Acıbadem ligleri bugün oynanan enfes bir maçla noktalandı...
Finali hak etmiş, gönüllerin şampiyonu 2 takımımız, Vakıfbank ve Fenerbahçe sezonun son maçında isimlerine yakışır kaliteli, kıyasıya bir mücadele verdiler, alkış aldılar...
Bu tip maçların bitimlerinde klasik bir ikilem vardır... Çoşku ve hüzün... Sevinç ve üzüntü... Bugün bu tabloyu duygulanarak dolu dolu yaşadık... Benim gibi tarafsız olanlar bu 2 duyguyu birlikte yaşadılar eminim...
Uzun maraton içerisinde şansızlıklar da yaşandı...
İpi göğüslemek için finişe yaklaşılırken irili ufaklı sakatlıklar, sezonun bedensel ve mantal yorgunluğu bu iki takımımız üzerinde gel-gitler, iniş-çıkışlar yaşattı...
Özellikle Fenerbahçe'de Garay'ın ve Elif'in sahaya çıkmalarını engelleyen sakatlıkları teknik ekibin elini kolunu bağladı, çok zor durumda bıraktı...
Garay'ın sezonu kapatmasına yol açan ciddi sakatlığına bir de pasör Elif'in eklenmesi dolayısıyla Fenerbahçe'nin allak bullak olan sisteminde diğer pasör Nilay'ın tek kalmaması düşüncesiyle, Alisha'nın mecburen sahaya sürülmesi, Kim'in ve Alisha'nın yanında kullanılacak 3. yabancı oyuncu konusunda pasör çaprazı Aneta'nın, orta oyuncu Bauer'e tercih edilmesi, böylelikle takımın Kim, Garay, Bauer üçlüsünden mahrum kalması, Aneta'nın ve Alisha'nın ellerinden geleni yapmalarına, Eda'nın da tekrar eski günlerine hızla dönmeye başlamasına, libero Merve'nin harikalar yaratmasına rağmen tüm oyun sistemini ters yüz etmeye yetti...
Vakıfbank'a gelince...
Etkili silahı Brakoçevic'in tekrar yükselen formu, kaptan Gözde'nin müthiş hırsı ve istikrarlı oyunu, oturmuş geniş kadrosu, alternatif zenginliği ve maçı sanki takımıyla birlikte oynayan uyanık tilki, bir o kadar da yaramaz, haşarı koçu Guidetti ile favori oldukları ligde gene mutlu sona ulaştılar...
Gelelim maça...
Guidetti beklenmedik bir kararla, bir önceki maçta defansta verim alamadığı, servis karşılamada manşetleri ilk kez oldukça aksayan Costagrande'yi tribüne göndererek, 3. yabancı tercih hakkını Nikolic'ten yana kullandı...
Tartışılacak, riskli bir karardı bu...
Kimine göre de kumar...
Hele böylesine bir final maçında...
Servis karşılama yüzdesini çok düşük olduğunu bildiğimiz Nikolic'in tercih sebebi mutlaka hücuma katkı beklentisi olmalı ?...
Nitekim hücumda yarar sağladı ama özellikle Fenerbahçe'nin hedef tahtası oldu, ilk sette üzerinden sonuca gidildi... Ben Guidetti'nin gene de bu tercihini doğru bulmadım... Şansı yaver gitti kazandı, ya katbetseydi ?... Aldığım notlarda Nikolic'in neredeyse kazandırdığı sayı kadar kaybettirdiğini görüyorum...
Maça fırtına gibi giren Fenerbahçe 7-1 öne geçti... Ancak Gözde'in gayreti ve skorerliğiyle ortaya çıkan 6-0'lık seriyle durum bir anda 7-7 oluverdi, oyuna denge geldi... Bu arada Vakıfbank'ın en iyi manşetçisi ve defansçısı Gizem'in arka arka'ya 2'si direk servis karşılamada aksaması ilginçti...
22-22'ye kadar karşılıklı sayılarla gelen 1. sette, Seda'nın outa vurduğu top ile Nikolic'in Aneta'ya yaptığı blok bir anda ibreyi Vakıfbank lehine çeviriverdi...
Bir önceki maçta fevkalade oynayan Kim, 2. setin ortalarına kadar pek ortalarda gözükmedi, sadece 3 sayı üretebildi... Hücumda Aneta tek başına kaldı...
9-12'den sonra sahneye çıkan star oyuncu, devreye girdi ve Vakıfbank bloklarını dağıtmaya başladı...
O andan itibaren de maçın sonuna kadar sürecek Brakoçevic – Kim düellosu başladı ve bu restleşme maçın sonuna kadar da sürdü...
Set başabaş sürerken, Vakıfbank 23-22 öndeyken, çok müsait bir pozisyonda, Kim'in smacı banttan auta gitti... Bu setin de, maçın da ilk kader anıydı...
3. set tam bir heyecan kasırgası halinde geçerken, çok üst düzeyde ve kalitede keyifli bir set seyrettik...
12-12'den itibaren kafa kafaya süren set 23-23'e kadar nefes nefese geldi...
Kim'e nefis blok yapan Gözde takımını 24-23 öne geçirdi...
Maç servisini, Aneta çok sert smacıyla kırdı... 24-24
İpek'in Brakoçevic'e bloğu ile Fenerbahçe set servisi kullandı... 25-24
Kim'in sert smacı ile seti maç sayısından çeviren sarı-lacivertliler ümitlendi, morallendi, seyirci ayaklandı...
4. Sete gene iyi giren ve ilk teknik molayı 8-6 önde giren Fenerbahçe 8-8'de yakalandı, Kim'in de gözlemlediğim yorgunluğunu da fırsat bilen Vakıfbank, 2 etkili silahı Brakosevic ve Gözde ile maça asıldı... Arayı 2, 3, hatta 4 sayıya çıkaran Vakıfbank seti ve maçı kolayladı, yüzler zafer gülücükleriyle doldu...
Kolayladıkları seti güle oynaya 25-20 ile sonlandıran Vakıfbanklıların saha ortasındaki sevinç yumağının en tepesinde zaferin mimarı Guidetti vardı... Görülmeye değer bir tabloydu...
Sonuç olarak 2 takım da hak etti ama kazanan Vakıfbank oldu...
Bizlere bu 2 takımımızı da ayakta alkışlamak kalıyor...
VakıfBank – Fenerbahçe: 3-1
Salon: İstanbul Burhan Felek Voleybol Salonu
Hakemler: Bayram Dikmentepe **, Bülent Bozkurt ***
VakıfBank: Brakocevic ****(20), Nikolic **(15), Fürst **(5), Naz ***(2), Gözde ***(18), Bahar **(4), Gizem K. ***(L), Gizem Ö.(-), Melis (1), Güldeniz (1)
Fenerbahçe: Alisha ***(5), Seda *(1), Gökçen *(1), Aneta ***(18), Kim ****(26), Eda ***(13), Merve ****(L), Derya (-), İpek (2), Elif (1), Nilay (-)
Setler: 25-23, 25-22, 24-26, 25-20
Süre: 119 dakika (30’, 31’, 31’, 27’)
Sizlere bu yıl çok maç yorumladım...
Bazılarında saha kenarındaydım, bazılarında ise Antalya'daki evimde, ekrandan seyrettiklerimle yorumlar yapmaya çalıştım...
Hepimizin amacı voleybolumuzun daha da yükselmesi, başarılarımızın sadece kulüpler bazında kalmayıp, Milli takımlarda da bizleri sevindirmesi...
Liglerde mücadele eden tüm takımlarımızı, yöneticisinden teknik heyetine, sporcusuna kadar verdikleri mücadele, akıttıkları ter dolayısıyla, teşekkür ediyor, tebriklerimi gönderiyorum...
Ayrıca büyük bir cefayla, zaman zaman her türlü eleştiri, protesto, hatta çirkin sözlü tacizlere rağmen Türk Voleybol Hakemlik Müessesesi çizgisine, seviyesine ve onuruna yakışır bir olgunlukla yüzlerce maçı yöneten tüm emektar hakemlerimizi de yürekten kutluyorum...
Dip not : Sayın Aziz Yıldırım'ın maçın başında şeref tribününde herkesin elini teker teker sıktıktan sonra Federasyon Başkanımızın elini sıkmamasını, dahası başını çevirmesini voleybol camiamıza yapılmış anti sportif bir ayıp olarak nitelendiriyor, üzüntülerimi paylaşıyorum...







