Sevgili İSMAİL VURAN anısına…Voleybolumuzun unutulmaz ismi, Fenerbahçe ve Milli Takımımızın sembol isimlerinden İsmail Vuran'ı aramızdan ayrılışının 13. yılında sevgi, saygı, özlem ve rahmetle anıyoruz...Hasan Uğur Epirden Kısa adı VAD olan Voleybol Antrenörler Derneği'nin olağan toplantılarından birisi için, o zamanlar Levent'te olan evimde toplanmaya başlıyoruz !...
Ben kapıda arkadaşlarımı teker teker kapıda karşılarken, planını yaptığım muzip şakama da başlamak üzereyim !...
Rahmetli kardeşim İsmail Vuran'ın önüne geçerek onu çok şaşırmiş bir ifadeyle karşılıyor, soruyorum !...
"-Vay be İsmail !.. Amma kilo almışın ?..."
İsmail'cik, daha "Merhaba"laşmadan gelen bu reaksiyona, yani oltaya takılıveriyor !...
"-Yok canım !... Sana öyle geliyor !..."
Benden, göz kırpmamla işareti alan Başkan Enver Göçener, senaryonun bir diğer oyuncusu olarak anında devreye giriyor !..
"-Ben de hemen fark ettim ama, morali bozulmasın diye bir şey söylemedim !.."
İsmail, tabiatında olmadık biçimde sinirlenmeye başlıyor !...
"-Allah Allah !... Delirtmeyin beni !... Benim kilom son zamanlarda hep 88-90 arasıdır !..."
Ben, senaryoyu yazmışım, oynamaya başlamışım, katılımlar bile olmuş, üstelik te iyi gidiyor, bırakır mıyım ?... araya gene girip maydanoz oluyorum !...
"-Durun !... Kolayı var !... Çıkarsın terazinin üzerine !... Gerçekler meydana çıkar !... Herkes aydınlanır !..." (Ne derin ve önemli meseleymiş bee !...)
Terazi zaten oyunun bir parçası !.. Yakın bir yerde rolünü oynayacağı anı bekliyor !... Hani biz unutsak, o sürüklene sürüklene gelecek !...
10 saniyede "pat" İsmail'in ayaklarının dibinde !...
Salonda kimler yok ki ?...
Adnan Kıstak, Jeyan Erben, Aptullah Gümüşbaş, Gökhan Edman, Nejat Sancak...
İsmail, "Başa gelen çekilir" misali, derin bir iç çekerek, ancak kendinden ve kilosundan emin bir "Muzaffer Komutan" edasıyla ve de alkışlar arasında terazinin üzerine zıplıyor !...
Anaaa !... O da ne ?...
Terazinin ibresi 96'yı göstermiyor mu ?...
İsmail o kargaşa ve şamata arasında benim onun omuzunun üzerine kolunu attığımın ve aşağı doğru bastırdığımın farkında değil !... Gözleri fal taşı gibi açılmış bağırıyor !...
"-Bu terazi bozuk kardeşim !..."
Tam olayın sıcaklığı ve en can alıcı yerindeyiz, olayı soğutmadan Enver Göçener'e dönüyorum...
"-Abicim... Senin kilon kaç ?..."
"- 88 !.."
"-Abi bi çık üzerine bakalım !..."
Enver Göçener çıkıyor üzerine !...
İbre 88'de !...
İsmail'in üzerine üzerine gidiyorum !...
"-Gördün mü İsmail ?... Demek ki kabahat tartıda değilmiş !..."
Bir yandan da burnundan soluyan İsmail'in olası kroşelerinden ve aparkatlarından korunmak için Başkan'ın arkasına siniyorum !...
Kendimi koyvermek üzereyim !...
İsmail salondaki büyük aynanın önüne geçiyor... ceketini iyice sıyırarak, göbeğini, orasını burasını ciddi ciddi incelemeye başlayınca salondakiler benden önce basıyorlar kahkahayı !...
Ben önde, İsmail arkada !...
"-Ulan Hasan !... Ben sana gösteririm !..."
Allah zaten Hasan'a faturayı kesiyor !...
Bir anda 20 kg alıp,süper ağır siklet, sonra ha gayret bir diğer aşamadan sonra da sumocu adayları arasına giriveriyorum !...
Haaa !... Teraziyi merak edenleriniz varsa hemen belirteyim...
O ünlü terazi, ayaklar altında daha fazla dolaşmadan tarafımdan "Yangında en son kurtarılacaklar listesi"ne girip, zorunlu emekliye ayrıldı !...
İnsan gibi insan, gerçek sporcu, örnek kaptan, başarılı antrenör, hakiki dost, kibar İsmail Vuran kardeşimiz aramızdan çok erken ayrıldı...
Onu bu vesileyle bir kez daha sevgi ve özlemle anmak istedim !...
Seni hiç unutmayacağız İsmail !...
Ben kapıda arkadaşlarımı teker teker kapıda karşılarken, planını yaptığım muzip şakama da başlamak üzereyim !...
Rahmetli kardeşim İsmail Vuran'ın önüne geçerek onu çok şaşırmiş bir ifadeyle karşılıyor, soruyorum !...
"-Vay be İsmail !.. Amma kilo almışın ?..."
İsmail'cik, daha "Merhaba"laşmadan gelen bu reaksiyona, yani oltaya takılıveriyor !...
"-Yok canım !... Sana öyle geliyor !..."
Benden, göz kırpmamla işareti alan Başkan Enver Göçener, senaryonun bir diğer oyuncusu olarak anında devreye giriyor !..
"-Ben de hemen fark ettim ama, morali bozulmasın diye bir şey söylemedim !.."
İsmail, tabiatında olmadık biçimde sinirlenmeye başlıyor !...
"-Allah Allah !... Delirtmeyin beni !... Benim kilom son zamanlarda hep 88-90 arasıdır !..."
Ben, senaryoyu yazmışım, oynamaya başlamışım, katılımlar bile olmuş, üstelik te iyi gidiyor, bırakır mıyım ?... araya gene girip maydanoz oluyorum !...
"-Durun !... Kolayı var !... Çıkarsın terazinin üzerine !... Gerçekler meydana çıkar !... Herkes aydınlanır !..." (Ne derin ve önemli meseleymiş bee !...)
Terazi zaten oyunun bir parçası !.. Yakın bir yerde rolünü oynayacağı anı bekliyor !... Hani biz unutsak, o sürüklene sürüklene gelecek !...
10 saniyede "pat" İsmail'in ayaklarının dibinde !...
Salonda kimler yok ki ?...
Adnan Kıstak, Jeyan Erben, Aptullah Gümüşbaş, Gökhan Edman, Nejat Sancak...
İsmail, "Başa gelen çekilir" misali, derin bir iç çekerek, ancak kendinden ve kilosundan emin bir "Muzaffer Komutan" edasıyla ve de alkışlar arasında terazinin üzerine zıplıyor !...
Anaaa !... O da ne ?...
Terazinin ibresi 96'yı göstermiyor mu ?...
İsmail o kargaşa ve şamata arasında benim onun omuzunun üzerine kolunu attığımın ve aşağı doğru bastırdığımın farkında değil !... Gözleri fal taşı gibi açılmış bağırıyor !...
"-Bu terazi bozuk kardeşim !..."
Tam olayın sıcaklığı ve en can alıcı yerindeyiz, olayı soğutmadan Enver Göçener'e dönüyorum...
"-Abicim... Senin kilon kaç ?..."
"- 88 !.."
"-Abi bi çık üzerine bakalım !..."
Enver Göçener çıkıyor üzerine !...
İbre 88'de !...
İsmail'in üzerine üzerine gidiyorum !...
"-Gördün mü İsmail ?... Demek ki kabahat tartıda değilmiş !..."
Bir yandan da burnundan soluyan İsmail'in olası kroşelerinden ve aparkatlarından korunmak için Başkan'ın arkasına siniyorum !...
Kendimi koyvermek üzereyim !...
İsmail salondaki büyük aynanın önüne geçiyor... ceketini iyice sıyırarak, göbeğini, orasını burasını ciddi ciddi incelemeye başlayınca salondakiler benden önce basıyorlar kahkahayı !...
Ben önde, İsmail arkada !...
"-Ulan Hasan !... Ben sana gösteririm !..."
Allah zaten Hasan'a faturayı kesiyor !...
Bir anda 20 kg alıp,süper ağır siklet, sonra ha gayret bir diğer aşamadan sonra da sumocu adayları arasına giriveriyorum !...
Haaa !... Teraziyi merak edenleriniz varsa hemen belirteyim...
O ünlü terazi, ayaklar altında daha fazla dolaşmadan tarafımdan "Yangında en son kurtarılacaklar listesi"ne girip, zorunlu emekliye ayrıldı !...
İnsan gibi insan, gerçek sporcu, örnek kaptan, başarılı antrenör, hakiki dost, kibar İsmail Vuran kardeşimiz aramızdan çok erken ayrıldı...
Onu bu vesileyle bir kez daha sevgi ve özlemle anmak istedim !...
Seni hiç unutmayacağız İsmail !...









