MİLANO’DA NE OLUR ?...
Fenerbahçe Universal’in bizi mest eden Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu sonrası şimdi tüm gözler Milano’da yarın Türkiye saati ile 21.30’da oynanacak olan CEV Kupası finali rövanş maçına çevrildi, kalplerimizin ritmi Galatasaray’a endekslendi…
ÇOK ZOR MÜCADELE OLACAK…
İlk maçı salı gecesi Burhan Felek’te muhteşem bir oyunla 3-1 kazanan kızlarımızı orada misli zor bir mücadele bekliyor…
Orada müthiş fanatik İtalyan seyircisi atmosferi takımları lehine çevirecek ne gelirse yapacak…
Yamamay’ın İstanbul’da yer vermek istemediği, rövanşa sakladığı, ancak o çok kritik 3. sette mecburen iş bitirici olarak oyuna almak zorunda kaldığı, köşe smaçörleri, skorer Havelkova ilk altıda yer alarak takımına artı güç katacak…
Takımımızın çok etkili servis atamaması durumunda Yamamay, seri paslarla orta smaçörleri Bouer, Dell’ore ve Pisoni’yi sık sık devreye sokarak zaman zaman aksayan bloğumuzdan istifade etmeye çalışacak…
İstanbul’da yaptığımız rekor düzeyde blok ve oradan kaptığımız 19 sayı sakın ola kimseyi yanıltmasın ?...
O gün Miletic hücumda panter gibiydi… Ancak defansta manşetleri zafiyet yarattı… Natalia maça iyi başladı, sonrasını getiremedi, yerine giren Selime de galibiyette önemli rol oynadı…
Nilay ve sonrası yerine giren Gökçen ellerinden geleni yaptılar… Sanırım Nesic Eric’in çaprazı olarak gene Nilay’la başlayacak ?... Gökçen de hazır kuvvet… Bu iki orta oyuncu birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar… Ancak bu maçın kaderi muhtemel bir altın setle belirlenecek olursa bu 2 sporcumuz bir bölüm Eric’in dinlendirilme olasılığında çapraz oynayabilirler…
Takımımızın en büyük hücum silahı Calderon’un da bir bölüm dinlendirilmesi söz konusu olabilir ?... Miletic ve Selime köşeden birbirlerinin çaprazı olarak oynayabilirler… Selime takımın “Joker”i olacak bu maçta… Temenni etmediğimiz bir durumda, Natalia’nın yerine, Lo Bianco’nun pasör çaprazı olarak girebileceği gibi, gene hiç arzu etmediğimiz, olası bir Miletic aksamasında ve/veya Calderon’un dinlendirilmesi öngörülen pozisyonda ve zamanlamada köşe smaçörü olarak ta takımımıza irtifa kazandırabileceği düşüncesindeyim…
Liberolarımız Derya ve Funda’ya çok iş düşecek… Gerek servis karşılamalarda gerekse blok arkası yer savunmasında sadece top çıkarmaları değil, o topları Lo Bianco’ya nokta manşet olarak vermeleri ve bunda da büyük bir yüzdeyle oynamaları gerekecek…
Calderon bazen çok etkili servis atıyor, bazen de kontrollü kullanıyor servislerini… Bu maçta taktik servis atanlar dahil tüm kızlarımız riski göze almalılar…
İLK SET ÇOK ÖNEMLİ…
Maçı “Altın Set”e bırakmamak, yani kazanmak için mutlaka ilk seti kazanmalıyız… İlk seti alırsak Yamamay’ı strese sokar, telaşlandırırız…
İş 5.sete veya “Altın Set”e kalırsa elimizdeki kadroyu ekonomik kullanmalıyız… Bu yüzden teknik ekibimize çok iş düşecek…
Ender kullanılan Deniz’in bile devreye girmesi gereken anlar olabilir ?...
Sonuçta, ilk maçın hemen ardından yorumumda vurguladığım gibi, takımımız için çok zor maç olacak… Yamamay evinde çok etkili ve yırtıcı olacak… Takımımız İstanbul’daki seviyenin asla altına düşmesi, dahası üzerine bir şeyler eklemesi gerek… Özellikle fazla kaçırmadan kullanacağımız etkili servis ve servis karşılama ile defansımızın maçın kaderini tayin edeceği mutlak…
Gerçekçi bir gözle, ufukta “Altın Set” gözüküyor… Bu cümleyi kurmanın zorlu ötesinde içimi ne denli acıttığını anlatamam… İnşallah iş bu deli saçması sete kalmaz ?...
Ancak, Calderon, Eric ve Natalia maçın gidişine göre fazla yorulmamalı, ekonomik kullanılmalı, gücümüz muhtemel bu “Altın Set’e saklanmalı diye düşünüyorum… İlk seti alırsak, işin rengi değişir, galibiyete, yani şampiyonluğa kulaç atarız…
Havlickova, Bauer ve bu maçta nedense son sete kadar saklanan (!) Havelkova’ya çok dikkat etmemiz gerek ?... Ayrıca bu maçta skora yansıttığımı 19 blok başarısını da Milano’da tekrarlamamız şart…
SERAY HARCANIYOR…
Belki yeri değil ama daha önce de paylaştığım bir konudaki düşüncelerimi yazmadan geçemeyeceğim…
Bu maçta gözler Seray’ı arayabilir ?... Seray bu kadroda bırakın yer almayı, çatır çatır ilk altıda da oynar… Bu konuyu aksini savunan, dileyen her teknik adamla tartışırım…
25 yaşında, formu gittikçe yükselen, oyun gücü gelişen 3.07’lik hücum yüksekliği ile takımın en yüksek 3. oyuncusu, 3.12’lik blok yüksekliği ile takımın, 3.35’lik Calderon’dan sonra en yüksek 2. oyuncusu olan bu kıymetli solak pasör çaprazını görmezden gelenleri teknik adam olarak nitelendirmekte ne yazık ki zorluk çekiyorum ?... Nesic’in bu konuda niyeti belli… Ben esas, çok değer verdiğim Reşat Arığ hocanın düşüncelerini merak ediyorum ?... Hele şu maçı bir keyifle bitirelim ?...
MAÇIN HAKEMLERİNE DİKKAT !...
Bu önemli maçın Baş hakemi Çek Cumhuriyeti’nin şu an en iyi hakemi…
HUDIC Martin…
Ancak bu hakemin İtalyan sempatizanı olduğu biliniyor…
Ev sahibi takımlara yaptığı kıyaklar da ?...
Çok sıcak bir örnek vermem icap ederse, son Avrupa Erkekler Şampiyonası’nda ev sahibi Avusturya ile oynadığımız ve 3-0 rahat kazandığımız maçta bile en az 6-7 ters karar vermişti… Ev sahibinin joker (!) çizgi hakemlerine karşı büyük sempatisi (!) vardır…
Hakkında iç açıcı olmayan başka duyumlar da aldım… Onları gerekli kişilerle paylaştım… Paylaşım üst düzeyde en tepedeki noktalara kadar gitti… Yani gözler Hudic Martin üzerinde olacak !...
Maçın yardımcı hakemi ise Andora’dan PONT Juan…
50 Yaşında 15 yıllık FIVB hakemi… Madrid’de yaşamakta, İtalya ile sağlam ilişkileriyle (!) tanınmaktadır…
“İnsanın adı çıkacağına canı çıksın !..” derler ya, İnsan kelimesi ile ülke kelimesi İtalya ile pek bir güzel örtüşmektedir…
Şanını, şöhretini “Mafia Patronları”yla elde etmiş, “Baba” filmini dünya platformuna böbürlenerek asmış bu ülkenin spor arenasında bir hakemi satın alması sıradan, basit işlerden sayılır ?...
Bakarız Hudic Martin mükemmel bir maç yönetir, bizleri de mahcup eder ?…
Böyle mahcubiyete can kurban ?...
BORDEAUX ŞARABI VE GALATASARAY BAYRAĞI BİRLİKTE SAAT SAYIYORLAR…
Yarın gece yarısı maçın tüm detaylarını sizler için yorumlayacağım…
Vakıfbank Türk Telekom maçı sonrasına sakladığım ancak takımımızın 6 maç sayısını da sayıya çevirememe beceriksizliği yüzünden açamayıp, azat ettiğim (!) 17 yıllık Fransız Bordeaux şarabımı umarım neşe içinde açmak, ve “Şerefe” kaldırmak takımımızın zaferi sonrası yarın gece nasip olur ?... Hemen minik bir açıklama getireyim, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdığı gece o şişe o gün aldığım antibiyotik nedeniyle yaşamını bir süre daha uzatmış oldu... Onların şerefine de kadeh kaldıracağım, merak etmesinler ?...
Ütülü sarı – kırmızı bayrağım üst balkonumdan sarkıtılmak üzere çoktan hazır, saat sayıyor… Komşum Süheyl'in balkonu ve bahçesindeki Fenerbahçe bayraklarıyla ezeli kardeşi yan yana, göz göze dalgalanacak...
Bordeaux şişesi inşallah bu kez tirbuşonumdan kurtulamayacak ?...








