VOLEYBOLUMUZDA 2014 (Bölüm 1'i okumak için tıklayınız...) UZMAN SORULAR...Köşe yazılarımda, okuyucularım tarafından sorulan, Federasonumuza ilettiğim sorular her zamanki gibi ağır gelmiş olacak ki, gene cevapsız kaldı...
Aynı şekilde bir uzman soru zincirini de ben direk Federasyon Başkanımız Özkan Mutlugil’e sormuştum... Sonuç : sessizlik ?...
FEDERASYONUMUZDA “NEJAT SANCAK FOBİSİ”... Gururumuz, FIVB (Uluslararası Voleybol Federasyonu) Uluslararası Voleybol Antrenör Hocası ve Coach Nejat Sancak FIVB tarafında el üstünde tutulur, birçok ülkede defalarca “Kurs Direktörü” olarak görevlendirilirken, ülkemizin çok bilmiş federasyonu tarafından bırakınız destek görmesini, istifade bile edilmeme düşüncesizliği yadırganmakta...
VOLEYBOL MARŞIMIZ YOK EDİLDİ...Her yönüyle mükemmel olarak nitelendirdiğim, gerek kızlarımız, gerekse erkeklerimiz için özenle hazırlanmış Voleybol Marşı’mız imha mı edildi ?...
Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Umut Özbek tarafından Milli Takımlarımız için özel bestelenen, yine Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından seslendirilen bu harikulade marş neden artık çalınmıyor ?…
Bir zamanlar Onuncu Yıl Marşı’mızın başına gelenler (!) nakaratında yer alan bayanlar için “Türk’üz biz, Filenin Sultanlarıyız…” Erkekler için “Türk’üz biz, Filenin Aslanlarıyız…” mısraları nedeniyle Voleybol Marşı’mızın başına da mı geldi ?…
O günün koşullarında, sıfır maliyetle ama profesyonelce hazırlanmış bu çarpıcı ve etkileyici marşımızın unutturulmaya çalışılmasının nedeni, sözlerinin aynı zamanda bir usta edebiyatçı olan eski Başkan Erol Ünal Karabıyık tarafından yazılmış olması mı ?… Ya da Karabıyık Başkanın bazıları üzerinde hala bir psikolojik deformasyonu mu var ?… TVF'YE GÖRE BASINDA VOLEYBOL...Ömer Gürsoy, 11 Eylül 2014 tarihli Habertürk Gazetesinde yayınlanan yazısında Erol Ünal Karabıyık Başkandan bahsetmiş… Ama gelin görün ki TVF, sitesinde “Basında Voleybol” bölümünde bu yazıya yer vermemiş ?… Baktım, bu yazı 11, 12, 13 Eylül tarihlerinde diğer voleybol yazıları / haberleri içerisinde yok ?…
Oysa her hangi bir konut ilanında dahi “Voleybol” kelimesi geçmişse, kıldan, tüyden alakasız tam sayfa yazılarda sadece bir tek bir “Voleybol” kelimesinin geçmesi halinde Federasyonumuz bunu gururla (!) voleybol haberleri sütun santimine ilave edip, “Basında Voleybol” bölümünde yer veriyor, sonrasında da şişirilmiş istatistikleri kamuoyuna yedirmeye çalışıyor ?…
Benzer pek çok uygulamalarını da zaten birçok kez tespit etmiştim… Bir örnek vermek gerekirse, 21 Mart 2014 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki yarım sayfa haber de görmezden gelinenler (!) arasında yer almakta ?…
TVF tarafından yer verilmeyince sitemizde yayınladığımız için bu habere sansür uygulandığını o zaman tesbit etmiştim… Verdiğim linkten sitemizdeki habere ulaşabilirsiniz.Haberi okumak için tıklayınız...
Camiayı kucaklamaktan (!), saygıdan bahseden Federasyonumuzun Başkanı Özkan Mutlugil’den konuya ilişkin inandırıcı, dobra bir açıklama bekledim, gene kendisine yakışanı (!) yaptı, susma hakkını kullandı...
BARBOLİNİ KABUSU...FIVB Bayanlar Dünya Şampiyonası başta olmak üzere başında çıktığı tüm maçlar göz önüne alındığında, Bayan Milli Takımımıza hiç bir şey veremediği gibi, bırakın bir maç çevirmeyi, bir set bile kazandıramayan, 3′er puanla kazanacağımız hedef maçları bile bizi bağırta bağırta veren pek ünlü (!) İtalyan Massimo Barbolini’yi eleştirmekten yoruldum...
Federasyonumuzun, pek bi Teknik Kurulunun (!) bizlere sadece ızdırap verme düşüncesiyle, hiç bir fedakarlıktan kaçınmayarak (!) başımıza saldığı bu kabus salgılayan İtalyan'ın 9 ila 14 saniye kullandığı (O da kullanmak denirse ?…) 30 saniyelik molaların 4 saniyesini yutan (!) o cümle tekrarları hala kulaklarımı tırmalayıp, duruyor... “Hayde… Bir, ki, uç… Turkiya…” Ülkemizde hayatını azanan ancak “TÜRKİYE” demesini öğrenemeyen bir İtalyan'dan bizlerin medet beklemesi traji kömiktir... Dünya Şampiyonası öncesi ve 9.luk sonrasında verdiği 2 demeçteki tutarsızlık sadece kimlik zafiyetinin değil, korkaklığının ve kendine güvensizliğinin, dahası 2016 Rio Olimpiyat Oyunlarına kadar kendisini hince garanti altına alma düşüncesinden başka bir şey değildir ?... "Hedef final oynamak !..." 03.09.2014 "İlk onda bitirmek önemliydi..." 05.10.2014 SUAT KILIÇ HUKUK DUVARINA TOSLADI...Bilindiği gibi, 3,5 milyon liralık afiş bedelini, usulsüz bulduğu için ödemeyen TVF Eski Başkanı Erol Ünal Karabıyık aleyhine açtığı dava reddedilen Gençlik ve Spor eski Bakanı "Kınacı" Suat Kılıç, "Kanun yararına düzeltme" talebiyle Adalet Bakanlığına baş vurmuştu...
Duyanlara "Bu kadarı da olmaz, pes doğrusu" dedirten olay şu şekilde gelişmişti...
Eski Spor Bakanı Suat Kılıç'ın, Sports TV'de Metin Görgün'ün programında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu ve hakaret ettiği gerekçesi ile eski Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık aleyhine açtığı davada, savcılık takipsizlik kararı vermişti...
Suat Kılıç, bu karara Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinde itiraz etmişti... Bu itirazı inceleyen Mahkeme, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kararında usul ve yasaya aykırı bir yön görmeyerek itirazı üç hakîmin oybirliği ile reddetti...
Bu kararı kabullenemeyen (!) Suat Kılıç, Adalet Bakanlığına, verilen kararda hukuka, usul ve yasaya aykırılık bulunduğu iddiasıyla, olağanüstü ve istisnai bir durum olan "Kanun yararına bozma" başvurusunda bulundu...
Hükümet tarafından "kumpas" olarak nitelenen Balyoz, Ergenekon gibi davalarda dahi bu yola gidilmediği düşünüldüğünde Suat Kılıç'ın Erol Başkana olan muhabbeti (!) daha iyi anlaşıldı, seçim sürecinde Mutlu Başkan ve arkadaşları ile kurduğu yakın ilişkinin (!) kodları da ortaya çıktı...
CEVAPSIZ KALAN UZMAN SORULARIM VE HURŞİT YAZILARI...27 Ekim 2014'te köşemden Voleybol Federasyonuna sorduğum "Uzman Sorular"ım her zamanki gibi pek ağır geldi ve cevapsız kaldı... Sonrasında ise, sorduğum bu "Uzman Sorular"ı Federasyon yerine üşenmeyip, bendeniz dillere destan olan ve tıklanma rekorları kıran, 12 bölümden oluşan "Hurşit Yazıları"mda cevapladım... En ufak bir açıklama, tekzip gelmedi, dolayısıyla da tüm sorularımın karşılığı paylaştığım o cevaplar tahminlerim ve iddialarım doğrultusunda beni yanıltmadı ?...
İşte, VOLEYBOLX'te geçmiş yazılarımın altında da hala bulup, tekrar okuyup hatırlayabileceğiniz, "Hurşit Yazıları"mın özeti:
1. TVF'nin Mutlu yöneticilerine yönelttiğim iddia ve sorulara cevap alamayınca, her birini tek tek ele alıp kendim yanıtlamaya karar verdim... Ne yapalım cevaplaması gerekenlerden tık yok ?... Hani bir söz vardır; "Adın ne Hurşit, sen söyle sen işit..."Mutlugiller, federasyon araçlarını, personelini özel işlerinde; çocuklarını, eşlerini, misafirlerini paketlerini taşıtmak için kullandı... Erol Başkan'ın iki yıl için 28 bin lira olarak açıkladığı araç giderleri, son iki yılda en az yirmi kat, yani yüzde iki bin arttı...
2. Yurt dışı seyahatlerde har vurup, harman savruldu; beş yıldızlı oteller, yeme içme, buisness class uçuşlar, lüks harcamalar, Euro cinsinden cep harçlıkları...Yönetim Kurulu faaliyet raporunda, Plaj voleybolu ligine sadece 10 erkek takımının katıldığı yani, 2013-2014 sezonunda bayan ligi yapılamadığı, sadece 10 takım ve 20 erkek sporcuya sahip olduğumuz ilan edildi...Oldukça önem verilen (!) sıkı yatırım yapılan olimpik sporumuz plaj voleybolunun hakem sayısı, voleybolcu sayısının kat be kat üzerinde...
3. Son iki yılda 50'ye yakın aday hakem kursu açıldı... Kurs hocalarına günlük 200 lira ödeniyor... Bazı hocaların, kurslara iki üç gün geç gittikleri, ancak beş günlük ücret olan 1000 lirayı tam olarak aldıkları iddiaları çok yerde konuşulmakta...Aynı şekilde, bazı kurslara Federasyonun arabası ile gidildiği halde, yol ücretleri alındığı, bazı kurslarda da kurs hocalarından biri kursu yönetirken diğerinin, gözlemcilik, hakemlik vb. göreve gidip hem kurs,hem de diğer görev bedelini ayrı ayrı ve tam olarak aldığı iddiaları da çok tartışılmakta... Son iki yılda 2572 kişiyi hakemliği bırakmaya iten uygulamalar; yönetimin adalet ve eşitlik anlayışına olan güveni yitirme, buna bağlı olarak hakemlik kariyerine yönelik kaygı, ücretler, keyfi olarak değiştirilen hakem kıyafetlerini yüksek bedelle almaya zorlanma olabilir...
4. Milli takımlarımızın adını kullanarak markasını tanıtmak için verilen pek çok hak ve imtiyazın parasal karşılığı alınamadığı gibi bazı sponsorlara ürün alım garantisi de verilmesi, “Federasyon sponsoru destekliyor...” kanaati doğurmakta...
5. Genel Kurul Gündem sıralaması ve içeriğindeki hatalar dikkat çekti...a. Genel Kurul adına Yönetim Kurulunun iş ve işlemlerini denetleyen kurulun yaptığı denetimler sonucunda yazdığı raporu, ulaştığı kanaati dinlemeden yönetimin aklanması istendi...b. Federasyon'un anayasası konumundaki TVF Ana Statüsünde yapılacak değişikliğin genel kurul öncesi kamuoyuna sunulmadan, toplumsal mutabakat sağlanmadan yapılması doğru bulunmadı...c. Genel Kuruldan istenen sebep ve sınırları belirlenmemiş borçlanma ve satış yetkileri anlaşılır gibi değil... Sanki "Ekmek elden su gölden anlayışımızı borçlanarak da olsa sürdürmeliyiz; tesis falan yapacağımız yok, olanları da satarız" der gibi ?...
Önceki dönemde bu tür yetkiler istenmemişti. Çünkü, satmayı düşünmeyen; voleybolun varlığını artırmak isteyen anlayış, sınırı, gerekçesi olmayan borçlanma yetkisi istemez... Satışı ise aklından bile geçirmez...
6. Salonlara ilan verilmeden yapılan bir ihale ile kamera alınmasında, en hafif ifade ile usulsüzlük yapılmıştır... Çünkü bu ihaleyi ilansız yapabilmek ancak kanunun 21.b maddesinde sayılan "ani ve beklenmeyen, öngörülemeyen durumlarda" mümkündür...
Oysa, burada ne "ani ve beklenmeyen" ne de "idare tarafından ön görülemeyen bir durum" var... Peki ne var ?... Görevi kötüye kullanma var, ihaleye fesat karıştırma var...
Çünkü güvenlik kamerası zorunluluğu, 2011 yılında getirildi... 3 yıl önce ilan edilen bir zorunluluğu ani, beklenmeyen, önceden öngörülemeyen bir durum kabul edilip buna göre ilansız ihale yapılamaz !...
Aslında salonlarımız yapılırken güvenlik kameraları da konulmuştu... Ama bu kameralar birileri tarafından beğenilmemiş (!) olmalı ki, kendilerine voleybolun emaneti olan altı milyon (eski parayla altı trilyon) liraya, suç işlemek pahasına yenileri alındı...
7. Önceki Federasyon tarafından yapılan plaj voleybolu salonunun Mutlu başkan tarafından "onlar bizim üstümüz" anlayışıyla İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne tahsis edilmesi, bir milyon liraya yakın harcama ve ilan verilmeden gerçekleştirilen usulsüz bir ihale ile şişme çadır yaptırılması, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne verilen salonun ısıtma, elektrik ve su bedellerinin TVF tarafından ödenmesi basiretsizliktir...
8. Mutlu Başkana antrenör görüşmesine gitme gerekçesiyle uçak bilet bedelleri, "Antrenör görüşmesi sırasında yaptığı harcamalar", "federasyonu temsilen yaptığı seyahat harcama bedeli" açıklamalarıyla binlerce lira ödendi...
Mutlugillerin göreve başladıklarında ilk aldıkları kararlar, kendilerine makam arabası, sekreter ve başkana yurt içi ve yurt dışında yapacağı görüşmeler sırasında yıllık otuz altı bin (aylık üç bin) lira temsil ve ağırlama bütçesi tahsis edilmesi oldu...
9. Kadrolu iki avukatı olduğu halde, karar duruşmasına katılmadığı için, taraf bile olmaması gereken davayı kaybedip icralık olan TVF, kırk bin liranın üzerindeki bedeli icra dairesine yatırdı... Kendi yönetimlerinin, ihmali sonucunda TVF'yi icralık yapıp bu haciz işlemini de, "Bize borç, icra, haciz bıraktı." diye Karabıyık Başkan'ın üstüne atan, kendilerine bırakılan yirmi milyon lira kaynağı inkar eden Mutlu Yöneticiler devamlı güven kaybediyor...
10. Yönetim Kurulu üyelerinin akraba, eş ve dostlarına kadrolu / kadrosuz görev, ihale verilmesi; onlardan mal ve hizmet alınması, "Bu kurtlar her şeyi yiyip bitirecek, bize acilen bir çoban köpeği lazım." fikrinin hızla yayılmasına neden oldu...
11. Vera İnşaatın üst kademesi ile TVF üst kademesi arasında kurulan yakın ilişki (!) sonucunda, Vera TVF'nin en gözde "paydaş"ı oluverdi ve Erol Ünal Karabıyık döneminde kesilen gecikme cezaları, ilave imalatlar, süre uzatımları ve buna bağlı fiyat farkları olarak Vera'ya milyonlarca lira ödendi... Bu firmayı ilgilendiren konularda, yargı ve vergi makamlarının istediği ve firma aleyhine sonuçlar doğurabileceğinden endişe edilen bilgiler gönderilmediği için Federasyon "tekit" yazılarına muhatap oldu...
MALİ GENEL KURULUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…1 Kasım gecesi yayınlanan mali genel kurul raporları ve tablolarını incelerken takıldığım bir çok şey oldu...
Öncelikle, benim ve voleybol camiasının sorularına cevap oluşturacak, nereye ne kadar harcama yapıldığını açıklayan bir yapıdan ve mali yönden hesap verme arzusundan uzak, hatta iddia konusu durumları gizleme amacını güden görüntüdeki raporlarda bol laf vardı, harcama kalemleri ve miktarları yoktu ?…
En çok dikkatimi çeken GELİR-GİDER tablosunda, giderler içinde en yüksek miktar olan 10.422.683,13 Liranın “diğer giderler” olarak açıklanması oldu; görür görmez ağzımdan “Yuh!.. (Af edersiniz) El insaf yahu…” kelimeleri döküldü… Bu sıra pek revaçta olan “torba” kelimesini anımsadım… At torbaya yani ?…
Bir de 2012 genel kurulunda sunulan GELİR-GİDER tablosunun giderler bölümünü inceledim… Diğer giderler açıklaması ile verilen miktarın sadece 110.595-TL olduğunu gördüm... Yani 2014′te verilenin yüzde 1′ini… O genel kurulda giderler kalem kalem gösterilmiş… Hangi salonun kaç liralık elektrik, su, doğalgaz tükettiğine, federasyonun araç giderlerine varana kadar…
O kadar eleştirdiğim Erol Ünal Karabıyık Başkana, dürüstlüğüne, şeffaflığına saygı duydum; “Biraz haksızlık mı ettik acaba ?…” demekten kendimi alamadım…
Giderler içinde 9.210.391,67-TL ile en yüksek ikinci kalemin karşısında “proje giderleri” yazıyor… Ben bir şey anlamadım… Hangi proje ?… “Son iki yılda gerçekleştirilen, hazırlanan proje mi var ki karşısında bedel olsun ?…” diye düşündüm…
Sonra da “Bu miktar bizim Vera inşaata yapılan fazladan ödemeler olsun ister misin ?…” diye sordum kendi kendime…
Personel giderlerini 4 milyon lira seviyelerinden 8 milyonlara çıktığını gördüm…
En üzüldüğüm ise benim tüm bu saptamalarımı Mali Genel Kurul'a katılan delegelerin yapamamış, sorgulayamamış olmaları ve "Eller havaya" topyekün Federasyonu ibra edip, daha da geniş yetkilerle donatmalarıydı...
Bakmak var, görmek var... Görmek var, görmezden gelmek var ?...
Yarın bu söylediklerimin doğru çıkması halinde o delegeler de vebal altında ezileceklerdir... Konuların tümünün yakın takipçisi olmaya devam ediyorum...
İBRA İLE GERÇEKTEN AKLANDILAR MI ?...Haftalardır çok konuşulan ve voleybolumuzun 1. gündem maddesi olan 5. Mali Genel Kurul Ankara’da yapıldı…
114 delegenin katıldığı Kurulda görevdeki federasyonun, Faaliyet Raporu ve Denetleme Raporu oybirliği ile kabul ve ibra edildi… Tahmini Bütçeler ile gündemin diğer maddeleri ve TVF Ana Statüsü ile ilgili verilen değişiklik önergesi oybirliği ile kabul edildi…
Hesapları oy birliğiyle (!) ibra oldu… Yani sözüm ona aklandılar, geniş yetkiler kuşandılar ?…
Etik bulmadığım “Açık oylama” sistemiyle yapılan ibrada birçok delege, fişlenme endişesi ve korkusuyla, istemeye istemeye bunca aykırılık iddiasına cevap veremeyen federasyon yönetimi için el kaldırdı… Zaten delegelerin büyük kısmı bildiğiniz gibi Federasyon mensupları ve de özel olarak seçilen kibar sempatizanlarından (!) oluşmaktaydı…
Voleybolumuz, “HURŞİT YAZILARI”nda ele alarak paylaştığım onlarca yanlışlık ve hovardalık cambazlığına rağmen kalkan bu sorumsuz ve sorunsuz (!) ellerle kirlendi… Bir bakıma Federasyonun ekmeğine yağ sürüldü, icraatına ortak olundu…
Sorduğum uzman soruların birine bile cevap veremeyen Federasyon aklanmış mı oldu şimdi ?…
Göreve gelirken tüm camiayı kucaklamaktan, şeffaf yönetimden, görüş ve eleştirilere açık olduklarından bahseden Mutlu Başkan, son dönemde şahsı ve federasyon hakkında kamuoyunda yapılan yorumlar ve çıkan söylentiler ile ilgili yasal işlem başlatacaklarını belirterek, kongre konuşmasını tamamlamış ?… Yani aklı sıra bana mesaj yollamış ?… Demek ki kucaklama anlayışı buymuş ?…
Yazdığım ve cevapsız kalan iddialarla ilgili olarak Türk adaletinin önüne çıkmak beni asla korkutmaz, voleybolun 47 yıllık bir emektarı olarak beni ancak gururlandırır, vicdanen rahatlatır…
Şunu açıkça iddia ediyorum, Mutlu Başkanın açacağı davada karşıma çıkması beni değil, onu, dolayısıyla dava arkadaşlarını üzer, irtifa kaybettirir…
Diğer açıdan da veremediği onlarca sorumun resmi yoldan sorulmasına ve aydınlanmasına vesile olur ?…
Belgeler konuşmaya başlar… Ulaşamadıklarımın da mahkeme kararıyla dosyaya girmesi sağlanmış olur...
Tüm dünya kimin kim, neyin ne olduğunu iyice görür, anlar…
Umarım 2 sene içinde dava karara bağlanır da Genel Kurula girerken delegelerimizin yoluna ışık tutar ?…
AÇIKLANAMAYAN BORÇ VE ÖZEL DENETİM RAPORU…Federasyonun hafif toplarının (!) Anadolu turları ve kulüp ziyaretlerinde, yemeklerde, sohbetlerde sözü yazılarıma, sonrasında da önceki Başkan Erol Ünal Karabıyık Başkan’dan nasıl bir enkaz devraldıklarına (!) getirdiklerini birkaç yerden öğrendim ?...
Kadrolu iki avukatı olduğu halde, karar duruşmasına katılmadığı için, taraf bile olmaması gereken davayı kaybedip icralık olan TVF'nin, kırk bin liranın üzerindeki bedeli icra dairesine yatırdığını, kendi yönetimlerinin, ihmali sonucunda TVF’yi icralık yapıp bu haciz işlemini de, “Bize borç, icra, haciz bıraktı.” diye Karabıyık Başkan’ın üstüne atan, kendilerine bırakılan yirmi milyon lira kaynağı inkar eden Mutlu Yöneticilerin, onun açıklamalarına, meydan okumalarına (!) karşısına çıkıp hala cevap verememeleri ilginçtir...
Karabıyık Başkan, o günlerde; bunun doğru olmadığını, bankada 5 milyona yakın nakit ile 31 Aralık 2012 tarihine kadar tahsil edilecek yaklaşık 15 milyon lira alacak olmak üzere yirmi milyon lira civarında bir kaynak bıraktığını söylemişti... Aksini iddia eden herkesle, her platformda, belgelerle tartışmaya hazır olduğunu da eklemişti...
Bu güne kadar karşısına geçip “Gel, tartışalım.” diyemeyenler, yaptığı açıklamalara, bir cümle ile bile cevap veremeyenler, özel sohbetlerde salladıkça sallıyorlar, hala ve ısrarla “Borç bıraktı.” diyorlarmış ?… Kendi başarısızlıklarını, basiretsizliklerini örtmek için her yola başvuranlar camiamızda hala ayıplanmaktalar ve ne yazık ki bu kadro voleybolumuzu yönetmekteler...
Bana bu anlatılanlardan sonra, Mutlugillere, belki de kendilerinin bile unuttukları bir özel denetim kuruluşunu ve hazırlattıkları raporu hatırlatmak istedim, 01.12.2014 tarihinde "FİLM GİBİ..." başlıklı köşe yazımda BANDEN Bağımsız Denetim Hizmetleri AŞ. adlı kuruluştan 04 Nisan 2013 tarihinde aldıkları "Özel Bağımsız Denetim Raporu" ile ilgili olarak merak ettiğim bazı hususları dile getirdim;
"1. İçinde bulunduğunuz yönetim kurulunun altında imzalarınız bulunan kararlarıyla yapılan harcamalarının, bir de özel bir denetim kuruluşu tarafından denetlenmesine neden ihtiyaç duydunuz ?… TVF’nin geçmişinde benzer bir uygulamaya rastladınız mı ?…
2. Bu kuruluşu size kim önerdi, kaç lira ödediniz ?…
3. Aldığınız rapor, sağda solda konuştuğunuz gibi borçlu bir yapıyı mı gösteriyordu ?…4. Öyle değilse neden aynı yalanı ısıtıp ısıtıp kapalı kapılar arkasında ortaya sürüyorsunuz, attığınız mertlik, delikanlılık nutuklarına, tafranıza yakışıyor mu ?…" dedim, devam ettim; "Alın elinize şu raporu, geçin Karabıyık Başkan’ın karşısına, anlatın şu borçları da hâlinizi, boyunuzun ölçüsünü görelim ?… Yok eğer bunu yapamıyor, benim bu konuda yazdıklarımı ( yazıyı okumak için tıklayınız... ) yanıtlayamıyorsanız, utanın ve susun artık !…"
Onlar için “Utanmak” olağan ve sıradan "Susmak" ise en kolaylarına gelen şeydi, gene utanmadılar ama sustular, şaşırmadım...
KABULLENMEK VE/VEYA SAYGISIZLIK... İŞTE TVF KİMLİĞİ...Her yazdığım yazı ve yazımdaki eleştirilerime kitleler katılıp, yorumlarken, esas konuşması gerekenler nedense hep “Üç maymun”u oynuyorlar ?…
“Susmak, kabullenmektir…”
Öyle demişti bana 1994 yılında Can Yücel ağabey…
Bir kırmızı Doluca’yı dipledikten sonra, Ortaköy İskelesine, Boğaza bakan masamızda, devam etmişti…
“Bak Tombul ; (Bana hep Tombul derdi rahmetli kendi cüssesine bakmadan…)
Eleştirdin mi, doğru eleştireceksin…
Kalemin bile gurur duyacak seninle…
Yazacak, yazacak, yazacaksın….
Korkmayacak, durmayacak…
‘Tükenmez’inin hakkını vereceksin !…
Doğrularınla hak yolunda öleceksin !…”
Şimdi bazıları hemen ortaya zıplayıp, “Yahu hoca iyi, güzel de, tüm yazdıkların doğru mu ?… Hiç mi yanılmıyor, yanlış yapmıyorsun ?…” diyebilir, haklıdırlardır da ?…
Tabii ki, benim de yanlışlarım olabilir ?… Bilmeyerek, yanılarak ?…
Son 15-16 yılda, internet ortamında, muhtelif web sayfalarında 10 bin makale/yazıyı bulmuşum ?… Çoğunda ortalama 8-10, hatta daha fazla konuyu işleyip, paylaştığımı düşünürsek 100 bin ayrı konu yapar ?… Binde bir yanılma payım olsa, doğaldır, 100 yanlış yapmış olabilirim ?… Ayrıca özür dilemesini bilen, derhal yanlışımı doğrusuyla da düzeltebilecek saygıya ve olgunluğa sahibim ?…
Ama bunun için bazı muhatapların, eleştirdiklerimin bana geri dönerek, açıklamalar yaparak yardımcı olmaları gerekir ?…
Ülkemiz insanında bir müzmin hastalık var… Yazdıklarınıza bazı çok bilmişler (!) “Yanlış !…” der, ama doğrusu nedir eklemez, ekleyemez ?… Bazıları da “Bu böyle olmaz !…” der, nasıl olması gerektiğini söylemez, söyleyemez ?…
44 Yıldır yazıyorum… Sadece 2 kez dava edildim, ikisinden de beraat ettim… Devamlı eleştirdiğim Federasyonumuz bir kez bile tekzip edemedi… Bilgilendirme göndermedi, gönderemedi… Nedeni sizce ne olabilir ?… Bunun sadece 2 izah tarzı var…Birincisi ; Yazdıklarımın tümü doğru olduğundan, verecek cevapları yok ?…İkincisi ; 47 yıllık voleybol geçmişi olan Epirden’i adam yerine (!) koymuyorlar, ki bu büyük saygısızlık, üstelik terbiye fukaralığı… VE SÖZÜN BİTTİĞİ YER... Mutlugil Yönetiminin federasyon seçimini kazanmasında oynadığım pozitif rol için inanılmaz pişmanım… Hayatımda yaptığım ender ama çok önemli hatalarımdan biriydi… Yanıldım, çok üzgünüm…
Genel Kurulun hemen akabinde, neyin ne olduğunu , onlara hiç güvenmediğimi anladım ama çok geçti. Zaten sonrasında beni hiç yanıltmadılar?…
İnsanoğlu bazen bilmeyerek, farkında olmayarak yaptığı yanlışlıklarla, maalesef, etrafına zarar veriyor; doğruları, ne yazık ki, geç de olsa böyle buluyor ?… Gelecek Genel Kurulda aynı hatalara düşmem mümkün olmayacak… Koca bir “bilirkişi” dosyam var elimde ve her geçen gün de içeriği zenginleşiyor…
Bir okuyucumuzun paylaştığı ilginç yorum galiba herşeyi gayet iyi özetlemekte ?…
“Çok değil, 4 yıl önce basketbol voleybolu kıskanıyordu. Bugün biz onları kıskanacak hale nasıl ve niye geldik? Kim, nasıl becerdi bunu? 2010 yılında Basketfaul dergisinde Necip Kapanlı imzasıyla yayınlanan Voleybol bu işi nasıl başardı?’ başlıklı yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Linkini veriyorum: yazyı okumak içn tıklayınız... “
Bir şeyler yapıyor gözükmek, o şeyin iyi yapıldığının göstergesi değildir… Erkek Milli Takımlarımızda ve özellikle A Bayan Milli takımımızda alınabilecek en kötü sonuçlar alınmıştır… Bunda takımlarımızın seçimlerindeki yanlışlıklar, kenar yönetimlerin zafiyetleri ve beceriksizlikleri büyük rol oynamışsa da, Federasyon yönetiminin vebali çok daha büyüktür !…
Türk antrenörleri küçümsenmiş, aşağılanmış, Milli Takımlarımız gelişigüzel mantıklarla, bazı çok bilmiş kişilerce (!) tüm ikazlarımıza rağmen yetersiz ve ruhsuz ellere büyük döviz rezervlerimiz (?) çarçur edilerek teslim edilmiş, takımlarımız hedeflenen beklentilerin çok uzaklarında kalmışlardır…
Bir önceki federasyon projeleri, isim değişikliğiyle tekrar, sanki yeni projelermiş gibi (!) kamuoyuna sunulmuştur…
Plaj voleybolunda büyük hareket gözlenmiş ise de sonuç olarak bir önceki yönetimin kazandırdığı tek bir erkek takımımız dışında elle tutulur bir başarı alınamamıştır… Faal sporu sayısı ise daha da gerilemiştir…
Harcanan para ile elde edildiği sanılanlar arasında bir ters orantı olduğunu tahmin ediyorum…
Basın ile ilişkiler, Genel Kurul sonrası kısa bir süre, göstermelik olarak üst düzeye çekilme kandırmacasıyla planlanmış (!) ancak sonrasında mevcut davetleri iptal edecek kadar (!) saygısız seviyelere düşmüş, eleştirilere tahammül erdemi yerini muhatapsızlık, sorulara cevap vermeme umursamazlığına bırakmıştır…
Son Grand Prix ve Dünya Şampiyonasında Federasyonumuz tarihimizin en kalabalık kadrolarıyla miras kasadan (!) bonkörlük yaparak yer alırken, tek bir gazetecinin davet edilmemesi düşündürücüdür ?… Sanırım artık çer çöpler halı altına (!) süpürülürken, basının gözünden ırak olunması düşünülmüştür ?… Belki de ekonomi düşüncesi de (!) bu ayıbın tuzu biberi, çeşnisi olmuştur ?…
Miras kasa derken, Federasyonun bir önceki dönemden devraldığı kasanın ne olduğu ve olanakları ne şekilde harcadığı, üzerine neler koyduğu, şu anda kasasında kaç para bulunduğu hala bilinmemekte, gizemini (!) korumaktadır...Mali Genel Kurulda bu hesaplar akıllarınca ustalıkla birbirlerine karıştırılmış, üşengeç ve korkak delegeler de açık oylamada "Eller Havaya..." rollerini başarıyla oynamışlardır...
Federasyonun tesis konusunda da bırakın çivi çakmayı (!), eline çekiç bile almayı düşünmediği aşikardır ?…
Bu arada Vera Şirketine karşı açılmış Tazminat Davasının bir anda uzlaşmayla (!) tatlıya bağlanmasının gerekçeleri de gizemini korumakta, çeşitli senaryolarla (!) mide bulandırmaktadır ?… Tabii bu görüşleri ele avuca sığar, mantıklı doğrularla çürütecek olan da Federasyonumuzun ta kendisidir ?…
Televizyon yayınları konusunda da çok eleştirilecek yanlışlar vardır… Her hafta 2 ve 3. Ligden canlı maç yayınları yapılan dönem, yerini milli maçların dahi yayınlatılamadığı bir sürece bırakmıştır. Son olarak, anlaşma yaptığı yayıncı kuruluşun Sultanlarımızın son 2 canlı yayınını keyfen iptal etmesi karşısındaki beceriksizliği, pasifliği, acizliği ve sessizliği de büyük öfke yaratmıştır… Koca Federasyonumuzun resmi web sitesi de evlere şenliktir… Amatör görünümlü ve de fakir içerikli, zaman zaman yanlışlar, gecikmelerle dolu olan sitede en başarılı köşe imla hatalarıyla dolu (!) “Basında Voleybol” köşesi olmuştur… Maşallah, basının kendileriyle ne kadar ilgili (!) olduğunu ispatlamak için yerel gazetelerde koca sayfada bir kez “Voleybol” kelimesi geçse kapıp haber olarak koymuşlar, beğenmediklerine sansür uygulamışlar, yayınlamamışlardır... Voleybol ile yakından uzaktan alakası olmayan inşaat ilanlarını, muhtelif reklamları da araya bol keseden serpiştirmişlerdir ?… Orada her türlü haberi, reklam, sünnet düğünü, hatta güç arttırıcı (!) krem pazarlamaları sıradan bir yerel gazeteyi kullanarak bedavaya yaptırılabilecek duruma gelmiştir ?... Yeter ki bir yerlerde “Voleybol” kelimesi bir kez olsun geçsin ?…
Merkez Hakem Komitesi ve başkanı hakkında yazdığım methiyeler, yakın arşivimde korunmasına (!) karşın, son zamanlarda aldığım bazı istihbaratlar nedeniyle bu konuda geniş açıklamalar yapmayı şu anda doğru bulmuyorum… Bazı malzemeler toplanıp, tarafımdan iyice incelendikten sonra hiç bir tesir altında kalmadan gerekli yorumumu yapacağımdan kimsenin şüphesi olmasın ?…
Bir büyük ayıp zinciri de Milli değerlerimizde yaşanmıştır ?…Geçtiğimiz yıl Meksika’da maç öncesi seremonisinde yaşanan, dehşet verici Bayrak krizine yenileri eklenmiş, Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonasının FIVB’de tanzim edilen ilgili sayfasında logo niyetine (!) kullanılan kavuniçine çalan rengi ve yanlış ay-yıldız biçim ve ölçülerindeki bayrağımıza, gene sonradan düzeltilse de FIVB’nin istediği minütajdan daha uzun teslim edilen Milli Marşımızın yarıda kesilmesine karşı sessiz ve duyarsız kalınmıştır… Son olarak Eczacıbaşı Bayan Takımımızın Fransa'daki maçında salona asılan bayrağın da normal ölçülerin dışında olduğu pas geçilmiştir... Onuncu Yıl Marşına, sonrasında da Voleybol Marşımıza konulan ambargo işin bir başka boyutunu oluşturmaktadır...
Milli değerlerimize karşı sergilenen ayıplar, voleybolumuza eşsiz hizmetler veren değerlerimize karşı da vefasızlık olarak pervasızca sergilenmiştir…
Tüm karanlıkta kalan, gizemini koruyan, bu süreç içinde Federasyonumuzu zan altında bırakan bilinmeyenlerin ve sorularımın cevaplandırılmaması kendileri için bir görev suistimali olduğu kadar da bir onur meselesidir...
Şu unutulmamalıdır… Yanlışlar er geç ortaya çıkar, gecenin karanlığı yerini, her zaman, şafakta aydınlığa, güneşe bırakır… Gene öyle olacak, emin olun...
Bu arada Voleybolu yönettiklerini zannedenler arasında, “EPİRDEN’i kimse okumuyor ?…” açıklamasıyla önce kendini, sonrasında da voleybolumuzun bazı değerli aile fertlerini kandırmaya çalışan fesat dedikodu çaylağı (!) için özel bir bilgilendirmede bulunmak istiyorum… Öncelikle arkamdan konuşacağına, çıksın karşıma delikanlılar gibi, ona belgelerle EPİRDEN’i kaç kişinin okuduğunu / takip ettiğini izah edeyim ?… EPİRDEN’in sadece son 4 ay, VOLEYBOLX, TÜRKİYE HABER AJANSI, TÜRK SPOR AJANSI ve DAKTİLO SAYFASI’ndaki köşe yazıları, özel haberleri ve maç yorumlarının okunma sayısı 24.12.2014 tarihi itibarıyla tam 1.337.402′dir… Federasyonun yazılarımı en sıkı takip ettiğinden emin olduğum bu pek sevimli (!) üyesine önceki sorumu tekrarlıyorum...Türkiye Voleybol Federasyonumuzun resmi web sitesinin son 4 aydaki ziyaretçi sayısını bana açıklayabilir mi ?… Galiba "SÖZÜN BİTTİĞİ YER"e geldik ?...05 ocak 2015 pazartesi günkü “GEL DE GÜVEN...” başlıklı yazımda yayınlayacağım bir belge "SÖZÜN BİTTİĞİ YER”in adresi olacak !...
”Küçük insanlar kişilerle, normal insanlar olaylarla, büyük insanlar fikirlerle uğraşır.” demiş Hyman G. Ricover... Zengin fikirlerinizi esirgemeyin, görüş ve eleştirilerinizi daima cesurca paylaşınız... Voleybolun esas serveti bu ayrıcalıkta saklı zira ?... Voleybolu sinesinde özümseyebilen, yürekleri karşılıksız bir tutkuyla çarpan, gerçek voleybol dostlarıma selam olsun, 2015'in her evresinde mutluluklar ve başarılarla kucaklaşsınlar... Beni “EPİRDEN” yapan siz değerli okuyucularıma engin sevgilerimi, derin saygılarımı sunuyorum...
*YASAL UYARI: Yayınlanan yazı/haberin tüm hakları Media Plus Yayın Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Köşe yazarlarının düşünceleri, fikir ve yazıları kendilerini bağlar. Sitede yayınlanan yazılar, mesajlar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Voleybolx.com bundan imtina eder ve hiçbir sorumluluk kabul etmez.
Diğer Haberler
Yayınlanma: 04 Ocak 2015 - 17:25
Güncelleme: 07 Ocak 2015 - 00:44
VOLEYBOLUMUZDA 2014 -2-
Sitemiz yazarlarından Hasan Uğur Epirden, sizler için Voleybol'da 2014'u değerlendirdi...
Diğer Haberler
04 Ocak 2015 - 17:25
Güncelleme: 07 Ocak 2015 - 00:44










