Adım, VOLEYBOLX sitemin tüm emekçileri ve de çevremdeki voleybolu özümsemiş çok hatırı sayılır tüm kadim dostlarımla birlikte muhalefete çıkmış olduğu, hataları, yanlışlıkları ve eksiklikleri voleybol ailesiyle paylaştığım için, en azından şahsımın Başkan tarafından sevilmediğini, hatta yangından en son kurtarılacaklar arasında ilk sırayı aldığımı çok iyi biliyorum…
Başkan daha 6 yıl önce, koltuğuna oturur oturmaz, sık kullandığım üç nokta “…” ve soru “?” işaretlerimi her nedense pas geçip, ünlem “!” işaretlerime kafayı takmış, 4 sayfalık bir mektup döktürmüş, bu işaretlerin hesabını sormuştu ?...
Oysa, ünlem işaretlerim, bu 6 yılda daha da ünlenerek (!) ve de çoğalarak bu günlere gelerek çok şükür daima övgüyle karşılandı, üstelik rüştünü (!) daha da sağlamlaştırdı ?...
Bir kez daha buradan dobra dobra, delikanlıca okuyucularıma seslenmek istiyorum… Erol Ünal Karabıyık Başkan’a bayıldığımı söylemeye kalkışamam, yalanın kallavisi olur ?... Beni sevmeyen kalbimde yer bulmaz !...
“Ben” diye varlıklarını metazori, 1. tekil şahıs olarak kabul ettirmeye çalışanlara, huyum kurusun, oldum olası kanım bir türlü ısınamamıştır… Bu paylaşımcı bir zihniyetin adamı oluşumdan, yanı başımdaki düzgün insanlara daima önem verişimden, saygı duyuşumdan kaynaklanmaktadır…
Ancak iş saygıya gelince, ailemin çoğunluğunun seçimi yani tercihi olduğu için Başkan’a asla saygıda kusur etmem, karşısında, ceketim olduğu sürece ayağa kalkar, önümü iliklerim… Bu bana verdiği değerle ters orantılı olsa da naif kültürümün ve de aile terbiyemin bir canlı yansıması ve de göstergesidir…
EROL ÜNAL KARABIYIK ARTILARI :
Voleybol Federasyonu tarihinde tesisleşme konusundaki becerisini ve voleybolumuza katkısını tartışmaya kalkışmak bile vefasızlık, dahası çok ayıp olur… Tabii ki salonları, tesisleri cebinden para harcayarak yapmadı… Federasyon kasasından da örnek bir cimrilik sergileyerek küçük paralar harcadı… Hükümet ile üst düzey ilişkilerini en fayda sağlar biçimde kullandı… İş bilenin, kılıç kuşananın… Şaşıracak ama takdirlerimiz ve alkışlarımızı sunarken ön saflarda olduğumu ifade etmek istiyorum…
“Vazifesiydi dedim ama Milli Takımlarımıza büyük olanaklar sağladı… Avrupa’daki müzminleşen ekonomik krizden en iyi şekilde yararlandı, büyük organizasyonlar üstlenerek, ev sahipliğimizde zaferlerin kazanılmasında önemli rol oynadı… Alt yapıya önem verdi, Voleybol Lisesi projesinin mimarı oldu, kulüplerin serzenişlerine ve protestolarına aldırmadı, elit sporcuları bünyesinde toplayarak, kısa vadede Yıldızlar, orta vadede Gençler, uzun vadede de A kategorilerini sağlam temellere oturtmak için kolları sıvazladı…
Devletten ve Spor Toto Teşkilatı’ndan aldığı maddi desteği kulüpleri beklenenin aksine ihmal etse de (!) çok yerinde kullandı… Tesisleşme süreci içerisinde bir şirket anlayışı uzantısında gelirler yarattı…
Bunlar Erol Ünal Karabıyık’ın “Yılın Spor Adamı” seçilmesinin haklı yönleriydi…
Ancak bu başarıların yanında, hayli fazla olan eksiklikleri, hataları ve yanlışları arada kaynadı gitti... “Kazanan haklıdır !...” sözünü bu yüzden beğenmem…
Neydi bunlar ?...
Gelin bunları, ana hatlarıyla, fazla detaylara inmeden, üstlerini üşütüp zatürre olmasınlar diye açmadan sıralayıverelim ?...
EROL ÜNAL KARABIYIK EKSİLERİ :
Yönetim Kuruluna atadığı, voleybolumuzun çekirdeğinden yetişmiş değerli voleybol adamlarına “Mahalle Baskısı” (!) uyguladı, “Dediğim dedik !...” dedi, söz hakkı tanımadı, tanıdığı anlarda bile son sözü gene o söyledi, onun dedikleri oldu… Kimilerine göre bu yetkisizlik rekorunun sebebi güvensizlikti… Pesimist (Şüpheci) karakterinin öz be öz kendi seçtiği yol arkadaşları üzerinde yoğunlaşması manidardı, çok ilginç karşılandı…
Kurullarının çoğu göstermelik oluşturulmuştu… Bir kez bile bir araya gelmeyen, bir şeyler üretemeyen bu sadık (!) kurullar varlıkları değil yokluklarıyla anıldılar… Her nedense kukla olmayı kabullendiler… Her halde zayıf kartvizitlerini TVF logosuyla takviye etme düşüncesiydiler ve bu da onlara yetiyordu ?...
A Bayan Milli Takımımıza tarihinin en önemli derecesini, Dünya 6.lığını kazandıran başarılı antrenörümüz Mehmet Bedestenlioğlu’nu ıskartaya (!) ayırdı, hem Bayan, hem de Erkek Milli Takımlarımızın başına Türk antrenörlerini hiçe sayarak yabancı antrenörler getirdi… Bu antrenörlerin voleybolumuza ne kattıklarını (!) hepimiz gördük ?...
Kulüplerle ilişkilerinde ketum davrandı… O Sultanlarımızın yanında gördüğümüz yapıcı, paylaşıcı, babacan tavırlarını kulüplerden hep esirgedi… Uyguladığı ağır maddi şartlar yüzünden kulüpler çok zor şartlar altında faaliyetlerini sürdürdüler… Bazıları hedef küçülttü… Bir çok takım liglerden çekildi, şubeler kapandı…
Merkez Hakem Komitesi’nin (MHK) başına, onca kariyerli Hakem kimliği varken, o işi kaldıramayacak bir kişi olan Aydın Öztürk’ü getirdi ?... Tarihinin en çok sıkıntı yaşanan, yerden yere vurularak eleştirilen bu kişisi hakkında rekor sayıda şikayet oldu… Sadece benim köşelerime gelen iddialarla dolu eleştiri yorumları 250 adedi geçmiştir… Tüm sıkıntı ve şikayetleri HAKEM DOSYASI 1 ve 2’de, ayrıca 8 ayrı köşe yazımda paylaştım… Gerekirse tekmilini birden tekrar yayınlarım…
Plaj voleybolunda ise çakılan çiviler paslı çıktı veya ısrarla betona çakıldı…
Oysa atak için, dinamitin fitilini ateşlemek için düşünülen Amerikan vatandaşı Troy Tanner getirildi… Çok şeyler beklenen Tanner mükellef bir tatil yaptı yaptı, (!) gitti… Tanner’ın seçip, uzun uzadıya kamp yaptırdığı kız takımlarından başarı kazanan, bu güne gelen bir tek sporcu yok !... Grubum EPİRDEN BEACH VOLLEY’den yetişme kızlar bile kuma gömüldü ?... Erkeklerde ise zaten mevcut olan, şu anda başarıyla ülkemizi temsil eden 4 sporcuya sadece strateji, kamp, Uluslar arası arenaya gönderilme desteği verildi… Zaten onlar da olmasaydı Başkan’ın bugün plaj voleybolu ile ilgili konuşacak olumlu tek bir cümlesi olamazdı… Kimse bana “Ne yapalım, malzeme bu kadar ?...” demesin, mahcup ederim… Bir zamanlar, kendi olanaklarımızla 40 kusur bayan çiftle 15-16 etaptan oluşan, 2 ay süren Türkiye serileri yapardık ?... Ya şimdi ?... Federasyon 4-5 çifti bulmakta zorlanmakta… Koca bayanlar ligi 5 takımla zar zor tamamlandı… Üstüne üstlük, bence Milli forma teslim edilecek tek bir kızımız yok ?... İnsan üzülüyor, kahroluyor ?...
Avrupa Plaj Voleybolu Merkezi projesi de tam bir fiyaskoyla sonuçlandı… Alanya Belediyesi Başkanı Hasan Sipahioğlu’nun sözde 30 yıllığına TVF’ye tahsis ettiği, CEV Başkanının da katıldığı, Avrupa Plaj Voleybol Merkezi oluşturulması konusunda imzalanan üçlü protokolde Alanya’daki tahsis edilmeye kalkışılan söz konusu arazi çeşitli spekülasyonlara sebebiyet vermiş, bu konuda şahsi araştırmalarım doğrultusunda uyarılarıma kulaklarını tıkayanlar, İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararına karşın, boş hayaller peşinde koşmaya devam etmiş, B ve C planları olarak gösterilen ve sonuç alınmayan yerlerle koca 5 sene camiamız düpedüz uyutulmuştur...
Plaj Voleybolunda dünyada ilk kez bir lig kurulmuş, kışın yapılan bu lig salonlarda ancak 5-10 kişi tarafından seyredilmiş, koca yaz ayları yelpazesi pas geçilmiş, zaten geleneksel olarak başarıyla yapılan Hopa turnuvası ve de sessiz sedasız yapılan, basında yer bulmayan Fethiye turnuvaları sadece protokollerde yer alan Federasyon Turnuvası olarak gösterilmiştir…
77 milyonluk ülkemizde şu anda bayanlarda ve erkeklerde iyimser gözle, toplam 50-60 kişilik bir plaj voleybolcusu potansiyeli göz önüne alınarak, milletin gözlerinin içine baka baka başarıdan söz edebilmek sadece bir pişkinlik ifadesidir…
Plaj voleybolumuzu, önümüzdeki SEÇİME ÇEYREK VAR 4 yazımda tüm detayları ile paylaşacağım… O yazımla neler demek istediğim daha netlik kazanacaktır...
Federasyonun, yani “Tek Adam”ın Basın/medya ilişkileri de sancılıdır… Türk voleybolunun on yıllarca yükünü çeken, olmazsa olmazları olan, hepsi birer bilirkişi sayılan çok değerli duayen emekçileriyle yıldızı bir türlü bağdaşamayan, gerekli ilgi ve saygıyı esirgeyen Başkan, Basın/Medya Yarışmasında da yanlışlıklar yaparak şimşekleri üzerine çekmiş, sonunda çözümü (!) bu yarışmayı iptal etmekte bulmuş, sözde basın/medyayı cezalandırarak (!) intikam almıştır… Alkışladığımız tesislerdeki eksiklerinin en büyüğü olan gerçek bir “Basın Tribünü” eksikliği, tüm ikaz ve ricalara karşın kulak arkası edilmiştir….
Erol Ünal Karabıyık Başkan’ın ilgisizliği ve vefasızlığı bir çok voleybol neferini voleyboldan soğuttu… Küskünler çoğaldı… Oysa Başkan pekala liderliğini, tüm camiayı birlikte kucaklayarak daha sempatik ve karizmatik, bir o kadar vefalı ve alçak gönüllü bir platforma taşıyabilirdi ?... En yakınındakileri, onu Başkanlığa taşıyan yoldaşlarını (!) bile bezdirmesi liderliğinde önemli bir güven ve saygı zafiyeti yaşattı…
BAŞKAN’A DAMARDAN ÖNERİLERİM…
Bundan sonra, eğer seçilirse, Erol Ünal Karabıyık Başkan’ın dikkat etmesi ve de yeniden ele alıp, doğru kurgulaması gereken hususları şöyle sıralayabilirim… İster okur, dikkate alır, isterse önüne konan çıktısını okumadan yırtar, çöpe atar ?... Bu onun karar vereceği bir tercih ?...
* Yönetim Kurulunu ve hatta kurullarını camiada yıpranmamış, geniş zamanları olan, çalışkan, tecrübeli, güvenilir, sevinç ve heyecan yaratacak kişilerden oluşturmalı… Bu kişilere yetki vermeli, birinci tekil şahıs kimliğinden vazgeçip, birinci çoğul şahıs kimliğine terfi etmeli…
* Kulüplerle diyaloglarını arttırmalı, problemleri, sıkıntıları ve de önerilerine daha çok eğilmeli, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanlığının bir memuriyet ve Türk voleybolunun vagonları olan kulüplerin de hizmet vermesi gereken birer vagon olduğunu asla aklından çıkarmamalıdır ?...
* Plaj voleyboluna artık gereken önemi vermeli, çok iyi bir ekip kurmalı, yaz aylarını çok iyi değerlendirmeli, organizatörlere destek vermeli, pay adı altında karşılıksız (!) alınan mantık dışı ücreti kaldırmalı veya karşılığında hizmet sunmalıdır… Pay, paylaşmaktan gelir ve en az 2 taraf arasında gerçekleşir ?... Federasyonun benle neyi paylaştığı merak konumdur…
Gene Plaj Voleybolu Merkezi mutlaka tesis edilmeli, pilot bölgeler saptanmalı, kapsamlı ve yepyeni bir sayfa açılmalı, gerekirse (ki bence şart) bir zirve yapılmalıdır… Başkan bu işi çok iyi öğrenmiş olmasına (!) rağmen, lütfeder, talep ederse, tecrübelerimi ve bilgilerimle önerilerimi paylaşabilirim ?...
* Merkez Hakem Komitesi yeniden tanzim edilmeli, kaos yaratan, oldukça yetersiz gördüğüm mevcut MHK Başkanı Aydın Öztürk bu yapılanmanın kesinlikle dışında bırakılmalıdır…
* Lig statüleri daha verimli olmalıdır…
Yabancı oyuncu sayısı tekrar gözden geçirilmelidir…
* Bu arada görev süresi dolan Motta ile yollar ayrılmalıdır… (Bunun için zamanlama çok uygundur…)
Milli Takımlarımızın teknik ve idari kadroları yeniden oluşturulmalıdır…
* Hafife alınan “Menajerlik” görevi çok isabetli kişilere verilmelidir…
* Basın/Medya ilişkilerine gereken değer verilmeli ve de önemsenerek ve de değer ve saygı gösterilerek düzeltilmelidir…
* Özellikle Milli şampiyonalar Ankara dışındaki şehirlere de dağıtılmalıdır…
* Gelişen dünya sporlarındaki “Marketing” en dikkate alınması gereken eksikliklerimizden biridir… Çok profesyonel bir kadroya ihtiyaç vardır…
* Anadolu Kulüpleri ile sıkı diyaloga girilip, sorunları ve beklentileri, gerekirse ayrı bir kurul teşkil edilerek giderilmelidir…
Voleybolun tüm gelirlerinden kulüplere hatırı sayılır geri dönüşüm sağlanmalıdır…
* Tesisler daha etik ve yararlı kullanılmalıdır… (Büyük kiralar istenildiği için çoğu zaman bomboş kalmaktalar…) Eksikleri tamamlanmalıdır…
Basın ve medya ilişkilerine değer verilmeli, olumlu bir platforma oturtularak, süreklilik kazandırılmalıdır…
* Camiamız geçmişiyle, küskünleriyle sarıp sargılanmalı, bütünlük ve güç birliği sağlanmalıdır…
* Kesinlikle Veteranlar Ligi kurulmalıdır…
Unutulmamalıdır ki, voleybol camiamız bölünmez bir bütündür, doğru kişileri tabii ki, doğal olarak voleybolumuzun daha yükseklerde yer almasını arzu eder ?... Karabıyık Başkan da sonunda yanlışlarını doğruya çevirmeye, eksiklerini de tamamlamaya gayret gösterecektir… Umarım bu konuda daha fazla vakit kaybedilmez ?...
Pek yakında : SEÇİME ÇEYREK KALA - 4
PLAJ VOLEYBOLU VE GERÇEKLER…








