Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.M. K. ATATÜRKÖrümcek kafalıların cehaletinin karalığına karşın, medeniyetin ışığını seçmiş, Baş öğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden ve onun ilke ve inkılaplarını bıkmadan usanmadan genç ve taze beyinlere aşılayan, laiklik yolundan sapmayan ,vatanını ve milletini özünden çok seven tüm sevgili öğretmenlerimizin geçmiş günü kutlu olsun...Türk Bayan voleybolumuzun mimarı Cengiz Göllü başarılı bir böbrek ameliyatı geçirdi… Durumunun çok şükür iyi olduğunu öğrendim… Büyük geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum…Bu arada yıllarını Burhan Felek Spor Salonlarına vermiş, bu tarihi salonumuzla anılır olmuş emekçi kardeşim Ramiz Kayın’ın “Buraya kadar, müsaadelerinizle…” deyip, kendisini emekliye ayırdığını öğrendim… Üzüldüm… Ramiz Kayın’ın yerini doldurmak çok zor… Kendisine bundan sonraki yaşantısında “Başarılar” diliyorum…Değerli okurlarım,
Sitemize yapılan büyük çaplı saldırı sebebiyle yaklaşık 1 haftadır sitemiz kapalı durumdaydı.Atağın büyüklüğü, birilerini gerçekten kızdırdığımızı anlamamıza sebep oldu ve bundan çok mutluyuz. Bu, sizlere sunduğumuz hizmetlerin kalitesini ve faydasını ispatlar niteliktedir.Serverımızda günlerdir yaptığımız çalışmalar sonucunda saldırılar halen devam etmesine rağmen, sitemizi nihayet açılabilir duruma getirdik. Şuanda tüm güvenlik önlemleri alınmakla birlikte, atağı yapan kişilerin bulunmasına yönelik de çok ciddi çalışmalar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Emniyet Müdürlüğü, Bilişim Yolu İle İşlenen Şuçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından sürdürülmektedir.Şundan emin olabilirsiniz ki, siz değerli voleybol severlerin, verdiğimiz hizmetleri almasına engel olmak isteyen bu kişilerin yakalanması için, sonuna kadar gidilecek ve en yüksek mahkemelerce haklarında en ciddi yasal işlemler başlatılacaktır.Bu sebeple, köşe yazımın gecikmeli olarak yayınlanması ve bazı yazılarımın güncelliğini kaybetmesi dolayısıyla tüm okuyucularımdan özür diliyorum…
Emin olun en az bu kadar yazımı yayınlayamamanın üzüntüsünü taşıyorum…
Derin saygı, engin sevgilerimle…
Hasan Uğur EpirdenFEDERASYONUN “BAYAN” TERİMİNE “KADIN” İNADI…“Bir deli kuyuya taş atar, bin akıllı çıkaramaz…” diye boşuna dememişler ?...
Türkiye Voleybol Federasyonu’nun kuruluşu olan 1958 yılından bu yana voleybolumuzda “Bayan” tanımlaması kullanılmakta iken bazı kişi ve kuruluşların başlattığı ve neredeyse kampanyaya dönüşen “Kadın” tanımlaması üzerine yaklaşık 4 yıldır düşüncelerimi paylaştığım sayısız yazımla kafalarında “Kadın” tanımlamasını saplantı haline getirenlerle ve de sırf münafıklık yaparak kendilerini akıllarınca bilgiç zannedenlerle (!) karşı tüm iyi niyetimle, sabırla mücadelemi sürdürmekteyim…Başta bazı basın ve medya kuruluşları olmak üzere, “Kadın” tanımlamasını inatla kullananlara dilimin döndüğünce, Türkçemizin tüm seçkin kelimelerini kullanarak (!) uyarmaya çalıştım… Ancak bu aymazlık Federasyonumuzun resmi “Bayanlar ligi” isminin “Kadınlar ligi” olarak dejenere edilmesine kadar ilerledi…
Bunu yapanlar arasında Federasyonun yayın sponsorlarının oluşu da düşündürücü ?...Eski Başkan, “Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık, 2050 yılına kadar koltuk hesabı yaparken, bu konuya duyarsız kalmış, hatta bir basın toplantısında, karşısına kimseyi almama düşüncesinden (!) olacak, “Eğer bu konuda çok ısrarcı olunursa kadın da diyebiliriz..” diyerek, bu kişi ve kuruluşlara neredeyse davetiye çıkarmış, zamanın meyve suyu isim sponsoru da işi sulandırarak, ona ayak uydurmuştu ?...
Karabıyık’ın voleybol ailemizin yenilerinden olması, kendisini pohpohlayarak “Yılın Spor Adamı” payesi veren cici (!) basın ve medyasını karşısına almama ve şirin gözükme (!) düşüncesi, Bayan Milli Takım sporcularımız başta olmak üzere tüm kızlarımızın istisna sız “Kadın” tanımlamasından dolayı rahatsızlıklarını açıkça ortaya koymalarına rağmen, yılların alışılagelmiş tanımlamasının yerlerde sürümesinin başlıca sebepleriydi…23 Kasım Cuma günü, liglerimizin yeni isim sponsoru Acıbadem’in tanıtıldığı basın toplantısında voleybol basınımızın emektarlarından Zeki Kuban, bu hassas konuyu gündeme taşıyınca, Başkan Özkan Mutlugil son noktayı koydu ve 1958’den bu yana voleybolumuzda alışılagelmiş olarak kullanılmakta olan “Bayan” tanımlamasından vazgeçilmesinin mümkün olamayacağını açık ve net biçimde vurguladı…Şimdi Federasyondan beklediğim, başta yayıncı kuruluşlar olmak üzere, malum diğer basın, medya, ajanslar dahil “Kadın” diye inatla direten bu gurubun beyinlerine bu hassas konuyu kabul ettirmesi ?...Ayrıca, 1. ligimizin yeni isim sponsoru Acıbadem’in bu konuya ilişkin duyarlılığını ve kararlılığını da merak etmiyor değilim ?...
Konuyu şimdilik burada kesiyor, takibe geçiyorum…KARABIYIK’TAN KAÇTI, MUTLUGİL’LE EL SIKIŞTI…Acıbadem Sağlık Grubu, Türkiye Voleybol Federasyonu ile yaptığı sponsorluk anlaşması ile Erkekler ve Bayanlar Voleybol 1. Ligleri’ne isim sponsoru oldu…
TVF ve Acıbadem arasında imzalanan protokole göre 2 yıl süresince Voleybol 1. Ligleri’nin isim hakkı, Acıbadem´in oldu…
Böylelikle eski Başkan “Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık yüzünden camiamıza arkasını dönen Mehmet Ali Aydınlar, yeni Başkan Özkan Mutlugil’in daveti üzerine geri döndü…
Yani özetle, taşlar yerine yakışarak oturdu…
Acıbadem Grubu’na ve Mehmet Ali Aydınlar’a “Hoş geldiniz…” diyorum… BÜYÜK ONUR… Amerika Birleşik Devletleri'nde 19-21 Eylül 2012 tarihleri arasında yapılan seçimle Uluslararası Voleybol Federasyonu Başkanı olan Dr. Ary S. Graça komisyonlarını açıkladı.Voleybolx.com olarak geçen hafta aldığımız istihbarat bizleri oldukça heyecanlandırmış, ancak sizlerle paylaşmak için temkinli davranıp resmi açıklamayı beklemeye koyulmuştuk…FIVB’nin tüm komisyonlarını oluşturması ve resmen açıklanmasından sadece 3 dakika sonrası da tüm Türkiye’ye müjdeyi sitemizden duyurduk…Başkanımız Özkan Mutlugil Plaj Vol eybolu, MHK başkanı Ümit Sokullu Hakem Komisyonu ve TVF Sağlık ve Dopingle Mücadele Kurulu'ndan Prof. Dr. Ufuk Demirkılıç Sağlık Komisyonu'nda yer aldı…Bu arada CEV komisyonlarında ise yönetim kurulunda yer alan As Başkanlardan Dr. Sinem Mavili'nin yanı sıra, Finans Komisyonunda Geza Dologh, Sağlık Komisyonunda Sinan Köksal, Hakem Komisyonunda Nihat Ermihan ve Hukuk Komisyonunda Sadik Hüdai Ekinci yer alıyor…YABANCI ANTRENÖR ISRARI...Çiçeği burnunda Voleybol Federasyonu’muzun en önemli sınavlarından biri Milli Takımlarımızın başına atanacak antrenörler olacaktır…
Bakıyorum da çoğumuzun ortak görüşü olan Türk antrenörlerinin aksine şirin basında (!) ve dedikodu fuayelerinde (!) özellikle Bayan Takımımız için Motta, Guidetti ve Barbaloni’den oluşan “Şeytan Üçgeni” üzerine utanmasalar “Müşterek Bahis” oynatacaklar… Bu üçlüye atfedilen methiyelere şaşırıyorum… Herhalde bendeniz bu işten eser anlamıyorum ?… Bu antrenörler meğerse çok başarılarmış ?... Koltuğunun altında Türkçe sözlük ile dolaşıp, bilgiçlik taslayan, yüce bilge (!) bir arkadaşımızın başvurduğu yolu denedim, “Başarı”nın karşılığına baktım…
Başarı : Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü.
Şimdi gelin bu kişilerde bu tarife uygun bir özellik var mı, bakalım ?...
Motta : Londra Olimpiyatlarında en az kürsüde yer alması gereken Sultanlarımızı ilk sekize sokamamak başarı mı ?...
Guidetti : Elindeki süper kadro kimde olsa o takımın elde ettiği Lig şampiyonluğunu elde ederdi ?... CEV Avrupa Şampiyonlar Ligi finalinde “Altın Set”te tam 6 kez maç servisinden maçı ve şampiyonluğu eliyle vermek mi başarı ?...
Barbaloni : Kendi sahasında Şampiyonlar Lig’inde, grubunda, en az 2 gömlek aşağıdaki Dinamo Bükreş’e 3-2, Ligin yeni takımı Sarıyer’e varlık bile gösteremeden o müthiş güçlü zengin kadrosuyla hezimete uğrayarak 3-0 yenilmenin başarı neresindedir ?...
Bu 3 yabancının tarihe kazınan başarısızlıklarını “Pas” geçip hala methiyeler düzenleyenlere küçük ama sözün bitmesi gereken bir soru soruyorum :
“Bu 3 silahşörün ve de kareyi tamamlayan Erkek Milli Takımımıza ne verdiği meçhul Basic’in yerinde Türk antrenörleri olsalardı ne olurdu ?...”SON DAKİKA : Motta ile yollar ayrıldı…ENVER GÖÇENER SONUNDA BİR KONUŞTU, PİR KONUŞTU…O gerçek bir duayen… Yaşayan efsane… Hepimizin dahi hocası… Türk antrenörlüğüne derinlik, ciddiyet, ilim, bilim ve renk getiren hocaların hocası… Dahasını sizler ekleyiniz…İşte paylaştığı çok özel yazısı… Aynen aktarıyorum… Türk antrenörlerini “Karamürsel Sepeti” zannedenlere, aklı o şekilde basanlara, dahası yabancı antrenör tacirlerine ve kulüpsel uzantılarına (!) kapak olsun !...“1970 YILINDA ATLETİZM YAPİYORDUK . VOLEYBOL TAKIMI İ.E.T.T OLARAK . HERKES 9 METRELİK KAREDE VOLEYBOL OYNANIYOR DEYİP KARŞI ÇIKTI . ŞİMDİ HERKES ATLETİZM ÇALIŞIYOR . İLK DEFA AĞIRLIK ÇALIŞMASI YAPIYORDUK . AMA AZ KİLO ÇOK TEKRAR . FAKAT ŞİMDİ ÇOK KİLO AZ TEKRAR VE İÇİLEN MADDELER . İLK SIÇRAMA AYAKKABISINI GETİRDİK , GÜLDÜLER . ŞİMDİ 30 YIL GEÇTİ AYNI ÇALIŞMALAR VAR . İLK DEFA DRİL DEDİK ŞİMDİ HERKES DRİLİ SEVDİ . İLK DEFA KAMERA KULLANIP MAÇLARI ÇEKTİK , ŞİMDİ HERKES KAMERAMAN . İLK DEFA BİO-RİTMİ GETİRDİK , FALCI DEDİLER . SONRA TELEVİZYON DA 0-900'LÜ HATLAR ARACILIĞIYLA BİR SÜRÜ PARA KAZANDILAR . ŞİMDİ GİDİN SEYAHATLERE , MOLA YAPTIĞINIZ YERLERDE KANTARLI BİO-RİTM ALETİ VAR . ASTRONOT ÇALIŞMASI YAPILDI , GÜLDÜLER . ŞİMDİ 30 YIL SONRA AMERİKAN İNTERNET MAĞAZALARINDA SATILMAKTA . ANTRENÖR DERNEĞİNİ KURDUK . KURMA UYANDIRMA ANTRENÖRLERİ DEDİLER , ÇÜNKÜ PASTAMIZ BÖLÜNECEK DEDİLER . BİZ ONLARI AVRUPA' DA EĞİTTİK VE O SIRADA BEN BAŞKANDIM . BEN BU TEHDİTLERE GÖĞÜS GERİYORDUM . MERSİNDE ' ŞAHANE TURNUVALAR YAPTIK . GÜNDE 2 ANTREMAN YAPTIK . SEMERESİNİ GÖRDÜK . KAMP YAPTIK SEMERESİNİ GÖRDÜK . BAZI KAPTANLAR MİLLİ TAKIM DA BİLE SABOTE ETTİLER . AMA ŞİMDİ PARA İÇİN , BİR YERE GELİNCE AYNI KİŞİLER ANTREMAN VE KAMPI KOYDULAR . VELHASIL BÖYLE BİR YAZIYI YAZIYORUM , KENDİNİ BİLENLER , NASIL KULÜPLERE KEPENK KAPATTIRDIKLARINI BİLENLER ZATEN BU KONULARI BİLİRLER .
ENVER GÖÇENER”Bu denli bir yazı yazmasının esas sebebi Federasyonumuz tarafından anılmaması, veya açıklanan “Teknik Kurul” değil…
Geçenlerde yaşanan bir büyük ayıp, sonrasında da kendisinden özür dilenmemesi hafifliğidir…
Enver Göçener salona alınmamıştır… Geri dönmüştür… Konunun açılımındaki gerçek, aslında bilet satışının ve girişlerin Biletix tarafından yapılması…
Biletix’in bizleri tanıma olanağı yok tabii ki ?...
Ancak bunu Federasyonumuzun düşünmesi gerek !...
Daha önceki bir yazımda “Serbest Giriş Kartı” uygulanması konusunu gündeme getirmiştim… Okuyanlar da olmuştur okumayanlar da mutlaka… Ama esas sorumlu kişilerin okuduklarını biliyorum…
Kart konusu çözülene kadar da geçici olarak gönüllü voleybol dostlarının pekala bu kapılarda yardımcı olmaları sağlanabilir ?...
Çok güvendiğim Federasyonumuzun bu konuya duyarlı ve hassas olacağından eminim…
Tabii “Tek Adam”dan devralınan voleybol bayrağının dalgalandığı çatının altında ihmal edilen, “Es” geçilen, kapasite zafiyetinden düşünülemeyen o kadar çok şeyler var ki ?...
Bırakılan metruk (!) bir enkaz var… Bunu dışarıdan gazel atan bazı arkadaşların görememesi veya görmek istememesi (!) çok normal…Bahar Mert Üçoklar gerek Federasyon yönetimindeki, gerekse Teknik Kurul Koordinatörlüğündeki görevleri çok zor ve büyük sorumluluk taşıyor… Ona çok güveniyorum…TVF’NİN TEKNİK KURULU’NU BEĞENMEDİM… Çiçeği burnunda Federasyonumuzun Yönetim Kurulu’na şu anda tanımadıklarım olmasına rağmen güvenim tam…MHK’ya, Ümit Sokullu liderliğinde sözüm yok !... Ancak “Teknik Kurul”un çok hoşuma gittiğini söyleyemem…TVF Teknik Kurulu’nda Koordinatör Bahar Mert Üçoklar ve oraya tam yakışan Işık Menküer haricinde yer alanları, Zeycan Acar, Gonca Dilik, Emin İmen, Elvio Paradiso, Dariusz Stanicki ve Nalan Ural’ı donanım, kapasite ve özellikle bazılarının şu anda kulüpsel ilişkileri açılarından o kurula pek uygun görmüyorum…Açık konuşmak gerekirse, bu konuda hayal kırıklığı yaşadığımı ifade etmek istiyorum… Ülkemizde bu kurula yakışacak ve en doğru kararları verecek birçok teknik adam varken bu güzel kardeşlerimin çok yıpranacaklarını düşünüyorum…Plaj Voleybolu Kurulu Koordinatörü Erkal Taş ve ekibine çok iş düşüyor… Başarılar diliyorum…Plaj Voleybolu Kurulu Koordinatörü Erkal Taş “Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık’ın kişisel baskısıyla ve kısıtlamasıyla oluşan rahatsızlığını atlattı… Çok faydalı olacağına inanıyorum… Kurulda kimliklerine itiraz etmeyeceğim değerler var…Hilmi Tokuş, Sinem Beltan, Ömür Dugan Sertkaya, Oğuz Değirmenci, Mert Erkılavuz, Soner Erdoğmuş’tan oluşan kurul üyelerinin plaj voleybolu ile ilgili bilinen kişisel organizasyonlarından uzak durmalarını yani sadece Federasyona çalışmalarını salık veriyorum… Aksinin etik olmayacağını düşünüyorum… İşleri hayli zor… Önceki Federasyon zamanında yerlerde sürünen, hata üzerine hata yapılan plaj voleybolu için artık boşa geçirilecek zaman lüksümüz yoktur…PLAJ VOLEYBOLUNUN SÜRATLİ GELİŞİMİ İÇİN İLK ÖNERİM…Federasyonumuza Yönetmelik değişikliği önerisinde bulunuyorum…
Lig takımlarına Plaj Voleybolu Takımı kurma mecburiyeti getirilsin…1. Lig takımlarına 2 Plaj Voleybolu Takımı kurma mecburiyeti…
2. Lig takımlarına 1 Plaj Voleybolu Takımı kurma mecburiyeti…
3. Lig takımlarından dileyene katılma hakkı verilmesi…Önerilerim devam edecek !...VOLEYBOL İL TEMSİLCİLERİ SÜREKLİ DENETLENMELİ…Türk voleybolunu yurt sathına yaymak, daha da sevdirmek ve de tabanda hareket yaratmak istiyorsak, İl Temsilcilerini çok iyi kullanmak zorundayız… Bugüne kadar çoğu zerre kadar katkıda bulunmadı… İsimleri vardı cisimleri (!) yoktu… Umarım yeni seçilenler bulundukları ve temsil ettikleri İllerin voleybolunu yukarılara taşır, kulüp ve ona bağlı sporcu potansiyellerini arttırırlar ?... Bu konuda Federasyonumuzun sıkı ve sık takibi gerekmektedir… Tabii bu iletişim içerisinde artılarla eksiler değerlendirilmeli, genel maddi ve manevi ihtiyaçlar da karşılanmalı, okul kaynakları iyi kullanılmalıdır… Kimse kusura bakmasın ama bu beceri ve çalışkanlıkta olmayanlar da derhal değiştirilmelidir…ESKİŞEHİR HASAN SÖZEN’İNİ MUMLA ARIYOR…Ülkemizin en iyi ve kıdemli antrenörleri arasında Eskişehirli Kazım Tokat hocanın yeri bambaşkadır… 36 yılını dolu dolu, her günüyle voleybola adamış, mesleğinde 25 yıl Bayan voleybol Milli takımlarımızın teknik kademelerinde yol alan, saygılı, vefalı, güler yüzlü bu çok özel antrenör kardeşim 30’a yakın Milli voleybolcu yetiştirmiş, sayısız başarılara imza atmıştır…Geçenlerde dert yanıyordu… Kendi ili Eskişehir ve çevre illeri kapsayan Bölgesel Lig grubuna koca Eskişehir’den yalnızca kendi takımı DSİ Bentspor’un katıldığını, oysa komşuları Kütahya 10 takımla, Afyon 4 takımla, Konya 5 takımla, Kocaeli ise 9 takımla boy gösterdiğin vurguluyordu ?...
Eskişehir voleybolunu bir zamanlar şaha kaldıran merhum Hasan Sözen’i aradıklarını söylemekte yerden göğe kadar haklıydı… Hatta kemiklerinin sızladığını düşündüğünü paylaşmakta da ?...
Şu anda bile İlkokul grupları dahil tüm yaşlarda voleybolcularla programlı olarak çalıştıklarını ifade eden Kazım Tokat hoca takdir edilmediklerini, daima engellendiklerini dile getiriyor… Görev aşkının tetiklediği idealizminin nereye kadar devam edeceğini kendisinin de merak ettiğini söyleyen Kazım Tokat hocaya sabır ve başarılar diliyorum… BİRAZ SAYGI VE DÜRÜSTLÜK LÜTFEN ?...“FIVB’de Türk Fırtınası” başlığıyla mayınlı sitede 24 kasım 2012’de saat 21.59’da yayınlandığı gözüken haberin aslında malum sitede saat 24.00’e kadar yer almadığı tarafımdan gözlemlenmiştir…
Zaten, sitede haberin hemen altına “ÖNEMLİ NOT”.olarak eklenen sitemkar yorum aynen şöyleydi : “Bu haber türk Voleybolu ve Başkan Özkan mutlugil için çok önemli. Ancak bu haber yalnız “Voleybol Federasyonu resmi sitesinde var. Oysa, federasyonun basın bürosu bu çok önemli haberi gazete, telvizyon ve voleybol ile ilgili herkese geçmeli. Çünkü, herkes federasyonun internet sitesinden haber almak zorunda değil. Zaten basında voleybola verilen değer, o federasyonun sitesini açıp haber alacak kadar değil. MT”İki nokta dışında katılıyorum…
İlki, gecenin o saatinde, Televizyonlar için cazip, acil bir haber değil… Baskıya girmiş gazetelerin de değişiklik yapacağı ?... Zaten maç sonucu bile olsa, verilen değer, lütfedilse, ayrılacağı sütun / santim belli ?... Galatasaylı Melo, kurtardığı penaltı ile zapt etmiş sayfaları boydan boya…
TVF Basın Bürosu bu sabah tüm basın, medya, ajanslar ve Web sitelerine gereken dağıtımı sağlıklı biçimde yaptı…
İkincisi ve en önemlisi, TVF Web sitesinde yayın saati 23:50:30 olan bu haber nasıl oluyordu da mayınlı sitede 21.59’da yayınlanmasına rağmen o anda yayınlandığı vurgulanıyordu ?...
Bu şunu ifade ediyor…
Mayınlı tarlada söz konusu haber yazıldığı gibi 21.59’da değil, 23.50’den sonra görücüye (!) çıktı ?... Parantezi biraz daha açacak olursak, “Haberi en erken biz kullandık !...” görüntüsü verilmeye çalışılmış, belli ?...Bu konuyu yazıp yazmamak için çok düşündüm..
Bizler, tüm voleybol siteleri kardeşiz… Emekçileri de…
Aramızda özel haber, köşe yazısı, röportaj, süratli maç sonucu girme konularında tatlı br rekabet olabilir ?... Ama dürüstlük ön planda olmalı ?...
Bir de birbirimizden aldığımız (Doğal paslaşma) haber kaynaklarını da haberin altına yazarsak, yazarken de 5 satır boşluk bırakıp, görünmesin diye de karınca duası (!) gibi değil de, gözle görülür yerde ve puntoda yazsak, birbirimizin emeğine daha bir saygı göstermiş olmaz mıyız ?...Ha bu arada küçük bir dip not…
Söz konusu haber, FIVB resmi sitesinde saat 22.45’te yayınlandıktan sadece 3 dakika sonrası, 22.48’de VOLEYBOLX sitemizde yayınlanmıştır…
Dünyada hiçbir ajans bu saatten önce bu haberi yayınlamamıştır, yayınlama şansı da yoktur ?...
Ayrıca sayın Başkan Özkan Mutlugil ve Başkan yardımcılarından sayın Mustafa Ekşi’ye de o saatte müjdeyi veren de sitemizin sahibi, sevgili M. Korhan Gün kardeşimdi…
Yorumu siz saygıdeğer okuyucularıma bırakıyorum…GALATASARAY’DA GİT-GELLER…2 Yıldır Galatasaray Bayan Takımı’nda kadro Ligde beklenileni veremiyor…
Geçen yıl alınabilecek en kötü derece zaten 4.lüktü…
Takımı kenar yönetimsiz çıkarsalar, “Çıkın kafanıza göre takılın, dileğinizce oynayın !...” deseler en kötü derece o 4.lük olurdu ?...
Bu yıl daha bir allandı, pullandı takım… Calderon ve Lo Bianco gibi dünya yıldızlarına Gioli ve bence lüzumsuz gördüğüm, yanlış transfer olarak nitelendirdiğim Molnar eklendi… Japonya’dan da Libero alındı…
Üstüne üstlük takımın başına da sözde dünyanın en iyi antrenörlerinden Massimo Barboloni getirildi…Daikin gibi bir dünya devi firmayı da arkasına alan Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde de Ligimizde de istikrarsız maçlar çıkarmakta… Bazen de taraftarlarını ve geniş camiasını üzmektedir…Şampiyonlar Ligi’nde, kendisinin 2 gömlek aşağısındaki Dinamo Bükreş’e İstanbul’da sapır sapır dökülerek 3-2 mağlup olan Galatasaray Daikin rövanşta ittire kaktıra 3-1 yenip 3 puan alır, grup liderliğini korurken maç içinde kendisine yakışmayan alışageldiğimiz o inişli çıkışlı, istikrarsız grafiğini çizdi, gene tat vermedi…Akabinde, set vermesinin bile sürpriz sayılacağı, ligin yeni takımı Sarıyer’e hezimete uğrayıp, 3-0 yenilmesinin en ufak bir mazereti olamaz…Bu arada büyük ümitlerle getirilen, sözde dünyanın en iyi antrenörü (!) Barboloni efendinin yerine kenarda Cemil İpekçi dursaydı sonuç bundan daha kötü olmazdı… Sırt çevrilen Türk antrenörlerine yazık !... Onlara resmen hakaret ediliyor…Bu adamın yerinde her hangi bir Türk antrenörü olsaydı o anda görevine son verilirdi… Üstüne üstlük onu getiren idareci, menajer kim varsa hesap sorulurdu ?...
Belli, birileri öz Galatasaraylı masklarıyla (!) şubeyi ya kişisel menfaatleriyle soymakta, ya da bilgisizlikleriyle sadece maddi zarara değil, aynı zamanda da prestijlerini yerle bir etmektedir ?... Her 2 durumda da gelinen noktada savunulacak şey yoktur ?...Fenerbahçe karşısında yıllar sonrası arka arkaya alınan net galibiyetler ve beklenene yakın oyun şimdilik bu başarısızlıkların üzerini örtmüşe benziyor ?...Bu 2 galibiyet bana camiayı daha da üzecek yazı yazmama “Dur” dedi… Yolsa Başkan Ünal Aysan’dan vakit geçmeden duruma el koymasını, takıma gereken müdahalelerde bulunmasını, sonrasında da kemoterapi uygulamasıyla takımı diriltecek uzman voleybol hekimlerinden destek alarak, nokta değişiklikleri yapmasını önerecektim ?...Şimdilik burada frene basıp kontağı kapatıyorum…
Bakalım bir sonraki sefer hareket ettiğimde camımdan neler görecek, sizlerle neler paylaşacağım ?...KALİTESİZ AMA SÜRPRİZLERLE HEYECAN VEREN MAÇLAR OYNANIYOR…Özellikle bayanlarda arzulanan kaliteye ulaşamayan, ancak takımların istikrarsızlığından ortaya çıkan sürprizlerle renklenen ve heyecan veren maçların bazıları sonuçlarıyla şaşırtıyor…
Ligin yeni takımı Sarıyer karşısında dökülen ve 3-0’la hezimete uğradıktan sonra aslan kesilip özlenen ve beklenen oyununu sergileyerek yıllardır yenemediği ezeli rakibi Fenerbahçe’yi kupada 3-1 yenmesi, Sarıyer’in de gene kupada , ligde puansız son sırada yer alan Bursa Büyükşehir Belediyesi Takımı’na evinde 3-1 yenilmesini normal olarak nitelendirip kabul etmek mümkün değil…Yeliz Başa ve bu yıl Türkiye'de oynayan tek Japon Saori Kimura ile…KARŞINIZDA YELİZ BAŞA’RISI…Onunla ilgili çok eleştiri ve yorum yapıldı…
Uzaktan ve ufaktan sallayanlar, hatta “Ne köy olur, ne kasaba..” diyenler çoğunluktaydı…
Nejat Sancak ve M. Korhan Gün ağabeyleri bazılarının göremediklerini çoktan görmüşlerdi… Bazıları, çok iyi bilirler hakkındaki ısrarlı görüşlerimi…
“Türk voleybolu bu kızı kazanacak, bu kızda güç var, sıçrama var, blokta yüksek, hücumları sert, servisleri etkili… Defansını, manşetini mutlaka çalışmayla düzeltir, Mili Takım dahil her takımda çatır çatır oynar !...” demiştim…
Bazıları burunlarının dibindeki cevheri göremedi, elin Japon’u ta oralardan gördü, kaptı kızı, götürdü…
Günde 7 saat bağırta bağırta çalıştırdılar…
Kısa sürede o çalışmaların semeresin almaya başladı…
Pasör çaprazı olarak, Japonya gibi topun en çok oyunda kaldığı ülkede önceki hafta tam 42 sayıyla oynayarak kariyer rekorunu kırdı… Her maçta da devleşiyor… Tribünlere bile hareket getirdiği söyleniyor…
Onu bizler alkışlamasını bilemedik, Japonlar kısa sürede bağırlarına bastılar…
Aferin kızım !...
Gururumuz oldun !...
Aynı zamanda temsilcimiz de…
Ama şimdi sorumlulukların daha da büyüdü…
Aman dikkat !...
Çalışmaya, yorulmaya devam…
Sadece sen değil, Türk voleybolu da kazanacak !...
Dönüşün muhteşem olacak !...
Rio 2016 sana el sallıyor…ECZACIBAŞI’NDA LİSANS ŞOKU…Eczacıbaşı Spor Kulübü ile Yeşilyurt Spor Kulübü arasında 4 Kasım pazar günü akşamı, Bahçelievler Spor Salonun da oynanan maçta Yeşilyurt Spor Kulübü lisansı kendisinde bulunan bir voleybolcunun mükerrer lisansla Eczacıbaşı Takımı’nda oynamasına yaptığı itiraz Tertip Kurulu tarafından değerlendirildi…
Her ne kadar bu itirazdan sonra, Eczacıbaşı Spor Kulübü, bu oyuncuyu, lisansına el konulması sonrasında başka hiçbir maçta oynatamadıysa da, 4 Kasımda yapılan itiraz tutanağın inceleyen Tertip Kurulu Yeşilyurt Spor kulübünün itirazı haklı görerek, Yeşilyurt’ta konulduğu lisansı bulunan bu sporcuya mükerrer lisans çıkartıp oynattığı öne sürülen Eczacıbaşı Spor Kulübü’nün 3-0 kazandığı maçta “Hükmen” mağlubiyetinin tescili, işin sorumlularının da cezalandırılmaları talebiyle “Ceza Heyeti”ne verilmesi kararı aldı… Karar Defterine işlenen ve imza altına alınan karar her 2 kulübe de kurye ile 21.11.2012 tarihinde yollandı…
Konuya ilişkin detayları, cevap hakları doğanlara köşemin açık olduğunu hatırlatarak, kişisel yorumumla birlikte çok yakında köşemde yayınlayacağımı vurguluyorum…Bu hassas konu geniş bir biçimde olayların içinde olan www.maniavolley.com sitesinde yer aldı… Oradan da bazı siteler alıntı yaparak da geniş kitlelere ulaştırdılar…
Bu tarafsız emekçi siteden detayları ve tüm iddiaları edinebilirsiniz ?...Bazı ilkelerim doğrultusunda konuya ilişkin tüm bilgi ve belgeler elimde olmasına rağmen Tertip Heyeti ve konuyu rapor halinde sunduğu Ceza Kurulu kararından önce kişisel yorumumu yapmak istemiyorum…Bu arada bence olan, 15 yaşındaki masum kızcağıza oluyor ?... Ceza alırsa da gerçekten çok üzülürüm…
Annesi hanım, beni tanımıyor, veya başkalarıyla karıştırmış olmalı ki, kibarca kendisini telefonla arayıp, konuya ilişkin bilgi ricasında bulunduğumda, benden yazdığım yorumsuz haberle ilgili olarak yükselttiği ses tonuyla azarlamaya, hesap sormaya kalktı… Hani derler ya, “Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır…”, aynen öyle ?...
Haber yazımı derhal kaldırmamı (!) emretti ?...
Dedim ya, beni tanımıyor ?...
Ağzının payını da o anda aldı tabii ki…Onunla daha işim bitmedi ?..
Şu kararları bekliyorum… Gereken cevapları elbette vereceğim… Burayı at koşturduğu memleketi Rusya ile karıştırdı galiba ?... Beni de kim bilir kimle ?...
Ardından eşi beni arayarak onun namına kibarca özür diledi ama benden özür dileyene kadar daima kapsama alanım içerisinde kalacak !...Dikkat buyurduysanız, şu anda bırakın olayı yorumlamayı, isimleri bile vermiyorum…
Her şeyin zamanı gelecek ve ben düşüncelerimi ve konuyla ilgili yorumlarımı sizlerle elbette paylaşacağım… Bundan rahatsız olanlara rağmen…Şeytanlarla, art niyetlilerle ve de yanlış yapanlarla mücadelemi bilen bilir ?... Kimsenin etkisinde kalmam, gözünün yaşına bakmam, Allah’tan başka kimseden de korkmam… Aykırılar tarafından sevilmememin sebebi de bu özelliğimdir…Şimdilik burada kesiyorum…
Konunun içinde yer alanların tüm cevap haklarına sütunlarımın açık olduğunu bir kez daha tekrarlıyorum…PLAJ VOLEYBOLU ERKEKLER LİGİ START ALDI…2012-2013 sezonu Türkiye Erkekler Plaj Voleybolu Ligi 8 takımla Ankara Başkent Plaj Voleybolu Kortu'nda başladı…
HALKBANK, ALANYA BLD.,ZİRAAT BANKASI, KAMA, ALTINYURT, K.K.T.C, BJK HI-LEVEL, BALNAK takımlarının mücadele edeceği ligin yanı sıra yakında Bayanlar Ligi de start alacak…
Tüm takımlara başarılar dilerken Federasyon’a önerim, takımları sadece takım ismi olarak değil, beraberinde oynayan voleybolcularla birlikte verilmesi…
Örneğin : Takım ismi (Sporcu ismi - Sporcu ismi) veya Sporcu ismi - Sporcu ismi (Takım)Bu arada Bayanlar Plaj Voleybolu Ligi de yakında start alacak…TEKİN ATEŞNAL : “BURSA’ DA VOLEYBOL SALON İNŞAATLARI NEDEN TAMAMLANMIYOR?”Voleybolumuzun sevilen emekçi ağabeylerinden Tekin Ateşnal belli dolmuş, geçenlerde bana bir şeyler karalayıp yollamış ?... İlgimi çekti… Aynen yayınlıyorum…
“Bursa Spor kenti oldu imajını kaybediyor mu? Bakıyoruz spor adına salon yatırımları nedense şehrin okul bahçelerindeki dar alanlara yapılan kapalı
spor salonlarıyla geçiştiriliyor. Bu salonlarda sadece ve sadece okullarımızın alt yapı çalışmalarında yeterli oluyor. Bunlarda kentimizin ihtiyacını karşılamamaktadır. Şehrimiz merkezindeki Atatürk Kapalı Spor Salonu ile Çekirge semtindeki çok eskiden yapılmış olan Çekirge Kapalı Spor salonu ile salon sporları yapılmaya çalışılıyor. Cumartesi veya Pazar günleri Atatürk Kapalı Spor salonunu senelerdir Basket maçları veya hentbol maçlarından sıra gelmediği için voleybol sporuna ayrılamıyor. Voleybol 1.lig maçlarında Nilüfer Belediye ye ait Çalı’da bulunan Üçevler kapalı spor salonu kullanılıyor. 250 kişilik tribünleri olan bu salonda maç seyretmek spor meraklılarına büyük eziyet olmaktadır.
Bu sene Acıbadem 1.lig Bayanlar Grubuna iki takımla yola çıkan Bursa’ mız maçlarını dört sıralı çok dar alanda ayakta seyircisiyle gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu da bu güzel spor dalında büyük sıkıntı olmaktadır. Türkiye Voleybol Federasyonu tarafından yaptırılmakta olan Cengiz Göllü Voleybol salonumuz bir senedir % 96 sı tamamlandığı halde bir türlü faaliyete geçemediğinden voleybol spor olarak büyük bir çıkmaz içine girdi ki ne zaman bitip hizmete alacaklar bilemiyoruz. Bursa ‘da yaygınlaşan voleybol spor karşılaşmalarını voleybol severlere suna bilmek için Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun dan bu konuyla ilgi ve alaka bekliyoruz.”MEHMET BAYKAN’A MEKTUP… Erdoğan ARIPINARSpor Genel Müdürü Mehmet Baykan’ı önceden tanırım. Spor ve Fair Play konusunda çalışmaları ile gündeme gelmişti. Genel müdür olduğunda da bu zor işte başarılı olacağını düşünmüştüm. Baykan, fotoğraflarda, her konuda hep öne çıkan Bakana rağmen, gölgede çalışmalarını sürdürüyor. Bu günkü mektubum ülke için çok önemli bir konu ile ilgili.
Hafta içinde Türkiye şampiyonu olan Arkas Voleybol Takımının Belçika da yaşanan bir olayı var. Belçika’daki maçta podyumda bizim dünyanın en güzel grafiğine sahip bayrağımız yerine, acayip bir bayrak yer almıştı. Vurdum duymaz olanlar hariç, ülkeyi sevenler patladı.
Şimdi sakin olarak düşünüp Baykan’a önerimizi yollayalım.
“Bundan böyle Türkiye’yi temsil edecek her spor grubu yanına iki Türk bayrağı ve İstiklal Marşımızın (CD) sini almak zorunda olacaktır. Bunda sorumluluk, federasyona, kafile reisini ve kulübe aittir. Her dış yarışma da Spor Genel Müdürlüğü’nün bir gözlemcisi de bulunacaktır.”
Ülkemizi yurt dışında temsil etmek onurunu taşıyanlar, Türk bayrağını da saygı ve özenle taşıyacaklardır. O bayrağı, hala kanları kurumamış, onun onuru için savaşmakta olanlar kadar yüksekte tutacaklardır. Bu kutsal bir görevdir. Görevi yapanları kutlamak, yapmayanları tüm ülke adına kınamak da hepimizin görevimiz olmalıdır.ANKARAGÜCÜ TARİHİ VE ŞANI BUNU HAK ETMİYOR… Ankaragücü Bayan Voleybol Takımı, ite kaka, inanılmaz gayret ve özverilerle ayakta kalmaya çalışıyor… Malzeme sıkıntısı ile başlayan, lisans krizi ile devam eden sıkıntılar tam bir açmaza dönüşmüş durumda… Maaşlar artık unutulmuş durumda… Takımın antrenmanda kullanması gereken top sayısı bile yeterli değil… Son maçta, ambulans ve doktor için para bulunamayınca, voleybol şubesi antrenörleri kendi aralarında para toplayarak gereken miktarı bulup doktor ve ambulansa vermiş… Ortada, bitmiş, tükenmiş bir Ankaragücü var…
Kulübü bu hale getiren Cemal Aydın ve Melih Gökçek’in kulüp umurlarında değil…'Eski başkan Bent Ahlat Sincan Cezaevi'nde… Yenisi Atilla Süslü’nün ne yapmak istediği belli değil…
Böyle Başkanlık, idarecilik, böyle spor anlayışı olmaz… Ayıplıyor, kınıyorum… Yeni bir yasa çıkarılmalı, kulüp yönetimleri ve harcamaları hukuki ağır cezalarla donanmış yaptırımlarla sıkı denetim altına alınmalıdır… Her önüne gelen vasıfsız, görgüsüz, spor kültüründen uzak kişiyi Başkan, idareci yaparsanız, olacağı budur…MİLLİ EĞİTİM’DE SPOR KIYAFETİ ARTIK ZORUNLU DEĞİL ?...Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerini düzenleyen yönetmeliği değişti…Yeni yönetmeliğe göre, öğrencilerin tek tip eşofman veya spor kıyafeti giymeye zorlanamayacağı da vurgulandı…
Yani öğrenciler sokak kıyafetiyle de spor yapabilecekler ?... 2020 İstanbul’a talip olan Türkiye’mizde spor anlayışımızda yoz gelişmelerin olması çok acı ve düşündürücü…Son 4 yılın Genç Kızlar Adana Şampiyonu DSİ SPOR’lu kızları kutluyor, başarılarının devamını diliyor, haberlerini bekliyorum…“Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”nde, olmazsa olmazlarımız kadınlarımızı aşağılayanlar, el kaldıranlar, daha da ileri giderek öldürmeye varan şiddet uygulayanlar cehaletle beslenen sistemin yarattığı zavallı yaratıklardır… Yüreksiz, kişilikten yoksun, hasta ruhlu bu insanların kafalarındaki güç olgusu kadınlarla sınırlıdır… Şiddete eğilimli, anlayış, empati yoksunu, taciz ve tecavüze yatkın bu güruhun ne yazık ki günümüzdeki tetikleyicileri ve baş sorumluları şiddetin en vahşisini ekrana getirip en duygusal romantizm filmlerini bile artık ekrana taşımayan televizyoncular ile hukukun bu konuya ilişkin davetkar etkisiz ceza yaptırımlarıdır… Kadın / erkek eşitliğine inanan biri olarak tüm kadınlarımızı saygı ile selamlıyorum…SANATSEVERLİK ÜZERİNE…İstanbul’da meğerse 36 000 sanat sever yaşıyormuş da haberimiz yokmuş ?... Bu bilgiye Jeniffer Lopez in konserinde (!) ulaştım…36 000 Sanat sever (!) ve Müziksever (!) ciddi bir bilet ücreti ödeyerek gitmiş ?….
İşte o günden beri kendi kendime sorup duruyorum… Bu 36 000 Sanat severin (!) kaçı tiyatro’ya, bir klasik müzik konserine, caz dinletisine, baleye, operaya gitmektedir, bir sanat galerisini, sergisini ziyaret etmiş, bırakınız tüm bunları, pop , sanat ve halk müziği sanatçılarımıza (Barlardaki, eller havaya ortamlarına meze olanları kastetmiyorum..) o Lopez hayranlığının eser orantısında sahip çıkmışlar, gerçek sanat severliklerinin ve müzik severliklerini gösterebilmişlerdir ?...O BİR EFSANE…Türk voleybolunun unutulmaz isimlerinden Hikmet İnanlı…
Hala voleybolun içinde…
Antalya’da, voleybolda bir genç kız ordusu yetiştiriyor…
“Mabetim !...” dediği salonda Veteranlarda değme gençlere taş çıkartırcasına çatır çatır voleybol oynarken, plaj voleybolunda da harikalar yaratıyor…
Tam bir aile babası…
Tüm voleybolcu kızları ona tapıyor…
İçlerinde istikbal vadedenler var…
Ama onun kimseden saklamadığı bir uzatmalısı var…
67 Model Peugeot arabası onun sevgi dünyasında kocaman bir yer tutuyor…
Önüne servet koysalar onu asla değişmez…
Onunla defalarca yan gözle bakmadan (!) birlikte oldum… (Ne biçim cümle kurdum yahu ?...) Müşfik, vefalı, hatta sevdalısı gibi Galatasaraylı…
Sıklıkla voleybolcu kızlara servis yaparken bazen sekizini birden sırtlayabiliyor ?... Bana bile sesini yükseltmiyor ?... Sağ ön koltuk locası…Eğer yolunuz bir gün bizim taraflara, Antalya’ya düşerse “Efsane” ile mutlaka tanışmanızı tavsiye ederim… Kısa da olsa şöyle bir keyifli Antalya turu eminim unutulmazlarınız arasında yerini alacaktır ?...
İNCE MESAJ… ANLAYABİLENLERE…ABARTISIZ… “HÜKÜMET UTANSIN !...” DİYECEĞİM AMA NERDEEEEE ?...UNUTULMAYAN MELODİLER…
UNUTULMAYAN SOLİSTLER…NİGHTS IN WITH SATIN / MOODY BLUES
68’lerin bu unutulmaz romantik şarkısını tüm sevenlere ve sevgiyi yüreklerinde hissedenlere ithaf ediyorum…
Gecenin ilerleyen saatlerinde, mum ışığında, tam ekran, volümlü izlemenizi salık veriyorum…
Sitemize yapılan büyük çaplı saldırı sebebiyle yaklaşık 1 haftadır sitemiz kapalı durumdaydı.Atağın büyüklüğü, birilerini gerçekten kızdırdığımızı anlamamıza sebep oldu ve bundan çok mutluyuz. Bu, sizlere sunduğumuz hizmetlerin kalitesini ve faydasını ispatlar niteliktedir.Serverımızda günlerdir yaptığımız çalışmalar sonucunda saldırılar halen devam etmesine rağmen, sitemizi nihayet açılabilir duruma getirdik. Şuanda tüm güvenlik önlemleri alınmakla birlikte, atağı yapan kişilerin bulunmasına yönelik de çok ciddi çalışmalar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Emniyet Müdürlüğü, Bilişim Yolu İle İşlenen Şuçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından sürdürülmektedir.Şundan emin olabilirsiniz ki, siz değerli voleybol severlerin, verdiğimiz hizmetleri almasına engel olmak isteyen bu kişilerin yakalanması için, sonuna kadar gidilecek ve en yüksek mahkemelerce haklarında en ciddi yasal işlemler başlatılacaktır.Bu sebeple, köşe yazımın gecikmeli olarak yayınlanması ve bazı yazılarımın güncelliğini kaybetmesi dolayısıyla tüm okuyucularımdan özür diliyorum…
Emin olun en az bu kadar yazımı yayınlayamamanın üzüntüsünü taşıyorum…
Derin saygı, engin sevgilerimle…
Hasan Uğur EpirdenFEDERASYONUN “BAYAN” TERİMİNE “KADIN” İNADI…“Bir deli kuyuya taş atar, bin akıllı çıkaramaz…” diye boşuna dememişler ?...
Türkiye Voleybol Federasyonu’nun kuruluşu olan 1958 yılından bu yana voleybolumuzda “Bayan” tanımlaması kullanılmakta iken bazı kişi ve kuruluşların başlattığı ve neredeyse kampanyaya dönüşen “Kadın” tanımlaması üzerine yaklaşık 4 yıldır düşüncelerimi paylaştığım sayısız yazımla kafalarında “Kadın” tanımlamasını saplantı haline getirenlerle ve de sırf münafıklık yaparak kendilerini akıllarınca bilgiç zannedenlerle (!) karşı tüm iyi niyetimle, sabırla mücadelemi sürdürmekteyim…Başta bazı basın ve medya kuruluşları olmak üzere, “Kadın” tanımlamasını inatla kullananlara dilimin döndüğünce, Türkçemizin tüm seçkin kelimelerini kullanarak (!) uyarmaya çalıştım… Ancak bu aymazlık Federasyonumuzun resmi “Bayanlar ligi” isminin “Kadınlar ligi” olarak dejenere edilmesine kadar ilerledi…
Bunu yapanlar arasında Federasyonun yayın sponsorlarının oluşu da düşündürücü ?...Eski Başkan, “Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık, 2050 yılına kadar koltuk hesabı yaparken, bu konuya duyarsız kalmış, hatta bir basın toplantısında, karşısına kimseyi almama düşüncesinden (!) olacak, “Eğer bu konuda çok ısrarcı olunursa kadın da diyebiliriz..” diyerek, bu kişi ve kuruluşlara neredeyse davetiye çıkarmış, zamanın meyve suyu isim sponsoru da işi sulandırarak, ona ayak uydurmuştu ?...
Karabıyık’ın voleybol ailemizin yenilerinden olması, kendisini pohpohlayarak “Yılın Spor Adamı” payesi veren cici (!) basın ve medyasını karşısına almama ve şirin gözükme (!) düşüncesi, Bayan Milli Takım sporcularımız başta olmak üzere tüm kızlarımızın istisna sız “Kadın” tanımlamasından dolayı rahatsızlıklarını açıkça ortaya koymalarına rağmen, yılların alışılagelmiş tanımlamasının yerlerde sürümesinin başlıca sebepleriydi…23 Kasım Cuma günü, liglerimizin yeni isim sponsoru Acıbadem’in tanıtıldığı basın toplantısında voleybol basınımızın emektarlarından Zeki Kuban, bu hassas konuyu gündeme taşıyınca, Başkan Özkan Mutlugil son noktayı koydu ve 1958’den bu yana voleybolumuzda alışılagelmiş olarak kullanılmakta olan “Bayan” tanımlamasından vazgeçilmesinin mümkün olamayacağını açık ve net biçimde vurguladı…Şimdi Federasyondan beklediğim, başta yayıncı kuruluşlar olmak üzere, malum diğer basın, medya, ajanslar dahil “Kadın” diye inatla direten bu gurubun beyinlerine bu hassas konuyu kabul ettirmesi ?...Ayrıca, 1. ligimizin yeni isim sponsoru Acıbadem’in bu konuya ilişkin duyarlılığını ve kararlılığını da merak etmiyor değilim ?...
Konuyu şimdilik burada kesiyor, takibe geçiyorum…KARABIYIK’TAN KAÇTI, MUTLUGİL’LE EL SIKIŞTI…Acıbadem Sağlık Grubu, Türkiye Voleybol Federasyonu ile yaptığı sponsorluk anlaşması ile Erkekler ve Bayanlar Voleybol 1. Ligleri’ne isim sponsoru oldu…
TVF ve Acıbadem arasında imzalanan protokole göre 2 yıl süresince Voleybol 1. Ligleri’nin isim hakkı, Acıbadem´in oldu…
Böylelikle eski Başkan “Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık yüzünden camiamıza arkasını dönen Mehmet Ali Aydınlar, yeni Başkan Özkan Mutlugil’in daveti üzerine geri döndü…
Yani özetle, taşlar yerine yakışarak oturdu…
Acıbadem Grubu’na ve Mehmet Ali Aydınlar’a “Hoş geldiniz…” diyorum… BÜYÜK ONUR… Amerika Birleşik Devletleri'nde 19-21 Eylül 2012 tarihleri arasında yapılan seçimle Uluslararası Voleybol Federasyonu Başkanı olan Dr. Ary S. Graça komisyonlarını açıkladı.Voleybolx.com olarak geçen hafta aldığımız istihbarat bizleri oldukça heyecanlandırmış, ancak sizlerle paylaşmak için temkinli davranıp resmi açıklamayı beklemeye koyulmuştuk…FIVB’nin tüm komisyonlarını oluşturması ve resmen açıklanmasından sadece 3 dakika sonrası da tüm Türkiye’ye müjdeyi sitemizden duyurduk…Başkanımız Özkan Mutlugil Plaj Vol eybolu, MHK başkanı Ümit Sokullu Hakem Komisyonu ve TVF Sağlık ve Dopingle Mücadele Kurulu'ndan Prof. Dr. Ufuk Demirkılıç Sağlık Komisyonu'nda yer aldı…Bu arada CEV komisyonlarında ise yönetim kurulunda yer alan As Başkanlardan Dr. Sinem Mavili'nin yanı sıra, Finans Komisyonunda Geza Dologh, Sağlık Komisyonunda Sinan Köksal, Hakem Komisyonunda Nihat Ermihan ve Hukuk Komisyonunda Sadik Hüdai Ekinci yer alıyor…YABANCI ANTRENÖR ISRARI...Çiçeği burnunda Voleybol Federasyonu’muzun en önemli sınavlarından biri Milli Takımlarımızın başına atanacak antrenörler olacaktır…
Bakıyorum da çoğumuzun ortak görüşü olan Türk antrenörlerinin aksine şirin basında (!) ve dedikodu fuayelerinde (!) özellikle Bayan Takımımız için Motta, Guidetti ve Barbaloni’den oluşan “Şeytan Üçgeni” üzerine utanmasalar “Müşterek Bahis” oynatacaklar… Bu üçlüye atfedilen methiyelere şaşırıyorum… Herhalde bendeniz bu işten eser anlamıyorum ?… Bu antrenörler meğerse çok başarılarmış ?... Koltuğunun altında Türkçe sözlük ile dolaşıp, bilgiçlik taslayan, yüce bilge (!) bir arkadaşımızın başvurduğu yolu denedim, “Başarı”nın karşılığına baktım…
Başarı : Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü.
Şimdi gelin bu kişilerde bu tarife uygun bir özellik var mı, bakalım ?...
Motta : Londra Olimpiyatlarında en az kürsüde yer alması gereken Sultanlarımızı ilk sekize sokamamak başarı mı ?...
Guidetti : Elindeki süper kadro kimde olsa o takımın elde ettiği Lig şampiyonluğunu elde ederdi ?... CEV Avrupa Şampiyonlar Ligi finalinde “Altın Set”te tam 6 kez maç servisinden maçı ve şampiyonluğu eliyle vermek mi başarı ?...
Barbaloni : Kendi sahasında Şampiyonlar Lig’inde, grubunda, en az 2 gömlek aşağıdaki Dinamo Bükreş’e 3-2, Ligin yeni takımı Sarıyer’e varlık bile gösteremeden o müthiş güçlü zengin kadrosuyla hezimete uğrayarak 3-0 yenilmenin başarı neresindedir ?...
Bu 3 yabancının tarihe kazınan başarısızlıklarını “Pas” geçip hala methiyeler düzenleyenlere küçük ama sözün bitmesi gereken bir soru soruyorum :
“Bu 3 silahşörün ve de kareyi tamamlayan Erkek Milli Takımımıza ne verdiği meçhul Basic’in yerinde Türk antrenörleri olsalardı ne olurdu ?...”SON DAKİKA : Motta ile yollar ayrıldı…ENVER GÖÇENER SONUNDA BİR KONUŞTU, PİR KONUŞTU…O gerçek bir duayen… Yaşayan efsane… Hepimizin dahi hocası… Türk antrenörlüğüne derinlik, ciddiyet, ilim, bilim ve renk getiren hocaların hocası… Dahasını sizler ekleyiniz…İşte paylaştığı çok özel yazısı… Aynen aktarıyorum… Türk antrenörlerini “Karamürsel Sepeti” zannedenlere, aklı o şekilde basanlara, dahası yabancı antrenör tacirlerine ve kulüpsel uzantılarına (!) kapak olsun !...“1970 YILINDA ATLETİZM YAPİYORDUK . VOLEYBOL TAKIMI İ.E.T.T OLARAK . HERKES 9 METRELİK KAREDE VOLEYBOL OYNANIYOR DEYİP KARŞI ÇIKTI . ŞİMDİ HERKES ATLETİZM ÇALIŞIYOR . İLK DEFA AĞIRLIK ÇALIŞMASI YAPIYORDUK . AMA AZ KİLO ÇOK TEKRAR . FAKAT ŞİMDİ ÇOK KİLO AZ TEKRAR VE İÇİLEN MADDELER . İLK SIÇRAMA AYAKKABISINI GETİRDİK , GÜLDÜLER . ŞİMDİ 30 YIL GEÇTİ AYNI ÇALIŞMALAR VAR . İLK DEFA DRİL DEDİK ŞİMDİ HERKES DRİLİ SEVDİ . İLK DEFA KAMERA KULLANIP MAÇLARI ÇEKTİK , ŞİMDİ HERKES KAMERAMAN . İLK DEFA BİO-RİTMİ GETİRDİK , FALCI DEDİLER . SONRA TELEVİZYON DA 0-900'LÜ HATLAR ARACILIĞIYLA BİR SÜRÜ PARA KAZANDILAR . ŞİMDİ GİDİN SEYAHATLERE , MOLA YAPTIĞINIZ YERLERDE KANTARLI BİO-RİTM ALETİ VAR . ASTRONOT ÇALIŞMASI YAPILDI , GÜLDÜLER . ŞİMDİ 30 YIL SONRA AMERİKAN İNTERNET MAĞAZALARINDA SATILMAKTA . ANTRENÖR DERNEĞİNİ KURDUK . KURMA UYANDIRMA ANTRENÖRLERİ DEDİLER , ÇÜNKÜ PASTAMIZ BÖLÜNECEK DEDİLER . BİZ ONLARI AVRUPA' DA EĞİTTİK VE O SIRADA BEN BAŞKANDIM . BEN BU TEHDİTLERE GÖĞÜS GERİYORDUM . MERSİNDE ' ŞAHANE TURNUVALAR YAPTIK . GÜNDE 2 ANTREMAN YAPTIK . SEMERESİNİ GÖRDÜK . KAMP YAPTIK SEMERESİNİ GÖRDÜK . BAZI KAPTANLAR MİLLİ TAKIM DA BİLE SABOTE ETTİLER . AMA ŞİMDİ PARA İÇİN , BİR YERE GELİNCE AYNI KİŞİLER ANTREMAN VE KAMPI KOYDULAR . VELHASIL BÖYLE BİR YAZIYI YAZIYORUM , KENDİNİ BİLENLER , NASIL KULÜPLERE KEPENK KAPATTIRDIKLARINI BİLENLER ZATEN BU KONULARI BİLİRLER .
ENVER GÖÇENER”Bu denli bir yazı yazmasının esas sebebi Federasyonumuz tarafından anılmaması, veya açıklanan “Teknik Kurul” değil…
Geçenlerde yaşanan bir büyük ayıp, sonrasında da kendisinden özür dilenmemesi hafifliğidir…
Enver Göçener salona alınmamıştır… Geri dönmüştür… Konunun açılımındaki gerçek, aslında bilet satışının ve girişlerin Biletix tarafından yapılması…
Biletix’in bizleri tanıma olanağı yok tabii ki ?...
Ancak bunu Federasyonumuzun düşünmesi gerek !...
Daha önceki bir yazımda “Serbest Giriş Kartı” uygulanması konusunu gündeme getirmiştim… Okuyanlar da olmuştur okumayanlar da mutlaka… Ama esas sorumlu kişilerin okuduklarını biliyorum…
Kart konusu çözülene kadar da geçici olarak gönüllü voleybol dostlarının pekala bu kapılarda yardımcı olmaları sağlanabilir ?...
Çok güvendiğim Federasyonumuzun bu konuya duyarlı ve hassas olacağından eminim…
Tabii “Tek Adam”dan devralınan voleybol bayrağının dalgalandığı çatının altında ihmal edilen, “Es” geçilen, kapasite zafiyetinden düşünülemeyen o kadar çok şeyler var ki ?...
Bırakılan metruk (!) bir enkaz var… Bunu dışarıdan gazel atan bazı arkadaşların görememesi veya görmek istememesi (!) çok normal…Bahar Mert Üçoklar gerek Federasyon yönetimindeki, gerekse Teknik Kurul Koordinatörlüğündeki görevleri çok zor ve büyük sorumluluk taşıyor… Ona çok güveniyorum…TVF’NİN TEKNİK KURULU’NU BEĞENMEDİM… Çiçeği burnunda Federasyonumuzun Yönetim Kurulu’na şu anda tanımadıklarım olmasına rağmen güvenim tam…MHK’ya, Ümit Sokullu liderliğinde sözüm yok !... Ancak “Teknik Kurul”un çok hoşuma gittiğini söyleyemem…TVF Teknik Kurulu’nda Koordinatör Bahar Mert Üçoklar ve oraya tam yakışan Işık Menküer haricinde yer alanları, Zeycan Acar, Gonca Dilik, Emin İmen, Elvio Paradiso, Dariusz Stanicki ve Nalan Ural’ı donanım, kapasite ve özellikle bazılarının şu anda kulüpsel ilişkileri açılarından o kurula pek uygun görmüyorum…Açık konuşmak gerekirse, bu konuda hayal kırıklığı yaşadığımı ifade etmek istiyorum… Ülkemizde bu kurula yakışacak ve en doğru kararları verecek birçok teknik adam varken bu güzel kardeşlerimin çok yıpranacaklarını düşünüyorum…Plaj Voleybolu Kurulu Koordinatörü Erkal Taş ve ekibine çok iş düşüyor… Başarılar diliyorum…Plaj Voleybolu Kurulu Koordinatörü Erkal Taş “Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık’ın kişisel baskısıyla ve kısıtlamasıyla oluşan rahatsızlığını atlattı… Çok faydalı olacağına inanıyorum… Kurulda kimliklerine itiraz etmeyeceğim değerler var…Hilmi Tokuş, Sinem Beltan, Ömür Dugan Sertkaya, Oğuz Değirmenci, Mert Erkılavuz, Soner Erdoğmuş’tan oluşan kurul üyelerinin plaj voleybolu ile ilgili bilinen kişisel organizasyonlarından uzak durmalarını yani sadece Federasyona çalışmalarını salık veriyorum… Aksinin etik olmayacağını düşünüyorum… İşleri hayli zor… Önceki Federasyon zamanında yerlerde sürünen, hata üzerine hata yapılan plaj voleybolu için artık boşa geçirilecek zaman lüksümüz yoktur…PLAJ VOLEYBOLUNUN SÜRATLİ GELİŞİMİ İÇİN İLK ÖNERİM…Federasyonumuza Yönetmelik değişikliği önerisinde bulunuyorum…
Lig takımlarına Plaj Voleybolu Takımı kurma mecburiyeti getirilsin…1. Lig takımlarına 2 Plaj Voleybolu Takımı kurma mecburiyeti…
2. Lig takımlarına 1 Plaj Voleybolu Takımı kurma mecburiyeti…
3. Lig takımlarından dileyene katılma hakkı verilmesi…Önerilerim devam edecek !...VOLEYBOL İL TEMSİLCİLERİ SÜREKLİ DENETLENMELİ…Türk voleybolunu yurt sathına yaymak, daha da sevdirmek ve de tabanda hareket yaratmak istiyorsak, İl Temsilcilerini çok iyi kullanmak zorundayız… Bugüne kadar çoğu zerre kadar katkıda bulunmadı… İsimleri vardı cisimleri (!) yoktu… Umarım yeni seçilenler bulundukları ve temsil ettikleri İllerin voleybolunu yukarılara taşır, kulüp ve ona bağlı sporcu potansiyellerini arttırırlar ?... Bu konuda Federasyonumuzun sıkı ve sık takibi gerekmektedir… Tabii bu iletişim içerisinde artılarla eksiler değerlendirilmeli, genel maddi ve manevi ihtiyaçlar da karşılanmalı, okul kaynakları iyi kullanılmalıdır… Kimse kusura bakmasın ama bu beceri ve çalışkanlıkta olmayanlar da derhal değiştirilmelidir…ESKİŞEHİR HASAN SÖZEN’İNİ MUMLA ARIYOR…Ülkemizin en iyi ve kıdemli antrenörleri arasında Eskişehirli Kazım Tokat hocanın yeri bambaşkadır… 36 yılını dolu dolu, her günüyle voleybola adamış, mesleğinde 25 yıl Bayan voleybol Milli takımlarımızın teknik kademelerinde yol alan, saygılı, vefalı, güler yüzlü bu çok özel antrenör kardeşim 30’a yakın Milli voleybolcu yetiştirmiş, sayısız başarılara imza atmıştır…Geçenlerde dert yanıyordu… Kendi ili Eskişehir ve çevre illeri kapsayan Bölgesel Lig grubuna koca Eskişehir’den yalnızca kendi takımı DSİ Bentspor’un katıldığını, oysa komşuları Kütahya 10 takımla, Afyon 4 takımla, Konya 5 takımla, Kocaeli ise 9 takımla boy gösterdiğin vurguluyordu ?...
Eskişehir voleybolunu bir zamanlar şaha kaldıran merhum Hasan Sözen’i aradıklarını söylemekte yerden göğe kadar haklıydı… Hatta kemiklerinin sızladığını düşündüğünü paylaşmakta da ?...
Şu anda bile İlkokul grupları dahil tüm yaşlarda voleybolcularla programlı olarak çalıştıklarını ifade eden Kazım Tokat hoca takdir edilmediklerini, daima engellendiklerini dile getiriyor… Görev aşkının tetiklediği idealizminin nereye kadar devam edeceğini kendisinin de merak ettiğini söyleyen Kazım Tokat hocaya sabır ve başarılar diliyorum… BİRAZ SAYGI VE DÜRÜSTLÜK LÜTFEN ?...“FIVB’de Türk Fırtınası” başlığıyla mayınlı sitede 24 kasım 2012’de saat 21.59’da yayınlandığı gözüken haberin aslında malum sitede saat 24.00’e kadar yer almadığı tarafımdan gözlemlenmiştir…
Zaten, sitede haberin hemen altına “ÖNEMLİ NOT”.olarak eklenen sitemkar yorum aynen şöyleydi : “Bu haber türk Voleybolu ve Başkan Özkan mutlugil için çok önemli. Ancak bu haber yalnız “Voleybol Federasyonu resmi sitesinde var. Oysa, federasyonun basın bürosu bu çok önemli haberi gazete, telvizyon ve voleybol ile ilgili herkese geçmeli. Çünkü, herkes federasyonun internet sitesinden haber almak zorunda değil. Zaten basında voleybola verilen değer, o federasyonun sitesini açıp haber alacak kadar değil. MT”İki nokta dışında katılıyorum…
İlki, gecenin o saatinde, Televizyonlar için cazip, acil bir haber değil… Baskıya girmiş gazetelerin de değişiklik yapacağı ?... Zaten maç sonucu bile olsa, verilen değer, lütfedilse, ayrılacağı sütun / santim belli ?... Galatasaylı Melo, kurtardığı penaltı ile zapt etmiş sayfaları boydan boya…
TVF Basın Bürosu bu sabah tüm basın, medya, ajanslar ve Web sitelerine gereken dağıtımı sağlıklı biçimde yaptı…
İkincisi ve en önemlisi, TVF Web sitesinde yayın saati 23:50:30 olan bu haber nasıl oluyordu da mayınlı sitede 21.59’da yayınlanmasına rağmen o anda yayınlandığı vurgulanıyordu ?...
Bu şunu ifade ediyor…
Mayınlı tarlada söz konusu haber yazıldığı gibi 21.59’da değil, 23.50’den sonra görücüye (!) çıktı ?... Parantezi biraz daha açacak olursak, “Haberi en erken biz kullandık !...” görüntüsü verilmeye çalışılmış, belli ?...Bu konuyu yazıp yazmamak için çok düşündüm..
Bizler, tüm voleybol siteleri kardeşiz… Emekçileri de…
Aramızda özel haber, köşe yazısı, röportaj, süratli maç sonucu girme konularında tatlı br rekabet olabilir ?... Ama dürüstlük ön planda olmalı ?...
Bir de birbirimizden aldığımız (Doğal paslaşma) haber kaynaklarını da haberin altına yazarsak, yazarken de 5 satır boşluk bırakıp, görünmesin diye de karınca duası (!) gibi değil de, gözle görülür yerde ve puntoda yazsak, birbirimizin emeğine daha bir saygı göstermiş olmaz mıyız ?...Ha bu arada küçük bir dip not…
Söz konusu haber, FIVB resmi sitesinde saat 22.45’te yayınlandıktan sadece 3 dakika sonrası, 22.48’de VOLEYBOLX sitemizde yayınlanmıştır…
Dünyada hiçbir ajans bu saatten önce bu haberi yayınlamamıştır, yayınlama şansı da yoktur ?...
Ayrıca sayın Başkan Özkan Mutlugil ve Başkan yardımcılarından sayın Mustafa Ekşi’ye de o saatte müjdeyi veren de sitemizin sahibi, sevgili M. Korhan Gün kardeşimdi…
Yorumu siz saygıdeğer okuyucularıma bırakıyorum…GALATASARAY’DA GİT-GELLER…2 Yıldır Galatasaray Bayan Takımı’nda kadro Ligde beklenileni veremiyor…
Geçen yıl alınabilecek en kötü derece zaten 4.lüktü…
Takımı kenar yönetimsiz çıkarsalar, “Çıkın kafanıza göre takılın, dileğinizce oynayın !...” deseler en kötü derece o 4.lük olurdu ?...
Bu yıl daha bir allandı, pullandı takım… Calderon ve Lo Bianco gibi dünya yıldızlarına Gioli ve bence lüzumsuz gördüğüm, yanlış transfer olarak nitelendirdiğim Molnar eklendi… Japonya’dan da Libero alındı…
Üstüne üstlük takımın başına da sözde dünyanın en iyi antrenörlerinden Massimo Barboloni getirildi…Daikin gibi bir dünya devi firmayı da arkasına alan Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde de Ligimizde de istikrarsız maçlar çıkarmakta… Bazen de taraftarlarını ve geniş camiasını üzmektedir…Şampiyonlar Ligi’nde, kendisinin 2 gömlek aşağısındaki Dinamo Bükreş’e İstanbul’da sapır sapır dökülerek 3-2 mağlup olan Galatasaray Daikin rövanşta ittire kaktıra 3-1 yenip 3 puan alır, grup liderliğini korurken maç içinde kendisine yakışmayan alışageldiğimiz o inişli çıkışlı, istikrarsız grafiğini çizdi, gene tat vermedi…Akabinde, set vermesinin bile sürpriz sayılacağı, ligin yeni takımı Sarıyer’e hezimete uğrayıp, 3-0 yenilmesinin en ufak bir mazereti olamaz…Bu arada büyük ümitlerle getirilen, sözde dünyanın en iyi antrenörü (!) Barboloni efendinin yerine kenarda Cemil İpekçi dursaydı sonuç bundan daha kötü olmazdı… Sırt çevrilen Türk antrenörlerine yazık !... Onlara resmen hakaret ediliyor…Bu adamın yerinde her hangi bir Türk antrenörü olsaydı o anda görevine son verilirdi… Üstüne üstlük onu getiren idareci, menajer kim varsa hesap sorulurdu ?...
Belli, birileri öz Galatasaraylı masklarıyla (!) şubeyi ya kişisel menfaatleriyle soymakta, ya da bilgisizlikleriyle sadece maddi zarara değil, aynı zamanda da prestijlerini yerle bir etmektedir ?... Her 2 durumda da gelinen noktada savunulacak şey yoktur ?...Fenerbahçe karşısında yıllar sonrası arka arkaya alınan net galibiyetler ve beklenene yakın oyun şimdilik bu başarısızlıkların üzerini örtmüşe benziyor ?...Bu 2 galibiyet bana camiayı daha da üzecek yazı yazmama “Dur” dedi… Yolsa Başkan Ünal Aysan’dan vakit geçmeden duruma el koymasını, takıma gereken müdahalelerde bulunmasını, sonrasında da kemoterapi uygulamasıyla takımı diriltecek uzman voleybol hekimlerinden destek alarak, nokta değişiklikleri yapmasını önerecektim ?...Şimdilik burada frene basıp kontağı kapatıyorum…
Bakalım bir sonraki sefer hareket ettiğimde camımdan neler görecek, sizlerle neler paylaşacağım ?...KALİTESİZ AMA SÜRPRİZLERLE HEYECAN VEREN MAÇLAR OYNANIYOR…Özellikle bayanlarda arzulanan kaliteye ulaşamayan, ancak takımların istikrarsızlığından ortaya çıkan sürprizlerle renklenen ve heyecan veren maçların bazıları sonuçlarıyla şaşırtıyor…
Ligin yeni takımı Sarıyer karşısında dökülen ve 3-0’la hezimete uğradıktan sonra aslan kesilip özlenen ve beklenen oyununu sergileyerek yıllardır yenemediği ezeli rakibi Fenerbahçe’yi kupada 3-1 yenmesi, Sarıyer’in de gene kupada , ligde puansız son sırada yer alan Bursa Büyükşehir Belediyesi Takımı’na evinde 3-1 yenilmesini normal olarak nitelendirip kabul etmek mümkün değil…Yeliz Başa ve bu yıl Türkiye'de oynayan tek Japon Saori Kimura ile…KARŞINIZDA YELİZ BAŞA’RISI…Onunla ilgili çok eleştiri ve yorum yapıldı…
Uzaktan ve ufaktan sallayanlar, hatta “Ne köy olur, ne kasaba..” diyenler çoğunluktaydı…
Nejat Sancak ve M. Korhan Gün ağabeyleri bazılarının göremediklerini çoktan görmüşlerdi… Bazıları, çok iyi bilirler hakkındaki ısrarlı görüşlerimi…
“Türk voleybolu bu kızı kazanacak, bu kızda güç var, sıçrama var, blokta yüksek, hücumları sert, servisleri etkili… Defansını, manşetini mutlaka çalışmayla düzeltir, Mili Takım dahil her takımda çatır çatır oynar !...” demiştim…
Bazıları burunlarının dibindeki cevheri göremedi, elin Japon’u ta oralardan gördü, kaptı kızı, götürdü…
Günde 7 saat bağırta bağırta çalıştırdılar…
Kısa sürede o çalışmaların semeresin almaya başladı…
Pasör çaprazı olarak, Japonya gibi topun en çok oyunda kaldığı ülkede önceki hafta tam 42 sayıyla oynayarak kariyer rekorunu kırdı… Her maçta da devleşiyor… Tribünlere bile hareket getirdiği söyleniyor…
Onu bizler alkışlamasını bilemedik, Japonlar kısa sürede bağırlarına bastılar…
Aferin kızım !...
Gururumuz oldun !...
Aynı zamanda temsilcimiz de…
Ama şimdi sorumlulukların daha da büyüdü…
Aman dikkat !...
Çalışmaya, yorulmaya devam…
Sadece sen değil, Türk voleybolu da kazanacak !...
Dönüşün muhteşem olacak !...
Rio 2016 sana el sallıyor…ECZACIBAŞI’NDA LİSANS ŞOKU…Eczacıbaşı Spor Kulübü ile Yeşilyurt Spor Kulübü arasında 4 Kasım pazar günü akşamı, Bahçelievler Spor Salonun da oynanan maçta Yeşilyurt Spor Kulübü lisansı kendisinde bulunan bir voleybolcunun mükerrer lisansla Eczacıbaşı Takımı’nda oynamasına yaptığı itiraz Tertip Kurulu tarafından değerlendirildi…
Her ne kadar bu itirazdan sonra, Eczacıbaşı Spor Kulübü, bu oyuncuyu, lisansına el konulması sonrasında başka hiçbir maçta oynatamadıysa da, 4 Kasımda yapılan itiraz tutanağın inceleyen Tertip Kurulu Yeşilyurt Spor kulübünün itirazı haklı görerek, Yeşilyurt’ta konulduğu lisansı bulunan bu sporcuya mükerrer lisans çıkartıp oynattığı öne sürülen Eczacıbaşı Spor Kulübü’nün 3-0 kazandığı maçta “Hükmen” mağlubiyetinin tescili, işin sorumlularının da cezalandırılmaları talebiyle “Ceza Heyeti”ne verilmesi kararı aldı… Karar Defterine işlenen ve imza altına alınan karar her 2 kulübe de kurye ile 21.11.2012 tarihinde yollandı…
Konuya ilişkin detayları, cevap hakları doğanlara köşemin açık olduğunu hatırlatarak, kişisel yorumumla birlikte çok yakında köşemde yayınlayacağımı vurguluyorum…Bu hassas konu geniş bir biçimde olayların içinde olan www.maniavolley.com sitesinde yer aldı… Oradan da bazı siteler alıntı yaparak da geniş kitlelere ulaştırdılar…
Bu tarafsız emekçi siteden detayları ve tüm iddiaları edinebilirsiniz ?...Bazı ilkelerim doğrultusunda konuya ilişkin tüm bilgi ve belgeler elimde olmasına rağmen Tertip Heyeti ve konuyu rapor halinde sunduğu Ceza Kurulu kararından önce kişisel yorumumu yapmak istemiyorum…Bu arada bence olan, 15 yaşındaki masum kızcağıza oluyor ?... Ceza alırsa da gerçekten çok üzülürüm…
Annesi hanım, beni tanımıyor, veya başkalarıyla karıştırmış olmalı ki, kibarca kendisini telefonla arayıp, konuya ilişkin bilgi ricasında bulunduğumda, benden yazdığım yorumsuz haberle ilgili olarak yükselttiği ses tonuyla azarlamaya, hesap sormaya kalktı… Hani derler ya, “Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır…”, aynen öyle ?...
Haber yazımı derhal kaldırmamı (!) emretti ?...
Dedim ya, beni tanımıyor ?...
Ağzının payını da o anda aldı tabii ki…Onunla daha işim bitmedi ?..
Şu kararları bekliyorum… Gereken cevapları elbette vereceğim… Burayı at koşturduğu memleketi Rusya ile karıştırdı galiba ?... Beni de kim bilir kimle ?...
Ardından eşi beni arayarak onun namına kibarca özür diledi ama benden özür dileyene kadar daima kapsama alanım içerisinde kalacak !...Dikkat buyurduysanız, şu anda bırakın olayı yorumlamayı, isimleri bile vermiyorum…
Her şeyin zamanı gelecek ve ben düşüncelerimi ve konuyla ilgili yorumlarımı sizlerle elbette paylaşacağım… Bundan rahatsız olanlara rağmen…Şeytanlarla, art niyetlilerle ve de yanlış yapanlarla mücadelemi bilen bilir ?... Kimsenin etkisinde kalmam, gözünün yaşına bakmam, Allah’tan başka kimseden de korkmam… Aykırılar tarafından sevilmememin sebebi de bu özelliğimdir…Şimdilik burada kesiyorum…
Konunun içinde yer alanların tüm cevap haklarına sütunlarımın açık olduğunu bir kez daha tekrarlıyorum…PLAJ VOLEYBOLU ERKEKLER LİGİ START ALDI…2012-2013 sezonu Türkiye Erkekler Plaj Voleybolu Ligi 8 takımla Ankara Başkent Plaj Voleybolu Kortu'nda başladı…
HALKBANK, ALANYA BLD.,ZİRAAT BANKASI, KAMA, ALTINYURT, K.K.T.C, BJK HI-LEVEL, BALNAK takımlarının mücadele edeceği ligin yanı sıra yakında Bayanlar Ligi de start alacak…
Tüm takımlara başarılar dilerken Federasyon’a önerim, takımları sadece takım ismi olarak değil, beraberinde oynayan voleybolcularla birlikte verilmesi…
Örneğin : Takım ismi (Sporcu ismi - Sporcu ismi) veya Sporcu ismi - Sporcu ismi (Takım)Bu arada Bayanlar Plaj Voleybolu Ligi de yakında start alacak…TEKİN ATEŞNAL : “BURSA’ DA VOLEYBOL SALON İNŞAATLARI NEDEN TAMAMLANMIYOR?”Voleybolumuzun sevilen emekçi ağabeylerinden Tekin Ateşnal belli dolmuş, geçenlerde bana bir şeyler karalayıp yollamış ?... İlgimi çekti… Aynen yayınlıyorum…
“Bursa Spor kenti oldu imajını kaybediyor mu? Bakıyoruz spor adına salon yatırımları nedense şehrin okul bahçelerindeki dar alanlara yapılan kapalı
spor salonlarıyla geçiştiriliyor. Bu salonlarda sadece ve sadece okullarımızın alt yapı çalışmalarında yeterli oluyor. Bunlarda kentimizin ihtiyacını karşılamamaktadır. Şehrimiz merkezindeki Atatürk Kapalı Spor Salonu ile Çekirge semtindeki çok eskiden yapılmış olan Çekirge Kapalı Spor salonu ile salon sporları yapılmaya çalışılıyor. Cumartesi veya Pazar günleri Atatürk Kapalı Spor salonunu senelerdir Basket maçları veya hentbol maçlarından sıra gelmediği için voleybol sporuna ayrılamıyor. Voleybol 1.lig maçlarında Nilüfer Belediye ye ait Çalı’da bulunan Üçevler kapalı spor salonu kullanılıyor. 250 kişilik tribünleri olan bu salonda maç seyretmek spor meraklılarına büyük eziyet olmaktadır.
Bu sene Acıbadem 1.lig Bayanlar Grubuna iki takımla yola çıkan Bursa’ mız maçlarını dört sıralı çok dar alanda ayakta seyircisiyle gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu da bu güzel spor dalında büyük sıkıntı olmaktadır. Türkiye Voleybol Federasyonu tarafından yaptırılmakta olan Cengiz Göllü Voleybol salonumuz bir senedir % 96 sı tamamlandığı halde bir türlü faaliyete geçemediğinden voleybol spor olarak büyük bir çıkmaz içine girdi ki ne zaman bitip hizmete alacaklar bilemiyoruz. Bursa ‘da yaygınlaşan voleybol spor karşılaşmalarını voleybol severlere suna bilmek için Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun dan bu konuyla ilgi ve alaka bekliyoruz.”MEHMET BAYKAN’A MEKTUP… Erdoğan ARIPINARSpor Genel Müdürü Mehmet Baykan’ı önceden tanırım. Spor ve Fair Play konusunda çalışmaları ile gündeme gelmişti. Genel müdür olduğunda da bu zor işte başarılı olacağını düşünmüştüm. Baykan, fotoğraflarda, her konuda hep öne çıkan Bakana rağmen, gölgede çalışmalarını sürdürüyor. Bu günkü mektubum ülke için çok önemli bir konu ile ilgili.
Hafta içinde Türkiye şampiyonu olan Arkas Voleybol Takımının Belçika da yaşanan bir olayı var. Belçika’daki maçta podyumda bizim dünyanın en güzel grafiğine sahip bayrağımız yerine, acayip bir bayrak yer almıştı. Vurdum duymaz olanlar hariç, ülkeyi sevenler patladı.
Şimdi sakin olarak düşünüp Baykan’a önerimizi yollayalım.
“Bundan böyle Türkiye’yi temsil edecek her spor grubu yanına iki Türk bayrağı ve İstiklal Marşımızın (CD) sini almak zorunda olacaktır. Bunda sorumluluk, federasyona, kafile reisini ve kulübe aittir. Her dış yarışma da Spor Genel Müdürlüğü’nün bir gözlemcisi de bulunacaktır.”
Ülkemizi yurt dışında temsil etmek onurunu taşıyanlar, Türk bayrağını da saygı ve özenle taşıyacaklardır. O bayrağı, hala kanları kurumamış, onun onuru için savaşmakta olanlar kadar yüksekte tutacaklardır. Bu kutsal bir görevdir. Görevi yapanları kutlamak, yapmayanları tüm ülke adına kınamak da hepimizin görevimiz olmalıdır.ANKARAGÜCÜ TARİHİ VE ŞANI BUNU HAK ETMİYOR… Ankaragücü Bayan Voleybol Takımı, ite kaka, inanılmaz gayret ve özverilerle ayakta kalmaya çalışıyor… Malzeme sıkıntısı ile başlayan, lisans krizi ile devam eden sıkıntılar tam bir açmaza dönüşmüş durumda… Maaşlar artık unutulmuş durumda… Takımın antrenmanda kullanması gereken top sayısı bile yeterli değil… Son maçta, ambulans ve doktor için para bulunamayınca, voleybol şubesi antrenörleri kendi aralarında para toplayarak gereken miktarı bulup doktor ve ambulansa vermiş… Ortada, bitmiş, tükenmiş bir Ankaragücü var…
Kulübü bu hale getiren Cemal Aydın ve Melih Gökçek’in kulüp umurlarında değil…'Eski başkan Bent Ahlat Sincan Cezaevi'nde… Yenisi Atilla Süslü’nün ne yapmak istediği belli değil…
Böyle Başkanlık, idarecilik, böyle spor anlayışı olmaz… Ayıplıyor, kınıyorum… Yeni bir yasa çıkarılmalı, kulüp yönetimleri ve harcamaları hukuki ağır cezalarla donanmış yaptırımlarla sıkı denetim altına alınmalıdır… Her önüne gelen vasıfsız, görgüsüz, spor kültüründen uzak kişiyi Başkan, idareci yaparsanız, olacağı budur…MİLLİ EĞİTİM’DE SPOR KIYAFETİ ARTIK ZORUNLU DEĞİL ?...Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerini düzenleyen yönetmeliği değişti…Yeni yönetmeliğe göre, öğrencilerin tek tip eşofman veya spor kıyafeti giymeye zorlanamayacağı da vurgulandı…
Yani öğrenciler sokak kıyafetiyle de spor yapabilecekler ?... 2020 İstanbul’a talip olan Türkiye’mizde spor anlayışımızda yoz gelişmelerin olması çok acı ve düşündürücü…Son 4 yılın Genç Kızlar Adana Şampiyonu DSİ SPOR’lu kızları kutluyor, başarılarının devamını diliyor, haberlerini bekliyorum…“Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”nde, olmazsa olmazlarımız kadınlarımızı aşağılayanlar, el kaldıranlar, daha da ileri giderek öldürmeye varan şiddet uygulayanlar cehaletle beslenen sistemin yarattığı zavallı yaratıklardır… Yüreksiz, kişilikten yoksun, hasta ruhlu bu insanların kafalarındaki güç olgusu kadınlarla sınırlıdır… Şiddete eğilimli, anlayış, empati yoksunu, taciz ve tecavüze yatkın bu güruhun ne yazık ki günümüzdeki tetikleyicileri ve baş sorumluları şiddetin en vahşisini ekrana getirip en duygusal romantizm filmlerini bile artık ekrana taşımayan televizyoncular ile hukukun bu konuya ilişkin davetkar etkisiz ceza yaptırımlarıdır… Kadın / erkek eşitliğine inanan biri olarak tüm kadınlarımızı saygı ile selamlıyorum…SANATSEVERLİK ÜZERİNE…İstanbul’da meğerse 36 000 sanat sever yaşıyormuş da haberimiz yokmuş ?... Bu bilgiye Jeniffer Lopez in konserinde (!) ulaştım…36 000 Sanat sever (!) ve Müziksever (!) ciddi bir bilet ücreti ödeyerek gitmiş ?….
İşte o günden beri kendi kendime sorup duruyorum… Bu 36 000 Sanat severin (!) kaçı tiyatro’ya, bir klasik müzik konserine, caz dinletisine, baleye, operaya gitmektedir, bir sanat galerisini, sergisini ziyaret etmiş, bırakınız tüm bunları, pop , sanat ve halk müziği sanatçılarımıza (Barlardaki, eller havaya ortamlarına meze olanları kastetmiyorum..) o Lopez hayranlığının eser orantısında sahip çıkmışlar, gerçek sanat severliklerinin ve müzik severliklerini gösterebilmişlerdir ?...O BİR EFSANE…Türk voleybolunun unutulmaz isimlerinden Hikmet İnanlı…
Hala voleybolun içinde…
Antalya’da, voleybolda bir genç kız ordusu yetiştiriyor…
“Mabetim !...” dediği salonda Veteranlarda değme gençlere taş çıkartırcasına çatır çatır voleybol oynarken, plaj voleybolunda da harikalar yaratıyor…
Tam bir aile babası…
Tüm voleybolcu kızları ona tapıyor…
İçlerinde istikbal vadedenler var…
Ama onun kimseden saklamadığı bir uzatmalısı var…
67 Model Peugeot arabası onun sevgi dünyasında kocaman bir yer tutuyor…
Önüne servet koysalar onu asla değişmez…
Onunla defalarca yan gözle bakmadan (!) birlikte oldum… (Ne biçim cümle kurdum yahu ?...) Müşfik, vefalı, hatta sevdalısı gibi Galatasaraylı…
Sıklıkla voleybolcu kızlara servis yaparken bazen sekizini birden sırtlayabiliyor ?... Bana bile sesini yükseltmiyor ?... Sağ ön koltuk locası…Eğer yolunuz bir gün bizim taraflara, Antalya’ya düşerse “Efsane” ile mutlaka tanışmanızı tavsiye ederim… Kısa da olsa şöyle bir keyifli Antalya turu eminim unutulmazlarınız arasında yerini alacaktır ?...
İNCE MESAJ… ANLAYABİLENLERE…ABARTISIZ… “HÜKÜMET UTANSIN !...” DİYECEĞİM AMA NERDEEEEE ?...UNUTULMAYAN MELODİLER…
UNUTULMAYAN SOLİSTLER…NİGHTS IN WITH SATIN / MOODY BLUES
68’lerin bu unutulmaz romantik şarkısını tüm sevenlere ve sevgiyi yüreklerinde hissedenlere ithaf ediyorum…
Gecenin ilerleyen saatlerinde, mum ışığında, tam ekran, volümlü izlemenizi salık veriyorum…










