ŞAMPİYONLUK BİR TAKIMA BU KADAR MI YAKIŞIR ?...
Sezon başında tahminde bulundum, ligde tekrarladım, sadece Aroma Bayanlar Ligi'nde değil, Şampiyonlar Ligi’nde rakipsiz kıldım, dahası, dünyanın en iyi kulüp bayan takımı olduğunda iddia ve ısrar ettim…
Tüm bunları sizlerle paylaşırken, kahin olmama gerek yoktu… Görünen köy kılavuz istemezdi…
Fenerbahçe Universal işte böylesine bir güçlü ve çok özel bir takım…
Önüne geleni deviren bu takım Şampiyonlar Ligi yarı final maçında sadece Dinamo Kazan maçının ilk 2 setinde zorlandı… O 2.ci seti biraz da son sayılarda rakibinin hatalarıyla kıl payı kazanamayıp, durum 0-2 olsaydı neler olurdu aslında tartışılır ?...
Ancak son 2 sette Dinamo Kazan’a havlu attıran o oyunu sonrası bu uzman sorusunu (!) kafamdan silip attım !...
Final maçı için iki takımın son maçlarını bir kez daha izledim...
İstatistikleri de önüme koydum…
Dizilişleri inceledim…
İşi hem mantıksal, hem de matematiksel değerlendirdim.. Ortaya çıkan sonuç :
Fenerbahçe Universal’in şansının %72, Cannes’ınkinin ise %28 olduğu çıktı…
Maçın sayılarına göz atacak olursak 75-56 çıkıyor…
Aradaki orantı %74 / %26…
Yani %2 yanılmışım ?...
Meteoroloji bile daha fazla yanılabiliyor ?...
Kahin değilim ?...
Her zaman da tahminlerim doğru çıkacak diye de bir iddiam asla olamaz ?...
Final maçı öncesi dikkat edilmesi gerekenleri şöyle bir sıraladım…
* Maça diri ve dikkatli girmemiz gerek…
* Çok etkili servis atmamız gerek…
* Bu servisleri katiyen, %86 gibi olağanüstü bir servis karşılama yüzdesine sahip Ravva üzerine atmamamız gerek…
* Rakibimizin servis karşılamada en zayıfları Samec %26 ve Spasojeviç %30…
* Bloklarımızda Rasic’i çok iyi takip etmemiz, durdurmamız gerek…
* Aynı Rasic unutulmamalıdır ki, rakibin en etkili blokörü aynı zamanda…
* Dünkü maç yazımın sonunda da vurguladığımı tekrarlıyorum…
“Maçın kaderini Naz belirleyecek…”
Maç çok kolay geçti…
Çünkü arada önemli bir fark vardı ve de takımımız çok moralli, inançlı, maça, dahası şampiyonluğa tam hazır, istim üzerindeydi…
Kim dün, Gamova gibi bir dünya yıldızını gölgede bıraktı, aynı verimliliğini bugün de gösterdi… Çağdaş voleybolun tüm gerekliliklerine ve inceliklerine sahip… Üstelik belli bir standardı var, asla düşmüyor… Morali bozulmuyor… Mütevazılığı da hayranlık yaratıyor…
Shashkova, Fabiana ve Eda dört dörtlük oynuyorlar…
Tom Logan hala kendisinden beklenileni verebilmiş değil… Böylesine bir starın artık toparlanması gerek ?...
Naz’a gelince… Çok iyi bir pasör olabilir, Şampiyonlar Ligi’nin en iyi pasörü seçilebilir, (Ben aynı fikirde maalesef değilim !...) ancak yanındaki oyuncuların henüz altında bir oyun kurucu…
Ben yaşının, fiziğinin ve de bulunduğu ortamın yarattığı fırsatı, çok fazla bizi bekletmeden çok iyi kullanacağını, belki de dünyanın en iyi pasörü olabileceğine inanıyorum…
“En iyiler” seçiminde katılmadığım bir husus da, özellikle bu finallerin Libero olarak en iyisi gördüğüm Nihan’ın ıskalanmasıdır…
Takımda finallerde kullanılmayan, daha doğrusu gerek işleyen dişliler arasında lüzum görülmeyen kaptan Seda, Duygu, İpek ve diğerlerinin de kenarlarda paslanmalarına (!) karşın önlem alınması, soğutulmaması, formda tutulması gerek ?...
Şampiyonlukta emeği geçen idarecileri, teknik heyeti, yıldızlaşan kızlarımızı, çok özel taraftarlarını yürekten kutluyorum…
Ancak, benim kutlamam gereken kişiler arasında, bu yolu planlayıp açan, büyük bir özveriyle bu nüveyi oluşturmuş olan Mehmet Ali Aydınlar’ın da olduğunu düşünüyor, saygı yüklü bir kutlama mesajımı da ona uçuruyorum…










