SEÇİME ÇEYREK KALA (2)
Okuyamayanlar için :SEÇİME ÇEYREK KALA (1)...
YANDAŞ SEÇİM YÖNETMELİĞİ…
Spor Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan, ve 19 temmuz 2012 tarihinde 28358 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”i birçok yönden sakıncalı bulduğumu ifade ederek söze girmek istiyorum…
Zaten bu yönetmeliğe ışık tutan (!),21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun aceleye getirilen 2. ve Ek 9. maddeleri de eleştiriye açık maddelerdi…
Yönetmeliğin tamamı : http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/07/20120719-7.htm
Türkiye Voleybol Federasyonu, “Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”in 10. maddesi, (a) fıkrası gereği, “Olağan genel kurul; olimpik ve paralimpik spor dallarında ilgili olimpiyat oyunlarının, diğer spor dallarında yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden itibaren üç ay içerisinde yapılır.” Şeklindeki kendisine tanınan süre belirleme yetkisini tahmin ettiğimiz gibi lehine avantaj sağlamak düşüncesiyle kısa tutmuştur… Şöyle ki, 29 ağustosta start alacak olan Paralimpik Oyunları 9 eylül tarihinde son bulacaktır… Yani Federasyon, kendisine 6 aralık tarihine kadar tanınan Olağan Genel Kurul belirleme süresini 90 günden 23 güne indirmiştir… Bunun yeni adaylar için zamanlama sıkışıklığı yaratacağı, mevcut Başkan’a da avantaj sağlayacağı açıkça ortadadır…
GENEL KURULDA KİMLER NE KADAR OY KULLANACAKLAR ?...
Aynı yönetmeliğin 8. maddesi 1. fıkrasının öngördüğü, Genel kurul üye sayısı olimpik ve paralimpik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla olamayacağına dair açık hüküm sonrası Voleybol Federasyonumuz tarafından belirlenen ve yayınlanan, dağıtımı pek adil yapılmadığını düşündüğüm 144 kulüp delegesinin yanında yer alacak diğer delegeler de belirlenmiştir…
Toplam delege sayısının % 10’unu bulan Genel Müdürlük temsilcileri (Yaklaşık 20 delege), eski Federasyon Başkanları (6 delege), Avrupa Konfederasyonu (CEV) temsilcilerimiz (2 delege), en az bir yıl önce faal antrenörlüğü bırakmış olmak kaydıyla büyükler kategorisinde milli takım teknik direktörlüğü veya antrenörlüğü yapanlar arasından kura ile belirlenecekler (5 delege), TMOK (2 delege), Türkiye Paralimpik Komitesi Başkanlığı (2 delege), Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Başkanlığı (2 delege), Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanlığı (2 delege), faal sporculuğu bırakmış olmak kaydıyla en fazla milli olmuş sporcular arasından seçilecekler (5 delege), faal hakemliği bırakmış olmak kaydıyla en üst seviyede hakemlik yapanlar arasından kura ile belirlenecekler (5 delege)… Böylelikle Başkanlık seçiminde oy kullanacak delege sayısı yaklaşık 195’i buluyor…
AYKIRI VE YAKIŞIKSIZ MADDE 11…
Şimdi gelelim bir çok yönden takıldığım ve asla adil bulmadığım maddeye… Madde 11’in 2. fıkrasında, Federasyon başkanı adaylarında aranan şartlar konusunda der ki, “Başkan adayları, genel kurul tarihinden en az on gün önce, üyelerin en az yüzde15’inin yazılı teklifini içeren adaylık başvurularını federasyona yaparlar. Her üye ancak bir başkan adayı için teklifte bulunabilir.” Aynı maddenin f fıkrasında da tekrarlar… “Üyelerin en az %15’inin yazılı teklifi…”
Bu madde ile aykırılık rekorları alt üst edilmiştir… Engelleme ve kısıtlama doludur… Mevcut Başkan’a tamamen avantaj sağlayan bir maddedir… Bir kere Federasyon, Başkanlık seçiminde taraftır… Bu yüzden mevcut Başkan’a başvuru yapılmasını uygun görmüyorum… Başvuru mercii tarafsız (!) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olmalıdır… Bir Başkan adayının, kapı kapı dolaşıp imza toplaması kişiliğini ve gururunu yerle bir eder… Aslında kapalı oy, açık tasnif ile yapılan seçim ile, açık imza ile yapılan Başkan adayı önerisi birbirine tezat düşmektedir… Hal böyle olunca işin içerisine mutlaka “Mahalle Baskısı” girecektir… Bir kulüp delegesi mevcut Başkan’a muhalif olarak nasıl bir Başkan adayı için imzasıyla, yani açık kimliğiyle öneride bulunabilecektir ?... Mevcut Başkan tekrar seçildiği zaman bunun hesabı muhtemelen dolaylı da olsa sorulacaktır düşüncesi hakim olmayacak mıdır ?... Bu da ciddi bir sıkıntıdır… Zaten bu sistem onurlu kişiliğe sahip, Başkanlık koltuğuna yakışacak, saygın isimler için “Dur” demektedir… Ön ayak olmaya çalıştığım Prof Dr Hüsnü Can başta olmak üzere, benim oraya yakıştırdığım kişilerin hiçbirisi, dilenci gibi kapı kapı dolaşıp oy için hokkabazlık yapacak benliklere sahip değildirler… Çok merak ettiğim, acaba bu durumda, yani yeni aday konumunda sayın Erol Ünal Karabıyık olsaydı ne düşünürdü, ne yapardı ?...
Bir başka açıdan bakalım… Diyelim ki, Başkanlık için 3 yeni aday çıktı ?… Üçü de 30’ar delege avına (!) çıkmaları gerek ?... “Av” yakıştırmasını yaparken de kendimi onlar yerine koyuyor, irkiliyorum… Üstelik madde açık… Her delege sadece 1 aday için öneri imzası atabilecek ?... Demokratik ortamda, diyelim ki, benim Türk voleybolu patronluğu için düşündüğüm, birbirinden ayıramadığım 2 adayım var ?... Yönetmelik bana “Sadece birisini seç ?...” diyerek beni kısıtlıyor… Bu sistem, mevcut Başkanın karşısına 2 aday çıkartmayacak bir sistemdir… Zaten 2 aday çıksa, muhalif oylar bölüneceğinden koltuktaki Başkan daha da yerini perçinler…
VOLEYBOL FEDERASYONU BU YÖNETMELİĞİ NEDEN YAYINLAMADI ?...
Şimdi gelelim bir başka konuya… Benim de maalesef yeni öğrendiğim (Kendime bu konuda çok kızdım ve yazarlık puanımı kırdım !...) “Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” 19 temmuzda Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş ?... Türkiye Voleybol Federasyonu’nun bu yönetmeliği web sitesinde yayınlaması gerekmez miydi ?... Ne kadar şık olurdu… İşte o zaman alkışlanırdı… Ama ne yapıldı, bu yönetmelik herkesten gizlendi ?… Başkan adayları bu yeni yönetmeliğin en can alıcı maddesini bilmeyerek gecikecek, 30 imza toplamak için zamanları kalmayacaktı ?... Seçim tarihinin bu denli öne alınması da, bu taktiğin bir parçası olsa gerek ?...
“TEK ADAM” DEĞİL DE NE ?...
Mevcut Başkan’a “Tek Adam” denilince bozuluyor ?... Çoğunluğa göre, “Birinci tekil şahıs”ın önde gideni… Artık kronikleşmiş, müzminleşmiş bir Başkanlık modeliyle karşı karşıyayız… Küstürdüğü, hevesini ve kalbini kırdığı, gururuyla oynadığı o kadar çok kişi var ki ?... Ters düşmediği kişi, samimi olarak ifade ediyorum, parmakla sayılı…
Voleybolun içinden gelme saygın isimler, içlerinde onu Başkanlığa taşıyan süreçte çok önemli rol oynayan malum kişi ve de gene voleybolun çekirdeğinden gelerek özümsemiş bir bilen olan Özkan Mutlugil gibi gerçek bir beyefendi ile ters düşmesi, bu yüzden de prestijleriyle oynamasını camiamız benim gibi kolay kolay unutmayacaktır… Bu aynı zamanda da güven sarsıcı bir liderlik ve de yönetim biçimidir… Bir insan mükemmel bir marangoz olabilir, çok şık mobilyalar üretip, bazılarının hayranlığını kazanabilir ?... Ama ormanda ağaç bırakmamışsa ?...
Erol Ünal Karabıyık Başkan, haliyle yanındaki, şimdilik ona sadık gibi gözüken, yarın yollar ayrılınca, yani menfaatler bitince karşısında göreceği yol arkadaşlarının pembeleştirdiği dünyasında bazı şeyleri tabii ki göremiyor ?...
Başkan, “Benden önce voleybol yoktu ?... Gerçek voleybol benle başladı !...” edasında ve havasında… Bu yanlış olduğu gibi voleybol ailesini üzen, dahası endişelendiren tehlikeli bir düşünce tarzı ve dahası saygı erozyonudur… Bu saatten sonra, Başkanın, kronikleşmiş “1. Tekil şahıs” benliğiyle “1. Çoğul şahıs” saflarına geçmesi beklenemez ?...
PROF DR HÜSNÜ CAN’I VAZGEÇİRDİM !...
Bu dahiyane (!) yönetmeliği bilmediğimden, Prof Dr Hüsnü Can’ın kanına girmeye çalışmış, “Neden Başkanlık için adaylığını koymuyorsun ?...” demiş, bazı damardan örnekler vererek düşünme sürecine davet etmiştim… Kulağımda kalan en çarpıcı cevabı, “Bunun için camiadan ciddi oranda davet gelmesi gerek !...” olmuştu… Tabii onun da benim gibi, çok yakın tarihte düzenlenen yeni yönetmelikten haberi yoktu ?... Akşam üstü tekrar uzun uzadıya konuştuk !... “Ben kapı kapı dolaşıp oy dilenmem !... 30 delege çıkar bana imzalarını ulaştırırlar, ricada bulunurlarsa belki olumlu düşünebilirim ?...” deyip son noktayı koydu… Başka birisinin de bir hataya düşüp aday olmasını da istemem açıkçası ?... Yıpranır, üzülür, kısacası olan ona olur ?...
KARABIYIK’IN YENİ DÖNEMİ ŞİMDİDEN HAYIRLI OLSUN !...
Artık seçim heyecanı ve coşkusu olmaz… Şimdiden “Tek adam / Tek aday” Erol Ünal Karabıyık’ın Başkanlık dönemi vatanımıza, milletimize hayırlı olsun !... Dediği gibi, Tanrı yukarıdan sopasını göstermezse (!) bu sistemde buyurduğu gibi 2050’ye kadar koltuğunu yenileye yenileye, “Ben” diye diye orada oturur… Yaşam biçimimiz böylelikle netlik kazanmış oldu… Artık onunla yaşamaya alışmalıyız… Ancak şunu hatırlatmamda yarar var, o da bizlerle yaşamaya alışmalı…
Onun sıkı denetçileri olmaya devam edeceğiz… Onun gibi yukarıdan garanti alma (!) lüksümüz olmadığı için, ömrümüz, sağlığımız, gücümüz yettiği, beynimiz bize izin verdiği sürece doğruları da, yanlışları da yazacağız, konuşacağız…
Gelecek yazımda, SEÇİME ÇEYREK KALA 3’te EROL ÜNAL KARABIYIK Federasyonu’nun eksilerini ve artılarını kaleme alacağım… İnşallah (Zannetmiyorum ya ?...) azıcık ta olsun bir işe yarar ?...










