Sezon başlamadan önce iki takım içinde önemli hedefler belirlendi ve çok kaliteli yabancı oyuncular transfer edildi. Hedeflerin en başında ise Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu vardı.Vakıfbank bu büyük kupayı iki kez ülkemize kazandırdı. Eczacıbaşı için ise Şampiyonlar Ligi kupasını artık kendi müzesine götürmenin zamanı gelmişti. Final niteliğini taşıyan bu maçta ilk set Eczacıbaşı'nın çok istekli ve disiplinli oynadığını gördüm. Özellikle Larson ve De La Crus köşelerden, Maja Poljak ise ortadan istenileni verdi. Vakıfbank ise çok tutuk ve şaşkınlık içindeydi. Manşette hata yapmaları, hücum oyuncularının işini zorlaştırdı. Ama birde şu var ki Vakıfbank ne kadar kötü de oynasa geri dönüşleri ile etkili olan bir takım diye düşünüyordum. Ancak ikinci set hariç istedikleri oyunu sahaya yansıtamadılar.Vakıfbank'ta pasör Naz gününde değildi. Asıl önemli olan, onun geri dönüşleri ile kimyası olan takımdan eser yoktu. Eczacıbaşı'nda özellikle Poljak ve Larson'un son derece etkili oynamalarına bir de takımın az hata yapması eklenince, turuncu beyazlılar kolay sayılar buldu. Ayrıca ikinci setin sonlarına doğru oyuna giren Gözde'nin ve ara ara da oyuna dahil olan Nilay'ın etkili oyunları maçın kazanılmasında en kritik rollerin başındaydı.Bu yüzden de Vakıfbank için işler daha da zorlaştı. Böylece de maçı Eczacıbaşı 3-1 kazanarak finale yükseldi. Sonuç olarak her iki takımımızında Şampiyonlar Ligi gibi büyük bir organizasyonda karşı karşıya gelerek ülkemizi temsil etmeleri bizi yeterince gururlandırdı. Voleybol severlere hem oyun kalitesi hem de seyir zevki yüksek bir voleybol ziyafeti verdiler.İki takımımızıda tebrik ediyorum. Eczacıbaşı çok istediği Şampiyonlar Ligi kupasını yarın ki maçta ülkemize kazandıracaktır diye umut ediyorum. Vakıfbank'ın ise 3.'lük kupasını kaldıracağına inancım sonsuz.Hepinizin emeğine sağlık.
Şampiyonluk bizim, kupa bizim TÜRKİYE!
Şampiyonluk bizim, kupa bizim TÜRKİYE!







