Kötü oynayan Brezilya’yı daha kötü oynayarak elimizden kaçırdık !... 2-3…
Daha iyi oynadığımız Çin maçında rakibimizin çok süratli oyununa ayak uyduramadık kaybettik !... 1-3…
Kredimizin bitmek üzere olduğu yerde, önümüzdeki 2 takımı da yenmek zorundaydık artık !...
Sırbistan ve G. Kore…Önce Sırbistan engelini kazasız atlatmalıydık !... Küçümsememeliydik, zira bu takım Çin ve G. Kore’den 1’er set almıştı…Kızlarımız ve teknik heyetimiz de bunun bilincinde, belli iyi hazırlanmış ve konsantre olmuşlar ?... Bugün takımımızı çok daha iyi gördüm, beğendim, keyiflendim !...Salonda 12 bin seyirci olduğu ve bunun büyük çoğunluğunu da İngilizlerin oluşturduğu söylendi… Bazen ekran başında olmanın avantajları büyük oluyor… Yakın plan görüntüler, tekrarlar… Tek eksiklik, zevk veren ağır çekimlerin süre kısıtlığı nedeniyle yayınlanamaması…
Tribünde ağzında emzik bir bebek, eli titreyen yaşlı bir alzheimer hastası bile gördüm… Duygulandım… İşte voleybolun gücü, üstüne çektiği sevgi ve tabii ki yaş yelpazesi ?...Maç başlar başlamaz 2 takım arasındaki fark ortaya çıkıverdi… Her zamankisinden daha iyi servis attık !... Neslihan bu kez servisleriyle Sırp manşetlerini parçaladı… Rakibimiz pasör noktalarına çok iyi top getiremedikleri için sadece Brankoviç’e yüklendi… Çok sıçrayan ve ortadan seri kısa topları yüksekten vuran orta smaçörlerini kullanamadılar…
Tüm maç boyunca, 11-6 öne geçtikleri 3. sette bile takımımıza karşı eziktiler, mahkum oynadılar… Suratları hep düşüktü… Hele koçlarının çaresizliği tüm yüz hatlarını resmen istila etmişti…Maçın hemen başında Eda’nın ayak bileğinden sakatlanmasına oldukça üzüldük, hatta endişelenmedik desek yalan söylemiş oluruz ?... Ama yerine giren ve maçın yıldızı olarak gördüğüm Büşra (****) nefis bir maç çıkardı ve hepimize göndermede bulundu : “Ben bu takımda her zaman çatır çatır oynarım !...” dedi… Maçta sadece 2,5 (!) hatayla oynadı… Hele hele dönen bir topa, 2 numaradan, 1,5 metreye vuruşu vardı ki coşkumdan koltuğumda zıplarken kucağımda olduğunu unuttuğum Gofret (Kuyruklugillerimden…) düştüğü yerde uzun uzun endişeyle yüzüme baktı durdu…Marco bu kez Polen’i de (***) çok iyi yerde kullandı ve büyük moral ve güven kazandırdı… Oyunda kaldığı ve maçı tamamladığı 3. sette, smaç vurdu, defans yaptı, blokta rahatsız etti, çok iyi servisleriyle (Birini kaçırmasına rağmen…) büyük katkıda bulundu…Bahar (***) daha derli topluydu… Taktik servislerini bu kez daha özenle kullandı… Ortadan iyi toplar vurdu…Gözde (***) ve Neriman (***) Neslihan (****) ile birlikte öyle sert smaçlar vuruyorlar ki onları tanıyan Sigorta şirketleri rakip sporcuların özellikle yüzlerini sigorta taleplerini kafadan ret eder ?...Naz (***) elinden geleni yapıyor… Çok ciddi… Oyuna müthiş konsantre… Yüzü hiç gülmüyor… Takım seti, rakibi sürklase ederek 25-12 alıyor, bakıyorum Naz’a tebessüm yok !... Annesi, bir zamanların ünlü solağı Millimiz Selami Sargut’un öğrencisi (Çok önemli bir antrenördü…) sevgili Alev de böyle ciddiydi… Ciddiyet çok özel bir melekedir ama bu kadarı da fazla… Onu coşkuyla gülümserken görmek istiyorum… Dünyanın en iyi pasörü olma yolunda… Olacak ta… Bu maçta sonradan oyuna girenler dahil pas dağıtımını mükemmel yaptı…Esra (***), büyük kaptan… Takımın, istatistiklere göz atamadım ama, Naz ile en az hata yapan elemanı… İlk altıda oynamadığı zamanlar bile ne zaman hangi pozisyonda, oyuna girerse girsin tam bir “Joker”…Liberolarımız Gizem (***) ve Gülden (***) yırtınıyorlar… Defansımızın bel kemikleri ama kim ne derse desin, tekrarlıyorum, ben çift liberoya karşıyım… Bu arada, yeri gelmişken, unutmadan vurgulayım, koca Olimpiyat Oyunlarında sporcu sayısının 12 ile sınırlandırılmasını da yerinde bulmuyor, cimriliğe (!) bağlıyorum…Kenarda hazır kıta bekleyen pasör Özge’ye de güvenim tam…Şimdi G. Kore’yi düşünme zamanı… Hayati maç… Bu kadar kolay olmayacak !... Ama Kim (!) olursa olsun, kızlarımız bu maçı ama öyle, ama böyle mutlaka kazanacaklardır…Sonrası Olimpiyat Şampiyonluğunun 1 numaralı adayı Amerika’ya karşı moralli, rahat bir psikolojide gövde gösterisi yapacağız !... Kazanırsak kimse şaşırmasın ?...Daha sonrası mı ?... Asla ilk 2 maçtaki gibi olmayacak !... Kürsü bize çok yakışacak !... Boyunlara geçecek madalyalar da… Rengi mi ?... Altını kim istemez ?... Çok mu şeyler istiyorum ?... Neden olmasın ?...Tüm kızlarımızı uzaklardan kucaklıyor, alınlarından öpüyorum…
Daha iyi oynadığımız Çin maçında rakibimizin çok süratli oyununa ayak uyduramadık kaybettik !... 1-3…
Kredimizin bitmek üzere olduğu yerde, önümüzdeki 2 takımı da yenmek zorundaydık artık !...
Sırbistan ve G. Kore…Önce Sırbistan engelini kazasız atlatmalıydık !... Küçümsememeliydik, zira bu takım Çin ve G. Kore’den 1’er set almıştı…Kızlarımız ve teknik heyetimiz de bunun bilincinde, belli iyi hazırlanmış ve konsantre olmuşlar ?... Bugün takımımızı çok daha iyi gördüm, beğendim, keyiflendim !...Salonda 12 bin seyirci olduğu ve bunun büyük çoğunluğunu da İngilizlerin oluşturduğu söylendi… Bazen ekran başında olmanın avantajları büyük oluyor… Yakın plan görüntüler, tekrarlar… Tek eksiklik, zevk veren ağır çekimlerin süre kısıtlığı nedeniyle yayınlanamaması…
Tribünde ağzında emzik bir bebek, eli titreyen yaşlı bir alzheimer hastası bile gördüm… Duygulandım… İşte voleybolun gücü, üstüne çektiği sevgi ve tabii ki yaş yelpazesi ?...Maç başlar başlamaz 2 takım arasındaki fark ortaya çıkıverdi… Her zamankisinden daha iyi servis attık !... Neslihan bu kez servisleriyle Sırp manşetlerini parçaladı… Rakibimiz pasör noktalarına çok iyi top getiremedikleri için sadece Brankoviç’e yüklendi… Çok sıçrayan ve ortadan seri kısa topları yüksekten vuran orta smaçörlerini kullanamadılar…
Tüm maç boyunca, 11-6 öne geçtikleri 3. sette bile takımımıza karşı eziktiler, mahkum oynadılar… Suratları hep düşüktü… Hele koçlarının çaresizliği tüm yüz hatlarını resmen istila etmişti…Maçın hemen başında Eda’nın ayak bileğinden sakatlanmasına oldukça üzüldük, hatta endişelenmedik desek yalan söylemiş oluruz ?... Ama yerine giren ve maçın yıldızı olarak gördüğüm Büşra (****) nefis bir maç çıkardı ve hepimize göndermede bulundu : “Ben bu takımda her zaman çatır çatır oynarım !...” dedi… Maçta sadece 2,5 (!) hatayla oynadı… Hele hele dönen bir topa, 2 numaradan, 1,5 metreye vuruşu vardı ki coşkumdan koltuğumda zıplarken kucağımda olduğunu unuttuğum Gofret (Kuyruklugillerimden…) düştüğü yerde uzun uzun endişeyle yüzüme baktı durdu…Marco bu kez Polen’i de (***) çok iyi yerde kullandı ve büyük moral ve güven kazandırdı… Oyunda kaldığı ve maçı tamamladığı 3. sette, smaç vurdu, defans yaptı, blokta rahatsız etti, çok iyi servisleriyle (Birini kaçırmasına rağmen…) büyük katkıda bulundu…Bahar (***) daha derli topluydu… Taktik servislerini bu kez daha özenle kullandı… Ortadan iyi toplar vurdu…Gözde (***) ve Neriman (***) Neslihan (****) ile birlikte öyle sert smaçlar vuruyorlar ki onları tanıyan Sigorta şirketleri rakip sporcuların özellikle yüzlerini sigorta taleplerini kafadan ret eder ?...Naz (***) elinden geleni yapıyor… Çok ciddi… Oyuna müthiş konsantre… Yüzü hiç gülmüyor… Takım seti, rakibi sürklase ederek 25-12 alıyor, bakıyorum Naz’a tebessüm yok !... Annesi, bir zamanların ünlü solağı Millimiz Selami Sargut’un öğrencisi (Çok önemli bir antrenördü…) sevgili Alev de böyle ciddiydi… Ciddiyet çok özel bir melekedir ama bu kadarı da fazla… Onu coşkuyla gülümserken görmek istiyorum… Dünyanın en iyi pasörü olma yolunda… Olacak ta… Bu maçta sonradan oyuna girenler dahil pas dağıtımını mükemmel yaptı…Esra (***), büyük kaptan… Takımın, istatistiklere göz atamadım ama, Naz ile en az hata yapan elemanı… İlk altıda oynamadığı zamanlar bile ne zaman hangi pozisyonda, oyuna girerse girsin tam bir “Joker”…Liberolarımız Gizem (***) ve Gülden (***) yırtınıyorlar… Defansımızın bel kemikleri ama kim ne derse desin, tekrarlıyorum, ben çift liberoya karşıyım… Bu arada, yeri gelmişken, unutmadan vurgulayım, koca Olimpiyat Oyunlarında sporcu sayısının 12 ile sınırlandırılmasını da yerinde bulmuyor, cimriliğe (!) bağlıyorum…Kenarda hazır kıta bekleyen pasör Özge’ye de güvenim tam…Şimdi G. Kore’yi düşünme zamanı… Hayati maç… Bu kadar kolay olmayacak !... Ama Kim (!) olursa olsun, kızlarımız bu maçı ama öyle, ama böyle mutlaka kazanacaklardır…Sonrası Olimpiyat Şampiyonluğunun 1 numaralı adayı Amerika’ya karşı moralli, rahat bir psikolojide gövde gösterisi yapacağız !... Kazanırsak kimse şaşırmasın ?...Daha sonrası mı ?... Asla ilk 2 maçtaki gibi olmayacak !... Kürsü bize çok yakışacak !... Boyunlara geçecek madalyalar da… Rengi mi ?... Altını kim istemez ?... Çok mu şeyler istiyorum ?... Neden olmasın ?...Tüm kızlarımızı uzaklardan kucaklıyor, alınlarından öpüyorum…










