Artık Japonya’yı da rahat yenebiliyoruz…
Bu da kızlarımızın bize hediye ettiği bir ilk…Çok duygulandım… Benim jenerasyonum için bu sonuç çok önemli… Nerelerden nereye geldiğimizin çok açık bir ifadesi…60’lı yılların sonu… Avrupa Turnesi yapan Japon Bayan Voleybol Milli Takımı, her halde tarihi İstanbul’u görmek istemiş olacaklar ki, (!) geçerken birkaç günlüğüne teşrif ediyorlar… Fırsatı kaçırır mıyız ?... Hemen bir maç ayarlıyoruz… O zaman bizde 1.90’lık boyuyla Sema (Bora Esinduy) var… Galatasaray / Fenerbahçe / Beşiktaş’tan oluşan Milli Takımımız, şimdiki adı Lütfü Kırdar Kongre Merkezi, o zamanki adıyla Spor ve Sergi Sarayı’nda sahaya çıkıyoruz… O zamanlar Japonların boyları ufak tefek… Hani gaflete düşüp gözümüze kestirenler bile var ?... Maç başlıyor ve bitiyor… Hani “Beş dakikada Beşiktaş !...” diye zamanı tez bildirmek için bir deyim var ya ?... Allahtan var ?... 25 dakikada maç bitiyor… 15-0, 15-0, 15-1… Yaşayanlar arasında olduğum için o maçın her evresi hala gözlerimin önünde… Hele o Sema’nın smacıyla kazandığımız sayı var ya, yıkıldı Spor ve Sergi Sarayı… İşin en ağırımıza giden tarafı son sette Japonlar hiç blok yapmadı ?... O verilen sayı sonrası koçlarının takımı sıraya dizip bir fırça atışı vardı ki, ses tonu bilmem kaç desibel hala kulaklarımda…
Sonra ne mi oldu ?... Anlatayım… Centilmen Japonlar (!) kupkuru formalarıyla ikiye ayrılıp, kendi aralarında maç yaptılar, bizlerde ağzımız açık büyülenmiş gibi onları seyrettik ?... O zamanlar o takımı seyretmek için en ufak bir olanak yoktu… Televizyon daha Türkiye’ye girmemişti… İşte böyle dostlar… Masal gibi değil mi ?... Tam Pazar keyfi olacak yazı ?... Ama amacım, nerelerden nerelere geldiğimizi vurgulamak ?... Bayan voleybolumuzdaki yükselişin ne denli gurur verici olduğunun bir minik ama çarpıcı hikayesi…İşte onun içindir ki ben Sultanlarımızı bir başka gözle, hayranlıkla izliyorum… Sakın bu gün aldığımız derecelerle tatmin olduğumu bu sonuçlarla avunduğumu zannetmeyin ?... Hedefi bu denli büyütmüş, çıtayı çok yükseye çekmiş kızlarımızın, antrenörlerimizin ve arkalarındaki, tüm olanaklarını seferber eden, elinden ne geliyorsa yapmaya çalışan Voleybol Federasyonumuzun ve tabii ki bu mümtaz ailenin birer fertleri olarak bizler Şampiyonluklar bekliyoruz… Bizi ancak Dünya ve Olimpiyat Şampiyonluğu keser… Bilmem uçuyor muyum ?... Uçuyorsam, valla bunun sorumlusu onlar !...
Ne demişler “Alışmak kudurmaktan beter ?...”…
“İnanmak, başarmanın yarısıdır !...”
Yanlış mı ?...
Bu da kızlarımızın bize hediye ettiği bir ilk…Çok duygulandım… Benim jenerasyonum için bu sonuç çok önemli… Nerelerden nereye geldiğimizin çok açık bir ifadesi…60’lı yılların sonu… Avrupa Turnesi yapan Japon Bayan Voleybol Milli Takımı, her halde tarihi İstanbul’u görmek istemiş olacaklar ki, (!) geçerken birkaç günlüğüne teşrif ediyorlar… Fırsatı kaçırır mıyız ?... Hemen bir maç ayarlıyoruz… O zaman bizde 1.90’lık boyuyla Sema (Bora Esinduy) var… Galatasaray / Fenerbahçe / Beşiktaş’tan oluşan Milli Takımımız, şimdiki adı Lütfü Kırdar Kongre Merkezi, o zamanki adıyla Spor ve Sergi Sarayı’nda sahaya çıkıyoruz… O zamanlar Japonların boyları ufak tefek… Hani gaflete düşüp gözümüze kestirenler bile var ?... Maç başlıyor ve bitiyor… Hani “Beş dakikada Beşiktaş !...” diye zamanı tez bildirmek için bir deyim var ya ?... Allahtan var ?... 25 dakikada maç bitiyor… 15-0, 15-0, 15-1… Yaşayanlar arasında olduğum için o maçın her evresi hala gözlerimin önünde… Hele o Sema’nın smacıyla kazandığımız sayı var ya, yıkıldı Spor ve Sergi Sarayı… İşin en ağırımıza giden tarafı son sette Japonlar hiç blok yapmadı ?... O verilen sayı sonrası koçlarının takımı sıraya dizip bir fırça atışı vardı ki, ses tonu bilmem kaç desibel hala kulaklarımda…
Sonra ne mi oldu ?... Anlatayım… Centilmen Japonlar (!) kupkuru formalarıyla ikiye ayrılıp, kendi aralarında maç yaptılar, bizlerde ağzımız açık büyülenmiş gibi onları seyrettik ?... O zamanlar o takımı seyretmek için en ufak bir olanak yoktu… Televizyon daha Türkiye’ye girmemişti… İşte böyle dostlar… Masal gibi değil mi ?... Tam Pazar keyfi olacak yazı ?... Ama amacım, nerelerden nerelere geldiğimizi vurgulamak ?... Bayan voleybolumuzdaki yükselişin ne denli gurur verici olduğunun bir minik ama çarpıcı hikayesi…İşte onun içindir ki ben Sultanlarımızı bir başka gözle, hayranlıkla izliyorum… Sakın bu gün aldığımız derecelerle tatmin olduğumu bu sonuçlarla avunduğumu zannetmeyin ?... Hedefi bu denli büyütmüş, çıtayı çok yükseye çekmiş kızlarımızın, antrenörlerimizin ve arkalarındaki, tüm olanaklarını seferber eden, elinden ne geliyorsa yapmaya çalışan Voleybol Federasyonumuzun ve tabii ki bu mümtaz ailenin birer fertleri olarak bizler Şampiyonluklar bekliyoruz… Bizi ancak Dünya ve Olimpiyat Şampiyonluğu keser… Bilmem uçuyor muyum ?... Uçuyorsam, valla bunun sorumlusu onlar !...
Ne demişler “Alışmak kudurmaktan beter ?...”…
“İnanmak, başarmanın yarısıdır !...”
Yanlış mı ?...






