Önce kendini tanıtır mısın? Kimdir Ümit Hızal?1964 yılı Ankara doğumluyum. Otelcilik mezunuyum. 23 yıl voleybol oynadım. 10 senedir de antrenör olarak voleybola hizmet ediyorum.Voleybola ne zaman ve nasıl başladın? Hangi kulüplerde oynadın?
1979 yılında Arçelik Spor Kulübü’nde lisanslı olarak voleybol oynamaya başladım. Uzun seneler yıldız, genç ve profesyonel olarak A takımda oynadım. Daha sonra Silahlı Kuvvetler Gücü, Paşabahçe, Galatasaray, Halkbank’ta forma giydim. Oynadığın dönemlerde veya antrenörlük hayatında başarılar neler?
Sporcu olarak 1988-89 sezonu Galatasaray ile lig şampiyonluğu, 1992 CEV Kupası dördüncülüğü, Halkbank ile 1993-1996 yılları arasında 3 kez şampiyonluk, ayrıca 1987’de Ordulararası Dünya Şampiyonluğu, 1987 Akdeniz Oyunları’nda ikincilik sevincini yaşadım.
Antrenörlük dönemimde ise Galatasaray ile Challenge Kupası’nda sekizinci olduk. Bu arada Yıldız, Genç Milli Takımlarında antrenörlük, A Milli Takım’da yardımcı antrenörlük ve 2009’da Üniversite Milli Takımı antrenörlüğü yaptım.
Daha önce oyuncu olarak formasını giydiğin Halkbank’ın şimdi antrenörüsün. Bu nasıl gerçekleşti?
2000-2001 sezonunda Halkbank’ta oynarken, aktif voleybol yaşantıma son vererek, o dönemde Genel Müdür Yardımcısı ve Kulüp Başkanımız İbrahim Toptepe ve Yönetim Kurulu Üyelerimizin kararı ile aynı takımda antrenörlüğe getirildim. Sonra başka kulüplerde çalıştım. Bu sezon Brezilyalı hoca ile yollar ayrıldıktan sonra, bana teklif yapıldı. Kabul ettim. Yıllarca formasını giydiğim, antrenörlüğünü yaptığım Halkbank’ta tekrar göreve başlamak benim için gerçekten çok özel bir durum oldu. Senden önce Halkbank iyi gitmiyordu. Gelişinle birlikte ivme kazandı. Bu nasıl oldu? Eksik olan neydi? Şimdi durum ne?
Yukarıda da söz ettiğim gibi ben sezonun ilk yarısının sonunda takımın başına getirildim. Benden önceki yabancı antrenörle birçok sorunlar yaşanmış. Göreve geldiğim günden itibaren arkaya hiç bakmadım. Takımı toparlayıp oynayabileceği en üst seviyeye çıkarmaktan başka bir şey düşünmedim. Oyuncularla sağladığımız iletişimle hedeflerimizi belirledik. Aslında eksik olan “Yönetici+Teknik kadro+Oyuncu” güven zincirinin halkalarını birbirine bağlamaktı. Bunu hep birlikte başardığımıza inanıyorum. Yaptığımız çalışmalarla ve son dönemde transfer ettiğimiz 1 yabancı, 1 Türk oyuncu ile mevcut gücümüzü daha da üst seviyelere çıkardık. Şu anda Halkbank’ta istediklerin ne oranda gerçekleşti? Daha iyi olmak için neler yapacaksın?
Oluşturduğumuz mevcut kadromuzla istediğimiz seviyelere geldiğimizi düşünüyorum. Bunun da bizi hedeflediğimiz noktalara götüreceğine inanıyorum. Daha iyi olmak için çok çalışacağız ve ligde son dönemlere yaklaştığımız bu süreçte geniş kadroya sahip takımımızın taktiksel yapısını daha da geliştirmek düşüncesindeyim. Ligde hedef ne? Rakiplerinizi değerlendirir misin? Güçlü yönleri neler, hangi konularda sıkıntıları var?
Ligin sonunda ilk dört içinde yer alıp Avrupa Kupası hakkını elde etmek istiyoruz. Şampiyonun belirleneceği Play-Off etabında eşleşeceğimiz rakiplere etap etap konsantre olup, sonuna kadar lig birinciliğini kovalamak hedefi içersindeyiz. Bu yıl ligde çok iyi oyunculara sahip takımlar var. Biz de bu takımlar arasındayız. Üst sıralar için mücadele veren ekipler, iyi konsantre olduğu, iyi hazırlandığı her maçı kazanabilir. Yani herkesin birbirini yenecek gücü var. Bu nedenle Play-Off’lar çok ilginç geçecek.
Rakiplerimizin değerlendirmesine gelince… Tabii ki üst sıralardaki her takımın iyi ve zayıf yönleri var. Bunları söylemek istemiyorum. Ancak rakiplerini iyi analiz eden ve uygulayabilen takımlar sonuçta başarılı olacaktır. Takımında hangi oyuncunun yer almasını isterdin. Neden?
Takıma geldiğimde oyunculara “Sezon başında transferi ben yapsaydım yine aynı oyuncuları alırdım.” dedim. Tabii ki her antrenör dünya starlarını takımlarında görmek ve çalışmak ister. Ama ben takımımdan son derece memnunum. Çok kaliteli sporcularımız var. Hepsi kariyerli ve başarı için sonuna kadar savaşacak oyuncular. Böyle oyuncularla birlikte olmaktan da çok memnunum. Spor yaşamında, hatırladığın en iyi ve en kötü anlar neler?
1987 yılında Ankara’da kazandığımız Ordulararası Dünya Şampiyonluğunu ve Galatasaray ile İspanya’da ilk 8 için mücadele ettiğimiz Avrupa Kupası’nda, 0-2 geriden gelip binlerce seyirci önünde 3-2 kazanıp tur atladığımız maçta duyduğum sevinci ömrüm boyunca unutmayacağım. Sporculuk yaşamımda bana voleybolu birkaç saniye içerisinde bıraktıracak kadar üzüldüğüm an ise şöyle: Galatasaray’da forma giydiğim yıllarda, 4’lü finale gidebilmek için Polonya’da mutlaka kazanmamız gereken bir maç oynuyorduk. Maçın çok kritik olan son sayılarında servis karşılarken tereddüde düşüp “Aut” diye bıraktığım topla rakibimiz 1 sayı kazandı. Bir anda adeta dünya başıma yıkıldı. Gerçi daha sonra aldığım manşetlerle sayılar alarak turu geçip İtalya’daki dörtlü finallere gittik ama o olayı ve giden sayıyı hiç unutmadım. Profesyonel olarak voleybolun içinde olmasaydın meslek olarak neyi seçerdin?
Otelciliğe karşı sempatim olduğu için turizm mesleğini seçerdim.
Hobilerin ve fobilerin neler?
Deniz tutkunuyum. Denizle ilgili her sporu yapıyorum. Belirgin olarak söyleyebileceğim bir fobim yoktur. Milli Takım’ın durumu ve geleceği hakkındaki düşüncelerin neler?
Erkek Milli Takımımız iyi yolda. Fakat alttan gelebilecek genç oyuncular ile ilgili endişelerim var. Bu yüzden erkek voleybolunun altyapısını güçlendirmenin hepimizin görevi olduğunu düşünüyorum. Eski bir sporcu ve antrenör olarak genç sporculara tavsiyelerin var mı?
Genç oyuncularımızın voleybola profesyonelce bakmalarını tavsiye ederim. Her anlarını voleybola verip, çok çalışıp, her antrenmanda gelişme gösterip, hedefler seçip, ısrarla o hedeflerinin peşinden gitmelerini öneririm. Ayrıca ligde oynanan her maçı seyretmeleri, kendi mevkilerinde bulunan oyunculardan en iyiyi seçip, onun gibi olabilmek adına her şeyi yapmaları gerekir. Örnek vermem gerekirse; genç olduğum yıllarda Ahmet Gülüm, İsmet Kır, Payidar Demir, Dünya Baltacıoğlu gibi yıldızları seyrettiğimde adeta büyülenirdim. Sonrasında onlarla aynı takımda oynamak, nice başarılara imza atmak, şampiyonluk sevincini birlikte yaşamak benim için büyük bir gurur olmuştur. Genel bir mesajın var mı?
2010-2011 sezonunda mücadele eden tüm takımlara başarılar dilerim. Umarım ki en fazla emek veren, hak eden takımlar başarılı olur ve mutlu sona ulaşır. Tüm camiamıza sevgi ve saygılarımı sunarım.
1979 yılında Arçelik Spor Kulübü’nde lisanslı olarak voleybol oynamaya başladım. Uzun seneler yıldız, genç ve profesyonel olarak A takımda oynadım. Daha sonra Silahlı Kuvvetler Gücü, Paşabahçe, Galatasaray, Halkbank’ta forma giydim. Oynadığın dönemlerde veya antrenörlük hayatında başarılar neler?
Sporcu olarak 1988-89 sezonu Galatasaray ile lig şampiyonluğu, 1992 CEV Kupası dördüncülüğü, Halkbank ile 1993-1996 yılları arasında 3 kez şampiyonluk, ayrıca 1987’de Ordulararası Dünya Şampiyonluğu, 1987 Akdeniz Oyunları’nda ikincilik sevincini yaşadım.
Antrenörlük dönemimde ise Galatasaray ile Challenge Kupası’nda sekizinci olduk. Bu arada Yıldız, Genç Milli Takımlarında antrenörlük, A Milli Takım’da yardımcı antrenörlük ve 2009’da Üniversite Milli Takımı antrenörlüğü yaptım.
Daha önce oyuncu olarak formasını giydiğin Halkbank’ın şimdi antrenörüsün. Bu nasıl gerçekleşti?
2000-2001 sezonunda Halkbank’ta oynarken, aktif voleybol yaşantıma son vererek, o dönemde Genel Müdür Yardımcısı ve Kulüp Başkanımız İbrahim Toptepe ve Yönetim Kurulu Üyelerimizin kararı ile aynı takımda antrenörlüğe getirildim. Sonra başka kulüplerde çalıştım. Bu sezon Brezilyalı hoca ile yollar ayrıldıktan sonra, bana teklif yapıldı. Kabul ettim. Yıllarca formasını giydiğim, antrenörlüğünü yaptığım Halkbank’ta tekrar göreve başlamak benim için gerçekten çok özel bir durum oldu. Senden önce Halkbank iyi gitmiyordu. Gelişinle birlikte ivme kazandı. Bu nasıl oldu? Eksik olan neydi? Şimdi durum ne?
Yukarıda da söz ettiğim gibi ben sezonun ilk yarısının sonunda takımın başına getirildim. Benden önceki yabancı antrenörle birçok sorunlar yaşanmış. Göreve geldiğim günden itibaren arkaya hiç bakmadım. Takımı toparlayıp oynayabileceği en üst seviyeye çıkarmaktan başka bir şey düşünmedim. Oyuncularla sağladığımız iletişimle hedeflerimizi belirledik. Aslında eksik olan “Yönetici+Teknik kadro+Oyuncu” güven zincirinin halkalarını birbirine bağlamaktı. Bunu hep birlikte başardığımıza inanıyorum. Yaptığımız çalışmalarla ve son dönemde transfer ettiğimiz 1 yabancı, 1 Türk oyuncu ile mevcut gücümüzü daha da üst seviyelere çıkardık. Şu anda Halkbank’ta istediklerin ne oranda gerçekleşti? Daha iyi olmak için neler yapacaksın?
Oluşturduğumuz mevcut kadromuzla istediğimiz seviyelere geldiğimizi düşünüyorum. Bunun da bizi hedeflediğimiz noktalara götüreceğine inanıyorum. Daha iyi olmak için çok çalışacağız ve ligde son dönemlere yaklaştığımız bu süreçte geniş kadroya sahip takımımızın taktiksel yapısını daha da geliştirmek düşüncesindeyim. Ligde hedef ne? Rakiplerinizi değerlendirir misin? Güçlü yönleri neler, hangi konularda sıkıntıları var?
Ligin sonunda ilk dört içinde yer alıp Avrupa Kupası hakkını elde etmek istiyoruz. Şampiyonun belirleneceği Play-Off etabında eşleşeceğimiz rakiplere etap etap konsantre olup, sonuna kadar lig birinciliğini kovalamak hedefi içersindeyiz. Bu yıl ligde çok iyi oyunculara sahip takımlar var. Biz de bu takımlar arasındayız. Üst sıralar için mücadele veren ekipler, iyi konsantre olduğu, iyi hazırlandığı her maçı kazanabilir. Yani herkesin birbirini yenecek gücü var. Bu nedenle Play-Off’lar çok ilginç geçecek.
Rakiplerimizin değerlendirmesine gelince… Tabii ki üst sıralardaki her takımın iyi ve zayıf yönleri var. Bunları söylemek istemiyorum. Ancak rakiplerini iyi analiz eden ve uygulayabilen takımlar sonuçta başarılı olacaktır. Takımında hangi oyuncunun yer almasını isterdin. Neden?
Takıma geldiğimde oyunculara “Sezon başında transferi ben yapsaydım yine aynı oyuncuları alırdım.” dedim. Tabii ki her antrenör dünya starlarını takımlarında görmek ve çalışmak ister. Ama ben takımımdan son derece memnunum. Çok kaliteli sporcularımız var. Hepsi kariyerli ve başarı için sonuna kadar savaşacak oyuncular. Böyle oyuncularla birlikte olmaktan da çok memnunum. Spor yaşamında, hatırladığın en iyi ve en kötü anlar neler?
1987 yılında Ankara’da kazandığımız Ordulararası Dünya Şampiyonluğunu ve Galatasaray ile İspanya’da ilk 8 için mücadele ettiğimiz Avrupa Kupası’nda, 0-2 geriden gelip binlerce seyirci önünde 3-2 kazanıp tur atladığımız maçta duyduğum sevinci ömrüm boyunca unutmayacağım. Sporculuk yaşamımda bana voleybolu birkaç saniye içerisinde bıraktıracak kadar üzüldüğüm an ise şöyle: Galatasaray’da forma giydiğim yıllarda, 4’lü finale gidebilmek için Polonya’da mutlaka kazanmamız gereken bir maç oynuyorduk. Maçın çok kritik olan son sayılarında servis karşılarken tereddüde düşüp “Aut” diye bıraktığım topla rakibimiz 1 sayı kazandı. Bir anda adeta dünya başıma yıkıldı. Gerçi daha sonra aldığım manşetlerle sayılar alarak turu geçip İtalya’daki dörtlü finallere gittik ama o olayı ve giden sayıyı hiç unutmadım. Profesyonel olarak voleybolun içinde olmasaydın meslek olarak neyi seçerdin?
Otelciliğe karşı sempatim olduğu için turizm mesleğini seçerdim.
Hobilerin ve fobilerin neler?
Deniz tutkunuyum. Denizle ilgili her sporu yapıyorum. Belirgin olarak söyleyebileceğim bir fobim yoktur. Milli Takım’ın durumu ve geleceği hakkındaki düşüncelerin neler?
Erkek Milli Takımımız iyi yolda. Fakat alttan gelebilecek genç oyuncular ile ilgili endişelerim var. Bu yüzden erkek voleybolunun altyapısını güçlendirmenin hepimizin görevi olduğunu düşünüyorum. Eski bir sporcu ve antrenör olarak genç sporculara tavsiyelerin var mı?
Genç oyuncularımızın voleybola profesyonelce bakmalarını tavsiye ederim. Her anlarını voleybola verip, çok çalışıp, her antrenmanda gelişme gösterip, hedefler seçip, ısrarla o hedeflerinin peşinden gitmelerini öneririm. Ayrıca ligde oynanan her maçı seyretmeleri, kendi mevkilerinde bulunan oyunculardan en iyiyi seçip, onun gibi olabilmek adına her şeyi yapmaları gerekir. Örnek vermem gerekirse; genç olduğum yıllarda Ahmet Gülüm, İsmet Kır, Payidar Demir, Dünya Baltacıoğlu gibi yıldızları seyrettiğimde adeta büyülenirdim. Sonrasında onlarla aynı takımda oynamak, nice başarılara imza atmak, şampiyonluk sevincini birlikte yaşamak benim için büyük bir gurur olmuştur. Genel bir mesajın var mı?
2010-2011 sezonunda mücadele eden tüm takımlara başarılar dilerim. Umarım ki en fazla emek veren, hak eden takımlar başarılı olur ve mutlu sona ulaşır. Tüm camiamıza sevgi ve saygılarımı sunarım.











Ben çok eski TED liyim ancak bu sene voleybolda gerileme görüyorum.İnşallah bundan sonra başarılı oluruz.Yanılmıyorsam geçen sene bu TED Türkiye 3. yada 4. sü olmuştu.