarına verdikleri önemle temellerimizin sağlamlaşmasına vesile olmuş bu iki kulübümüzü gönül isterdi ki diğer tutkumuz Fenerbahçe Universal ile birlikte “Final Four”da görelim ?...
İşte bu karşılıklı 2 maç sonunda da tur atlayana sevineceğiz, elenene de üzüleceğiz…
Ülkemizin 2 çok önemli bayan takımı Şampiyonlar Ligi’nde eşleştiler…
Aslında ikisi de diğer tüm takımları eleyebilecek güçteydiler…
Kalan, yani yollarına devam eden 16 takımın içerisinde Fenerbahçe Universal de dahil 3 takımımız, diğer 13 takımın en az 10’nunu eleyecek güçteler… Ama şansızlık 2 takımımızı da bu turda karşı karşıya getirdi…
Niye yalan söyleyeyim, kağıt üzerinde ve benim terazimde Eczacıbaşı daha ağır basmaktaydı… Vakıfbank’ın zengin kadrosuyla bir türlü istenilen performansı gösterememesi, beklenen sonuçları alamaması bu düşüncemi şekillendiriyordu…
Geçen sene rakibini yarı finalde geçerek şampiyonluk kazandığı finale yükselen Vakıfbank, bu yıl rakibine ligde 2 kez 3-0 yenilmiş, hayal kırıklığı yaşatmıştı…İki takımın arasında bir diğer gizli çekişme sadece iki İtalyan antrenörünün aralarındaki prestij mücadelesiyle kalmamakta, Milli Takım seviyesinde, ilk 3 pasörden 2’si olan Özge ile Elif, 2 Libero’dan Gülden ile Gizem arasında da forma mücadelesi de yaşanmaktaydı…Maça çok iyi hazırlanan ve de bilenen Vakıfbank sezonun en iyi ve istikrarlı oyununu oynayarak Eczacıbaşı karşısında galibiyeti hak etti, alkışlandı ve güven tazeliyerek taraftarlarını her kulvarda ümitlendirdi…İlk sete çok iyi başlayan Vakıfbank Türk Telekom ilk teknik molaya attığı, 3’ü “Ace” olan, çok etkili servislerin de avantajıyla 8-2 girdi…
Eczacıbaşı oyunda dengeyi kurmakta gecikmedi… Esra’nın smaçları, Elif’in biri “Ace” etkili servisleri ile bir ara farkı 1 sayıya kadar indirdiyse de 2. teknik molaya Vakıfbank 16-13 ile ulaştı
Neslihan’ı 20’li sayılara kadar bir türlü kullanamayan Eczacıbaşı’ya karşı en kritik yerlerde file üstünde yerinde blok ve hücumlarla tekrar üstünlük kuran Vakıfbank seti 25-22 kazandı… Glinka ve Nikolic’in bu sette katkıları büyüktü…2. Sete de hız kesmeden iyi giren takım Vakıfbank’tı… Teknik molaya 8-5 önde giren de bu takımımız oldu… 10-9, 12-10, ve gene 2. molaya önde varan Vakıfbank oldu. 16-12…
Bu arada Eczacıbaşı yeni transferi Dragana’yı 12-14 gerideyken oyuna aldı…
19-14’e ulaşarak farkı 5’e çıkararak büyük avantaj sağlayan Vakıfbank karşısında Eczacıbaşı durumu 21-20’ye, 21-22’ye, 1 sayıya kadar indirse de çok kritik bir yerde Bahar’ın smaç sayısının hemen ardından servis karşılayan Eczacıbaşı’nda Mirka’nın topuna Sena manşetini sokunca Vakıfbank’a set sayısı hakkını kazandırdı… Maçın başından beri Neslihan’ı bir türlü kullanamayan Eczacıbaşı’nda Elif’in Neslihan’a verdiği ender topların birisinde, set sayısında da Neslihan Vakıfbank’ın tekrar bloğuna takılınca 2. seti de 25-21 kazanan Vakıfbank oldu…İlk 2 sette Vakıfbank’in istekli az hatalı ve file üzerinde çok etkili oyununun yanı sıra, servis karşılamalardaki büyük yüzde farkı da büyük rol oynadı… Defansından iyi top alamayan Elif de oyundan düştü…3.Sete Eczacıbaşı gene tutuk aşladı… 6-2 geriye düşünce Elif’in yerine Asuman’la oynama tercihinde bulundu… Rakibini 8-8’de yakalayan, 14-14’te kadar set skorunu başa baş taşıyan Eczacıbaşı ilk setin hemen başı hariç, ilk kez öne geçerek 2.ci teknik molaya 16-15 önde girdi, dahası farkı da Poljak’ın devreye girmesiyle açtı… 19-16, 22-17, 23-18, 24-20… Lena’nın kaçırdığı servisle set bu kez Eczacıbaşı’nın oldu…4. set büyük çekişmeyle başladı… Neslihan ve Poljak file üstünde, Gülden defansta Eczacıbaşı’nı ayakta tutmaya çalıştılar… Bu büyük çekişme içinde ilk teknik molaya Vakıfbank 8-7 önde girdi… Maçın kalitesi daha da yükseldi… Ama Sahnede Glinka vardı… Glinka’nın smaçları ve bir bloğunun yanı sıra Bahar da arka arkaya 2 blokla devreye girdi… Neslihan ise çok etkili servisleriyle skoru bir ara 14-12’ye taşımasına karşın, Furst parladı… Vakıfbank’ı 16-14 ile 2.ci teknik molaya taşımakla kalmadı, takımını 5-0’lık bir ara skora taşıdı… 17-14… Bu skor avantajını karşılıklı sayılarla set sonuna taşıyan Vakıfbank seti ve de maçı 3-1 kazanarak em ligdeki maçların rövanşını aldı, prestijini tekrar sağladı, hem de 2. maça avantaj, güven ve moral taşıdı…Çok üst düzeyde, seyir zevki yüksek bir maç oldu…
Vakıfbank Türk Telekom, yukarıda da belirttiğim gibi, sezonun en iyi oyununu oynarken, Glinka (23) yıldızlaştı, galibiyette başrol oynadı…
Poljak, Furst, Gizem, Özge, Gözde, Bahar, kısaca tümü görevlerini başarıyla yaptılar…
Oyuncular arasındaki o kopukluk yerinde, birbirlerine sıkı sıkı sarılmış, hırslı ve mücadeleci, er şeyden evvel istikrarlı bir takım seyrettik… Tıpkı geçen yıl, Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldukları o tabloyu yaşattılar bizlere… Bunda Gözde ve Özge kardeşlerin hırslarının rolü büyüktü…
Daima haklı olarak eleştirdiğim Guidetti'yi bu maçta ilk kez kutluyorum… Bunu bu sefer hak etti… Belli, takımı maça iyi konsantre etmiş, taktik açıdan iyi hazırlamış ?... Eminim blok ağırlıklı bir çalışma programı yapmış ?...Eczacıbaşı Vitra’ya gelince…
Neslihan’ın 22 sayıyla oynamasına rağmen rekor derecede blok yemesiyle, hata sayısının yani kaybettirdiği sayıların da çok olmasıyla başarılı bir günde olmadığı düşüncesini taşıyorum… İlk sette neredeyse unutuldu ?...
Mirka elinden geleni yapmaya çalıştı…
Poljak ve Gülden de…
Kötü manşetler, gününde olmayan Elif’in işini çok zorlaştırdı, oyundan düşürdü… Bu sebeple oyuna dahil edilen Asuman da sadece basit yüksek toplarla oynadı…
Poljak ve Büşra yeterince kullanılamadı…
Senna arzulu fakat kopuk kopuktu…
İlk kez görev alan yeni transfer Dragana için fazla yorum yapmak istemiyorum… Açıkça şimdilik fazla bir ışık göremedim…
Antrenör Lorenzo Michelli maç içinde bazı basit tedbirleri alamadı…
Bunların başında devamlı paralelden sayı alan Glinka’nın o hava koridorunu (!) bir türlü kapatamadı…2400 kişilik kalabalık bir seyirci kitlesi vardı ve taraftarlar centilmence takımlarını desteklediler, dünkü tribün tablosunun ardından “İşte voleybol seyircisi…” dedirtti……Maçın Azeri hakemi bu maçın hakemi değildi… Böyle hakemleri gördükten sonra bizim hakemlerin ne kadar değerli olduğunu çok daha iyi anlıyoruz… “Maçı keşke Türk hakemleri yönetseydi ?...” diye düşünmedim değil ?...Salonun bu dondurucu kış günlerinde, 2 gündür iyi ısıtıldığı söyleniyor… İyi tedbir alınmış, salon amiri Ramiz Kayın’ı kutluyorum… Ancak diğer maçlarda da bu hassasiyeti beklemek hakkımız ?...
Federasyonun, gerçek bir “Basın Tribünü” tahsis edene kadar, salonda basın mensuplarının görev yaptıkları bölüme “DİKKAT YABANCI CİSİM TEHLİKESİ… KASKSIZ GİRMEYİNİZ !...” diye kocaman bir levha asmasını rica ediyorum…Bu arada dünkü unutulmaz (!) maçta hasarın büyük olduğunu öğrendim… 150 civarında oturak kırılmış… Korkuluklarda, merdivenlerde ve şaşılacak şey duvarlarda inanılmaz tahrifat var… Bunu yapanlara soruyorum… “Tatmin oldunuz mu ?... Verdiğiniz zarar kendimize değil mi ?... Tuttuğunuz kulübe en büyük kötülüğü yaptığınızın farkında mısınız ?...”Gözler bu maçta da, dün olduğu gibi Başkanımız Erol Ünal Karabıyık’ı aradı… Her halde kar engeliyle karşılaştı ?...Son sözüm TRT’ye… Kameralar maçı çok iyi takip edemediler… Aktüel kameraların yetersizliğini hissettim… Kumanda masası sanki “Atari” oynuyor gibiydi ?... En önemlisi, pozisyon tekrarlarının çoğu verilmedi, verilenler ise çok geçti… İnsan, ister istemez, klas hareketlerin bu denli bol olduğu bir görsel şölende “Ağır çekim”ler bekliyor ?... Tabii ki yerinde yorumlarla daha iyi ve heyecanlı bir anlatım, yani sunum da ?...










