KAZIDIK, KAZAN’DIK…
Takımımız sadece bizlerin değil, tüm otoritelerin Şampiyonluk adayı…
Böyle olunca ister istemez sporcuların üzerlerinde bir baskı oluşur… Bu durumlarda bazen psikolojiler rüzgara tutulmuş şemsiyeler gibi tersine döner… Aksine, şans verilmeyen takımlarda da hırs oluşturur…
Son köşe yazımda da değindiğim gibi sporda bu tip ters gelişmeler sürprizler doğurur…
Nitekim alışılmışın dışında bir şekilde başladı maç… Maça iyi hazırlandığı ve takımımızı çok iyi etüt ettiği, yani dersine iyi çalıştığı belli olan rakibimiz Dinamo Kazan Gamova (***19) rüzgarını ve de Larsen (***20) gücünü çok iyi kullanınca, etkili servis atıp, blokta iyi yerleşince, maça zaten tutuk giren ve belki de oyunun ilk setinde, sezonun en düşük hücum yüzdesiyle oynayan takımımıza 8-4’ten sonra bariz bir üstünlük sağladı ve ilk seti “Ne oluyor ?...” diyene kadar çok rahat bir şekilde 25-17 kapıverdi…
2. Sete takımımız diri girdi… İlk setin aksine servislere yüklenmeye başladık, onların aksine bu kez orta oyuncuları daha iyi kullanmaya, dolayısıyla hücum noktalarını çoğaltmaya başladık… 9-6, 10-7, 16-14, 19-17 derken 19-19’da yakalandık… 20-20, 22-22 kıran kırana geldi. O sırada Kim, Naz’dan çok açık aldığı topu outa vurunca 2. sette ilk kez geriye düştük, sinirler iyice gerildi…
İşte o sırada sahneye önce Shashkova çıktı, çok zor bir topu tecrübesiyle blok out yaparak oyunda dengeyi sağladı… Bu hücum maçın en kritik ve önemli anıydı… Bence de erken olmasına rağmen lehimize kırılma anıydı…
Arkasından, biri Gamova’ya olmak üzere peş peşe yapılan 2 blokla setlerde dengeyi sağladık !... 25-23…
Ve… Yüreklerimizi ağzımıza getiren kabus bitti… Kızlarımız gerçek oyunlarını sergilemeye başladılar… Yarı final maçlarında rastlanmayacak kadar rahat tempoyla, açık farklarla önde götürüp 25-17, 25-18’lik 2 setle finale “Merhaba” dedik… Hem de Gamova (***) faktörüne ve bu gün çok iyi bir performans sergileyerek, skora büyük katkıda bulunan Larson’a (***) rağmen…
Maçın yıldızı kimdi diye soranlara Kim’di (****32) diyorum… Köşeden, geri alandan çok iyi hücumlar yaptı… Etkili servis attı… Servis karşıladı, defanstan epey top çıkardı, blok yaptı… Daha ne yapsın ?... Dünya yıldızı Gamova’yı resmen gölgede bıraktı..
Maçın bir yıldızı daha vardı… Eda (****8) müthiş oynadı… Gerçi 8 sayı üretti ama takımı sırtlayanlardandı… 2 numaradan tek ayak yaptığı hücumlar, Kazan’ın blok zamanlamasını perişan etti, defanslarına top göstermedi… Hırsıyla da takımı ateşleyendi…
Shashkova (****13) takımın en iyi üçüncü ismiydi… Skora katkıda bulunmakla kalmadı, çok iyi servis attı… Ancak bloklarda yarın daha etkili olması gerek… Maçın en kıymetli sayısını takımına kazandırırken, maçın dönüm noktasındaki vuruşu gerçekleştirdi… 4. yıldızı bu yüzden ilave ettim…
Tom Logan (**10) beklenilen oyununu çıkaramadı… Tutuktu… Üstelik birde iyi pas alamayınca beklenilen katkısı gelmedi… Yarın ona çok ihtiyacımız olacak…
Fabiana da tutuk başladığı oyunun özellikle son 2 sette fevkalade oynadı… İlk iki sette (**), son 2 sette (****10) oynadı…
Maçın gizli kahramanı liberomuz Nihan’dı (***) Çok iyi mücadele etti… İnanılmaz bir iki top çıkardı...
Açıkçası Naz’dan (**2) da beklediğim randımanın alındığını söyleyemem… Zaman zaman çok kötü pas dağıttı… Şansı, gerçekten çok kuvvetli ve tecrübeli smaçörlerle oynaması… Yarınki maç çok daha değişik bir atmosferde oynanacak ve bugünkünden daha zor olacak… Setlerin çekişmeli geçeceğini, sayılarında birbirine yakın olacağını düşünüyorum…
Dolayısıyla Naz’ın fazla pas hatası lüksü olmayacak !... Sakın şaşırmayın ama, maçın kilit oyuncusu olacağını düşünüyorum…
Kaptan Seda Tokatlıoğlu takımın belki altısında yer alamıyor ama, kenarda her zaman oyuna girip, sonuca tesir edebilecek bir oyuncu… 2. Setin son 2 sayısında Fabiana’nın yerine giren Yağmur, attığı düzgün 2 taktik servisle vazifesini yapıp o çok önemli anlarda katkıda bulundu…
Seda Zeynep ise Seda Tokatlıoğlu ile aynı anda 1. sette durum 16-23 iken girdi, sadece 3 sayı oyunda kalmış oldu…
Maçın oynandığı 8500 kişi kapasiteli Bakü Haydar Aliev spor salonu neredeyse bomboştu… Çokça Fenerbahçe, az miktarda Kazan seyircisi de olmasa 2 takım da antrenman maçı oynar gibi koca Şampiyonlar Ligi’nin yarı finalini oynamış olacaklardı… Seneye tekrar İstanbul bu finallere ev sahipliği yapmalı…
Hoşuma giden taraf Fenerbahçe Universal’in beraberinde misafir ettiği kalabalık kafile içerisinde Voleybol camiasının değerli basın emekçilerinin de bulunmasıydı… Koca dünya Şampiyonasına tek bir ajans mensubuyla giderek ekonomi (!) yapan, Avrupa Şampiyonası’nın son 2 günü için de saatler kala değerli emekçi arkadaşlarımı arayan Federasyonumuzun kulakları çınlasın ?...
Maçın hakemleri Finlandiyalı baş hakem Ahti Huhtaniska (***), Polonyalı yardımcısı Piotr Dudek (***) en ufak bir hata yapmadan maçı bitirdiler…
Yarın inşallah, olağanüstü bir aksilik olmadığı takdirde, takımımız Cannes’ı finalde devirerek Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmakla kalmayacak, o takımı beceriksizce elinden kaçıran, daha doğrusu buralara kadar gelme şansını resmen altın tepsi içerisinde hediye eden Vakıfbank Türk Telekom’un da üzerimizde yarattığı üzüntüyü hafifletmiş olacak…
Başarılar kızlar…
Yarın coşmak istiyoruz…
Ülkemizde onca sorunla incinirken bize bu sevinci çok görmeyin lütfen…










