KARABIYIK İLE SANAL SÖYLEŞİ…
Evvelsi Akşam rüyamda sayın Erol Ünal Karabıyık’ı gördüm…
Yuvarlak bir masanın etrafında konuşuyorduk…
O konuşuyor, bense cevap veriyordum…
Şimdi buyurun, boş sandalyelerden birine oturunuz, konuğumuz olunuz ?...
Sıkılmaca yok !... Çay, kahve veya meşrubat servisi “Free”…
Söylemek ve eklemek istedikleriniz, eleştirilerinizi yazmak ta “Free”…
Yeter ki yayınlanabilecek edepte olsun ?...
Her şeyi yaptık, herkesi memnun edemedik. Yapamadığımız tek şey bu.
Çünkü herkes her şeye kanmıyor da ondan sayın Başkan…
Yazılı medyada kapsadığımız alanı yıllık 18.500 haberlik seviyeye çıkardık.
İçinde bir kez “Voleybol” kelimesi geçen bir tam sayfa magazin haberlerini, yerel gazetelerin bu güne kadar sayılmayan voleybol haberlerini hesaba katarsanız adet ve sütun santim olarak bu seviye böbürlenecek bir seviye olmamalı… Ayrıca internet ortamında voleybol sitelerinin haber kaynağı niteliğindeki emekleri ve hizmet zenginliği voleybolun kitlelere yayılmasındaki en büyük etkendir… Sayın Başkan siz bana emekçi voleybol basın adedinde bir artış sağlayıcı ne gibi girişimleriniz oldu onu anlatınız ?... İnternet sitelerine, yılların duayen gazetecilerine ve köşe yazarlarına bir kere olsun ne zaman teşekkür ettiğinizi açıklayınız ?... Sizin başarınız olarak lanse ettiğiniz seviye eğer gerçekten buysa, en azından ülke voleybolunu kamuoyu bazında ayakta tutuyorsa, işte bu arkadaşlarımın eseridir, lütfen emeklerini çalmayınız, haklarını yemeğiniz ?...
Yılda 5 naklen yayınlı zamanlardan hızla uzaklaşıp televizyonda kapsadığımız süreyi yılda 400 maçla 80'e katladık.
Tüm iletişim sektöründe olduğu gibi yayıncılık sektöründe de gözle görülür bir artış vardır… Televizyon kanalları, yayın saatleri de en az o oranda artmıştır, kendimizi kandırmayalım… Bu arada, işin gerçekçi yanlarını da göz ardı etmemek gerekir… Maç yayınlamak değil, o yayını kaç kişinin ilgi duyup seyrettiği önemlidir… Kızlarda önceki Federasyon döneminde ektiğimizi biçmeye başladığımız dönemde elde edilen başarılar haliyle bayan müsabakalarını çok daha seyredilir, cazip platforma taşımıştır… Televizyon kanallarının erkek maçlarını ve plaj voleybolu ligini oflaya poflaya metazori yayınlamakta olduğu unutulmamalıdır…
Binlerce okula voleybol götürdük.
Bu binlerce okul nerede ?... Sayın Başkan 50 okul sayabilir misiniz acaba ?... Ayrıca ne, nasıl götürülmüş, açıklarsanız sevinirim ?...
Kendi voleybol okulumuzu kurduk ve açtık.
Okul Federasyona değil, Milli Eğitime bağlıdır… İsminin TVF olması bizim olması demek değildir… Ancak mutlaka çok faydası görülecektir… Alkışlanacak bir projedir… Bakın bu konuda zat-ı alinizi proje bazında kutluyorum… Ancak başarıyı, daha henüz yeni olduğu için Milli Takımlar alt yapısı bazında yakalayamamıştır…
Hiçbir başvuruyu karşılıksız, hiçbir yazıyı cevapsız bırakmayacak bir iletişim sistemi kurduk.
Valla içinizde olmadığım için o kadarını bilemem ama sadece son 3 senede Federasyona Plaj Voleybolu turnuvalarımızla ilgili izin talebi içeren 11 faksımızın sadece 5’ine cevap aldığımızı söyleyebilirim… Ayrıca bu yıl (2012) ocak, mart, nisan, mayıs yazılarımıza Federasyonun “İzin” dönüşünün İstanbul etap turnuvamızın başlamasına sadece 1 gün, mesai bitimine 45 dakika kala kaldığımız otele fakslanması ile gerçekleştiğidir... Bu yüzden, başta destek veren sponsorumuz ve ev sahipliğini yapan AVM olmak üzere bize yüklü maddi zarara ve güven ile prestij kaybına sebebiyet vermiştir. Bu mudur pay adına aldığınız paranın, diğer bir deyimle payın türevi paylaşmanın olması gereken karşılığı ?... Hiçbir yazıyı cevapsız bırakmayacak bir iletişim sistemi kurmuş olmakla bunu mu kastediyorsunuz ?...
Voleybolu kendi işletme gelirleriyle yaşayacak hale getirdik.
Orasını da bilemem… Ama duyumlarım, faaliyet vaatlerinde bulunup, dolduruşa getirerek, mantık dışı kontratlar yaptığınız kiracılarınızın faaliyet azlığı nedeniyle çok zor durumlarda kaldığı, zarar ettiği yönünde ?... Burhan Felek kompleksi büfe ve otoparkı örneğin ?... Otellerinizin de olması gereken bilançolara ulaşmadığı da rivayet edilmekte ?...Hatta, Ankara Volley Hotel’i ihaleyle verdiğiniz arkadaşınızı zor durumda bıraktığınız ve zarara uğrattığınız için anahtarın geri iade edildiği söyleniyor ?... Eğer doğruysa, vicdanen zararının bir kısmını da karşıladığınız ekleniyor ?... İstanbul Volley Hotel’in de kar yapmadığı biliniyor… Otel İşletmeciliği ayrı bir kariyer yöneticiliği uzmanlığı isteyen daldır ?... Federasyon önce kendi işlerini tam yapmalıdır. Konsantrasyonunu ve zamanını Voleybola vermelidir ?... Yoksa çorbacı dükkanı da açılabilir ?...
Geriye bir avuç seyircinin kapı girişi kalıyor ?... Valla bu şartlarda, yani işletme gelirleriyle voleybolu yaşatabiliyorsanız siz sihirbazsınız, göğsünüze “Voleybol Liyakat Madalyası” takılması gerek ?...
Milli takımların yıllık kamp sürelerini 40 bin gece ortalamasına yükselttik ve o noktada tuttuk,
Ortalama bir gecelik takım konaklamasını 24 kişiden hesaplayacak olursak, Yıldız, Genç ve A Milli erkek ve bayan takımlarımızın her birine yıllık 6666 konaklama, yani 277 gün düşer ?... Bu hesabınızda ya bir abartı, ya bir yanlışlık var Başkan ?... Şu hesabı bir de hesap makinesiyle yapsanız ?... Yani sizin bu hesabınıza göre, sporcular kendi kulüplerinin seyahat ve kamplarını da göz önüne alırsak herhalde senede 3-5 gün evci (!) çıkabiliyorlar ?... Birde otelci olarak bilemeyebilirsiniz, yılda 365 gece var, 40.000 gece 109 yıl yapar… Esas demek istediğinizi otel müdürlüğü geçmişim olduğu için anladım, 40.000 konaklama demek istediniz ?... Zaten ben de hesabı o anlatmak istediğiniz şekilde yaptım…
Plaj voleybolunda olimpiyatların kapısına dayandık.
Plaj Voleybolunun nereden nereye geldiği ortada.
Plaj Voleybolu için yapmayı başaramadığımız tek iş, hazır Avrupa tekelini elde etmişken bir uluslararası tesis kurup faaliyete geçirmektir, ancak bu konuda işin manevi tarafı haricinde kendimizde bir kusur görmüyorum; zaten de yok. Alanya Belediyesi alan tahsisini yapmış, CEV 30 yıllık Avrupa tekelini vermiş, sözleşme imzalanmış, biz projeyi çizdirip CEV Genel Kurulunda sunmuşuz, kabul edilmiş, ihaleye çıkmışız, yer teslimi aşamasına kadar gelmişiz, haydi bakalım, mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı... Ne dahil olabiliyoruz yargı sürecine, ne de müdahil... Her şey bizim dışımızda... Kendi adımıza, yapılması gereken ne varsa yapmış, maddi kaynak bulma kısmına kadar tesisin projeksiyonunu tamamlamışız...
Beklemektense çabalamayı sürdürdüğümüzü biliyorsunuz sonrasında... Birçok il ve ilçe belediyesi ile temaslar kurmaya devam ettik; acaba başka bir yerde uygun bir alan bulabilir miyiz diye... Nihayet, Spor Genel Müdürlüğünün Foça'da Su Sporları Tesisi adı altındaki tatil ünitesini değerlendirmek istedik. Sayın Yunus AKGÜL çok büyük kolaylık göstererek destek oldu ve tesisin Türkiye Voleybol Federasyonuna tahsisini sağlayan protokolü imzaladık. Yaz tatilini değerlendiren SGM personelini rahatsız etmemek için devir teslim işini askıya aldık. Bekleyişimiz sürerken 23 Ekim'de hepimizi kahreden Van depremi oldu ve bu tesis depremzedelere tahsis edildi.
Gördüğünüz gibi, gayret, sonuç alma ve üzerimize düşeni yapma konusunda; "Yapamadık" diyebileceğimiz bir durum yok ortada. Sadece talihsizlik var, kısmetsizlik var.
Hâlihazırda, Selçuk İlçesinin Pamucak Beldesi'ndeki arazinin tahsisi için Selçuk Belediyesi ile görüşmelerimiz devam ediyor.
Plaj organizasyonları konusuna gelince... Biz Federasyon olarak plajın ligini kurduk... Olimpiyat Şampiyonu takımın antrenörünü danışman yapıp Erkek Takımımızla Olimpiyatların son istasyonuna kadar ulaştık. Avrupa ve Dünya turlarının ana tablo takımları hâline geldik. Bunların tümünü Federasyonun operasyonlarıyla gerçekleştirdik. Plaj turu veya turnuvası düzenleyecek organizatörler, Hopa gibi, tüm ilçeyi harekete geçirecek aksiyonlar yapabilirlerse, özel turnuva cephesinde de büyük ilerleme sağlanır. Biz ancak turnuvaların usulüne uygun olmasını sağlayacak tedbirleri alabiliyoruz o anlamda.
Yani Başkan, herkese plaj voleybolunu afiyetle (!) yedirebilirsiniz ama bana asla ?... Koca Osmanlı İmparatorluğu da, bir zamanlar Viyana kapılarına dayanmıştı ?...
Bakınız tüm açıklamalarınıza kısa kısa cevaplar vereyim…
Plaj voleybolumuzun bir yerlere geldiği konusundan başlayalım isterseniz ?... Sizin Başkanlığınızdan önce plaj voleyboluna gönüllü olarak başlamış 4 önemli erkek sporcumuz, sayenizde, katkılarınızla gelişti ve gene desteklerinizle, önlerini açmanızla bir yerlere kadar geldiler… O kadar da olacak, bu destek sizin vazifeniz ?... Bu 4 sporcuyu çıkardığınız anda geriye sadece göstermelik olarak kurduğunuz zamanlama olarak kış aylarını seçtiğiniz Plaj voleybolu ligi kalıyor… Kışın plaj voleybolu oynanmaz diye bir kaide yok tabii ki ?... Ancak yazılarımda hep anlatmaya çalıştığım, 8-9 aylık koca yaz yelpazesinde karınca rolünü bir kenara bırakıp, ağustos böceğini oynamanız, yani yan gelip yatmanız ?... Sakın bana “Hopa turnuvasını yaptık, Fethiye’yi fethettik !...” falan gibi masallar anlatmayınız, ben en son masalı, 4-5 yaşlarındayken, yani yarım küsur asır öncesi rahmetli ninemden dinledim…
Hopa kendi yağında kavrulan, İbrahim Dağıstanlı gibi bir emekçinin eseri, her yıl yapılmakta, yaşı sizin voleybol yaşınızdan eski ?...
Fethiye turnuvası ise ses getirmeyen, amatör bazda kalan, gene fazla katkınızın olmadığı 2. turnuvanız ?... Yani koca yaz aylarını bomboş geçiriyorsunuz ?... Geçen yıl 3 kız takımıyla 2 maçlık (!) 2 sahanın fileleri antensiz turnuva yaptınız, adı “Türkiye Şampiyonası”ydı ?... Şu anda aktif, yani lisanslı kız/erkek plaj voleybolcu sayısı 50-60 civarında…
Olimpiyat Şampiyonu antrenörü getirdiniz, doğru… Kimi yetiştirdi ?... Ne yaptı tatilden başka… Geldi, bir şeyler yapar gibi gözüktü, tatilini bir güzel yaptı, tüm masraflarını karşıladınız, cebine de harçlık (!) koyup yolladınız ?...
Siz tüm bunlara ilerleme diyorsanız pes doğrusu ?... Ellerimi havaya kaldırıyorum…
Gelelim şu meşhur Alanya’daki Avrupa Plaj Voleybolu serüveninize…
O tarihi (!) 3’lü protokolü (Siz, CEV Başkanı André Meyer, Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu) yapmazdan önce, 30 yıllığına TVF’ye tahsis edilecek yerin problem yaratacağı tarafımdan söylenmişti… Hasan Sipahioğlu da bunu bal gibi biliyordu ama partili ağır ağabeylerine güveniyordu… Siz ki bu denli imardan, inşaattan anlayan kişisiniz, iyi araştırmadan, toplu iğne başı kadar iyi niyetinden şüpheniz olmadığını ifade ettiğiniz Hasan Sipahioğlu’nun oyununa geldiniz ?... Sonrası malum… Şikayet üzerine bu proje İdare Mahkemesi’nin “Yürütmeyi Durdurma Kararı”na tosladı… O toplu iğne başı kadar şüphenizin olmadığı Hasan Sipahioğlu yenilgiyi o denli kabul etmişti ki, temyiz hakkının gününü bilerek geçirdi daha fazla madara olmak istemedi… Bu arada siz ne yaptınız Başkan ?... Neredeydi B ve C planlarınız ?... 5,5 yılı boş çabalarla geçirdiniz ?... Anlattığınız yerlerle temaslarınız doğru, ama ya sonuç ?... Sıfıra sıfır, elde var sıfır ?... Oysa siz elde var 10 diyorsunuz ?... Hani 10 nerede ?...
Aklımın almadığı bir diğer ayrıntı da şu üçlü protokol ?... Kusura bakmayınız ama, okul çıkışı rastgele 3 ilköğretim çocuğunu yanıma çağırsam, 50’şer tane misket dağıtsam, “Hadi aranızda kafa karış (Misket oyunu) oynamak için bir anlaşma yapın ?...” desem, eminim o protokoldan daha iyisini yaparlar ?...
Protokolda Avrupa Plaj Voleybolunun hayata geçirileceği tarih yok ?... (Bu TVF ve Alanya Belediyesi lehine…)
Protokolda olmayan bir diğer bağlayıcı husus da madde ve şartlar yerine getirilmediği takdirde mağdur tarafın, ihlali yapan taraftan isteyeceği tazminat veya daha bağlayıcı hukuk deyimiyle cezai şart maddesi ?...
Yani okunmuş bir gazete sayfasından başka ayrıcalığı ve hükmü yok bu protokolun ?... Üstelik André Meyer uyanıklık yapmış, başına kaza bela gelmemesi için, ihtilaf durumunda başvurulacak merci Lüksenburg mahkemeleridir diye de şerh koymuş ?... Hem de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Alanya Beldesinde, Türk hukukunu ve mahkemelerini hiçe sayarak ?... Sizde imzalamışsınız ?...
“Gördüğünüz gibi, gayret, sonuç alma ve üzerimize düşeni yapma konusunda; "Yapamadık" diyebileceğimiz bir durum yok ortada. Sadece talihsizlik var, kısmetsizlik var.” Deyip çıkamazsınız işin içinden sayın Başkan ?...
Bu dayandığınızı iddia ettiğiniz kapı pek Olimpiyat kapısına benzemiyor ?...
Milli takımlarımızın Dünya Şampiyonu, Avrupa Şampiyonu olduğunu, Olimpiyatlara katıldığını gördük ve daha sayamayacağım kadar iyi ve hayırlı işler yaptık.
A Bayan Milli Takımımız, Genç Kız, Yıldız Kız Milli Takımlarımızın büyük başarılarının bu döneme rast gelmesi, bazı kulüplerin alt yapılarına A takımları kadar gibi önem verip, özen göstermeleri, yetiştirici antrenör kardeşlerimizin emekleri bu Federasyon için büyük şanstır… Önceki Federasyon zamanında temeli atılan takımlarımız ile yakalanan jenerasyon meyvelerini vermeye başlamıştır… Federasyonumuz tüm takımlarımıza gereken desteği fazlasıyla vermiştir… Ancak A Milli Takımlarımızın başına getirilen, başarılı antrenörlerimizin yerine tercih edilen yabancı antrenörlerin başarılı olduklarından bahsetmek yanıltıcı olur ?...
Özellikle en büyük hedefi Olimpiyat Oyunlarında ilk üçe oynaması, bunu da başarması olan A Bayan Milli Takımımızın ilk sekize bile kalamaması, biz teknik adamlarca hayal kırıklığıdır... Ama bu durum, ilk kez Olimpiyatlarda yer alma hakkının elde edilmesi ön başarısıyla örtbas edilmeye çalışılmış, vazifeler yapılmış gibi bir hava arkasına sığınılmıştır... Bunu bir vizyon zafiyeti olarak nitelendiriyorum... Elimizden nasıl kaçırıldığını teknik ve idari açılardan değerlendirdiğimiz Brezilya’nın sayemizde kıl payı grup dördüncüsü olarak tutunması, arkasından da Olimpiyat Şampiyonu olması bu görüşümüzü doğrulamaktadır ?...
20 Kasım 2008'den bu yana 62 Yönetim Kurulu toplantısı yapmışız.
Sayın Başkan, 4 yılda yaptığınız 62 toplantıyı kafi gördüğünüz vurgulamanızdan anlaşılıyor ?...
Basit bir hesapla senede ortalama 15 toplantı eder… Yani Yönetim Kurulunuz 23 günde bir toplanmış oluyor ?... Böylesine yüklü bir programda 23 günde bir toplanılmasını yeterli görmenizi açıkçası yadırgadım ?...
İlköğretimde büyük bir voleybolcu nüfusu meydana getirme" projesi olarak da adlandırabileceğimiz Mini Voleybol Projesini hiç aksatmadan sürdürmeye çalıştık. Faaliyet Raporumuzda da belirttiğimiz gibi;
2009-2012 yılları arasında ilköğretim okullarına; 4.256 Mini Voleybol Seti, 42.560 Mini Voleybol topu hediye ettik ve daha çok ilköğretim okulunda voleybol oynansın, bilinsin, sevilsin diye 4.256 ilköğretim öğretmenini ülkenin her yerinde Mini Voleybol Seminerine aldık.
Bu proje alkışlanacak bir projedir…. Ancak bir ayağı çukurdadır… Milli Eğitim ile Federasyon doku uyuşmazlığı ve kontrol mekanizmasının büyük zorluğu bu projenin handikaplarıdır… Sonuca ulaşacağını. Maddi, manevi yatırımın karşılığının kısmen de olsa geri dönüşü çok zordur…
Camia maceradan yana değil diye inanıyorum.
Değişimi bir macera olarak görüyorsanız, üç beş senelik voleybol mazisi olan şahsınızla şimdi yollarını sizden ayırmayı tercih eden voleybolun çekirdeğinden gelen sözde eski yol arkadaşlarınızın büyük desteğiyle size Başkanlık koltuğunun verilmesi bence en büyük maceraydı…
Doğrusu, Sayın Mutlugil seçim sloganında "Voleybol sahipsiz değil” derken her ne düşünüyor, planlıyorsa; söylemlerinde öne çıkardığı "değişim zamanından" neyi kastediyorsa bunları ben de çok merak ediyorum?
Ben sizin merakınızı hemen kısaca gidereyim… “Değişim”in özünde 1. tekil şahıstan 1. çoğul şahısa yani çoğulculuğa ve paylaşımcılığa atlanacak çağdan bahsediliyor…
Özkan Mutlugil ve ekibinin sloganına işinize geldiği gibi sansür yapmışsınız ?... Zira ancak öylesine cevap verebilecek bir taktik kullanabilmişsiniz ?... Onların ekip olarak belirledikleri slogan, üslubunuzda ve karakteristik yapınızda olmayan "Dostça, birlikte, paylaşımcı yönetim…” ile başlayandır… Siz sadece “Değişim” kelimesini dilinize dolamış, bütününü ve devamını pas geçmişsiniz ?... Değişim vurgulamasının zaten özü de işte o bilerek, işinize gelmediği için atladığınız, "Dostça, birlikte, paylaşımcı yönetim…” ayrıcalığıdır… Yani sizin birinci tekil şahıs yönetim anlayışınızda ve modelinizde olmayan, bütünüyle çoğulcu, birleştirici, tüm aileyi kucaklayıcı olan ?...
Türk Voleybolunun altı buçuk yıllık devasa yürüyüşünün aile reisliğini yapmış bir voleybol sevdalısı olarak bu durumu söyleyebilirim. Bir tarafta tüm bu işleri gerçekleştirmiş bir aday, diğer tarafta bunları vaat eden bir aday.
Sayın Başkan, bu mantaliteden hareket edecek olursak, sizin o koltuğa ilk oturduğunuz zaman, sizin de sadece vaat veren çiçeği burnunda bir aday olduğunuzu, bugün küçümseyerek (!) eleştirdiğiniz Özkan Mutlugil kadar deneyiminiz ve bilginizin olmadığını hatırlatmak isterim…
Elinizi vicdanınıza koyun bir düşünün lütfen ?...
115 delegeden aday olması yönünde davet aldığını belirten Erol Ünal Karabıyık, ''O davete icabet etmemek, 7 seneyi birlikte geçirdiğim camianın önde gelen kurum ve kişilerine saygısızlık olurdu. Bana yapılan davete icabet ettim.
Şimdi yavaş yavaş sadede gelelim sayın başkan ?... Siz 115 delegeden oturduğunuz yerde davet aldığınızı söylüyorsunuz ?... Doğrudur, inanıyorum… Siz o davetleri elinizi oynatmadan alırken Özkan Mutlugil, bu saçma sapan yönetmeliği yüzünden, voleybola hizmet aşkıyla, kapı kapı dolaşıp imza toplamaya çalışıyordu ?... Bunu malzeme yapmanızı gerçekten yadırgadığımı ifade etmek istiyorum ?...
Diğer bir açıdan bu duygusal (!) görüşünüze bir yorum daha getirmek istiyorum… İfadenize göre siz kararsızdınız, hatta diğer bir demecinizde işinize, ailenize de zaman ayırmayı düşündüğünüzü vurgulamıştınız ?... Ancak tüm bu paylaşımlarınızdan az bir süre önce “2050 Yılına kadar görevdeyim !...” diye iddialı konuşan acaba başka biri miydi de ben karıştırıyorum ?...
2050’ye kadar o koltukta oturmanız için, Allah uzun ömür versin 95 yaşınızı görmeniz, üstelik fiziğinizin, zihninizin ve sıhhatinizin yerinde olması gerekiyor ?... Acaba yukarıdan (Tövbe… tövbe…) bu konuya ilişkin vize mi aldınız ?... Yok eğer bu espriyse (?) bizlerle alaycı bir ifadeyle sözde kafa bularak biraz ayıp etmiş olmuyor musunuz ?...
Seçilmeme kaygısı taşımıyorum.
İddialı bir söz… O kadar avantaj ve şans bende olsa, ayrıca koca Avrupa Voleybol Konfederasyonu Başkanı André Meyer’i “Ne işi var Başkanlık Seçiminde ?...” dedirtmeyi göze alarak, forsuma (!) artılar getirecek olanağım bile olsa, samimi olarak ifade edeyim, aynı iddialı cümleyi kurmaya çekinir, ötesi utanırdım ?... Bazen umulanların sürpriz bazında da olsa tersi olabiliyor ?...
Sayın Başkan, daha ekleyeceklerim var…
Kurumsal iletişim ve pazarlama konusunda, marketing’te sınıfta kaldınız ?...
Kulüplerimizi güçlendirmek yerine ezdiniz, birçoğunun kapanmasına, hedef küçültmesine yol açtınız ?... Kulüpler ile sponsorlar arasındaki iletişimi arttıracağınıza “Hep bana…” dediniz, bu mantıkla iş gördünüz ?..
Antrenörlerimizi saymayarak, kişilikleriyle oynadınız, çoğunu soğuttunuz, bir çoğunun “ah”ını aldınız…
Biz basın mensuplarının masum ama gerekli “Basın Tribünü” ricasını çok gördünüz, inatlaştınız, hepimizin sevgisini kökünden kazıdınız ?... Etrafınıza bir bakın, gerçekleri görün… Saflarınızda kaç emektar arkadaşımız kaldı ?... Sizlere şunu hatırlatmak istiyorum…Bizler kaç Başkan gördük biliyor musunuz ?... Hepsi geldiler, geçtiler… İçlerinde hoş seda bırakanlar da oldu… Onları minnetle daima anıyoruz… Ama biz hala, dimdik ayaktayız… Allah sağlık verirse de bir gün, belki yarın, belki öbürsü gün sizden sonra da inşallah o duruşumuzu devam ettireceğiz…
Sayın Başkan birkaç tane de sorum olacak ?...
Bursa’daki Cengiz Göllü salonunun açılışının rölantiye alınmasının altında acaba, kazanırsanız, açılışı olası yeni döneminiz başarılarına eklemeyi, kaybederseniz de, yeni Başkan ve ekibini maddi sorumluluklarla boğmak, böylece intikam almak mı yatıyor ?... Üstelik, Müteahhite ödemeniz gereken borcunuzu geciktirmeniz, o yetmiyormuş gibi para cezası uygulamanın nedenlerini açıklar mısınız ?... Bu firmanın hakkınızda dava açtığı doğru mudur ?... Doğruysa basına yansıyan bu konunun voleybolumuza prestij kaybettirdiğinin farkında değil misiniz ?...
Yönetim sürecinde bazı hatalar da yapmış olabilirim.
Bakın bu samimi itirafınızı takdirle karşıladım !... İnsanların zaman zaman etrafını saran pembe perdeyi anlık bile aralayarak ışıkla buluşması çok faydalı olabiliyor ?... Sizde galiba böyle bir süreç geçirip bazı eksiklerinizi ve yanlışlarınızı gördünüz ?... Her insan hata yapar… Ne demişler, “Hatanın neresinden dönülürse kardır… Kazanma şansınız yüksek olabilir ?… Gene sık sık yüz yüze gelebileceğiz… Ricam, bu sanal sohbeti bir yerlerde muhafaza etmeniz ?... Lazım olabilir ?...
İnşallah tüm bu paylaşımlarım tarafınızdan “Ayakları yere basmayan saçmalıklar…” kategorinize girmez ?...
Başarılar diyorum…










