2013 yılını, kulüp takımlarımızın başarıları dışında, umduğumuzu bulamadan, hayal kırıklıkları yaşayarak geride bırakmış, 2014'e sözde umutlarla girmiştik...
İşte tüm bu umutlar hüsranla sonuçlandı... Federasyonumuz, 4 yıllık saltanatının (!) ilk 2 yılında bile berbat yönetimiyle tortu gibi voleybolumuzda dibe çöktü... Tarihin en kötü, beceriksiz, başına buyruk, hatalarla ve aykırılıklarla dolu federasyonu olarak da tarihe geçti...
Yeni yılın ilk sınavları, Erkek ve Bayan Milli Takımlarımızın Dünya Şampiyonası Avrupa Elemeleriydi… Kızlarımız çok kolay rakipleri Ukrayna ve Romanya karşısında kazanmalarına karşın birer set bocaladılar…
Erkek Milli takımımız Hırvatistan’ı çok zor da olsa 3-2 ile geçtikten sonra ev sahibi Almanya karşısında varlık gösteremeyip, 3-0 yenilince Dünya Şampiyonasına katılma hakkını kaybederek hayallerimizi gene kararttı ve hepimizi üzdü…
ÖZKAN BAŞKANIN YORUMUNA YORUM YAPMIŞTIM...Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Özkan Mutlugil, 2014 yılının ilk röportajında liglerimizin dünyanın en iyisi veya ilk 3 ligi arasında olduğunu ifade etmişti… Doğruydu… Kulüplerimizin 6’şar takımla Avrupa’da bizi başarıyla temsil ediyor olması son derece sevindiriciydi...
Ama ne yazık ki bu dünyanın sayılı liglerinden birinde, geçtiğimiz sezon 7500 kişilik İstanbul Burhan Felek Voleybol Salonunda seyirci rekoru sadece 1100 biletli kişiyle Galatasaray Daikin – Fenerbahçe Bayanlar maçında yaşanmıştı… Galatasaray – Konak Belediyesi Erkekler maçında ise tribünlerde sadece 14 biletli seyirci vardı ?…
Voleybol seyircisi neden Başkan Mutlugil’in nitelendirdiği dünyanın en önemli liglerinden biri olan, dünya starlarının yer almak için taklalar attığı ligimize rağbet etmiyordu ?… Federasyonun masaya yatırması gereken bu en önemli sorun her nedense hep askıda kaldı ?… Hoş, kapasite zafiyeti dolayısıyla çözüm üretme çabası da yoktu !…
TSYD Başkanı Naci Arkan, Voleybol Federasyonumuzun basın ile iletişimini çok kötü ve yetersiz bulduğunu, maç saatlerinin yanlış seçildiğini, maçlarla ilgili yeterli duyuru, tanıtım yapılmadığı görüşündeydi…
Türk voleybolunun önde gelen isimlerinden, FIVB Antrenör Eğitmeni Nejat Sancak, yayınladığımız “Maçlara seyirci neden gelmiyor ?...” anketimizdeki mevcut tüm şıklara katılmakla birlikte ilavelerde bulundu… “Maç izlemek eziyet! Kalite yok!… Salonlar çağ dışı, çocuğunla maça gelsen, bırakacak yer yok, vestiyer yok, emanet dolabı yok, kafeterya yok, restoran yok, toplu taşıma zayıf, salonların oturma düzenleri çok rahatsız, set arası ve molada boş saha seyrediyorsun, oynanan diğer maçlarla ilgili bilgi vermek yok !…” diye başladı, sonrasında düşüncelerini makinalı tüfek gibi bir solukta sıralayıverdi…
“Yiyecek içecek otomatı yok !… Takımlar ligden çekildiğinde herhangi bir yaptırım yok !… (Anemon Otelleri ) Kulüplerin Fan Kulüpleri zayıf. Deplasman organizasyonları yok. Ligler homojen değil. Büyük kuvvet farkları var! En önemlisi: Türkiye’de her konuda olduğu gibi, Voleybolda da adalet yok!… Bu adaleti sağlama konusunda da her hangi bir çaba yok!…"Sancak ayrıca “1.inci ligde maçlardan sonra basın toplantısı niçin yapılmaz ?…” diye de Federasyona bir soru sordu… Tabii cevapsız kaldı...
Başkan, TVF’nin var olma sebebi ve en önemli misyonunun Türkiye’de kulüp sayısını arttırmak ve kulüpleri maksimuma kadar desteklemek olduğunu vurgulamıştı… Federasyonumuzun en önemli icraatı, kulüplerimizin iddia gelirlerini arttırmasıydı…
“TVF olarak yabancı oyuncu sayısını (3) tehlikeli görmüyoruz. Amacımız gelen yabancıların seviyesini en üstte tutmak. Yıllar itibariyle eğer burada bir sorun görürsek bir değişiklik yapabiliriz." diyordu.
Türkiye’deki lisanslı aktif voleybolcu sayısını da arttırmayı planladıklarını bunun için 6-12 yaş grubunu hedefleyerek voleybol hareketinin zayıf olduğu yerlere “FABRİKA VOLEYBOL” projesiyle gidip ilkokul çağındaki öğrencilere voleybol sevgisi aşılayacaklarını ifade eden Başkan’ın işinin bu konuda kolay olmadığını daha önce de belirtmiştim…
Plaj Voleyboluna gelince… Başkan gerek Basın Toplantısında, gerekse bu röportajında, en nihayet, bu konuda eksik, yani yetersiz olduklarının altını çizmiş bulunmaktaydı… (Bunu anlamak için 2 yıl gibi kısa bir süre (!) geçti...) Bazıları yazlıkçı/tatilci olan bayan ve erkek toplam 40-50 voleybolcuyla bu spor dalını bırakınız şaha kaldırmak, yerinden oynatmak mümkün değildi… Allah’tan bir önceki yönetimin mirası Murat Giginoğlu – Selçuk Şekerci çifti vardı da, teselli buluyor, gurur duyuyorduk...
Başkan, çeşitli illerde merkezler kurarak özellikle 18 yaş altı grubu ile çalışarak ilerleme göstereceklerini söylemişti… Doğru bir plandı… Ancak plaj voleybolunda patlamanın ancak lig takımlarının aşama aşama, katılım zorunluluğu ile plaja çekilmesi halinde gerçekleşebileceğini, diğer görüşlerim ve tavsiyelerimle bir özet dosya halinde Başkana takdim ettim (Kendi ricasıyla da Basın Toplantısında kısaca tekrar vurguladım.)... Zannedersem, o yazımı arkamdan buruşturup, çöpe attı ?… Tabii bir de gittikçe artan ve kronikleşen EPİRDEN fobisi ve düşmanlığı vardı serde ?… Koca Federasyon (!) “EPİRDEN’in fikir, proje ve önerilerine mi kaldı ?…” düşünce zafiyeti ve kompleksi… Daha dün plaja teşrif edenler (!) sanki işi anında çözmüşlerdi ?… Bilirkişi kesilmişlerdi ?… “Bu kafayla bol bol tatil turnuvaları yaparlar, eğlenirler, akıllarınca da dostları (!) onları alışverişte görür ?…” düşüncem de sonrası doğru çıktı... Önceleri büyük destek veren sponsorlardan kimse kalmamıştı... Sayfa sayfa yer veren gazetelerden de ?… Allahtan voleybolumuzun gururu, beğenmedikleri (!) internet siteleri vardı da, spor severler plaj voleybolundaki hareketliliği (!) takip edebiliyorlar…
YERİNE GETİRİLMEYEN SÖZLER, ÖDENMEYEN PARALAR...13 Ocak tarihli yazımda bazı kulüplerin sporcu ve antrenörlerine karşı vaatlerini yerine getirmediklerini, bunun bir kısmının vurdum duymazlık içerisinde kasten (!), diğerlerinin ise plansızlık, programsızlık, parasızlık nedeniyle yani mağduriyet edebiyatıyla (!) gerçekleştiremediklerinin altını çizmiş, tüm sporcu ve antrenörlere sözleşme yaparlarken mutlaka bir Hukuk Müşaviri kullanmalarını ve de Federasyondan sözleşme örneği istemelerini salık vermiştim...
ANTRENÖR KURSLARI KATILIM VE VİZE ÜCRETLERİ...Voleybol Federasyonu, 07 Ocak 2014 tarihinde yapmış olduğu Yönetim Kurulu toplantısında, antrenör kurslarına katılım ve vize ücretleri yeniden tespit etti…
Federasyona 20 ocak yazımda esas vazifelerinizden biri, hatta en önemlisinin, büyük çoğunluğunun cebinden masraf ederek Türk voleyboluna içten hizmet veren antrenörlerin yetişmesi ve çoğalması konusunda gayret göstermek olduğunu hatırlattım, “Özerklik”in aslında yatırım yapmaları gereken antrenörlerin üzerinden kasa doldurmak olmadığını vurguladım, devasa bir kasaya sahipken voleybolumuzu yöneten kişiler olarak aldıkları kararı tekrar gözden geçirmeleri tavsiyesinde bulundum... Bir kulaklarından girdi, diğerinden çıktı...
VAKIFBANK SPOR SARAYI TEMELİ ATILDI...29 yıldır Türk Bayan Voleybolunun en büyük destekçilerinden biri olan VakıfBank'ın Üsküdar Bağlarbaşı’nda inşa edilecek VakıfBank Spor Sarayı için ilk adımı, temeli atıldı… 2016 yılında da Türk sporunun hizmetine sunulmuş olacak…
Kulüpçülüğü sağlam temellere oturtmak ve planlama başarılarından ötürü Vakıfbank yönetimini bu vesileyle bir kez daha kutluyor, alkışlıyorum...
TEKRARLANAN “HÜKMEN”LİK MAÇ…09.02.2014 tarihinde İstanbul 50. Yıl Spor Salonu’nda yapılması gereken ancak saat çakışması nedeniyle 1. Ligde ablalarının maçında görev verilen ve maçın uzaması nedeniyle kıtalar arası (!) mesafedeki kendi maçlarına saatinde yetişemeyen Yeşilyurtlu Küçük kızlar nedeniyle oynanamayan Yeşilyurt – Maltepe Yalı maçının ardından Lig Heyetinin vermiş olduğu “Maçın Tekrarı” kararı ve bu karar sonrası bu kez Maltepe takımının maça bilerek (Protesto amaçlı) gelmemesi (3 Sporcu ve antrenörleri dışında) veya gelememeleri kaos ve tartışmalara yol açtı… Lig Heyeti suçlandı...
MURAT OKUR’UN İNTİHARINDAKİ SİS PERDESİ ARALANAMADI…Henüz 28 yaşındaydı…
Mutlu bir evliliği ve 2,5 aylık bebeği vardı…
Son derece dürüst, saygılı, işine bağlı, herkes tarafından sevilen bir gençti…
Federasyonumuzun muhasebe servisinde çalışıyordu…
Her şey bu kadar düzgün giderken, en azından öyle zannedilirken, ansızın intihar haberi geldi… Herkes şaşırdı, arkasından gözyaşları sel oldu...
Olay tüm tahkikatlara rağmen gizemini hala koruyor…Babası Hasan Okur perişan…
O da hala akıl sır erdiremiyor bu ani vedaya…
“Oğlumun hayali gözlerimin önünden bir an bile ayrılmıyor… Ciğerim yanıyor Hasan abi, ciğerim… Oğlumu bu buhrana sürükleyenleri Allah mutlaka cezalandıracak !…” diyor ve sürekli ağlıyor…
Cumhuriyet Savcılığı hala bu gizemli intiharı çözemedi ?…
Büyük acı…
Derler ya, “Vah gidene…”
İşte öyle bir şeydi… Çok üzüldük, çok...
DOPİNG MİYDİ ?...Acıbadem Bayanlar Voleybol 1. Ligi’nde 11.03.2014 tarihinde oynanan Galatasaray – Eczacıbaşı VitrA maçı öncesi, Eczacıbaşı Spor Kulübü, Voleybol Federasyonu’na müracaat ederek Galatasaray’ın Kolombiyalı smaçörü Medalaynne Montano’nun “Doping Testi”ne tabi tutulmasını talep etti... Montano’nun 2 ay önce hepatit geçirdiği ve sezonu kapattığı bizzat Galatasaray Spor Kulübü tarafından açıklanmıştı… Sonrasında da parası olan için Tıp cenneti olan (!) ülkemizde sırra kadem bastı bu sporcu… Nerede, nasıl tedavi gördüğü belli değil ?… Tıbbi tahlil, rapor yoktu ortada ?… Tıpkı Hepatit tahlil sonucu ve raporu gibi ?… Varsa neden paylaşılmamıştı ?…
Benim gibi konuya ilişkin tereddütleri, kuşkuları olanlar çoktu… Aklımıza ilk gelen de “Doping”ti... Montano acaba doping ile mi ayakta kalıyordu ?… Kalmakla kalmayıp performans sarf ediyordu ?... Öyleyse bu yönlendirme kimler tarafından hangi farmakolojik destekle yapılıyordu ?… Durum bu ise, sadece sporun erdeminin kalbine ok saplanmakla, kurşun sıkılmakla kalınmıyor, aynı zamanda da star voleybolcunun sağlığı, hatta hayatıyla kumar oynanmış olunmuyor muydu ?…Hepatit hastalığın tedavisinin bu kadar kısa bir süreçte yapılamayacağı aşikardı… Montano ancak kullandığı, doping sayılan maddeleri ihtiva eden sahte (sanal) güçlendirici ilaçlarla sahaya çıkabilirdi ?… Yorum uzman doktorlara aitti ?… Konu kapatıldı, gitti ?... BİR DOPİNG ŞÜPHESİ DAHA VARDI...Halkbank Bayan Voleybol Takımı voleybolcularından Neşve Büyükbayram’ın aylar önce doping testine tabi tutulduğu, numunelerinin yapılan tahlillerde “Pozitif” çıktığı, ancak bu sonucun Federasyon tarafından açıklanmadığı duyumum üzerine, konuya ilişkin 11.03.2014 tarihinde Halkbank Spor Kulübü’ne şifahen yapmış olduğum müracaatta, adı geçen sporcunun tahlil neticelerini, sağlık raporlarını rica ettim...
2 Saat içinde tarafıma Halkbank Spor Kulübü’nden Seval Önel imzasıyla gelen resmi yazı aynen aşağıdaki gibiydi...
“Sayın Hasan Uğur Epirden,Neşve Büyükbayram ile ilgili istemiş olduğunuz bilgiye istinaden şube sorumlumuz Sayın Atakan Mermer ile görüşülmüştür…Kendisi durumun Federasyon nezdinde incelendiğini, tarafımıza henüz resmi bir sonuç gönderilmediğini, dolayısıyla konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmanın şu an uygun olmayacağını söylemiştir…Saygılarımla.Seval ÖnelHalkbank Spor Kulübü” Neşve Büyükbayram’ın son maçlarda oynatılmayışının nedeninin de öne sürüldüğü gibi sakatlık değil bu konuyla ilgili olduğu konuşulmaya başlandı…
Şimdi işin idari tarafına geçelim…Gerek Galatasaray’ın, gerekse Halkbank’ın bu sporcularında kaza ile (!) doping testleri pozitif çıkarsa, gerek Acıbadem Türkiye Liginde, gerekse Avrupa Liglerinde sadece sporcularının değil takımlarının da çok üzücü cezalar alması gündeme gelirdi ki, konunun bu yönünü düşünmek bile ürkütücüydü…
Amacımın kimseyi suçlamak değil, sadece şaibelerden bu sporcuları ve kulüplerini arındırmak olduğunu “fair” yönünden, sporun erdemi olan dürüst yarışma ilkesi ışığında belirtmekten ibaretti... Beceremedim sanırım ?...
HALKBANK GÖĞSÜMÜZÜ KABARTTI...Ankara’da Başkent Voleybol salonunda 22-23 martta yapılan 2014 DENİZBANK CEV VOLEYBOL ŞAMPİYONLAR LİGİ ERKEKLER FINAL FOUR’da ülkemizi başarıyla temsil eden takımımız HALKBANK muhteşem finalde kafa tuttuğu kuvvetli rakibi Rusya Şampiyonu BELOGORIE BELGOROD’a 4. sette koç hatasıyla 3-1 yenilerek Avrupa 2.si oldu, alkışlandı, gururumuz oldu...
BİR MİLLİ FORMA KRİTERİ...07 Nisan yazımda “Milli forma onurumuzdur… Spor bayrağımızdır… Kimse kafadan modacılar gibi gelişigüzel çizemez… Keyfine göre dizayn edemez… Velhasıl, Milli forma ciddi iştir…” dedim, "Bayan Milli Takımımızın formalarının sol üst köşesine yerleştirilen mini bayrağımız, göğüs kısmına kocaman konulmuş “Vakıfbank” yazısı (!) olmasa kimin forması olduğunu saptamada bilirkişi heyeti bile işin içinden zor çıkar ?…” diye devam ettim...
Ayrıca formamızdaki bayrak / Vakıfbank logosu orantısı, Vakıfbank Bayan Voleybol takımımızla aynıydı ?… Yani bir nevi Milli maçlarımıza TVF sponsoru Vakıfbank formasıyla (!) çıkıyorduk ?...
Forma sponsoru firmaya “Milli formalarımızın dizaynına kim karar veriyor, bir tanışalım ?…” diye sordum, aldığım cevap ilginçti;
“Zaman çok kısaydı, bu sürede yetiştiremeyeceğimizi söyledik, Federasyon da 'O zaman elinizde (deponuzda) ne varsa onu verin kullanalım, üzerine ay-yıldız koyarız olur biter...' dediler, bizler de aynen öyle yaptık !…”Yani Federasyonumuz, “Forma olsun da nasıl olursa olsun, kasadan para çıkmasın !...” mantığında hareket etmiş ?… Bana açıkça söylenen buydu ?… Yazımdan sonra da kimseden bir itiraz gelmediğini de hatırlatmak isterim ?...
BİR FORMA SKANDALI DAHAA Bayan Takımımızın Avrupa Ligi şampiyonluğu kazandığı maçta tam bir skandal yaşandı... Maçta Meliha formasının sırt yazısında “İ” harfi diğerlerinden kopmuş, sarkıyordu, maçı bu şekilde tamamladı... Ekibimizden bir Allah’ın kulunun bunu görememesi ve müdahale edememesi büyük ayıptı... BİLGİLENDİRME NEZAKETSİZLİĞİ...Ülkemizde dünya çapında bir spor toplantısı yapıldı, kimsenin haberi olmadı... Hiçbir basın mensubu da çağrılmadı… Böylelikle, bu anlaşılmaz becerisizlik ve yangından mal kaçırır gibi, kapalı kapılar ardında (!) yapılan tarihi organizasyondan yeterince istifade etmek mümkün olamadı… Önceki yıl Rusya’da Ekaterinburg’da yapılan “SporAcord” Kongresi’nin ülkemizde yapılacağını bile kimse bilmiyordu, bilgilendirilmemiştik ?...
Antalya Belek’te, TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi) ev sahipliğinde yapılan ve 11 nisanda tamamlanan, Uluslararası Spor Federasyonları Birliği’nin (SportAccord) 12. “SportAcord” kongresinde, başta IOC (Uluslar arası Olimpiyat Komitesi) Başkanı Thoma Bach Cock, TMOK Başkanımız Uğur Erdener, FIVB (Uluslar arası Voleybol Federasyonu) Başkanı Ary Graça olmak üzere dünya sporundan çok önemli delegeler ve de Voleybol Federasyonu Başkanı Özkan Mutlugil hazır bulundu...
Bir plaj voleybolu gösterisinin de (!) yapıldığı, amacı Uluslar arası çalışmaları bir araya getirerek bir yüksek platform oluşturmak olan kongrede sporun birçok dalındaki gelişmeler tartışıldı, önerilerde bulunuldu...
Oldukça başarılı ve yararlı geçen bu tarihi kongreden ne yazık ve düşündürücüdür ki, ne spor kamuoyunun ne de basının haberi olamadı... TELEDÜNYA SÜPER KUPA, MUHTEŞEM MAÇLAR, KOCAMAN HATALAR... TELEDÜNYA SÜPER KUPA Erkekler ve Bayanlar Finalleri 11-13 Nisan tarihlerinde İzmir’de yapıldı…
"Türkiye Kupası" adının neden değiştirdiklerini hala anlayamamış olmakla birlikte, voleybolumuzu yöneten Federasyonumuzun üyelerinin tümünü, 12 maç boyunca salonda ev sahibi olarak görevleri başında görmek memnuniyet vericiydi…
Ancak programlamadaki 2 hata da olmasaydı çok daha başarılı bir organizasyon olurdu düşüncesini paylaştım.
İlki maçların 2 saat arayla sıralandırılması, ikincisi de Galatasaray Daikin – Fenerbahçe derbi maçında bile bile bazı güvenlik tedbirlerinin maç öncesi alınmaması…
Öncesinden ısrarla vurguladığımız, adeta “Görünen köy kılavuz istemez !…” ve “Bile bile Lades…” sözlerini doğrularcasına maçların çok doğal olarak uzaması dolayısıyla hiçbir maçın saatinde başlayamaması, son gün de maçların ödül törenleriyle gece 24.00′e dayanması sadece insanları yormakla kalmadı, takımların konsantrasyonlarını da taciz etti ?… DEĞER AĞABEYİ ANDIK...Türk voleybolunun en büyük sembolü Değer Eraybar'ı aramızdan ayrılışının 6. yıldönümünde 22. Nisanda bir kez daha sevgi, saygı, özlem ve rahmetle andık...
BİR BÜYÜK HATA, BİN DEVASA AYIP...Fenerbahçe Grundig – Halkbank final maçı sırasında ve sonrasında yaşananların tartışması çok uzun sürdü… Koca bir sezonun, akıtılan paraların ve terin hedeflenen şampiyonlukla kucaklaşamamasının yol açtığı hayal kırıklığına suçlu arandı ?…
Maçta çok kritik, istem dışı bir hata yapan Baş hakem Erdal Akıncı, çoğu Fenerbahçelilerce (İstinalar, benim gibi düşünen sarı lacivertli gönüldaşların sayısı da az değil ?…) resmen acımasızca “Günah Keçisi” ilan edildi...
Fenerbahçe’nin voleybola çok büyük yatırımlar yapması her zaman takdirle karşılanmıştır, alkışlanmıştır… Voleybolun son yıllarda kitlelere sevdirilmesinde başrol oynamıştır… Bunu kimse inkar edemez ?…
Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Dinçay, Halkbank maçında yaşanan hakem hataları ile ilgili serzenişinde haklı olduğu nokta, çok kritik bir yerde yapılan hakem hatası ve dolayısıyla bozulan takım motivasyonuydu…
Belki Baş hakem Erdal Akıncı o yanlış düdüğü çalmasaydı (Üzerine basa basa vurguluyorum, “Yanlı” değil, “Yanlış” düdük…) durum 1-2 değil, 2-1 olacak, Fenerbahçe Grundig büyük avantaj yakalayacak, belki de o hız ve moralle maçı kazanıp, seriyi 2-2′ye taşıyacaktı varsayımı da söz konusuydu ?…
Erdal Akıncı, Uluslararası maçlarda, yabancı gözlemcilerde defalarca 100 üzerinden 90 ila 96 puan almış bir genç hakemimizdi… Bu anlık hatasına üzüntü duymamak elde değildi ?… Ancak o gece Erdal Akıncı’ya yapılanlar, “Hırsız” yakıştırması çirkindi, sportmenlikle hiç mi hiç bağdaşmadı… Hakan Dinçay’ın verilen emeklerin, yatırılan paraların karşılığının karşılığını sahada almak istemeleriyle ilgili vurgusunu, destek değil de köstek gördükleri iddiasını, üzüntü ve bir anlık öfke patlamasının bir sonucu olarak talihsiz bir yorum olarak gördüm... Bu ifade, Federasyonu direk suçlayan, o hatanın ardında sanki bilinçli ve kasıtlı masa başı oyunları olduğu imasını taşımaktaydı, fanatik bir bakış açısıydı, üzücü ve düşündürücüydü… Karşılaşmayı izleyen Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu üyelerinin başhakem Erdal Akıncı’nın 2. setin sonundaki söz konusu yanlış kararı sonrası bu denli reaksiyon göstermeleri, el kol hareketleri ve neredeyse takımı sahadan çekecek kadar fanatik tahrikkâr sözlerle tepki göstermeleri, daha da ileri giderek yanlarında oturan Mutlu Başkan'ı ve Ekşi Başkan Vekili'ni hesap sorarak azarlamaları gerçekten yakışmadı… Hele seremoniye çıkmamaları da yanlışlarına tuz biber ekti… Akıllarınca Federasyonu protesto ettiler… Yakışmadı…
Ayrıca bu davranışa, Federasyonun hiç bir yaptırım uygulamması da merak konusu oldu ?.. Dünyanın en değerlilerinden olduğu iddia edilen bir ligde şampiyonluk seremonisine çıkmamak, hakem, yönetici önüne gelen kim olursa paylamak, suçlamak Federasyona göre her halde sıradan, olağan şeyler olarak değerlendirildi ?... VERDA ÇOLAKOĞLU VOLEYBOL CAMİASINI VEFASIZLIKLA SUÇLADI...Türk voleybolunun unutulan, bir minik anmanın bile çok görüldüğü sembollerinin başında gelen, Türkiye’nin Voleybol sporundaki öncülerinden Voleybol Federasyonu Kurucu Başkanı ve kısa adı CEV olan Avrupa Konfederasyonu’nda 2. Başkanlık mertebesine kadar yirmi yılı aşkın görev yapan, merhum Vahit Çolakoğlu'nun kızı, dostum Verda Çolakoğlu bana çok özel bir mektup yazarak içini döktü…
Paylaşmayı görev saydım… İşte noktası, virgülüne dokunmadan köşemde yayınladığım o düşündürücü mektup…
“Sevgili Hasan, voleybol camiası bence bir değişiklik istiyor. Babam Vahit Çolakoğlu Türkiye’nin ilk federasyon başkanı, Avrupa Voleybol Konfederasyonu Federasyonu 2. Başkanlığını ilk Türk olarak senelerce yaptı. Milli Olimpiyat Komitesi Yüksek Danışma Kurulu Başkanıydı. 23 Temmuz 2003 de vefat eden, senelerini voleybol camiasına adamış bu değerli insanın mezarı başında anılmaması, adına senin plaj voleybolu turnuvaları dışında turnuva düzenlenmemesi, doğum yeri Uşak veya İstanbul’da ufak bir spor salonuna bile isminin verilmemesi kızı olarak beni çok üzdü. Bu voleybol camiasının vefasızlık örneğidir. Bir kaç kişiyle görüştüm. Ama o kadar. Bizim, size göre ufacık olan yüzme camiası bile bu konularda çok daha duyarlı. Sana bildirmek belki de içimi dökmek istedim. Sevgiler. Verda Çolakoğlu”
Verda’nın bu serzenişi gerçekten dikkate alınmalıydı… Federasyon’a ebediyete intikal eden sembollerimizle ilgili ahde vefaya çağırarak defalarca öneride bulundum, ama nafile… Kafaları başka önemli şeylerle meşgul ?... Bu konuda mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim…
EPİRDEN 2014 SÜPER GEÇTİ…EPİRDEN 2014 bu yıl Eskişehir Espark, Edremit Zeytinli ve Patara turnuvalarıyla gene başarılı, kusursuz, rengarenk bir seriyi geride bıraktı… Ev sahipliklerini sadece Eskişehir’in değil, sanata, spora ve insana verdiği değerle tüm Türkiye’de ismini pekiştiren bir AVM olan Espark’ın, Popüler Edremit Belediyesi’nin, ana sponsorluğunu ülkemizin tartışmasız tek güvenilir kaliteli, üstün nitelikli kedi ve köpek mamalarını internet üzerinden hayvanseverlere aracısız, taze ve ucuz evlerimize ulaştıran temizmama.com ve ürünü Bona Cibo’nun üstlendiği, biri Türk 11′i yabancı, 12 takımın katıldığı EPİRDEN 2014 Bayanlar Plaj Voleybolu Serisi'nin tüm final maçları naklen ve banttan, internet üzerinden dünyada bir çok ülkeye yayınlandı... Dünyada ilk kez bir Rus sporcu (Olga) ile bir Amerikalı sporcu (Brooke) birbirlerinin partneri olarak oluşturdukları takımla şampiyon olurlarken, tüm dünyaya sporun erdemini göstermiş oldular... Edremit’de final maçını 3000 civarında voleybol severin seyretmesi, oynanan 3 final maçının da uzatmalarda 2-1 biterken gerek kalite, gerek se heyecan bakımından tavan yapması bizleri mutlu kıldı, yorgunluğumuzu unutturdu… A ERKEK MİLLİ TAKIMIMIZ DİBE VURDU...Avrupa Erkekler Ligi’nde, B Grubunda A Erkek Milli Takımımız, zayıf halka Danimarka’nın bir üstünde, Slovenya, Makedonya ve Avusturya gibi aslında bizlere rakip olmaması gereken takımların altında kalarak, grubunu ancak 4. sırada tamamlayarak bizleri, 2015 Avrupa Şampiyonası elemelerinden sonra ikinci kez hayal kırıklığına uğratarak üzdü…
Avrupa Bayanlar Ligi’nde ise gençleştirilmiş A Milli Takımımız, Slovenya, Bulgaristan ve Azerbaycan gibi vasat rakipler önünde 3 mağlubiyet almasına karşın grubunu ilk sırada tamamladı…
Gençleştirilmiş Bayan Milli Takımımız, ülkelerin genç ve 2. takımlarla katıldığı CEV’in Avrupa Kupası'nda şampiyon olurken, eksikliklerine rağmen gittikçe devleşen Kübra başta olmak üzere bazı kızlarımız bizlere ışık ve ümit saçtı…
HAKEMLERİMİZ GURURUMUZ OLDU...Yoğun çalışmalar yapılan Türk Voleybol Hakemliği Müessesesi gene gururumuz olmaya devam etti… 2014 CEV Kupalarında tam 11 hakemimizin görevlendirilmesi gurur vericiydi….
ANTRENÖRLERİMİZE AYIP EDİLDİ...Türk Antrenörlerinin küskünlüğü ve heyecan kaybı beni endişelendirmekle kalmıyor, hayli üzüyor…
Kendi ülkelerinde, bugünlere bizzat taşıdıkları voleybolumuzda başta Federasyonumuz olmak üzere Kulüplerimizden hala 2. sınıf vatandaş (!) muamelesi görmeleri utanç verici ve düşündürücüdür… A Erkek Milli Takımımızın teslim edildiği Reşat Arığ’a yapılan ise ayıbın ötesinde bir saygısızlıktı… Bu aymazlığa imza atanları (!) hala bir an için kendilerinin de yerine birer yabancı, birer spagetti/pizza çocuğu atandığını düşünmeye davet ediyorum ?… Mantık ve yaklaşım gerçekten çok çirkindi !… Antrenör Derneklerimizin de bu aymazlığa kıllarını kıpırdatmamaları çok üzücüydü… Federasyonumuza özellikle vefakar ve cefakar alt yapı antrenörleri için kademeli bir “Yetiştiricilik / Emek Primi” yönetmeliği hazırlaması gerekliliğini önermeye kalkıştığım bir süreçte ben utandım, onlar utanmadılar... FEDERASYONUN BASIN EKONOMİSİ...Trilyonlarla oynayan Federasyonumuzun, şirin gözükmeye çalıştığı, yapmacık davetlerle Basını kucaklar gibi yapıp, sonrasında da hovardalıklarını bir kenara bırakarak üç kuruşluk ekonomi (!) düşüncesiyle voleybol basınının emektarlarını birçok organizasyona davet etmemesi, istisnalarda da ayırımcılık yapması hoş karşılanmadı, etik bulunmadı… TRT VE RASTGELE YAYINCILIK…Vatandaştan metazori aldığı , benim gibi kitlelerin asla helal etmediği topladığı haraçlarla (!) har vurup, harman savuran TRT’nin tüm diğer programları gibi, voleybol programları da tam bir keyfilik ve gelişigüzellik içerisinde yapılmakta… Torpilli yönetmenler, sunucular ve de yorumcular (Sadece birkaçını tenzi ediyorum, onlar zaten kendilerini kastetmediğimi çok iyi biliyorlar ?…) son yıllarda bu çok özel ve güçlü kurumu çok aşağılara çekti… Voleybolda erkeklerde koskoca bir Dünya Şampiyonası oynandı, TRT duyarsız, sorumsuz anlayışını burada da sürdürerek bu çok önemli organizasyonu yayınlamamakta ısrar etti... TRT'NİN BIR BAŞKA AYIBI...Koca devlet televizyonu TRT’nin, saçma sapan hovarda harcamalarının yanında yurt dışından yaptığı yayınlarda tasarruf yaparak (!), bırakın bir yorumcuya sırtını dayaması, yerinde maçı canlı anlatacak bir spiker bile görevlendirmemesi, maçı bizler gibi ekrandan izleyip, merkezden anlatmaya çalışan bir spikeriyle geçiştirmesi ayıplandı... NTV SPOR’UN BÜYÜK SAYGISIZLIĞI…Bu yayın kuruluşunun voleybol erkeklerde dünya şampiyonasının finali, ABD – BREZİLYA maçının naklen yayın anonsunu günlerce yapmasına, sitesinde program bölümünde, yayın akışı içerisinde yayınlamasına rağmen hiç bir açıklama yapmadan, hiç bir anonsta bulunmadan son anda bu maç yerine Ümitler Basketbol Erkek Takımımızın Avrupa Şampiyonası finalini yayına sokması ekran başına oturan voleybolseverleri çileden çıkardı, protestolar yağdı, kınandı... Bu arada bazı basın/medya kuruluşlarının yıllardan beri voleybolumuzda süregelen "Bayan" tanımlamasını hiçe sayıp "Kadın" tanımlamasını kullanma inatları, hatta daha da ileri giderek, TVF tarafından resmi olarak kullanılan "Bayanlar Ligi"ni kafalarına göre (!) "Kadınlar Ligi" olarak kullanmaları ve buna TVF'nin sessiz ve kayıtsız kalması gerçekten üzücü... YÜCEL ASLAN'I KAYBETTİK !...Yaklaşık 1 yıldır seferber olduk…Son 1 yılını resmen ona vakfeden Gülnur’un etrafında toplandık…Herkes bir şeyler vermeye, bir şeyler yapmaya çabaladı durdu…
Dağınık voleybol ailemiz onun için kenetlenip tek vücut oldu…Dualarımızı, elektriğimizi yolladık aralıksız…
İçimizde hep bir umut, hep bir ışık vardı kesintiye uğramayan…
Ama olmadı… Olamadı…
Onu daha fazla yaşatamadık ?…
Acımız çok büyüktü…Yücel Aslan hala kahramanımız... DAVETİYE KRİZİ VE KARABIYIK BAŞKANA UTANÇ VERİCİ İFADELER...Grand Prix Ankara Ayaklarında önceki Federasyon Başkan Erol Ünal Karabıyık'ın davet edilmemesi, 1. Ayak sonrası kargoyla gönderilen davetiye camiamız tarafından sadece hoş karşılanmakla kalmadı, ayıplandı... Sonrasında basına servis edilen yalan yanlış ifadeler ve sarf edilen Karabıyık’a yönelik utanç verici yakışıksız ifadeler herkesi ziyadesiyle üzdü…
“Şovmenlik”, “Başarıyı gölgelemek”, ve “Bu tür olaylarla gündeme gelme arzusu” gibi had aşan ifadeler vefasızlığın ötesinde edep ve terbiye kurallarını da çiğnedi… VOLEYBOLUMUZDA 2014 -2- (04 Ocak 2014'te yayında olacak...) Bu yazı dizisi aynı zamanda www.turkiyehaberajansi.com ve www.turksporajansi.com sitesinde de yayınlanmaktadır...*YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Media Plus Yayın Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Köşe yazarlarının düşünceleri, fikir ve yazıları kendilerini bağlar. Sitede yayınlanan yazılar, mesajlar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Voleybolx.com bundan imtina eder ve hiçbir sorumluluk kabul etmez.
Diğer Haberler
Yayınlanma: 02 Ocak 2015 - 17:12
Güncelleme: 04 Ocak 2015 - 17:45
VOLEYBOLUMUZDA 2014 -1-
Sitemiz yazarlarından Hasan Uğur Epirden, sizler için Voleybol'da 2014'u değerlendirdi...
Diğer Haberler
02 Ocak 2015 - 17:12
Güncelleme: 04 Ocak 2015 - 17:45










