Boşuna dememişler, "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar..." diye...
Türk voleybolunun artık birer "Olmazsa olmazları" haline gelen voleybol web siteleri VOLEYBOLX, VOLEYBOLMAGAZİN, MAYINTARLASI, VOLEYBOLUNSESİ ve tekrar yayın hayatına başlamasını dört gözle ve özlemle beklediğimiz VOLEYBOLUM sitelerinde yer alan haberler ve özellikle köşe yazarlarının yorumları bazı kişi ve kuruluşların tepkilerine yol açmakta, rumuzların arkalarına sığınanlar bazen terbiye ölçülerini kaçırdıkları ifadeler kullanmakta...
Ben her yorumu titizikle okuyor, değerlendiriyorum... İçlerinde haklı bulduklarımda az değil...
Tabii ki biz köşe yazarları, konular ve gelişmeler hakkında nasıl görüşlerimizi hür ifadelerle paylaşıyorsak, onların da bizleri eleştirmeleri çok doğal... Herkes aynı şeyi düşünürse, tartışma olmazsa, doğruları bulmak güçleşir... Ancak birbirimize saygı duymak, eleştirilerimizi medenice ve seviyeli yapmamız gerekiyor... Maalesef bazıları bu konuda ipin ucunu kaçırıyorlar... Ben rumuzla yazanların karşısında değilim... Yeterki üslup kirliliği yaratmasınlar... Doğru bir tanedir... İşte bir şeyi yorumlarken doğruyu ıskalamamak da bir başka doğrudur...
Rahatsız olduğum bir diğer konuyu da dile getirmek istiyorum...
Bazı eleştirilerde "Bu yanlış !...", "Bu böyle olur mu ?..." soruları var... Bu kişilerden ricam, doğruyu, nasıl olacağını da bizlerle paylaşmaları...
Unutmamamız gereken, tüm bunlara dikkat ederken, voleybolumuzu, yönetenleriyle yıpratmamamaya özen göstermek, birbirimizi kırmamak, bilakis desteklemek olmalı... Aksi takdirde voleybolumuza zarar veririz...
Tabii ki tüm bunları yaparken doğru yoldan çıkıp, şarampola yuvarlanmamamız (!) gerekir... O zaman doğruları yaralar, hatta öldürürüz...
Bugünlere kadar beni bırakın 9 köyden kovmayı, kendi köyümden kovmak, hatta yok etmek isteyenler oldu... Şimdi nerelerde, neler yapıyorlar bilmiyorum ?...
İnşallah akıllanmışlar, geç de olsa doğru yolu bulmuşlardır ?...
FIVB’DE GÖZDE, ÜLKEMİZDE TELVE : NEJAT SANCAK…
FIVB Uluslararası Voleybol Antrenör Eğitmeni ve Uluslararası Coach; NEJAT SANCAK ; FIVB(Uluslararası Voleybol Federasyonu) tarafından; KUVEYT'te 05-17 Ekim 2011 tarihlerinde; FIVB II.nci Kademe Uluslararası Voleybol Coach Kursu’nda; “Kurs direktörü” olarak; görevlendirildi.Kursa; FIVB tarafından; 35 kursiyerlik kontenjan verilirken, SANCAK'ın yardımcılığını; Almanya’dan Dr. Christian Kroeger yapacak.
Geçen yıl; yine Kuveyt'te başarılı bir seminer veren SANCAK, 1996 yılından beri bu görevi FIVB'de başarıyla yürütüyor.
SANCAK; 1996 yılından bu yana; Karaipler’den Güney Doğu Asya ülkelerine, hatta Solomon Adaları’na kadar olan çok geniş bir coğrafyada; 20 nin üzerinde Uluslararası Kurslar ve Seminerler Verdi…
FIVB’nin gözdesi SANCAK’ın, ne yazık ve düşündürücüdür ki kendi ülkesinin federasyonu tarafından esamesi okunmuyor…
Yabancı antrenör hayranı idarecilerimizin bu anlayış ve tutumunu anlayabilene aşk olsun ?...
CENGİZ TOKGÖZ GENE KÖPÜRDÜ…
“YAPRAK DÖKÜMÜ BAŞLADI” manşetli son yazısında Cengiz Tokgöz gene açtı ağzını, yumdu gözünü… Nisan ayından bu yana; Türk Voleybolunda bir yaprak dökümü yaşandığını vurgulayan Tokgöz, kapanan kulüpleri, MEF Okulları’nı, SGK’yı, Emlak TOKİ’yi, Ekonomi Üniversitesi’ni, Sultanspor’u, Vakıfbank- Ankara’yı ve son bomba olarak nitelendirdiği Fenerbahçe ile Acıbadem ayrılığını öne sürerek tabloyu karanlık ve hüzün verici olarak nitelendirdi…Bayanlar Liginde 12 takımdan 5 inin yabancı antrenör kullandığı bir ortamda yerli antrenör için hedef kalmadığına da değinen Tokgöz, “Bu kadar kulüp kapanıyorsa, demek ki Türk Voleybolu'nun büyük bir idareci ve yönetici zafiyeti var!” dedi…”Antrenör kursu açacağınıza niye yönetici kursu açmıyorsunuz ? Belki bu şekilde yöneticilerimiz, sponsorluk, bütçe yönetimi, pedagoji, pazarlama, marka tanıtımı, toplam kalite yönetimi vs gibi konularda biraz bilgi sahibi olabilir. Ya da kaba tabirle yontulurlar, kulüplerimiz de kapanmaktan ve antrenörlerimiz ve sporcularımız da işsiz kalmaktan kurtulur.” diyerek önemli bir başka konuya da değinen Tokgöz, böylelikle şikayet edildiği gibi Yıldız Bayan Milli Takımı sporcularının da kulüpsüz kalmayacağını öne sürdü…Voleybol Lisesi takımına transfer olmayı kabul etmeyen oyuncuların Milli takıma alınmamakla tehdit edildiği duyumlarını aldığını söyleyen Tokgöz, velilere baskı yapıldığını ve bu sürecin devam ettiğini iddia etti…Bazı web sitelerinde, kim oldukları belli olmayan, ayak takımı olarak nitelendirdiği kişilerin, hakkında ileri geri yazılar yazdıklarına da değinen Tokgöz, voleybol camiasını,“Uzaktan kumandalı” ve “Kişiliksiz” olarak nitelendirdiği bu kişilerin kuklası olmamaya çağırdı…
ANKARAGÜCÜ BAYAN VOLEYBOL TAKIMI ÇOK KESKİN VİRAJDA...
100 Yıllık bir kulüp...Son yıllarda çok kötü yönetildiği söyleniyor...
Hatta Başkanı Cemal Aydın hakkında çok ağır suçlamalar var ?...
Altından kalkılamayacağı bir borç batağında olduğu iddia edilmekte...
Futbol şubesinin gelişigüzel yönetilmesinden dolayı diğer amatör şubeler de kapanma tehlikesiyle karşı karşıyalar...
Bunların başında da Bayan Voleybol Takımı geliyor...
Aroma 1. Ligi'nde yer almanın maaliyeti göz önüne alındığında insan gerçekten çok üzülüyor...
Başkentin bu tarihi kulübünün taraftarları da büyük bir moral çöküntüsü içerisinde ve şimdilik suskunlar...
İnşallah herşey düzelir ve özlediğimiz Ankaragücü'nü karşımızda görürüz...
Tabii voleybol bayan takımıyla da ?...

ARZU GÖLLÜ'NÜN YANINDA OLALIM...
Türk Bayan Voleyboluna neredeyse yarım ömür adamış sevgili Arzu Göllü'nün veda gününde, 5 eylülde, Burhan Felek Salonu'nda yanıbaşında olmak biz tüm voleybol ailesinin bir vefa borcu...
Antalya'dan onu alkışlamak için ben orada olacağım...
Ona "Güle güle" demeyeceğim...
Zira daha bayan voleybolumuza ama antrenör, ama idareci olarak vereceği çok şey var !...

EPİRDEN "BEYELMASI" SEFERİ
Geçenlerde sitemizde de yayınlanan bir haber beni ve ekibimi hayli duygulandırdı… Elazığ'ın Ağın ilçesine bağlı Beyelması köyünde genç-yaşlı, kız-erkek ayrımı olmaksızın neredeyse tüm köy halkının, yaz mevsiminde her akşam voleybol oynadığı yazıyordu ve bu habere yukarıdaki fotoğraf iliştirilmişti… 200 haneli Beyelması köyünde, aralarında bir kısmı aktif lisanslı 12 voleybol hakemi bulunuyor. Özellikle yaz aylarında gençlerin de toplanmasıyla renklenen köyde en büyük eğlence 2002 yılında dönemin kaymakamı tarafından yapılan açık sahada geceleri iddialı oynanan voleybol maçları olmakta…Tüm bunlar oldukça ilgimi çekti… Şu anda da vekaleten görevini yapmakta olan eski muhtar M. Naci Emiroğlu’nu buldum… Uzun uzun konuştuk ve sonunda gönüllü kız / erkek sporcu gurubumuzla 2012 ağustos ayında, Ramazan’da bir “Voleybol Haftası” düzenleme kararı aldık…

Kazım Tokat... Eskişehir'ın yıllanmış alt yapı antrenörü... Sayısız voleybolcu yetiştirmiş biri... Eminim, bir sorar, bin "Ah" işitirsiniz ?...
ALT YAPI ANTRENÖRLERİNİN SORUNLARINI DİNLEMELİ VE GİDERMELİYİZ
Son zamanlarda peşpeşe mesajlar alıyorum... Özellikle Dünya Şampiyonu olan Yıldız Kız Milli Takımımızın bu başarısı sonrası bu mesajlar sıklaştı... Yetiştirici, yani alt yapı antrenörlerinin sessiz haykırışlarını içeren satırlar niye yalan söyliyeyim, yıllarını alt yapıya vermiş bir antrenör olarak etkilemekte... Ara, bul, emek ver, yetiştir, sonrasında da akbabalar gibi başına tüneyen hazırlopçu büyük kulüpler pençeleriyle elinden koparıp alsınlar... Arkasından da sadece bakakal... Üstelik sonrasında birer yıldız olan sporcuların seni unutsunlar, bir bayramda bile aramasınlar ?... İşte bunun için, tüm bu antrenörler için teşvik edici bir yönetmelik çıkartmak şart... Örneğin, o sporcuyu bulan, yetiştirmeye başlayan ve ilk lisansını çıkaran kulüp antrenörlerine transfer bedellerinin belli bir yüzdesini vermeyi öngören bir yönetmelik ?... Bu antrenör kardeşlerimizin küskünlüğünü önleyecek, yetiştiricilikte sıcak tutacak, çok daha ve de üst seviyede oyuncu yetiştirmesine teşvik edecektir... Bu kişilerin çoğunun bu işi kulüplerinden para almadan, gönüllü olarak, voleybol sevdasıyla, fedakarlık yaparak hayatlarını salonlarda geçirerek yaptığını da ayrıca göz ardı etmemeliyiz... Bu konuya federasyonumuzun sıcağı sıcağına el atmasını onlar adına rica ediyorum...

Notre Dame De Sion lise ve orta takımları salona dönüştürdüğümüz Kilisede bir arada...
KİLİSEDEN ÇIKAN KIZ TAKIMIM...
Evet, yanlış okumadınız... Üstteki şampiyon takım, kullanımda olmayan, tarihi bir kiliseden çıktı... Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesi (Şimdilerde kız/erkek karışık) bünyesindeki tabanı karolu, camları vitraylı bu salonu ortadaki karşılıklı 2 sütun arasına file gererek, yerlere çizgi çizerek, üstelik Hz. İsa huzurunda (!) bir voleybol mabedi haline dönüştürürken voleybola gönül vermiş Soeur Monique Harisboure'un engin anlayışının ve özümsemesinin rolü gerçekten çok büyüktü... 1974 Yılında bu çağdaş rahibe ile kolları sıvadığımızda orta / lise beraber 350 öğrencinin öğrenim gördüğü okulun tam 52 öğrencisi voleybol seçmelerine katılmış, 38'ini takım kadrolarıma almış, başarılı olanlarını da o zamanların efsane genç takımı Doğuşspor kadrosunda da üst düzey antrenmanlar yaptırarak gelişmelerini sağlamıştım... Bu konuda Orhan Utkan ve Ufuk Uyanık'ın büyük katkılarını ve mesailerini asla inkar edemem...
Toprağı bol olsun, dostum, büyük gazeteci Kazım Kanat o zaman görev yaptığı Vatan gazetesinde spor sayfasında bu konuyu tam sayfa vermiş, Dünyaca ünlü "Paris Match" dergisinde yer almıştı... O zamanlar Hiristiyan aleminin büyük tepkisini çekmekten ve hedef olmaktan çok korkmuştum... Ancak en ufak bir tepki gelmemişti... Bu çok büyük ve tarihi bir hoşgörüydü...

İşte VAD'ın kurucu üyeleri : Üstte soldan sağa, Enver Göçener, Nejat Sancak, Abdullah Gümüşbaş, Hasan Uğur Epirden, Altta soldan sağa, Aritun Hançer, Jeyan Erben, İsmail Vuran, Adnan Kıstak...
VAD'DAN İCRAAT BEKLİYORUM...
VAD'ı (Voleybol Antrenörleri Derneği) çok zor şartlarda kurduk... İlk senelerde yönetimimiz çok faaldi... Büyük organizasyonlara imza attık... "Uluslar arası Mersin Turnuvası", "Ayhan Demir Turnuvası" gerçekten büyük organizasyonlardı... Tüm antrenör kardeşlerimizi de birlik, beraberlik altına almış, sevgi saygı bütünlüğüne ulaşmıştık... Çok güçlüydük... Federasyonlarımız bizi sayıyor, dinliyordu... Sonra yavaş yavaş sesi kısılmaya (!) başladı... Elini taşın altına sokanlar azaldı... Ve neredeyse sustu... Oysa mücadele edilecek, yapılacak çok şeyler var... Bunların başında antrenörlerimizin haklarını hukuklarını korumak, seviyelerini yükseltme gayreti, dolayısıyla teknik düzeyi yüksek seminer ve kurslar... Özellikle yabancı antrenör budalalığının tetiklediği istila (!) karşısında çözümler üretmek amaçlı...
Başkan Jeyan Erben kadim dostum... Samimiyetine ve tecrübesiyle yoğurduğu yılların kapasitesi var... Önerim, yeni bir yapılanma içerisine gidilmesi... Ben dışarıdan elimden gelen tüm gayrete varım... El kaldıranları ve de saklananları görmek istiyorum...

Enver Göçener... Antrenörlerin antrenörü... Unutanlar utansın !...
UNUTULMAZ ANTRENÖRLERİMİZ…
Konu Voleybol antrenörlerimizden açılmışken, arşivimin derinliklerine kadar inerek, "Türk Voleybolu"na bugüne kadar büyük emek vererek günümüze köprü kuran çok değerli kilometre taşlarını da bu vesileyle anmak istedim... Arşiv niteliğini taşıyan bu listede unuttuklarım olabilir ?... Lütfen tamamlanmasına vesile olmak için epirden@yahoo.com adresime atırlatmada bulunun, gelecek yazıma ekleyeyim...
İşte Türk Voleyboluna büyük hizmetler vermiş, ebediyete intikal edenler ve bu hizmetlerine isteyerek veya istemeyerek ara veren, sonlandıran antrenörlerimizi gönül alkışlarımız için anmak istedim... İşte onlar... (Alfabetik sırayla...)
Alaaddin Güneş, Alper Başaran, Ayhan Demir, Cemil Karahan, Değer Eraybar, Deniz Esinduy, Hasan Sözen, Hayrettin Nilsu, Hilmi Tükel, İhsan Uras, İsmail Vuran, Mehmet Bengü, Metin Bıkmaz, Sinan Erdem, Valentin Holyafkin maalesef aramızdan ayrılanlar... Onları sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum... Ve diğerleri... Onlara da sevgilerimi yolluyorum...
(Gene alfabetik sırayla...)
Abdullah İmren, Abdullah Paşaoğlu, Akil Örge, Alev Anakök, Altan Gökçay, Aritun Hançer, Atilla Sesören, Bülent Meriç, Cafer Aksakal, Cahit Erdoğuş, Cengiz Göllü, Çetin Demirel, Cezmi Büyükginey, Ekrem Günay, Ender Kurt, Enver Göçener, Erdal Önder, Erdoğan Kobal, Ergun Alkan, Ergun Tolon, Erkan Yasa, Erol Yüksel, Faruk Gönen, Güngör Demirtaş, Kemal Alpan, Kemal Şen, 1Haydar Sezgin, Hüseyin Özcoşan, İlhan Çetinkaya, Levent Olcay, Mehmet Akpınar, Metin Midilli, Mustafa Elitez, Muzaffer Öğütveren, Naci Bayamlıoğlu, Nasuhi Ünlübayan, Necdi Yazangil, Nevzat Karazincir, Nursal Bilgin, Oktay Orkunoğlu, Oral Yılmaz, Orhan Utkan, Osman Altan, Ömer Turhan, Özcan Sarıtürk, Özden Yıldıral, Reha Pekünlü, Reşit Yücesoy, Selami Sargut, Semih Oktay, Şakir Tunçkol, Şemsettin Üstündağ, Şükrü Yengil, Taner Katırcıoğlu, Tevfik Akartürk, Turgay Karabulak, Turhan Erdil, Turhan Kesim, Vedat Uzgit, Yaşar Çağlayan, Yaşar Ergün...
"SANCAK ALABANDA" YAYINDA...Türk voleybolunun çok önemli şahsiyetlerinden olan bir duayen “SANCAK ALABANDA” isimli köşesinde artık sizlerle beraber..
Gerçekleri, sadece gerçekleri, hasır altı edilmeye çalışılan aykırılıkları, doğru diye yutturulmaya çalışılan yanlışları sizlerle paylaşmaya başladı...
“Her şey voleybolumuz için” parolasıyla yola çıkan “Bilirkişi”mizin yazılarından elbette ki rahatsız olanlar olacak !... Ama o cesur yüreğiyle sevgi ve saygı çerçeveleri içinde yazacak ta yazacak…
İlk yazısı "ÇÖKERTME"yi mutlaka okuyunuz !...
http://voleybolx.com/koseyazilari/122/COKERTME

Masada oturanlar soldan sağa : Cengiz Göllü, Teoman Yazgan, Özcan Mutlugil, Naci Bayamlıoğlu, Haluk Aykulu...
Ayaktakiler soldan sağa : İsmail Hakkı Esemen, Tuncer Orhan, Rıza Orhan, Hasan Uğur Epirden, Celal Kosooğlu...
VOLEYBOLUMUZUN AMİRAL MASASI...
Fazla söze gerek yok... Voleybolumuzu bugünlere taşıyan ve sonunda bayrağı Erol Ünal Karabıyık'a devreden Amiral Masası ve bizler... Federasyon Başkanlığı seçim günü öğle yemeğinde... Masada eksik Prof Dr. Hüsnü Can... Heralde O da güvertede bir yerde... Çok özel ve değerli bu fotoğrafı şükran duygularımla siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim...
YILIN PLAJ VOLEYBOLU HAKEMİ : SEVİLAY GEZER... EPİRDEN 2012 Serisinde birçok değerli hakem görev yaptı... Başlarında tüm etap turnuvalarımızda TVF'yi temsilen, gözlemci olarak Uluslar arası Plaj Voleybolu hakemimiz Gültekin Tekinalp vardı... Bir orkestra şefi gibi yönetti, yönlendirdi, görevlendirdi hakemlerini... En ufak bir sorun olmadı... Kariyerli yabancı konuk sporcularımızın hiçbir maçta en ufak bir itirazı olmadı... Ama içlerinde biri vardı ki, duruşu, yürüyüşü, yönettiği maçlarda çaldığı düdüklerle ön plana çıkmakla kalmadı, parlak bir gelecek vaat etti... Antalya Bölgesi Ulusal Plaj Voleybolu hakemi Sevilay Gezer EPİRDEN BEACH VOLLEY gurubumuzca "Yılın En İyi Plaj Voleybolu Hakemi" seçildi... Kutluyor, başarılar diliyoruz...
PLAJ VOLEYBOLU İLE İLGİLİ SORULARINIZI BEKLİYORUM…
Eylül ayının ortalarında VOLEYBOLX TV’de M. Korhan Gün’ün konuğu olacağım…
Plaj Voleybolu ile ilgili sormak istediğiniz ne varsa lütfen bana, epirden@yahoo.com adresine yollayınız…
BAYRAM GENE KUTLU OLAMADI…
Bayram ve uzantısı gene kazalarla, belalarla geçti... “Trafik Canavarı”nın pusuda olduğunu unutanlara Bayram zehir oldu…Yazımı hazırladığım şu ana kadar "Trafik Canavarı"na verdiğimiz kurban sayısı toplam 132 kişi... 790 kişi de yaralı olarak hastanelerde tedavi görmekteler…

Bu arada çok güvenilir (!) ünlü otobüs firmalarının ise peşpeşe, birbirleriyle yarışır gibi yaptıkları ölümcül kazalar güven sarstı...
Uykusuzluk, aşırı hız, dikkatsizlik, hatalı sollama, trafik kurallarına uymamak...
Hala akıllanamadık, doğruyu bulamadık ?...

YEŞİLÇAM’IN UNUTULMAZ EMEKTARI : SAMİ HAZİNSES…
İşte Türk sinemasının bir başka emekçisi Sami Hazinses… Mütevazı yaşantısına sığdırdığı rekor düzeyde filmde bizleri güldüren bu şeker adamı da maalesef yitirmiş bulunmaktayız…
Ona hergün Beyoğlu’ndaki Hasnun Galip sokağında bulunan “Figüranlar Kahvesi”nde rastlamak mümkündü… Milyonların bağrına bastığı Hazinses yapayalnızdı… Günübirlik bir yaşam tarzı, daha doğrusu mecburiyeti vardı… Gene de cebindeki 1 lirayı, elindeki simiti benzer yaşantıya mahkum olmuş diğer meslektaşlarıyla her zaman paylaşmasını bilen, iyilik timsali bir yıldızdı… Soyadı gibi hazin oldu son günleri… Filmlerini parlattığı o sözde dev aktör ve aktrisler onu yapayalnızlığa terk ederlerken “Vefa”nın sadece İstanbul’da bozasıyla ünlü bir semt olduğu bir kez daha anlaşılıyordu...
Toprağı bol, mekanı cennet olsun !...O bunu çooook hak etmişti…
UNUTULMAYAN MELODİLER…
Little Lucy / Erol Büyükburç
Türk Pop Müziği’nin öncüsü Erol Büyükburç’un bu unutulmaz parçası aynı zamanda ülkemizdeki yabancı sözlü ilk beste olma onurunu taşımakta… İşte, Büyükburç’un küçük Lucy için bestelediği o ölümsüz parça… TRT arşivinden…



