Kötü bir gününde olan, eski gücünden uzaklarda gözüken rakibi karşısında daha kötü olunca, daha fazla hata yapınca ayağına gelen nimeti kaçırdı…
Maça güvensizlik, aşırı stres, konsantrasyon bozukluğu ile başlayan kızlarımız ilk sette maça bir türlü giremedi... Maça resmen 1-0 geride başladık !... Bu sette Neslihan’ın neden etkili smaç servislerini kullanmadığı anlayabilmiş değilim ?...
Manşetlerimizin hiç bu kadar aksadığı bir maç hatırlamıyorum… Naz’a doğru dürüst nokta manşet getiremedik !... Yüksek paslarla hücum yapmak zorunda kalmamız, zaten Neslihan ve Neriman’ı beyinlerinde filme alan (!) rakibimizin çok kolay blok yapmasını, blok arkasındaki savunmalarında kolay yerleşmelerini sağladı…
Sonradan oyuna giren ve maçın şeklini değiştiren Esra’ydı… Yüreğiyle oynadı… Gizem’i de çok beğendim… Çok gayret etti…
Neslihan’ın, Bahar’ın kötü günlerinde olmaları, Eda’nın zaman zaman parlaması, sonrasında kaybolması, Gözde’nin bloğa mahkum oynaması, atılan servislerin etkisiz oluşu, Motta’nın tercih hataları, sonucu hazırlayan faktörlerdi…
Maçı 8 sayı önde götürürlerken, (11-19) savaşan takımımıza karşın herkesin tahminlerinin aksine inanılmaz hatalarla seti resmen bize hediye edip, ilerde lazım olabilecek bir puan kazandıran Brezilya’ya son sette tekrar teslim olduk !...
Neslihan gibi skorer bir dünya starını hele hele maç setinde oynatmayan, genç ve o yükü kaldırmakta zorluk çektiğini gördüğüm Polen’de ısrar eden Motta tarihe geçeceğimiz ve de büyük avantaj elde edeceğimiz maçın kaybının en büyük sorumlusudur !...
Rakip koç Zo Roberto’nun da maç içerisinde, özellikle 4. sette aldığı geç molalar ve değişiklikler takımımıza ilaç gibi (!) geldi…
Olimpiyat şampiyonluğuna aday gösterilen bir takımın antrenörü, hele hele sporcularımızı bu denli tanımasına rağmen maçı noktalamak üzere olduğu, 8 sayı önde götürdüğü seti veriyorsa kahrolmalı, bu işi savsakladığını, bu takıma hafif geldiğini kabul etmelidir…
Kısaca dün gece (pardon bu günün ilk saatlerinde…) karşılıklı 2 kötü koç seyrettik…
Takımımızda Polen ve de Büşra daha henüz arzulanan seviyelerde değil ?...
Kim ne derse desin, çift liberolu sistem bu takım için lüks… Bu görüşlerim doğrultusunda takımımızın sanki 9 sporcu ile mücadele ettiğini (Şimdilik) vurgulamak istiyorum…
Rakiplerine göre kısa bir takım olan kızlarımızın pasör Naz’a çok iyi manşet getirmesi, daha süratli ve kombine varyasyonlarla rakip blokları dağıtması gerekmektedir… Koca maçta ortadan sadece tek kısa hücum yapabilmemiz ciddi bir handikaptır… Neslihan’ın devreye bir lider olarak ciddi biçimde girmesi, başta Neriman olmak üzere diğer hücumcularımızı yalnız bırakmaması şarttır…
Her şeye rağmen hedeflediğimiz kürsü için şansımız sürüyor… Sırada son derece zor geçeceğine inandığım Çin maçı var… Çin’i ve G. Kore’yi çok beğendim… Konuşmak için çok erken ama seyrettiğim Amerikalı kızlar sanırım işi bitirirler… İkincilik ve üçüncülük aslanın ağzında… Kızlarımıza desteğimiz sonuna dek sürecek !... Teknik ekibe de…
Salonlar yapmanın ötesinde teknik ve idari konularda 1. tekil şahıs bazında zafiyet yaşanan voleybolumuzun en önemli sınavında voleybolumuzun emektar gazeteci/yazarlarını tanımazdan gelen, resmen yok sayan, yönetimindeki yol arkadaşlarını Londra için yok sayan zihniyet, duyarsızlığına büyük bir cimrilik ve vefasızlık örneğini katık yaparak puan kaybetmiştir…
Kulüplerin özverisi ve yatırımları, alt yapı antrenörlerinin özverili çalışmaları ile meydana gelen çağdaş yapılanmanın tetiklediği muhteşem yükselişin arkasında böylesine plansız, marketingsiz, bencil, arabesk bir anlayışın olmasını Türk voleybolu için talihsizlik olarak görmekteyim…
Şimdilik burada frene basıyorum…
Zamanı gelince paragrafı açacağım…
Şimdi Sultanlarımızla bütünleşme zamanı…
Zafere odaklanmış, bekliyoruz…
Bu arada bence elindeki fırsatı çok iyi kullanarak tarihiyle, işçi hareketleriyle, devrimleriyle, gelişimiyle, filmleriyle, masallarıyla, ünlüleriyle ilgili gösterişli ancak sıkıcı, abartılı bir açılış seremonisi yapan Londra (Beatles’ın “Hey Jude”u tüylerimi diken diken yaptı…) her nedense programlardaki müsabakaları nefes nefese birbirine yapıştırınca (!) özellikle voleybol maçları rötarlarla başladı… Türkiye – Brezilya maçının yerel saatle 22.33’te başlayıp, 01.00’de sona ermesi bence bir zamanlama skandalıdır… Ya önceki Amerika G.Kore maçı 4 sette bitmeyip, 5 sete uzasaydı ?...
Bir diğer gözlemim, TRT ekranlarında “Bayanlar” tanımlaması yazılıp, “Kadınlar” olarak telaffuz edilmesiydi ?... Başbakan da “Bayan” tanımlamasını kullanıyor…
Anlaşılan bu konudaki ikilem rahatsız edici boyutta devam ediyor ?...
Başbakan’ın ve Gençlik Spor Bakanı’nın sporcularımızın tüm branşlardaki sınavlarında bizzat bulunmaları alışılagelmişin dışında bir motivasyon sağlamakta…
Çin maçı sonrası gene sizlerle olacağım…
İnşallah keyifle yazacağım bir yazı olur ?...
Kızlarımıza üstün başarılar diliyorum…










