
29 Ekimde Türkiye’nin kalbi Ankara’da atacak…
Türkiye’nin 4 bir yanından akın akın gelecek olan yüz binler Ulus’taki eski TBMM’nde toplanacak, sonrası Anıtkabir’e yürüyecek, İzmir’de ise Gündoğdu Meydanı’nda, diğer illerde de meydanlarında toplanacak, bu ülkenin sahipsiz kalmadığını, dervişler, müritler, şeriatçılar devleti olmadığını ülkemize, Atatürk devrim, inkılap ve ilkelerine ne kadar bağlı, bayrağını ne denli seven bir halk olduğunu, laik ve çağdaş çizgisiyle tüm dünyaya bir kez daha gösterecek !...
Ne mutlu “Türküm” diyen ve bu olguyu yüreğinde taşıma erdeminde, orada şahsen veya yüreğiyle olanlara ?...
Tüm Cumhuriyet tutuklularına selam olsun !...

PROF.DR.AHMET TANER KIŞLALI (1939 - 1999)
Düşünceleri yüzünden bir insanı katletme karanlığını bir kez daha kınıyor, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı aramızdan ayrılışının 13. yılında saygıyla anıyoruz…
BAŞSAĞLIĞI…
Eski Milli Takm kaptanımız Selcan Çağlar’ın muhterem valdesi Türkan A. Çağlar’ın vefatını üzülerek öğrenmiş bulunuyorum… Kendisine ve ailesine “Baş sağlğı” dileklerimi iletiyor, merhumeye Tanrı’dan rahmet diliyorum…

ÖZLENEN TABLO…
Erol Ünal Karabıyık’ın Padişah edasıyla küçümsediği, irili ufaklı ikazlarını dikkate almadığı Voleybolun yıllanmış kıdemli emekçileri “Birinci Tekil Şahıs” saltanatının sonunu hazırlayan en önemli etkendi…
Özkan Mutlugil ve yol arkadaşları seçimi kazanır kazanmaz kolları sıvadılar ve geceli gündüzlü çalışmaya başladılar… “Spor Toto Süper Kupa”sı için tüm bu emekçileri de Ankara’ya davet ettiler…
Altlarına son model bir Mercedes minibüs tahsis edildi, gidiş ve dönüşlerde yemek ikramında bulunuldu… Gerçi Basın mensuplarının hepsi de ceplerinden Ankara’ya gitmeye hazırdılar ama bu güzel, nazik ve değer dolu jest eminim hepsinin gönlünü okşamıştır… Başkan ve Yönetim Kurulu’ndaki tüm kıymetli üyeleri bu hassasiyetlerinden dolayı kutluyorum…
Bu arada, “Tek Adam”ın salonun şahin tepesindeki (!), sır gibi sakladığı, çok önemli misafirlerini ağırlayıp (!) keyif yaptığı lüks oval ofisi de (!) Başkan Mutlugil tarafından büyük bir alçak gönüllülükle ilk kez basın mensuplarına açıldı… Basın mensubu arkadaşlarım saygıyla ve sevgiyle ağırlandılar… Uzun zamandır alışık olmadığımız şeyler bunlar…
Bu sevgi ve saygı sadece Basın mensuplarına değil, voleybolaydı aslında…
Karabıyık’ın kulakları mutlaka çınlamıştır ama bu saatten sonra çınlasa ne olur, çınlamasa ?...
Üstteki fotoğraf özlenen bir tablo…
Tek bir farkla…
Orada o güzel tabloya Tayyar Sümen, namı diğer “Tay tay” girmiş, sırıtmış ?...
Bir insan bu kadar pişkin ve rahat olabilir ?...
Ben onun yerinde olsam, Karabıyık Başkan’a bu kadar yalakalıktan sonra, Özkan Mutlugil’e verdiğim, ancak alabora olan derin fetvalarımın (!) ardından hem de sıcağı sıcağına onunla aynı karede yer almaktan utanırım, sıkılırım ?... Yoksa muhabirliğini tabii ki yapacak, karışamayız, dilediği yerlere istediği gibi takılabilir ?... Ama bu fotoğrafa yakışmamış ?... Sadece ben değil, herkes aynı şeyi söylüyor ?...
O değil miydi, seçim öncesi, köşesinden (!) ulema kesilip, seçim sonucunu haftalar önce ilan eden (!), kaybedecek (!) Başkan adayına da fetvalarda bulunan, seçime boşu boşuna girmemesi için bir güzel nasihat eden ?...
Yazdıklarıyla tepetaklak olunca, çareyi, kendisini bile kandırmak pahasına, pişkince voleybol uzmanı ve azmanı kesilmekte buldu mübarek ?... Bu kez de görülmemiş bir pişkinlikte, şehir içi vapurlarının iskeleye yanaştığı gibi, çevir gazı yanmasın misali, haddini fersah fersah aşarak müthiş donanımlı, bilgili, tecrübeli, zeki olan Başkan’a öğütlerde (!) bulunmaya kalkıştı ?...“Dik dur !...” talimatı (!) verdi, kendisini uyarmaya kalkıştı… Hatta terbiye sınırlarını da aşarak, yüzsüzce, onu aralarına alan, değer (!) veren voleybol adamlarına da büyük saygısızlık yaparak, Papazlardan, taş kafalılardan, sinecen yani hileci, düzenci, sinsi kişilerden uzak durmasını tembihledi ?...
Bu kafayla nasıl eğitimcilik yaptığı merak ettiğim “Taytay”, aşağılama düşüncesiyle kafasında kurguladığı, son yazısında pervasızca ele aldığı, Allah’ın bir din adamı olan“Papaz” benzetmesini kime yaptığını, “Taş kafalılar” ve “Sinecenler”in kimler olduğunu kamuoyu önünde derhal açıklamasını beklediğimi vurgulamama rağmen, aradan geçen 2 haftalık süreye karşın, delikanlılar gibi ortaya çıkıp, tek bir laf edemeyişinin bana verdiği hakkı kullanıyorum… Onu kışkırtıcı, camiamıza nifak tohumları eken, günahkar bir müfteri ilan ediyorum !...

BİRAZ CİDDİYET LÜTFEN ?...
Eski Başkan Erol Ünal Karabıyık’ın basın ile birkaç gözdesi (!) hariç, ketum tutumu, web sitelerine karşı alerjisi (!), voleybolumuzun kitlelere ulaşımında daima handikap olmuştu… Bu zor dönemde elinden geldiği kadar hizmet vermeye çalışan “Joker” şüphesiz Federasyonun Basın Bürosu’ndan Hasan Kulaç’tı… Kulaç Basını iyi bilgilendiremedi desem doğruyu söylemiş olmam… Allah yukarıda, rekor sayıda haber dağıtımı yaptı… Ancak Federasyon bürosundan özellikle plaj voleybolu ile gelen görüntüler bazen amatör boyutlardaydı… Üstelik sık sık haberlerin manşetinde veya içeriğindeki yanlışlar, sonradan “Sehven yanlış yazılmıştır !...” mazeretiyle (!) düzeltilmiş olmasına rağmen hoş karşılanmamıştı…
Özkan Mutluğil’in Başkanlık koltuğunu devralmasından sonra, Federasyonun bazı kilit noktalarında henüz bir değişim yapmadığını görüyoruz… Yapar ya da yapmaz, o tabii ki kendi tasarrufundadır… Ben kıyıma karşıyım ama bazen güven zafiyeti, bazense daha kalifiye kişilerin tercihi ile doğal değişimler yaşanabiliyor ?...
17 Ekimde yapılan “Spor Toto Süper Kupa” maçı sonrası Federasyonun Basın Bürosu’nun maç neticesi bülteni elime geçince şaşırdım, niye yalan söyleyeyim, biraz da kızdım… Bültende “Spor Toto Süper Kupa”sı akıl almaz bir yanlışlıkla “Teledünya Süper Kupa”sı şeklinde yer almaktaydı…
Habercilikte uzun sayılabilecek bir süre sonrası, Basın Bürosu tekrar ek bir yazı yollayarak, “Süper Kupa”nın sehven (!)“Teledünya Süper Kupa”sı olarak yazıldığını ifade ederek özür diledi…
Özründe gene sehven (!) hata yapmışlardı, “Spor Toto Süper Kupa”sını, ona ismini veren, koca sponsoru “Spor Toto” ön adını gene atlamış veya unutmuşlardı ?…
Biraz ciddiyet beyler ?...
Gönderilen basın noktalarını saydım, tam 340’dı… Yani bendeniz hariç 339…
Birçoğunun haberi ilk yollandığı gibi yanlış yayınladığını, hatta sonrasında da düzeltmediğini veya yoğunluklarından düzeltilmesinin unutulduğunu gördüm… Bu yüz binlerle belki de milyonlarla ifade edilir ?... Yani diğer bir değişle, yaklaşık bu kadar sporsevere kupaya adını veren sponsor “Spor Toto” ön adı ulaşmadı ?...
Yarın koskoca Spor Toto Teşkilatı bunun hesabını sormaya, faturasını kesmeye (!) kalkışsa, bunun hesabını Federasyonun Basın Bürosu sorumlusu Hasan Kulaç nasıl verebilir ?...
Tekrarlıyorum : Biraz ciddiyet lütfen ?... Herkes sorumluluk taşıdığı işini iyi ve doğru yapmalı !...
“Joker” olmak, hele hele koca Federasyonun haber kanalının vanası olmak kolay iş değildir, dikkat, özen ve sorumluluk gerektirir… Umarım adaşım bu eleştirimi kızarak değil, olgun bir anlayış içerisinde, samimi bularak özümser ?...

KURAL VURDUM DUYMAZLIĞI…
Çoğu kez işlerine gelmediği için sessiz kaldılar, verecek cevapları da yoktu zaten ?...
Cengiz Tokgöz’ün boğazında tüy bitti söyleye söyleye, eli yoruldu yaza yaza…
Geçenlerde bir de gördük ki, FIVB 2012 Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda Fenerbahçe’nin Kenya temsilcisi Prison ile yaptığı maçta 2 takım da bırakınız rengi, neredeyse aynı forma ve şortlarla oynadılar…
FIVB de bunu yaparsa ?...
Pes doğrusu ?...
Ümit Sokullu gibi, hakemlik kariyerinde tavan yapmış, onur ve gurur duyduğumuz bir dünya devinin, liderliğini yapmaya başladığı MHK’de bu konuda çok hassas olacağından ve de ödün vermeyeceğinden eminim…
Bu vesileyle yeni MHK’ya başarılar diliyor, içlerinde değer verdiklerim olan eski üyelere de hizmetten dolayı, voleybolumuz adına teşekkür ediyorum…

Uluslar arası deplasmanlar yapan Büyükdere Veteran Takımı bir maç öncesi antrenörleri Erdoğan Kobal, kaptanları Gökhan Saygı ile…
VETERAN LİGİ…
Veteran Ligi önerim çok büyük ilgi gördü… Sayısız mesaj aldım… Bir kez daha anladım ki, özlem var ve bu ligde hayat olacak ?...
Federasyonumuza buradan bu ligi tahsis etmelerini hararet ve heyecanla öneriyorum…
Bu konuda bir de Bayan ve Erkek Milli Takımları oluşturursak tadından yenmez ?...
Almanya’da yaşayan Altan Arslan, yazdığı mesajda liglerimizdeki 35 yaş sınırının büyük saçmalık olduğunu, halen Almanya’da 40 yaşlarda üst seviyelerde top oynayan oyuncuların bulunduğunu, kendilerinin 60 küsur yaşlarıyla gençleri de aralarına alarak, liglerde oynadıklarını vurgulamış, bu yönetmeliğin hemen düzeltilmesinde fayda gördüğünü eklemiş…
Facebook’ta sevgili Ahmet Besler’in kurduğu ve çok seçkin eski toprakların buluştuğu VOLEYBOL NOSTALJİ’deki dostların da bir anda ne kadar heyecanlandıklarını gördüm… Umarım bu lig devreye girer ?...
SAYGUN KESKİN’DEN İLGİNÇ BİR ÖNERİ…
Sevgili Saygun Keskin’den ilginç bir öneri geldi…
Zevkle paylaşıyorum…
“Yeni Federasyonumuza şöyle bir öneride bulunabilir miyiz? Bence eskiden voleybol oynamış herkese voleybol maçlarına bilet alıp girmek zor geliyor. Bilet parasını önemsediğinden değil, kendi yuvası gibi gördüğü yere bilet alıp girmek hoşuna gitmiyor.Federasyonumuz eski voleybolculara birer kart yaptırsın ve bu kartın tabii ki yıllık bir bedeli olsun, bizler bu kartları federasyondan satın alalım ve en azından kartımızı göstererek maçımıza girip belki de bizler için ayrılan bir bölümde hep beraber seyredelim.Hem yeniden kaynaşmış oluruz hem de ciddi bir seyirci potansiyeli olur diye düşünüyorum.”
Yıllarca ihmal edilen bir konu olan, Voleybol Federasyonu’nun, Voleybol Vakfı’nın, Voleybol Antrenör ve Hakem Dernekleri’nin düşünce zafiyeti, dahası beceriksizlikleri ve tembelliklerinden dolayı çok ihmal edilen, voleybol ailesini bir araya getirmeyi amaçlayan girişim yoksunluğu için böylelikle ilk adımlardan biri atılmış olur ?...
Bu kartın voleybola emeği geçmiş, tüm eski antrenör, hakem ve sporculara, halen voleybol için didinen emekçi Basın mensupları için ücretsiz dağıtılmasından yanayım…
Ayrıca tüm bu güzel insanları bir araya getirilecek bir yemek de angarya sayılmamalı ?...
ÜNİVERSİTE DİPLOMASI MECBURİYETİ…
Okuyucularımdan sürekli mesajlar alıyorum… iltifat dolu olanlar beni tabii ki ziyadesiyle memnun ediyor…
Aralarında gayet doğaldır ki eleştirilir de çıkıyor… Onlar içinde seviyeli olanları da büyük bir ciddiyetle okuyor, değerlendiriyorum…
İşte içlerinden biri de gene sizlerle paylaşacağım cinsten…
23 Yaşında, aynı zamanda voleybolculuk hayatını da sürdürmekte olan bir kızımız, ilçesinde onlarca küçük kızı mahalle mahalle dolaşarak, ailelerini ikna ederek toplamış, 1 yıldır da Belediyesinin hoşgörülü desteğiyle salon antrenmanı yaptırmaktaymış ?... Kızımıza bir dokundum, yarasını kanattım, üzüldüm…
Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik Madde 11/1 b fıkrasında Başkan adaylarında “En az lise mezunu olmak” yeterli öngörülmektedir… Madde 11/2 b fıkrasında Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu üyelerinden aranan şartlar arasında sadece “Öğrenim belgesinin kurumca tasdikli örneği” istenmektedir… Yani ilkokul mezununa da Yönetim Kuruluna girebilme şansı verilmektedir… Oysa diğer tüm kurullarda Üniversite ve dengi yüksek okul şartı aranmaktadır ?... Aynı şekilde Voleybolda 1. kademe antrenör diploması için istenilen belgeler arasında gene Üniversite ve dengi yüksek okul diploması şartı aranmaktadır ?… Hakemlik müessesinde ise Lise diploması, yani tahsili yeterli olmaktadır…
Ben Hukuk Kurulu üyelerinin dışında bu görevler için Üniversite ve dengi yüksek okul diploması şartı aranmasını uygun bulmuyorum… Aynı şekilde Antrenörlük diploması için de… Hiç olmazsa ilk başlangıç kademesi için ?... Bu koşulun özellikle voleybolumuzun alt yapısında ciddi bir kısıtlama getirdiği inancındayım… Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik ve Voleybol Antrenör Yönetmeliklerinin tekrar gözden geçirilmesinden ve bu konuda iyileştirme yapılmasından yanayım…
Zaten Spor Genel Müdürlüğü’nün “Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik” kapsamında da çok ciddi onarımlar yapılması gereğini düşünüyorum… Madde 8/1, Madde 11/2, 11/2 f fıkrası, Madde 14/2,6,7,14 mutlaka değiştirilmelidir…
BAZI VOLEYBOL İL TEMSİLCİLERİ DEĞİŞTİRİLMELİ…
6215 sayılı Kanunun 10. Maddesi ile değişen 3289 sayılı Kanunun ek 9. Maddesine dayanılarak hazırlanan ve 26.09.2011 tarihinde yürürlüğe giren Voleybol İl Temsilciliği Talimatına göre Voleybol Federasyonun yurt içi bağlantısını sağlamak üzere illerde Voleybol İl Temsilcileri görevlendirilecek…
Halen görev yapan veya yaptığını zanneden İl Temsilcileri yeni adaylarla birlikte tekrar gözden geçirilecekler…
TVF web sitesinde açıklanan niteliklere sahip olan ve Voleybol İl Temsilciliği Talimatında belirtilen görevleri üstlenmek isteyenler 31 Ekim 2012, çarşamba günü mesai bitimine kadar Federasyona resmen başvuracaklar…
Gönlümden geçen bu işi en iyi yapanların o göreve atanmaları…
ANKETİMİZDE SON DURUM…
“Yeni Federasyon yönetiminden ilk beklentiniz nedir ?...” anketimize şu ana kadar ki oylama sonucu :
Yabancı sayısı değişikliği » % 19
Medyaya gerekli özen » % 10

VOLEYBOL MANŞETİN 77. SAYISI ÇIKTI…
* FIVB 2012 Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda ülkemizi temsil eden Fenerbahçe zayıf rakipleri kolay geçmesine karşın, Rabıta Bakü maçında tel tel döküldü, çok kötü bir performans sergileyerek finali ıskaladı… Ancak 3. olabildi… Zaten şampiyon olan, Olimpiyat Şampiyonu Brezilya’nın nüvesini oluşturan kadrosuyla Sollys Nestlé’yi yenmesi de çok zordu…
* Başlayan Bayanlar ve Erkekler 1. Liglerinde tüm takımlara başarılar diliyorum…
* Avrupa Kupaları da start alıyor… Temsilcilerimize üstün başarılar diliyorum…

FUTBOL DİYE DİYE DİĞER SPORLARA NANKÖRLÜK EDİYORUZ…
Futbolda vasat bir takım olan Macaristan’dan da fark yedik…
Romanya maçı sonrası özet yorumumu tekrarlıyorum…
Bu takımdan ne köy olur, ne kasaba…
Şu futbola verilen değer, yazılı ve görsel basında verilen yerin yarısı keşke voleybol, basketbol ve diğer amatör sporlara verilse ?...
2020 İstanbul’u bize verseler, bu kafayla ve mantaliteyle ne yapabiliriz, kimse düşünmüyor…
Bence bir yasa tasarısı hazırlanmalı, basına orantılı mecburiyet getirilmeli…
Sporumuzda seferberlik şart…
Türk sporu tüm branşlarıyla, eksikleri ve gereksinmeleriyle masaya yatırılıp konsülte edilmeli, kısa, orta ve uzun vadeli gerçekçi planlar tasarlanmalı…
Ve Devlet desteğini sadece maddi olarak vermeli, yani elini sporun idari çarklarından çekmeli…

ZENGİN KADRO… MÜMTAZ KİŞİLİKLER…
Türk Voleybol Tarihinin en iyi Genç Milli takımı… (1984)
Üstte soldan sağa : Sedat Çerkezler (Yard. Antrenör), Münip Özdurak, Yavuz Basal, Bener Amado, Özkan Mutlugil (Yeni Federasyon Başkanımız), Hakan Kayhan, Şenol Yurtsever, Oktay Orkunoğlu…
Altta soldan sağa :Metin Ahlatçı, Uğur Hancı, Bülent Ütün, Serkan Sözer, Barbaros Türkay, Tamer Çamlıbel…

UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMANIN SIRRI…
Hikmet İnanlı…
Yıllara meydan okuyan delikanlı…
Salonda da, plajda da hala top oynuyor… Hem de hakkını vererek ?...
Ona genç kalmasının sırrını sormuştum, tebessüm etmişti…
Bu fotoğrafı gördükten sonra meraklı soruma (!) cevap almış kadar oldum ?...

TİYATRO MU ?... O DA NE ?...
Koca koca çınarlar birer birer devriliyorlar… Usta oyuncuların gidişine çok üzülüyoruz… Güzel insanların, gerçek sanatçıların nesli git gide tükeniyor… Hele tiyatro sanatçıları ?...
Borç içinde yüzerken, üstelik Devlet’in hışmına uğramış, desteği kesilmişken, tiyatro yapmak için çırpınanların kıymetlerine ancak kaybedince farkına varıyoruz ?...
Ülkemizde, tiyatro sanatı için harcanıp, tüketilmiş hayatları önemsememenin acı özlem faturalarına katlanmak zorunda kalıyoruz…
Çoğu dizi oyuncusu olup, ayakta kalmaya çalıştılar… Kimileri için ise tiyatro vazgeçilmez mabetleriydi, aç aldılar, susuz kaldılar, borç batağına saplandılar ama sahnelerine ihanet etmediler…
Tiyatro sezonu açıldı… Birbirinden görkemli oyunlar sahneleniyor… Gerçek sanatçıları canlı olarak yakından görmeye ve alkışlamaya ne dersiniz ?...
HAYDİ DOSTLAR TİYATROYA…
Antalya’da eyleme fotoğrafta görüldüğü gibi ön saflarda katılmış, hayvan dostlarımıza yüreğimin derinliklerinden destek vermiştim… Sonuna kadar da bu yasa için tepkilerime devam edeceğim…
HAYVANSEVERLER İSTANBUL’U ZAPTETTİ…
Biz hayvan severler tarafından “Kanlı Yasa” ve “Ölüm Yasası” olarak yorumlanan 5199 Sayılı yasa tasarısının yürürlüğe sokulması girişimine tepkimiz gün geçtikçe büyümekte…
Bugün (21 Ekim Pazar) Türkiye’nin her köşesinden kedileriyle ve köpekleriyle gelen ve İstanbullu hayvan sever dostlarıyla buluştular…
Yaklaşık 10 bin duyarlı vatandaş Galatasaray’dan Taksim’e pankartlarıyla ve sloganlarıyla yürüdüler…
Onlar adına, içlerinden biri olarak, Hükümet’i sağ duyuya davet ediyor, bu yasaya asla “Evet” dememelerini salık veriyorum…


“KURBAN” SÖZCÜĞÜ BİZE GÖRE DEĞİL !...
BADEM EPİRDEN YAZDI…
Mırhabaaaa ;
Kurban Bayramı’na az kaldı !... Bana kızmayın ama, “Bayram” sözcüğünün aksine, “Kurban” sözcüğü bana çok hüzün getiriyor, içim ürperiyor, tüylerim diken diken oluyor !... Ne yapayım, elimde değil ?... Tam 9 yaşındayım ve bu güne kadar 8 Kurban Bayramı geçirdim… Yani bu dokuzuncusu olacak !...
Bu Bayram Hasan babbaya söyleyeceğim, beni, kardeşim Zeytin’i kızım Boncuk’u ve tüm arkadaşlarımı asla balkonlara çıkarmasın, bahçeye salmasın !... Çünkü ne benim ne de onların yürekleri o görüntüleri kaldıramayacak kadar hassas !...
Yan evlerin bahçelerinde günlerce bağlanan ve acı acı meleyerek ağlayan o koyunlar gözümün önünden hiç gitmiyor, sesleri kulaklarımda yankılanıyor !... "Kurban Bayramı" dedikleri bu bayramın gereğinin bizi, kainatı yaradan Allah'a "Kurban" sunarak, sözde dinin vecibelerinden birini yerine getirdiklerini öğrendiğimde daha 1 yaşımda bile değildim !... Beni gerçekten o kadar çok etkilemişti ki günlerce uyku uyuyamamış, mamma yiyememiştim !...
Oysa Şeker Bayramı’nda herkes şeker yemiş, Cumhuriyet Bayramı’nda coşmuş, 23 nisanda ise çocuklarla birlikte ne güzel eğlenmiştik !... Amma dedim ya, o Kurban Bayramları yok mu ?... Hiç ama hiç haz edemedim gitti !...
Hoyratça, o masum zavallı hayvanları çoluk çocuğun, bizlerin önünde, patilerini bağlayıp, kıtır kıtır kesmekle nasıl bayram oluyor ve de kutlanıyor, bu hayvansal kimliğimle hala anlamakta da güçlük çekiyorum !...
Kendimi onların yerine koyuyorum da … İçim çekiliyor, bir tuhaf oluyor, yemeden içmeden kesiliyor, evdeki en kuytu köşeye çekiliyor ağlıyorum !...
Düşünebiliyor musunuz ?... Boynuzlarından hoyratça tutup, sürükleyerek, popolarından zoraki iteleyerek, o incecik ayakları üzerinde akıbetine direnen koyun kardeşleri bir ağaca bağlıyorlar !... Ölümü içinde hisseden zavallılar, bağıra bağıra, ağlaya ağlaya o kader anlarını bekliyorlar !... İnsanlar da sıcak yataklarında mışıl mışıl uyuyabiliyorlar !... Ertesi gün de o güzeller güzeli hayvanları bıçakla kesiyorlar, parça parça ediyorlar ve sonrasında da kavurup, pişirip bir güzel afiyetle yiyorlar !...
Mırrr !... Anlatırken bile tüylerim diken diken oluyor !... Hala o dehşet anlarını yaşıyorum !... Gördüklerimi de kolay kolay unutabileceğimi hiç sanmıyorum !...
Bu arada, ilk yıl içime şüphe düştü !... Babbamın çalışma odasına usulca girdim, kütüphanesine tırmanıp, ansiklopedisini karıştırıp, "Kurban" kelimesini iyice bir inceledim !... Neyse ki "Kurban" edilecekler içinde bizler yer almıyormuşuz !...
Şimdi mutfakta ne zaman bir bıçak görsem, içim bir tuhaf oluyor !... Ne yapayım ?... Elimde değil !... Kendini o zavallıların yerine koyamayanların, hassas olamayanların bu anlattıklarımı anlayamamaları gayet normal !... Ama “Bazen görülenin de ardına bakmakta yarar var !...” diye düşünüyorum !... Korkmadan, cesurca !... Doğrular bazen oralarda saklı oluyorlar !...
Keyfinizi kaçırdıysam, Müslüman teyzeleri ve amcaları kızdırdıysam özür dilerim !... Maksadım asla İslam dininin bu farzını tenkit etmek ve yargılamak değildi !... Sadece içimdeki hisleri ve düşündüklerimi dile getirmek istedim !... Biliyorum hayvanlığın lüzumu yoktu ?... Bazen ve bazı hallerde insanlığın lüzumunun olmadığı gibi ?...
Hepinizin bayramı kutlu olsun !... Ellerinizi yalıyorum…

ASRIN ATLAYIŞINDA SANSÜRLENEREK TÜM DÜNYADAN GİZLENEN GÖRÜNTÜ…
Aslında Avusturyalı Felix Baumgartner 34 kilometre yükseklikten değil, sadece 12 metreden atladı, bilgisayar oyunuyla televizyonda tüm dünyayı kandırdılar…
UNUTULMAYAN MELODİLER…
UNUTULMAYAN SOLİSTLER…
Güle güle sana / Selçuk Ural
Bu şarkıyı kime ithaf ettiğimi tahmin ediyorsunuzdur ?...
Bu köşe yazısı aynı zamanda www.turkiyehaberajansi.com sitesinde de yayınlanmaktadır...
Tüm yazıların yayın ve paylaşım hakkı www.voleybolx.com sitesine ve Hasan Uğur Epirden'e aittir... İzinsiz alıntı yapılamaz...



